Bebekler Kendi Kendine Nasıl Uyur ? Bebek Nasıl Uyutulur ?
Bebekler Kendi Kendine Nasıl Uyur ?



"Bebeğin uykusu nasıl olmalı" başlıklı yazımda kızımı kendi kendine uyumaya nasıl ikna ettiğimi ayrı bir yazının konusu yapacağımı belirtmiştim. Gelgelelim içimden bu konuda yazı yazmak gelmedi, çünkü hep bir adım ileri bir adım geri gittik.


Kızım 4. aydan itibaren 9. ayın sonuna kadar kendi kendine, tamamen bağımsız uyumayı başarıyordu. Fakat sonrasında hareketlenmeye, ayağa kalkmaya, yürümeye başladı; kendi iradesini kullanabildiğini fark etti ve ben de uyuması için onu her seferinde ikna etmek zorunda kaldım Yani o bağımsız uyumaların sonuna geldik ne yazık ki...


Şu anda düşününce tamamen bağımsız uyuması için hiç zorlamayabilirmişim diyorum kendi kendime, neticede toplam 5 ay kadar tam bağımsız uyuyabildi. Ama belki bu tecrübesinin ileride tekrar tam bağımsız uyumaya geçmesinde faydası olur, bilemiyorum. Yine de her annenin kendine ayıracak vakit bulma ve deliksiz gece uykusu alma konusunda yanıp öldüğü bir dönemde 5 ay kadar rahat ettim.


Daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi kızımı ilk 3 ay her türlü yöntemle uyuttum. Daha sonra kendi kendine uyumayı öğretmeyi kafama koydum. Annemin "O henüz bir bebek, sense annesin. Onu oyalayıp uyutmayı başaracak bir yol bulabilirsin" telkinleri ile kızımı uyutma çabalarına başladım. Daha sonra Tracy Hogg'un da benim uyguladığım yöntemleri önerdiğini gördüm. Demek ki aklın yolu birmiş:
Öncelikle bebeklerin iki veya üç farklı konuya aynı anda odaklanmaları mümkün değil. Mesela kakasını yapan bir bebek meme emmeyi kesecektir; çünkü ikisine birden odaklanması mümkün değildir. Bu mantıktan hareketle henüz dört ay civarındaki bir bebeği kendi kendine uyumaya ikna edebilmek için her zaman uyguladığınız uyku ritüelini uygulayıp bebeği yatağa yatırdıktan sonra, ağlamaya başladığında dikkatini dağıtmanız yeterli olacaktır. Bunun için bebeğin verdiği tepkilere uygun olarak şu üç unsurdan yaralanılabilir:
Görüntü: Bebek, gözleri açık olarak ağlıyorsa ellerinizle, bir oyuncakla ya da bir dönence ile ani bir görüntü verip dikkatini dağıtabilirsiniz.
Ses: Örneğin yatağın tahtasına vurup, yatağın örtülerine tırnaklarınızı sürtüp ya da ıslık çalıp ses çıkarabilir ve böylece bebeğin dikkatini dağıtıp ağlamasını kesebilirsiniz.
Dokunma: Bu da Anadolu'da uygulandığı gibi bebeğin poposuna pıt pıt vurarak sağlanabilir.
Tracy Hogg bu yönteme "şşt-pat" yöntemi diyor. Yani bir yandan bebeğin kulağına pişş pişş diye ses verip, diğer yandan da sırtına hafif hafif vurursanız bebek 3. bir şeye yani ağlamaya konsantre olamayacağından ağlamayı kesip uykuya dalacaktır. Ki zaten ilk 3 ayın içinde de pek çok anne, neredeyse tamamen dürtüsel olarak, bebeğini kucağında hafif hafif sallayarak piş pişş yapar ve poposuna hafif hafif vurur. Ki işte bu hareket de yukarıda anlattığım her 3 yöntemin birlikte uygulanmasıdır. 4. aydan sonra ise bu hareketi bebek yatağında kendi kendine yatarken uygulamak gerekiyor.


Altı ayı geçmiş bir bebeği de aynı yöntemlerle ikna etmek mümkünse de dikkat edilmesi gereken bir husus var ki o da artık bebeğin oyun oynamaya müsait oluşudur. Şöyle ki; bebek sizin uyutma girişiminizi oyun olarak algılayabilir. Bu nedenle bu yöntemleri artık sadece bebek ağladıkça uygulamak gerekiyor. Bebek ağlamayı kestiğinde sizin de ses, görüntü veya dokunma hissi vermeyi kesmeniz gerekiyor. Bebek tekrar ağlamaya başladığında ise tekrar sizin de dikkat dağıtmaya başlamanız lazım. Sonunda bebek pes edip uyumaya çalışmayı yeğleyecektir
Bu yöntem de Tracy Hogg'un yatır-kaldır yöntemine benziyor. Ancak Tracy Hogg'un yöntemi benim omuzda uyumayı ve kucakta tutulmayı sevmeyen kızımı iyice sinirlendirmekten başka işe yaramadı. Ben de kızımı kucağıma almadan yatıştırmanın yöntemini bu şekilde buldum.
Pratik Anne: Anne olmak, bebek ve çocuklu hayat hakkında herşey çocuklarını müzikle uyumaya alıştırdığını yazmıştı; ben bu detayı fazla önemsememiştim zamanında. Ama kızımı kendine kendine uyumaya alıştırıp da sonrasında yanında durmayıp, tam bağımsız olarak kendisinin uyumasını beklediğim dönemde müzik çok işime yaradı. Kızımı yatağına yatırıp odasından çıkacağım zaman onun dikkatini toplayacağı bir odağa ihtiyacı oluyordu. Müzik bu iş için biçilmiş kaftan. Çünkü eğer kızım ben odadan çıkarken arkamdan ağlamaya başlarsa ancak onun sesinden daha yüksek volümde çıkan bir müzik sesi onun dikkatini kendine çekebiliyordu. Zira kızım, ben odada yokken oyuncaklara vs pek de itibar etmiyordu. Ayrıca bebeklerin uyku ritmi 40-45 dakikada bir uyanıp tekrar dalmak şeklinde sürüyor. Özellikle gündüz uykularında 45 dakika sonra uyanan bir bebek eğer tekrar uykuya dönemezse ağlamaya başlar ama eğer onun sesinden yüksek bir müzik sesi dikkatini çekerse durup dinlemeye başlar ve uyumaya devam eder. Keşke pratikanne'yi en başından dinleseymişim demiştim kendi kendime, müziğin bu kadar işe yaradığını fark ettikten sonra.
Ben kızıma bir mp3 çalar aldım. İçine değişik türde şarkılar doldurdum. Özellikle çok farklı parçalar seçtim ki biri olmasa diğeri dikkatini çeksin. Hiç tahmin etmeyeceğiniz parçalar hoşlarına gidebiliyor. Bizim kız bir Afrika parçasına aşık mesela. Bütün yaz tatilimiz boyunca o şarkı ile uyudu ve eşim "Bize hangi kabilden olduğumuzu soracaklar yakında" diye söylenip duruyordu. Ayrıca ninni söylüyorum kızıma. Kendi sesinizden alıştığı bir ninniyi kaydedip, dinletmek de çok işe yarayan bir çözüm. Özellikle 45 dakika sonra uyandığında gözlerini açmadan sizi yanında sanarak uyumaya devam edebilir.


Müziği bebek uyurken kapatmamak gerekiyor. Farklı müzik türlerini dinlemek zaten bebeğinizin zeka gelişimine de katkı sağlayacaktır.
Ayrıca oyuncağı ile uyumayı seçen bir bebek siz yanında durmadan, tam bağımsız olarak uyumayı daha kolay öğrenecektir. Ama yine de bebeğin yatağında oyuncak bulundururken dikkat edin, uyumak yerine oyuncaklarla oyun oynamayı tercih edip uykusunu tamamen dağıtabilir. Ben kızımın hiçbir zaman kendine bir uyku arkadaşı seçmeyeceğini düşünürken, 12. ayında kızım kendine bir uyku arkadaşı seçti. Hem de benim teklif ettiğim bütün yumuşak uyku arkadaşlarını reddedip, hiç beklemediğim bir anda, benim bebekliğimden kalma ahı gitmiş vahı kalmış bir oyuncak bebeği yatağına aldı. Gündüz hiç oynamadığı ve hiç aramadığı bu bebeği, gece muhakkak yanına istiyor artık. Sabah bizim yatağımıza gelmek için kalktığında da, bebeğini de kendisiyle birlikte getiriyor muhakkak.
Gelelim 9 ay ve sonrasına: Kızım hareketlenmeye başladı. Uyku düzeni şaşmaya başladı. Önce sabah uykularında hamakta sallanarak uyumaya başladı. Sonrasında 11 ve 12. aylarda (tam yürüme becerisi kazanmaya başladığı dönem öncesinde) uyumamak için direnmeye, daha çok yürüme antrenmanı yapmak istemeye başladı. Bu dönemde onu uyuması için ikna etmem gerekti. Kimi zaman meme vererek sakinleştirdim, kimi zaman hamakta salladım, kimi zaman beraber uyudum, kimi zaman sadece 2 dakika ağlamaya bıraktım ve her seferinde uyumaya ikna ettim. Bu dönemde özellikle yatağın etrafında oynayacağı hiçbir şey bırakmadım ki oynamaya dalmasın. Aklınıza gelmeyecek şeyler, bir oyuncak haline gelebilir. Bir ara yatağın etrafındaki koruyucu yastıkları bile söktüm, zira ayağını o yastıkların arkasına soka çıkara saatlerce oynayabiliyordu.
Bu dönemde dikkat edilmesi gereken nokta çocukla inatlaşmamak... Ancak eğer uykusu olduğundan ve esasen uyumak istediğinden kesinlikle eminseniz Tracy Hogg'un yatır-kaldır yöntemi başarılı oluyor. Bu dönemde bebeğin kendi kendine kalkmasını bekliyorsunuz, kalkar kalkmaz ise tekrar yatırıyorsunuz. En fazla 5-10 denemede bebek pes edip uykuya yatıyor
Ama dikkat ettiyseniz sonuçta bebeğim artık tam bağımsız uyuyamıyor. Yani öyle yatağına bırakıp da müziğini açıp çıkamıyorum. Daha ne kadar böyle sürecek bilemiyorum. Eğer bir gün kızım tekrar tam bağımsız uyumaya geçerse buradan sizinle paylaşırım (umarım bir gün)...


Ha, "Bu kadar uğraşacağıma bebeği ayağımda ya da kucağımda sallayarak, meme vererek, yanımda yatırarak ya da ağlamaya bırakarak uyuturum" da diyor olabilirsiniz. Bu durumda bir sonraki hamlenizi iyi düşünmenizi tavsiye ederim.
Bebeğini ayağında sallayan arkadaşlarım bebek 1 yaşını geçip de ağırlaşmaya başladığında çok yıprandılar. Gece uyanan bebek tekrar uyumak için sallanmayı talep etmeye başladı. Ayrıca ilk zamanlar sallanarak iki dakikada uyuyan bebek, tüm diğer tiryakiler gibi gitgide miktarı arttırmak istedi. Sallama süresi uzadıkça anne fiziken yorulmaya ve annenin sinirleri yıpranmaya başladı. Sonunda sallamaya alıştırdıklarına pişman oldular. Ben şahsen 9 yaşına kadar sallanmışım Sallanmayı hala çok severim. Kızımı da sallıyorum ama hamakta. Bebeğini illa sallayarak uyutmak isteyen herkese hamak tavsiye ederim, ayakta sallamak gitgide zorlaşıyor fiziken.
Kucakta sallayarak bebeklerini uyutan arkadaşlarım ise ayaklarında sallayanlardan çok daha çabuk pes ettiler. Hele çalışan anneler için kucakta uyutmak tam bir işkence. Bebek 3 kilo iken kucakta uyuyan bir kedi yavrusu görüntüsünde oluyor ama 13 kiloya vardığında, kucakta uyuyan bir dana olarak pek de sevimli gelmiyor 13 kilo bir ağırlığı saatlerce kucakta taşımak zor. Kucakta uyumaya alışmış bir çocuğu başka türlü uyumaya ikna etmek zor. Genellikle yüzüstü uyumayı seven çocuklar kucakta uyumaktan hoşlanıyorlar. Kucakta uyuyakalan çocuğu yatağa yatırmak ve bu sırada uyandırmamak da çok zor.
Meme vererek uyutuyorsanız çocuğunuzun huyunu suyunu iyi bilmelisiniz. Mesela ben meme emerek uykuya dalarmışım ama annem yatağıma yatırdıktan sonra sabaha kadar uyurmuşum. Benim kızım da bir süre emerek uyudu. Sonra fark ettim ki, ne zaman emerek uyutsam çocuk gece boyunca her uyandığında, tekrar dalmak için meme istiyor. Bunu beslenmek için değil (4. aydan itibaren gece beslenmelerini kesmiştim) beni emzik olarak kullandığından yapıyordu. Bunun sağlıklı olmadığına karar verdim ve emerek uyutmayı yavaş yavaş kestim. Kızım şu anda 18 aylık ve gecede 10 ila 12 saat arası kesintisiz uyuyor.
Aile yatağını tercih eden aileler var. Ya da babayı yataktan şutlayıp bebeği ile uyuyan anneler Bu kararı vermeden önce de iyi düşünmek gerekiyor. Özellikle çalışan anneler için bebeği ile birlikte uyumak iyi bir çözüm olabilir. Zira çocuk da anne de birbirlerini özlüyorlar ve bu açığı gece boyunca kapatmaya çalışıyorlar. Ayrıca annesi çalışan her çocuk geceleri muhakkak uyanıyor. Ama gece boyu annesinin yanın da yatan bebek muhakkak uyandığında meme istiyor. Bu durum zaman ilerledikçe anneyi uykusuz bırakıp, yorabilir. Ayrıca yine bir annenin sayfasında gece boyu ağzında meme ile uyuyan çocuğunun damak yapısının aynen uzun süre emzik emenlerde olduğu gibi bozulduğunu okudum. Bir diğeri ise gece boyu meme alan bebeğinin süt dişlerinde çokça çürük olduğunu yazıyordu. Ben insan vücudunda hasar meydana getiren hiçbir hareketin doğru ve sağlıklı olduğuna inanmıyorum. Demek ki bebeğe gece boyunca meme vermek sağlıklı bir durum değil. Eğer bebeğiniz yanınızda yatarken gece boyu sıklıkla uyanıp meme istiyorsa bir daha düşünün. Belki aynı odada ama kendi yatağında (mesela bir park yatakta) yatması sizin için daha doğru bir seçenek olabilir.
Ağlamaya bırakmak bazı bebeklerde işe yarıyor. Bir arkadaşım kızını 6 aylıkken sadece yarım saatliğine ağlamaya bırakmıştı. Kızı şu anda 3 yaşında ve 6. ayından bu yana yatırdıkları yerde kendi kendine uyuyabiliyor. Ama her bebekte ve annede işe yaramıyor bu yöntem ne yazık ki. Bebeğin de annenin de karakterlerinin bu yönteme uygun olması lazım. Bu yöntem hakkında: Bebeğin anneye olan güvenini kırar diyorlar. Bebeği ile aynı yatakta yatanlar için de: Bebek anneye bağımlı olur, yarın öbür gün psikolojik sorunları olur diyorlar. Ben her iki yöntem için de şöyle düşünüyorum: Bebeğin anneye olan güveninin sarsılması, bebeğin anneye bağımlı olması ve bir şekilde psikolojik sorunları olması sadece anne ile yatıp yatmamasına ya da sadece 1 defa yarım saat ağlamaya bırakılmasına bağlı olamaz. Nihayetinde bir insan evladından bahsediyoruz. Anne ile olan ilişkisinde pek çok değişken var. Sadece uyku metodu bebeğin psikolojisini bu kadar da çok etkiliyor olamaz. Anneye olan güveni tazeleyecek pek çok unsur olabildiği gibi, anneye bağımlılığını engelleyecek de pek çok husus tespit edilebilir. Önemli olan anne ile bebek arasındaki ilişkinin güven bağına dayanmasıdır.
Kendimizden haber verecek olursam: Kızım şu anda 18 aylık. 12-14 ay arasında (yürümeye başladıktan sonra) çok zorlu bir 3 ay geçirdik. Yanıma yatırdım, yanına yattım, yer yatağında yattık vs vs. Sonunda o günler geride kaldı. 15. ayından bu yana tekrar rutine oturduk: Kızımı öğlen ablası hamakta sallayarak uyutuyor; ve kızım 2 saatlik uykusunu hamakta geçiriyor. Akşamları ise uyku ritüelimizden sonra beraber kızımın yatağına giriyoruz; kızım meme emiyor (eskiden emerken uyuyakalmamasına dikkat ediyordum, şimdi kendiliğinden bırakıyor memeyi); oyuncak bebeğine sarılıyor ve benden şarkı söylememi istiyor. Ben şarkı söylerken dalıyor uykuya, ben de yataktan çıkıyorum. Yataktan indiğimi fark ediyor ama arkasını dönüp uyuyor. Bazen arkamdan kalkıp ağlıyor ama ben kapıyı kapatır kapatmaz yatıp uyumasına devam ediyor.


Bir de şu bebeğin ağlaması ile ilgili bir şey eklemek istiyorum. Her anne bu ayrımı yapar zaten sanıyorum: Bir ağlama var ki bebek hakikaten ağlıyordur. Sizden bir şey istiyordur. Ya bir ihtiyacı vardır (acıkmıştır, susamıştır, altı kirlidir, ilgiye doymamıştır vs) ya da hakikaten uykusu yoktur ve ona saygı duyulmasını talep ediyordur. Bir de uykusuzluktan öldüğü ve hiçbir ihtiyacı olmadığı halde sırf sınırlarını kontrol etmek adına ağlama numarası yapar: Cidden gözlerinden yaş dökülüyordur ama kendini zorlayarak ağlıyordur. Her bebeğin bu deneme ağlaması farklı oluyor, anne bir iki denemeden sonra bu farkı anlayabiliyor. İşte bu ikinci ağlama, kendi kendine uyumasını talep ettiğinizde katlanmanız gereken bir ağlama türü. Ben bu ağlamalar sırasında bebeğimin yanında kalıyordum. Kimse dışarıdan gelemesin diye kapıyı kilitliyordum ve kızım susana kadar güzel sözler ya da ninni söylemeye veya "Ben burada kitap okuyorum" ya da "Ben de bu koltukta uyuyorum tatlım, ağlaman bitince uyu lütfen" gibi bir yöntem uydurup yanında duruyordum. Ama şimdi kızımın aklı başında, benim kapının önünde olduğumun farkında, canı isteyince "Anne gel, kapıyı aç, kucağa al" diyebiliyor. O nedenle deneme ağlamasında yanında özellikle durmuyorum. Kapıyı kapatıp dışarı çıkıyorum. Genellikle tam 2 dakika sürüyor bu ağlamalar. Ama bazen bir susup, bir ağlayarak 10 dakika sürdüğü de oluyor. Ama şimdiye kadar hiç bundan uzun sürmedi. Zaten bundan uzun sürerse deneme ağlaması olmadığını, bir şeylerin yanlış gittiğini düşünürüm sanırım.


Son olarak ağlamakla ilgili de şunu söylemek istiyorum: Bebeğin ağlamaya da ihtiyacı var. Eğer bir ihtiyacının karşılanması talebi ile ağlamıyorsa bırakın çocuğu ağlasın. Bu konuda yazılmış çok aydınlatıcı bir kitap var; onu da bir ara paylaşmak istiyorum. Orada yazılan görüşlere tamamen katılıyorum. Bebeğiniz zaten konuşabilmeye başladığında "Anne, içimden ağlamak geliyor, kendimi tutamıyorum" diyecek size. Bırakın doya doya ağlasın çocuk. Ağlamasın diye her seferinde ağzına meme verirseniz, her seferinde oyunlarla dikkatini dağıtmaya çalışırsanız çocuğunuzun gelişimi açısından hata olur. Ben şahsen ağlamamı engelleyenlere uyuz olurum, belki de bu nedenle öyle düşünüyor da olabilirim


Güncelleme: Kızım 18. ayından 23. ayına kadar tamamen kendi kendine uyumaya geri döndü. İlk dönemdeki bir 5 ay gibi harika bir dönem yaşadım Bir akşam yatağına yatırdım, bana "Anne sen git." dedi. Ben çıktım ve arkamdan da ağlamadı. 10 dakika sonra içeri girdiğimde gerçekten de uyumuştu. 5 ay bu şekilde kendi kendine uyumaya başladı. Hatta 21 aylıkken gündüz uykularında hamakta sallanmayı da kesti. Tamamen kendi kendine uyur oldu. Ben de içimden "Demek ki ilk başlarda kendi kendine uyumayı öğretmenin faydası oluyormuş." diye düşündüm.
Gelgelelim çocuk yetiştirmek hayat gibi inişleri ve çıkışları olan bir iş. 23. ayında kızım bezini çıkardı ve gece uyanmaları başladı. Gece uyandıkça yatağımıza gelmeyi talep etmeye başladı. Aynı dönemde ben yoğun bir tempoyla çalışmaya başlamıştım ve çok yorgun olduğumdan kızım uyur uyumaz yatağına geri götüremiyordum. Böylece kızım 23. ayından sonra anne-baba yatağında uykuya dalıp, tüm geceyi bizim yatağımızda uyumaya başladı Gündüz uykusuna yine kendi kendine dalıyor ama bakıcısının ya da anneannesinin kendisine bir masal anlatmasını ya da ninni söylemesini talep ediyor.


Demek ki neymiş? Çocuğun uygun dönemini kollayıp, kendi kendine uyumasını teşvik etmek mümkünmüş ama bu alışkanlığın çocuğun geri kalan ömründe de süreceğinin garantisi asla yokmuş....