konu:çocuk ve oyun, çocuklarda oyun kavramı, oyunun çocuğun gelişimine etkileri oyun kavrami, oyun oynamak basariyi nasil etkiler, oyunun cocugun gelisimine etkileri, oyunun cocugun gelisimine etkisi, oyunun cocuklar uzerindeki etkisi,

Oyunun Cocuklar Uzerındekı Etkısı Nedir?

Oyun Kavramı
Oyun kavramı birçok Avrupa ve Asya dillerinde olduğu gibi Türkçe’de de geniş bir alanı kapsamaktadır. “Oyun” sözcüğüyle ifade edilen kavramların kapsadığı alanları şöyle sayabiliriz:

* Vakit geçirmeye yarayan, belli kuralları olan eğlence anlamında çocuk ve yetişkinlerin oynadığı bütün oyunlar,
* Kumar anlamında daha çok ütmeli oyunlar için kullanılmaktadır. Çocukların oynadığı aşık, bilye, çekirdek vb. türü oyunlarla yetişkinlerin oynadığı zar, aşık, iskambil ve diğer bütün ütmeli oyunlar,
* Şaşkınlık uyandırıcı, hüner olarak el çabukluğu ve maharete dayanan daha çok hokkabaz ve sihirbazların yaptığı oyunlar,
* Tiyatro ve sinemada oyuncunun rolünü yorumlaması,
* Müzik eşliğinde yapılan hareketler oyun kapsamı içerisinde düşünülmektedir. Genellikle halk dansları, köçek oyunları, Sahne ya da mikrofon için hazırlanmış eserler,
* Bedence ve kafaca yetenekleri geliştirmek amacıyla yapılan, çevikliğe dayanan ve her türlü yarışma, Çocuk oyunları, yetişkinlerin oynadıkları futbol, basketbol, voleybol, güreş, vb.

oyun kavramı içinde bulunmaktadır. Özellikle Tanzimat döneminde Namık Kemal gibi yazarlar tiyatro eserlerini oyun olarak isimlendirmişlerdir. Daha sonraki dönemlerde de bu kavram dilimize yerleşmiştir.

Oyunun Tanımı
Genel tanımıyla belli bir amaca yönelik olan veya olmayan, kurallı ya da kuralsız gerçekleştirilen, her durumda çocuğun isteyerek ve hoşlanarak yer aldığı, fiziksel, bilişsel, dil, duygusal ve sosyal gelişiminin temeli olan, gerçek hayatın bir parçası ve çocuk için en etkin öğrenme süreci olarak ifade etmektedir. isimlendirmişlerdir. Çocuk açısından oyunun çok klasik bir tanımı vardır:

Oyun, çocuk için ciddi bir iştir.

Bu kısa tanımın içinde saklı kocaman bir dünya vardır aslında. Çocuk her şeyi oyunla öğrenir dünyayı oyunla keşfeder, gelecekteki kişilik temellerini ilgi ve yeteneklerini oyun yoluyla belirler. Oyun en iyi eğitim ve öğretim metodudur. Çünkü kalıcı davranış değişiklikleri kazandırır. Nasıl ki yetişkin bir insan için mesleği çok önemli ise, çocuk için de oyun ve oyuncakları o denli önemlidir.


Oyunların Sınıflandırılması

Çocuk oyunlarını genel olarak;

A- Oynama zamanlarına göre;

1- Gündüz oynanan oyunlar
2- Gece oynanan oyunlar
3- Hem gündüz hem gece oynanan oyunlar
4- Belirli mevsimlerde, aylarda, günlerde oynanan oyunlar

B- Oynanma yerlerine göre;

1- Açık alanlarda oynanan oyunlar
2- Kapalı alanlarda oynanan oyunlar
3- Hem açık hem kapalı yerlerde oynanan oyunlar

C- Oynayanların cinsiyetlerine göre;

1- Erkekler tarafından oynanan oyunlar
2- Kızlar tarafından oynanan oyunlar
3- Karışık oynanan oyunlar

D- Oyun içinde kullanılan araçların türüne göre;

1- Taşla oynanan oyunlar
2- Topla oynanan oyunlar
3- Değnekle oynanan oyunlar
4- İple oynanan oyunlar
5- Aşık, bilye, ceviz, badem vb. şeylerle oynanan oyunlar
6- Oyuncaklarla oynanan oyunlar
7- Hiçbir araç kullanılmadan oynanan oyunlar

olarak da ayırabiliriz.

Oyunun Özellikleri
Oyun üzerine geniş araştırmaları olan araştırmacılar oyunun birçok temel özelliklerinin olduğunu belirtmişlerdir:
1- Oyun özgür bir eylemdir.
İnsanlar oyun oynamaya kendi kendilerine karar verirler. Bir başkasının dayatması sözkonusu olmaz. Olduğu taktirde oyun, oyun olmaktan çıkar. Yükümlülük haline gelir. Oyuncu zoraki girdiği oyunu bir angarya olarak görür, zevk alması sözkonusu olmaz. Anne-babasının arkadaşlarının diretmesiyle oyuna giren çocuk uyumsuzluklar gösterir. Yetişkinler için de aynı şey sözkonusudur
Oyun ortamı çocuğun en özgür olduğu ortamdır. Oyun kurallarına uyduğu, oyunun ciddiyetini bozmadığı, oyunbozanlık yapmadığı sürece oyun içinde, müdahale sözkonusu değildir. Düşüncelerini duygularını oyun içerisinde kurallara uygun olarak açıklayabilir. Her ne kadar oyun ciddi bir eylemse de katılanın zevk alması esastır.
2- Oyun ciddi bir eylemdir.
Oyun eğlenmek, zevk almak amacıyla oynandığı halde bir ciddiyet sözkonusudur. Kurallara uymak, başkasının hakkına saygı göstermektedir.Oyun oynayan çocuk ciddi bir iş yaptığı bilincini taşımaktadır. Bir başkasının müdahalesi bu ciddiyeti, oyunun, çocuğun büyülü dünyasını bozmaktadır. Oyun çocuk için gerçek yaşamın bir parçasıdır ama büyülü bir parçasıdır. Çocuk oyundaki nesneleri gerçek yaşamdaki varlıklar olarak nitelendirir. Atçılık oyununda bacaklarının arasına aldığı sopa onun atıdır. Kendisi de hem at hem binicidir. Arabacılık oynayan çocuk hareketleriyle, ses taklitleriyle kendisini arabasının yerine koymaktadır. Başkası tarafından yapılan küçük bir müdahale onu hayal dünyasından koparır.
3- Oyunlar oynayıp bitirildikten sonra aynı şekilde yeniden oynanır.
Bu da oyunun tekrarlanabilmesi özelliğini göstermektedir. Tekrarlarda herhangi bir değişiklik sözkonusu değildir. Örneğin Körebe oyununda gözü bağlanan oyuncu diğer arkadaşlarından birini yakaladığı zaman onun gözü bağlanarak oyuna yeniden başlanır ve aynı şekilde sürdürülür. Ta ki bütün oyuncular kendi istekleriyle bu oyundan vazgeçinceye kadar tekrarlar devam eder.
4- Oyunlar başlar, bilinen kuralları çerçevesinde sürdürülür ve biter.
Her oyunun bitiş süresi vardır. Bu süre tekrarlarla oyuncuların isteğine göre son bulur. Bir oyun bittiğinde başka oyuna geçilebilir. Grup oyunlarının bitiş süresi genellikle bir grubun oyuncularının diğer grubun oyuncularını safdışı bırakmasıyla, aşık, bilye, badem, ceviz, taş vb. şeylerle oynanan ütmeli oyunlarda ise bir veya birkaç oyuncunun elindeki eneklerinin bitmesiyle son bulur. Her oyunun başlangıcından itibaren yavaş yavaş temposu artar ve belirli bir gerilime ulaşır. Bu gerilim oyun içerisinde iniş çıkışlar gösterir, gerilim sona erdiği an oyunda bitmiş olur. Çünkü gerilimin bitmesi oyundaki heyecanı azaltır, zevk alma duygusunu yavaş yavaş yok eder. Oyun zevk almaktan çıkmaya başladığında hemen bırakılır.
5- Oyunlar belli bir mekanda oynanır.
Bu mekanlar açık ve kapalı mekanlar olabilir. Oyunun özelliğine göre oyun mekanları seçilir. Özellikle kırsal kesim çocukları oyun mekanları konusunda kent çocukları kadar sıkıntı çekmemektedirler. Boş alanların çokluğu çocukların dış mekanlarda daha rahat ve müdahalesiz oynamalarına olanak sağlamaktadır. Kent çocukları ise kent planlamalarındaki bilinçli ve bilinçsizce yapılan yanlışlıklar sonucu oyun alanları yönünden sıkıntı çekmektedir. Ayrıca kent yaşamının getirdiği tehlikeler çocukları evlerinde oynamaya itmektedir. Ama apartman yaşamının güçlüğü çocukların ev içerisinde oynamasına da engel teşkil etmektedir. Komşuların rahatsız olmaması için anne ve babaların oyun oynayan çocukları sürekli ikazları onlarda gerilim yaratmakta, huzursuz etmektedir.
6- Her oyunun kendine göre kuralları vardır ve bu kurallara uygun olarak oynanmak zorundadır.
Kurallar genelde önceden konulmuştur. Oyunun yasası biçimindedir. Kurallar bozulduğunda oyun oyun olmaktan çıkar. Oyun içerisinde bu kurallara uymayan hoş karşılanmaz, affedilmez, mazereti geçerli sayılmaz ve hemen oyundan atılır. Çünkü oyunbozanlık, mızıkçılık yapan çocuk oyunun büyülü dünyasını bozar.
7- Oyunda mutlaka gerilim vardır.
Özellikle aşık, bilye, zar, tavla oyunlarında bu gerilim zaman zaman çoğalır. Grup oyunlarında da kazanma hırsı gerilimi yaratır. Oyunlarda oyuncu bir çaba harcar. Bu çaba başarılı olmak için gösterilen bir çabadır. Başarılı olan kişi veya grup daha çok zevk alır, sevinç duyar. Beşiğinin üstünde asılı duran çıngırağı tutabilmek için, yeni emeklemeye başlayan çocuğun yerdeki topu almak için hırslanması, onun bir gerilim içerisine girdiğini gösterir. Çıngırağı tutmasının, topu yakalamasının ardından gösterdiği sevinç, harcadığı çabanın sonunda gelen başarının sevincidir. Grup oyunlarında kazanan çocuğun sevinci emekleyerek topu yakalayan küçük çocuğun sevincinden farksızdır. Çünkü sonuçta bir başarı vardır.
8- Her oyunda bir ritim ve uyum sözkonusudur.
Oyun başlar, gittikçe çabukluk ve hız kazanır. Çabukluk ve hızda inişler ve çıkışlar olur. Bu iniş ve çıkışlar hem oyunun oynanışında hem de oyuncuların geriliminde görülür. Özellikle ezgili oyunlarda söz ve hareketlerin uyumu sözkonusudur. Bu uyum oyuncunun vücut organlarının birbirine ritmik uyumunu sağlar.



Oyunun Çocuğun Gelişimine Etkisi

Oyun çocuğun her yönden gelişimine olumlu yönde etki etmektedir. Çocukların oynamalarına yasak getirmek, kısıtlama getirmek çocuğun gelişimine köstek olma anlamını taşır. Özellikle küçük yaştaki çocukların ev eşyalarıyla oynaması anne-babalar tarafından yasaklanmaya çalışılır. Oysa bu yaştaki çocuklar bir nesneye bilerek zarar vermezler. Verilen zararlar bilinçsizce verilen zararlardır. Eşyaları düşürüp kırdığında, çizdiğinde bilerek yapmamaktadır. Bu nedenle çocukların oyun oynamaları engellenmemelidir. Her oyunda gelecek için yapılan bir hazırlık göze çarpmaktadır. Bir çocuğun herhangi bir oyuna yaklaşım biçimi, seçtiği ve önem verdiği oyunlar, çocuğun çevresi karşısındaki tavrını, çevresi ile ilişkilerini ve başka insanlarla kendisi arasında nasıl bir bağlantı kurmuş olduğunu dile getirmektedir. Çocuğun geleceğe dönük yönünü oyunlarıyla tanırız. Çünkü çocuk oyunda kendini ifade edebilme imkanı bulur. “Oynamayan tay at olmaz” özdeyişi, çocuklar için oyunun ne kadar önemli olduğunu çok güzel ifade etmektedir. Bu nedenle gürültü yapıyor, kırıp döküyor, elbiselerini kirletiyor gibi nedenlerle çocuklarımızın oyunlarına engel olmamalıyız. Oyunların çocuğun gelişimi üzerindeki etkilerini şu ana başlıklar altında açıklayabiliriz:

* Sosyal Gelişimine Etkisi
* Psikolojik Gelişimine Etkisi
* Fiziksel Gelişimine Etkisi
* Dil Gelişimine Etkisi
* Zeka Gelişimine Etkisi


Oyunun Çocuğun Sosyal Gelişimine Etkisi

Birey, oynamak için bir başkasının veya toplumun zorlamalarını beklemez. Oyun oynamaya kendi özgür iradesiyle karar verir, yine kendi özgür iradesiyle bitirir. Oyunun bu özelliği çocuğa ileri ki yaşlar için kendi başına karar verme alışkanlığını kazandırır. Başkalarının vereceği kararlarla hareket etme duygusunu geliştirir. Oyun içerisindeki çeşitli ataklar gerilemeler, çekilmeler vs. o an içerisinde vereceği kararlardır. Bu kararlar ileri ki yaşlarda hangi durumlarda nasıl karar vermesi gerektiğini kavramasına yardımcı olur. Çocuk oyunları, çocuklar arasında iletişimin sağlıklı bir şekilde gelişmesine yardımcı olur. Oyunlarda çocuk aile bireylerinin dışında yeni insanlarla tanışma ortamı bulur ve onlarla bir arada karşılıklı sevgi ve saygı içerisinde yaşamanın gereğini öğrenir. Arasıra pürüzler çıksa da bu pürüzler yine çocukların kendi gayretleriyle giderilir. Ergenlik dönemindeki bazı oyunlar bu yaştaki kız ve erkek çocukların birbirlerini yakından tanımalarına ve ileri ki yaşamlarında birlikteliklerine katkıda bulunur. Örneğin baharın gelişini kutlamak için Anadolu’nun pekçok yöresinde salıncaklar kurulur. Bu salıncaklarda genç kızlar ve genç erkekler sallanarak birbirlerine karşılıklı maniler söylerler. Çoğu zaman bu maniler onların birbirlerine olan ilgilerini dile getirir. Aralarında iletişim kurulur ve bu iletişim onların hayatlarını birleştirmelerine de yardımcı olur. Oyun çocuklarda özgür düşünme yetisinin gelişimini sağlar. Çünkü kişi oyun oynamaya kendi karar verir, zorlama yoktur, oyun içerisinde de kurallar çerçevesinde düşünce ve duygularını rahatlıkla açıklar. Evcilik oynayan küçük çocuklar her ne kadar büyüklerine öykünüp onları taklit etmeye çalışsalar da davranışlarında bir özgürlük vardır, aileyle ilgili kendi düşüncelerini rahatlıkla uygulayabilirler. Oyun ortamında müdahale yoktur, problemler yine çocuklar arasında tartışılarak çözülür. Oyunlardaki bu özgür ortam, çocuğun büyüdüğünde kişilikli, düşüncelerini başkalarına zarar vermeyecek şekilde özgürce ifade eden, toplumla uyum ve barış içinde yaşamasını, gereğinde toplumu da yönlendiren bir kişi olmasını sağlar.


Oyunun Çocuğun Psikolojik Gelişimine Etkisi

Oyun yaşamın vazgeçilmez bir parçasıdır, ama yaşamın kendisi değildir. Çocuk oynarken gerçek hayattan uzaklaşmakta, kendi hayal dünyasına dahil olmaktadır. Bu dünya onun duygu ve düşüncelerini, isteklerini rahatlıkla gerçekleştirdiği bir dünyadır. Oyun bitip gerçek yaşama döndüğünde, oyun dünyasıyla gerçek yaşamın aynı şeyler olmadığını görür. Gerçek yaşamla hayal dünyası arasında sürekli gidip gelen çocuk zamanla, gerçekle hayal dünyası arasındaki ayrımı görür. Çocuğun oyundaki hayal dünyası onun gerçek yaşamı daha iyi görmesini ve kavramasını sağlayarak psikolojik olgunluğuna yardımcı olur. Babanın trencilik oynayan çocuğunu öpmesi üzerine, çocuğun ona “baba, lokomotifi öpemezsin, vagonlar bu işin gerçek olmadığını düşünebilirler” demesi çocuğun yaptığı eylemin farkında olduğunu ama yine de duygusal dünyasının bozulmamasını, vagonları bahane ederek söylemesi önemlidir. Oyun her ne kadar doğal bir ortamda karşılıklı sevgi ve saygı içerisinde oynansa da bünyesinde şiddeti de barındırmaktadır.

“Şiddetin en normal ve hatasız biçimi oyunda ortaya çıkan şiddettir. Bu tür şiddet yıkıcılık ya da nefretten doğmayan, yıkım amacı gütmeyen hüner gösterilerinde ortaya çıkar.”

Oyundaki şiddetin sürekliliği yoktur. Taş dövüşü, Kovalamaca ve El El Üstünde oyunlarındaki vurmalar, Yakartop, Futbol oyunlarında bazı oyuncuların heyecanlanarak karşısındakinin canını yakması o an için düzeltilir ve tekrarlanmaz. Bu nedenle oyunlar çocuklarda kin, nefret duygularının yerine sevgi, saygı ve hoşgörüyü geliştirir.


Oyunun Çocuğun Fiziksel Gelişimine Etkisi

A-) Kuvvet
1-) İnsanın temel özelliğidir.Bunun yardımıyla bir kütleyi hareket ettirir,bir direnci aşar veya ona karşı koyabilir.
2-) Bir dirençle karşı karşıya kalan kasların kasılabilme ya da bu direnç karşısında belirli bir ölçüde dayanabilme yeteneğidir.
B-) Çabukluk
Sinir ve kas sistemini yüksek hızla kasılmasıyla bir dirence karşı koyabilmesi ve onu yenebilme yeteneğidir.
C-) Dayanıklılık
Uzun süre devam eden yüklenmelerde yorgunluğa karşı koyabilme yeteneğine dayanıklılık denir.
D-) Esneklik
Kişilerin hareketlerini eklemlerini müsaade ettiği oranda geniş bir açıdan ve değişik yönlerde uygulayabilme yeteneğidir.
E-) Beceri
Hareketin uygulamasına katılan iskelet kasları, eklemler ve merkezi sinir sisteminin uyumlu bir biçimde çalışmasına denir.

Oyunlar çocukların fiziksel yönden sağlıklı gelişmelerine büyük katkı sağlarlar. Doğumundan sonra kollarını, bacaklarını sallayan çocuk geliştikçe değişik hareketler yapmaya başlar. Bu hareketler zamanla oyunla birlikte veya oyun içerisinde yapılmaya başlar. Elindeki emziğini veya çıngırağını sağa sola sallayıp, emeklerken önüne konulan bir şeyi yakalamaya çalışan çocuğun yapmış olduğu hareketler onun fiziksel yönden sağlıklı gelişimine katkı sağlar. Daha ileri ki yaşlarda oynadığı koşma kovalamaca, taş, ağaç vb. şeyleri fırlatma, atlama, tırmanma, sürünme gibi fiziksel gücü gerektiren oyunlar çocuğun vücudunun düzgün ve orantılı gelişimini sağlar. Kemik, kas yapısının gelişmesine, vücuttaki artı yağların erimesine, sindirim ve boşaltım organlarının sistemli bir şekilde işlemesine yardımcı olur. Sürekli hareketsiz kalan bir çocuk, oynayan akranına göre daha hantal ve daha sağlıksız gelişim gösterir. Sekerek oynanan seksek, çizgi türü oyunlar vücudun denge unsurunu geliştirir. Her oyunda gerilim vardır. Bütün oyuncular bu gerilimin içine girerler. Yarışmalı oyunlarda gerilim en yüksek düzeyine ulaşır. Fiziksel ve ruhsal yönden güçlü olan kazanır. Oyunlardaki güç daima oyunun kurallarına göre kullanılır. Bu anlamda güçlerin kontrolü altına konması söz konusudur. Oyun sırasında gerçekleştirilen güç kontrolü çocukların ileri ki yaşamlarında da olumlu yönde etkili olur. Oyundaki güç kontrolünü düzenli tutması çocuğun fiziksel gücünün sınanmasına ve geliştirilmesine katkıda bulunur.


Oyunun Çocuğun Dil Gelişiminde Etkisi

Oyun, çocuklarda ifade edebilme, anlatma gelişimine de büyük katkı sağlar. Elindeki çıngırağı, topu vb. şeyleri oynayan çocuğun sevinç ve kızgınlığını belirtmek için çıkardığı sesler onun ilk konuşmalarıdır. Anlamsız çıkarılan bu sesler zamanla anlamlı hale dönüşmeye başlar. Önceleri düz sesler, ardından tek ve iki heceli büklümsüz sesler çıkartan çocuk zaman içerisinde konuşma yetisini geliştirir. İki üç yaşlarında kendi bebeği ile oynayan çocuk, bebekle konuşur, ona ninni söyler, uyutmaya çalışır. Dört-beş yaşlarında akranlarıyla oynarken aldığı role uygun konuşmaya çalışır. Beş yaşından sonraki oyunların tamamında çocuklar birbiriyle diyalog kurarlar, bazılarında şarkı, tekerleme, yanıltmaç söylerler. Bütün bu yapılan şeyler çocukların dil gelişimini olumlu yönde etkiler. Özellikle sayışmacalar, oyun içindeki söylenen tekerlemeler, şarkılar, türküler, anlatılan masal ve hikayeler çocukların topluluk karşısında sıkılmadan konuşmasına, düşündüklerini düzgün ve yanlışsız anlatmasına katkı sağlar. Masal tekerlemeleri, ezgili oyunlardaki şarkılar, karşılıklı diyaloglar, çocukların ses tonu, vurgu, durak ayarlamalarını yapabilme yeteneklerini geliştirir ve ileri ki yaşlarda düzgün, etkileyici konuşabilme alışkanlığını kazandırır.



Oyunun Çocuğun Zeka Gelişimine Etkisi

Oyunun özgür bir ortamda özgürce oynanan, isteğe bağlı bir eylem olduğunu belirtmiştik. Oyundaki özgür ortam çocuğun zeka gelişimine de etki etmektedir. Oyun içerisinde karşılaşılan problemlerin yine oynayanlar tarafından çözülmesi çocukların problemleri çözme yetilerinin dolayısıyla da zekalarının gelişimine yardımcı olmaktadır. Birçok oyun düşünceye dayanmakta, karşıdakini akılla yenebilme temel kuralını taşımaktadır. Mangala, Pıç, Altıev, Üçtaş, Dörttaş, Dokuztaş, Onikitaş oyunları, sadece zeka ile ilgili oyunlardır. Bu oyunlarda, oyuncu kendi oyununu oynarken karşıdaki oyuncunun da ne oynayacağını bilerek oynar. Oyuncu oyunda dikkatini yoğunlaştırmak ve oyunu iyi izlemek zorundadır. Beyin, organları bu yönde organize eder.

1, 2 ve 3'üncü Sınıflarda Beden Eğitimi Uygulamaları

* Büyük kas gruplarına yönelik kısa süreli yürüyüş,koşu,tırmanma,sıçrama,denge vb. taklit ve dramatize oyun biçiminde faaliyetler.
* Kısa süreli şarkılı oyunlar.
* Sonucu değerlendirebilen ve ödüllendirebilen grup halindeki kısa süreli eğlenceli yarışmalar.
* Tüm süresi 30 dakikayı geçmeyen ve aralarda yeterince dinlenme verilen etkinlikler.
* Yalnızca küçük kasların kullanımını gerektiren hareketlerden kaçınılmalı.
* Açık havada geziler yapılmalı ve dersler daha çok açık havalarda düzenlenmeli.
* Derslerin ya da faaliyetlerin sonunda öğrencilerin dinlenme ve dış ortama uyum sağlamasına özen göstermeli.

4 ve 5'inci Sınıflarda Beden Eğitimi Uygulamaları

* Çabukluk,beceriklilik ve hareket gelişimine yönelik çalışmalar.
* Birleşik ve bağlantılı hareketler serileri.
* Becerilerini sergileyebileceği eğlenceli takım oyunu ve yarışmalar.
* Ritim ve tempo çalışmaları.
* Halk oyunları ve danslar.
* Açık hava gezileri ve yürüyüşler


ÇOCUK GELİŞİMİ VE OYUN
Çocuğun ilk arkadaşı annesidir.
Anne içinde çocuk dünyaya ikinci bir kez tekrar saflığın gözü ile bakabilmek, onun gözleri ile hayata tekrar çocuk gözü ile bakabilmek ve yeniden büyüyebilmek için ikinci bir şanstır.
Bu anlamda tekrar mutluluğu yakalayabilme şansıdır. Yapılan istatistik ve araştırmalar mutluluğun en önemli anahtarlarından birinin tekrar çocuklaşabilmemizi, pazarlıksız masumiyeti ve saflığı yakalayabilmemizi sağlayan çocuklarımız olduğunu ortaya koymaktır.
Çocuk bunun ötesinde anneye daha önce hiç yaşamadığı türden bir sevgi yepyeni keşfedilmemiş bir duygunun ve bu duygunun yarattığı mutluluğun kapılarını açar. Onun yumuşaklığını hissettiği anda annenin yaşama sevincine bir halka daha etkilenir.
ANNE - ÇOCUĞU ( 0 - 7 Yaş)
Çocuk annesi ile olan ilişkisinin 3.5 yaşına kadar olan bölümü sadece bilinç altında saklayabilir, ancak bilinç altına işlenen bu dönem çocuğun ileriki ruh sağlığı için son derece önemlidir. Bu dönemde başlatılan ve yaratılan ilişki ne kadar neşeli, sağlıklı, istikrarlı, güven ve sıcaklık dolu olursa ileriki dönemlere de o derece güzel bir ilişki taşınabilir.
Bebek doğduğu andan itibaren etrafı, kendisini, bedenini, çevresini keşfetmeye çalışır. Doğal içgüdüleri ile başlattığı tüm yönelişleriyle geliştirdiği yaşantısının her safhası birbirini etkiler, onun için gelişimin her döneminde gereken ilgi ,sevgi, şefkat ve sıcaklığı hatta saygıyı bile görmelidir. Çocuğun zihinsel ve psikolojik gelişmesi için olumlu koşulların sağlanması gereklidir ve koşulların olumlu olması anne ve babanın onu sevgi ve şefkat ile bilinçli bir ilgi ile yetiştirmesine bağlıdır. Anne ve babanın kendi çocuğuna has gelişim noktalarını ve ilgi alanlarını keşfetme konusunda uyanık olması gereklidir.
Örneğin: Çocuğun 3 yaşından sonra çevreyi keşfetme, eşyalara, doğaya sahip çıkma eğilimi vardır. Onun bu erişebildiği her şeye değme isteği engellenir ise bir sonraki gelişim evresine güçlü giremeyecektir. Onun eğilimleri, yararlı olduğu kadar çocuğa hoş gelecek biçimde güzel yönlendirilse, bir sonraki devrede ( 3 - 7 Yaş ) zihin fonksiyonlarını daha serbest ve rahat özgürce geliştirebilir. Duyguları, hayalleri ve fikirleri yine ailenin şefkat ve ilgili yaklaşımı ile sağlıklı oluşabilir. Yeterlik durumunun gelişimi için tüm devrelerin gerektirdiği davranışlara hazır oluş sağlanmalıdır. Zekasını yeteneklerini geliştirecek biçimde kullanmaya koşullandırılması onun yeterlilik durumuna etkileyecektir.
Bu evrelerde dayak başvurulacak bilecek en kötü, zarar verici ve küçültücü eylemdir. Gelişimi en kötü yönde etkileyen zarar veren bu eylemin köklerine indiğimizde annesinden küçüklüğünde dayak yemiş veya kocasından dayak yiyen bir kadının bunu kendi çocuğuna da tekrarlayabildiği ortaya çıkmaktadır. Anne her ne kadar yaşamış olduğu bu durumdan memnun olmayıp asla kendisi uygulamama kararında da olsa beyinde böyle bir olayın imgeleri yer aldığından bir kerede olsa bunu gerçekleştirebilme olasılığı yüksektir ve bu bir kereyi diğerlerinin takip etmesi daha kolaydır. Bu evrelerdeki en önemli konulardan bir tanesi de güven kavramı ve bunun geliştirilmesidir. Çocuğun her şeyden önce güven duyacağı bir ortama ve insana ihtiyacı vardır. İçinde geliştiği ortamın güven verici olması ondaki aidiyet duygusunun gelişiminde çok önemli bir rol oynar. Bir sonraki aşamada ise sen bana güveniyorsun ben sana güveniyorum kavramını yalnız ihtiyaç duyduğumuz anlarda sözel kullanmanın ötesinde bazı ufak tefek sorumlulukları ona bırakmamız söylediklerimiz ile tavırlarımızın tutarlılığı dolayısı ile güvenilirliğimizin devamı ve bu kavramı yaşatarak yerleştirmemiz açısından önemlidir. Çocukta bu duyguyu geliştirmek başarının en büyük kısmıdır. ( %80 - %90)
Çocuğun kelime haznesi gelişimi ve psikolojik gelişimi açısından doğduğu andan itibaren konuşmak gerekir. Çocuk ses tonuna karşı duyarlıdır ve algılamalar doğuştan itibaren başlar. Bu algılama mana çıkarma değil duyum alma anlamındadır. Yavaş yavaş anlam çıkarma ve takibinde anlamlı ve bilinçli ifade etme gelişir. Çocuk ufak yaşlarda kendi kendine oynar ve konuşur, daha sonraki yaşlarda grup oyunlarına başlanır.
1.Yaş çocuğu: Ses çıkaran yumuşak köşesiz boyasız objelerle ilgilenir. ( Ses çıkaran civciv, ayıcık, kuş, buruşturulabilen ayıcık.
2.Yaş çocuğu: Kutular, üst üste konulabilen karmaşık olmayan basit legolar, iç içe geçirme üst üste koyma yerine yerleştirme yapabileceği objelerle ilgilenir.
3. Yaş çocuğu: Çizgi film kahramanlarına karşı merak uyanmıştır. Kahramanları sembolize eden oyuncaklar veya onların kullandığı türden eşyalar ilgisini çeker. Daha karmaşık yap bozlar, bilgisini geliştirecek türden konulu kurgulanacak legolar ( Bahçe içinde ev, hayvan, göl v.s.) bir manzaranın aynısının puzzle olarak oluşturulması vs...
4.Yaş çocuğu: Resim yapmaya özellikle seramik çalışmaları, hamurdan renkli killerden objeler yapmaya teşvik etmek, yapılan çalışmalarda da yer almak ve çalışma sürecini paylaşmak mesela sen tabak yap, ben de kiraz yapayım gibi yaklaşımlarda bulunup bitirince de aferin ne kadar kabiliyetlisin demek bir anlamda onu onore etmek çok önemlidir. Okul öncesi içine girdiği ortamlara ve bu ortamların standartlarına bağlı olarak ilgi ve gelişim kulvarları çeşitlenmeye başlar.
5.Yaş çocuğu: Okul öncesi eğitim dönemidir ve önemli olan nokta bu yaş çocuğun hala oyun çocuğu kabul ederek eğitilmesidir. Yine resim, seramik gibi aktivitelerin yanı sıra artık daha sofistike el becerilerini devreye sokabileceği oyma kesme, yapıştırma, kolaj çalışmaları devreye girer. Grup oyunları başlar. Sek sek, saklambaç, top oyunlarından yaşına uygun olanlar vs. gündeme gelir.
6.Yaş çocuğu: Daha gelişmiş top oyunları, değişik zeka oyunları, grup ile oynanabilecek hafıza ve zeka oyunları, koşmaca, yakalamaca.
Çocuğun gelişiminde bütün bu oyunlarında gerçekleşmesinde amaç 24 saat çocukla ilgilenmek ve yanında olmak değildir. Önemli olan çocuğun sadece kendisine ait ve annesinde kendisiyle ilgilendiği ve konsantre olduğu zaman parçasını bilmesi ve bundan yararlanmasıdır. Şöyle ki işten gelen annenin bütün işleri dışında çocuğa özel olarak onun istediği herhangi bir aktivite veya faaliyeti beraber paylaşabileceği yada çocuğun yaptıklarını seyredebileceği bir zaman dilimi ayırması gereklidir.
Burada önemli olan kilit nokta çocuğun kendisi ile ilgilenildiğini hissetmesi yani ilgi doyumunu yakalayabilmesidir.



Oyun Oynamanın Bebeklere Yararları
Çocukken oyun oynarken ne kadar keyif alıp almadığınızı hatırlıyormusunuz ? Yerde oturmuş küpleri birbirinin üzerine koyarak kule yapmaya çalışıyorsunuz.Ardından da bir yandan elinizdeki arabayı kuleye doğru sürerken bir yandan da "vın güm" sesleri çıkarmaktasınız.Kule yıkılırken diğer elinizdeki "şakacıktan" polis rolündeki oyuncak bebek olaya el koyuyor ve suçluları yakalıyor.Böyle bir oyun çok şey öğretmiyor mu ?

Her çocuk oyundan zevk alabilir mi? Almakta zorlanan sayılarla harflerle meşgul olmayı tercih eden diğer çocuklarla ilişkiye girmekten kaçınan çocuklar olabiliyor.Bu durumun gelişimlerine engel olduğunu düşünüyoruz.Çocuk için oyun, basit bir boş zaman uğraşı olarak düşünülmemeli.Oyun çocuklara hayatı tanımaları ve arkadaşlık paylaşma ve kendine güven duygularını geliştirmeleri için fırsat verir.Oyun aracılığı ile çocuklar kendilerini ve etraflarında olan biteni test etme olanağı buluyorlar.Oyun oynarken paylaşarak görev dağılımı yaparak hem eğleniyor hem öğreniyorlar kısacası hayatı keşfediyorlar.Birbirleri ile kurdukları bu iletişim onların duygusal ve piskolojik olarak gelişimlerini sağlıyor.Ayrıca ulaşmak istedikleri sonuç zihinsel ve bedensel gelişimlerinide etkiliyor.Çocukların farklı hızda geliştiklerini biliyoruz.Aynı zamanda ilgi alanları ve becerileride birbirlerinden çok farklı olabiliyor.Kimi çocuk fiziksel aktivite gerektiren oyunları tercih ederken başkaları hayali oyun kurmaya meraklı olabilir kimi ise uzun süre konsantrasyon gerektiren zihinsel oyunları oynamayı sevebilir.Bu nedenle oyun ve oyuncak seçekren çocuğunuzun gelişimsel düzeyini ve ilgi alanlarını bulundurmanız iyi olur.
Bazen çocuklar bir süreliğine belli bir oyuna takılıp kalırlar diğer oyunları oynamak istemezler. Bu durum belli becerilerin iyice pekiştirilmesi için gerekli olan doğal bir süreçtir.Söz konusu olan beceri tam olarak yerleştikten sonra çocuk farklı oyunlara geçecektir.