+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 1 ve 1

Bu Konudaki Etiketler

anne babaya mektup, anne babaya teşekkür, anne mektupları, anne ve babaya mektup, anneye ve babaya mektup, babalara mektuplar, babaya mektup, babaya mektup örnekleri, babaya mektuplar, babaya teşekkür, babaya yazılan mektup örnekleri, çocuk mektupları, cocuktan anne babaya mektup, çocuktan anne babaya mektuplar, çocuktan babaya mektup

  1. #1
    yalın isimli Üye şimdilik offline konumundadır Administrator
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Mesajlar
    39.890
    Standart
    SPONSORLU BAĞLANTILAR
    Sevgili Anneciğim, Babacığım;


    Bütün duygu ve düşüncelerimi dile getirebilseydim, size şunları söylemek isterdim:
    Sürekli bir büyüme ve gelişme içindeyim.Sizin çocuğunuz olsamda sizden ayrı bir kişilik geliştiriyurum.Beni tanımaya ve anlamaya çalışın.


    Deneme ile öğrenirim.Bana ayak uydurmakta güçlük çekebilirsiniz.Oyunda, arkadaşlıkta ve uğraşlarımda özgürlük tanıyın.Beni her yerde, her zaman koruyup kollamayın.Davranışlarımın sonuçlarını kendim görürsem daha iyi öğrenirim.Bırakın kendi işimi kendim göreyim.Büyüdüğümü başka nasıl anlarım?


    Büyümeyi çok istiyorsam da ara sıra yaşımdan küçük davranmaktan kendimi alamıyorum.Bunu önemsemeyin.Ama siz beni şımartmayın.Hep çocuk olmak isterim sonra.Her istediğimi elde ediceğimi biliyorum.Ancak siz verdikçe almadan edemiyorum.Bana yerli yersiz sözde vermeyin, sözünüzü tutamayınca sizlere güvenim azalıyor.


    Bana kesin ve kararlı davranmaktan çekinmeyin.Yoldan saptığımı görünce beni sınırlayın.Koyduğunuz kurallar ve yasakların hepsini beğendiğimi söyleyemem.Ancak hiç kısıtlanmayınca ne yapacağımı şaşırıyorum.Tutarsız davrandığınızı görünce hem bocalıyor, hemde bundan yararlanmadan edemiyorum.


    Öğütlerinizden çok, davranışlarınızdan etkilendiğimi unutmayın.Beni eğitirken ara sıra yanlışlar yapabilirsiniz, bunları çabuk unuturum.Ancak birbirinize saygı ve sevginizin azaldığını görmek beni yaralar ve sürekli tedirgin eder.


    Çok konuşup çok bağırmayın, yüksek sesle söylenenleri pek duymam.Yumuşak ve kesin sözler bende daha iyi iz bırakır.''ben senin yaşında iken...'' diye başlayan sözleri hep kulak ardına atarım.Küçük yanılgılarımı suçmuş gibi başıma kakmayın, bana yanılma payı bırakın.Beni korkutup sindirerek, suçluluk duygusu aşılayarak uslandırmaya çalışmayın.Yaramazlıklarım için beni kötü çocukmuşum gibi yargılamayın.


    Yanlış davranışım üzerinde durup düzeltin, ceza vermeden önce beni dinleyin.Suçumu aşmadığım sürece cezama katlanabilirim.Beni dinleyin.Öğrenmeye en yatkın olduğum anlar, soru sorduğum anlardır.Beni yeteneklerimin üstünde işlere zorlamayın, ama başarabileceğim işleri yapmamı bekleyin.Bana güvendiğinizi belli edin, beni destekleyin; hiç değise çabamı övün.Beni başkalarıyla karşılaştırmayın, umutsuzluğa kapılırım.


    Bende yaşımın üstünde olgunluk beklemeyin.Bütün kuralları birden öğretmeye kalkmayın, bana süre tanıyın.Yüzde yüz dürüst davranmadığımı görünce ürkmeyin.Beni köşeye sıkıştırmayın, yalana sığınmak zorunda kalırım.Sizi çok bunaltsam bile soğukkanlılığınızı yitirmeyin.Kızgınlığınızı haklı görebilirim, ama beni aşağılamayın.Hele başkalarının yanında onurumu kırmayın.Unutmayın ki bende sizi yabancıların önünde güç duruma düşürebilirim.


    Bana haksızlık ettiğinizi anlayınca açıklamaktan çekinmeyin, özür dileyişiniz size olan sevgimi azaltmaz, tersine beni size daha çok yaklaştırır.Aslında ben sizleri olduğunuzdan daha iyi ve daha değerli görüyorum.Bana kendinizi yanılmaz ve erişilmez göstermeye çalışmayın, yanıldığınızı görünce üzüntüm büyük olur.


    Biliyorum ara sıra sizi üzüyor, belkide düş kırıklığına uğratıyorum.Bana verdikleriniz yanında benden istediklerinizin çok olmadığını da biliyorum.Yukarıda sıraladığım istekler size çok geldiyse bir çoğundan vazgeçebilirim; yeter ki beni ben olarak seviceğinize olan inancım sarsılmasın.Benden''örnek çocuk'' olmamı istemezseniz, bende sizden kusursuz ana-baba olmanızı beklemem, sevecen ve anlayışlı olmanız bana yeter.


    Sizin çocuğunuz olarak doğmak elimde değildi.Ama seçme hakkım olsaydı, sizden başka kimsenin çocuğu olmak istemezdim.

    ALINTIDIR..







    Beni ikinizden birini tercih etmeye zorlamayın Belki siz şu an karı-koca değilsiniz ama hâlâ benim annem ve babamsınız Lütfen bana birbirinizin kötüklerini değil, iyiliklerini anlatın

    2- Beni ikiniz arasında laf getirip-götüren biri yapmayın
    Birbirinize söyleyeceğiniz bir şey varsa, lütfen medenî iki insan gibi biraraya gelin ve konuşun

    3- Çok kötü bir pozisyon olmadığı takdirde bana her ikinizin yanında da yaşayabilme imkan ve fırsatı tanıyın

    4- Bana sürekli ne yaptığımı, neye ihtiyacım olduğunu sorun Benim sürekli sizlerle konuşmaya, sizin yönlendirmenize ihtiyacım olduğunu unutmayın

    5- Benim herşeyimin boşanmanız öncesi olmasına dikkat edin Boşanmış bir anne-babanın çocuğu olmanın dezavantajlarını bana yaşatmayın

    6- Unutmayın! Ben sizin hâlâ çocuğunuzum Sizin boşanmış olmanız beni hanginizin yanında kalırsam kalayım size arkadaş ya da eş yapmaz

    7- Ben zaten sizin boşanmış olmanızla kaldırabileceğimden fazla yükü omuzlarıma aldım Konuşacak, boşalacak insan arıyorsanız beni bulmayın, benimle konuşmayın Ya bir arkadaş bulun ya da terapiste gidin

    8- Yaşım kaç olursa olsun, ben kayıp bir insanım Bundan sonra farklı açılardan bir çok sıkıntı ile yüz yüzeyim Depresyon, sevgi yokluğu, ahlakî terbiye, iyi bir eğitim vs Lütfen sıkıntılarla karşılaştığımda bana yardım edin

    9- Ailevî değerler artık benim için eskisi gibi değil Anne-baba, dede-nine biraraya gelip neşeli bir atmosferde kutladığımız bayramlar, yaş günleri hayal Keşke bayramlarda, yaş günlerinde tıpkı eskisi gibi bana o günleri yaşatabilseniz




    SEVGİLİ BABACIĞIM,

    Seni çok seviyorum. Senin gibi olmak, senin gibi giyinmek, senin gibi yemek, içmek istiyorum. Her zaman demez miydin; "Aslan çocuğum nasıl da babasına çekmiş" diye... İşte ben de seni taklit ederek senin yaptıklarını yapmak istiyorum. Ama verdiğin harçlık çok az.

    Mesela ayda 60 milyon, yılda 720 milyon. Şimdilik 10 yaşımdayım, 60 yaşıma kadar yaşarsam 50 yılda da 50 X 720.000.000 = [ Linkleri görebilmek için lütfen giriş yapın yada kayıt olun. ]. Yanlış okumayasın eski para ile otuz altı milyar, yeni para ile otuz altı bin YTL verirsen ancak senin gibi yaşamanın bir bölümünü gerçekleştirebilirim.

    Bu kadar parayı nereden mi bulayım diyorsun. Çok basit, kazanıp vereceksin. Hadi sana kolaylık sağlayayım, taksit taksit öde; ama vade farkını da üzerine korum. Çünkü alacağım içecekler her gün zam görüyor. Galiba çok merak ettin, bu kadar parayı ne yapacaksın diye, hiç, ne yapayım, senin yaptığın gibi "SİGARA" alıp içeceğim.

    Ne o baba kaşların çatıldı! Galiba çok kızdın! Beni mi döveceksin! Herkesin yanında gururla adımı söylediğin aslan oğlunu. Sen bilirsin babacığım. Döversin de, seversin de babam değil misin? Yalnız döverken dikkatli ol! Bir yerim kırılırsa o zaman hastaneye götürüp yol parası, hastane, doktor parası verirsin.

    Sevgili babacığım, bu konuda bana kızmana, beni dövmene hiç hakkın yok. Senin yaptığını ben de yapmak istiyorum. Senin içtiğin sigaradan ben de içmek istiyorum. Kim bilir sigara ne kadar tatlıdır? Çünkü sen her şeyin en iyisini yaparsın. Sigara içmek kötü bir şey olsaydı sen kesinlikle içmezdin. İçtiğine göre çok faydalıdır. Şöyle seninle karşılıklı sigara içmek ne keyifli olurdu. Ben senin sigaranı yakardım. Sen de benimkini.

    Babacığım, yine çok kızdın, kaşların da çatıldı. İstersen oturup bu konuyu aramızda konuşalım. Bana vereceğin 36 milyar ile senin içeceğin sigaranın parası 50 milyarı geçiyor. Yok canım atıyorsun deme, hesap ortada. Senin içeceğin en ucuz sigaranın paketi 2 milyon lira, ayda eder 60 milyon lira, yılda eder 720 milyon lira 10 yılda eder 7 milyar 200 milyon. Sigara paketinin üzerinde yazdığı gibi, "Sigara öldürür" yazısına göre sigara içerek ölmezsem 50 yıl sigara içeceğime göre 50 x [ Linkleri görebilmek için lütfen giriş yapın yada kayıt olun. ] = [ Linkleri görebilmek için lütfen giriş yapın yada kayıt olun. ] yeni para ile 36.000 YTL.

    Sevgili babacığım. Gel sigaraya vereceğimiz para ile neler alacağımızın hayalini kuralım. Ev alabiliriz, araba alabiliriz, daha neler neler alabiliriz. Bu kadar para ile neleri alacağımızın hayalini kurmak bile bir başka oluyor. Konuştuklarımızı ağabeyimle annem duymasın, onlar da benim istediğim kadar para isterlerse hesap iyice karışır.

    Sevgili babacığım. Bir kumbara alıp her gün senin yerine 2 lira, benim yerime 2 lira atalım. Su gibi akıp giden zaman içinde bir de bakacağız ki attığımız paraları kumbaralar bile almayacak.

    Arkadaşımın babası da sigarayı bıraktı. Hadi babacığım, söndür sigaranı, ikinci sınıf vatandaş olmaktan kurtul. At paketini çöp kutusuna, şunu da içeyim demeden bitirelim şu işi. Bak öksürüyorsun. Daha yeni doktora gittin. Doktor da sigara içmemeni istemiş. Bak göreceksin sigarayı bırakınca eski sağlığına kavuşacaksın. Baba oğul birlikte temiz havalı yerlerde gezer eğleniriz.

    Sevgili babacığım, öğretmenim bana sigaranın ne kadar zararlı olduğunu öğretti. Ben de öğretmenime söz verdim. "Hayatımda hiç sigara içmeyeceğim. Spor yapacağım. Zararlı alışkanlıklar edinmeyeceğim. Sağlıklı olacağım." diye

    Sevgili babacığım, bu mektup eline geçince birkaç defa daha okuyacağını biliyorum. Biraz düşününce ne kadar haklı olduğumu anlayacaksın. Sigarayı bıraktığın zaman ailemizin ne kadar mutlu olacağını göreceksin.

    Canım babacığım, seni çok seviyorum. Seninle gurur duyuyorum. Bir daha dünyaya gelsem, babamın kim olmasını sorsalar ben yine seni seçerim.

    SEN DÜNYANIN EN İYİ BABASISIN, ellerinden öpüyorum.

    Seni çok seven yavrun."

    Mektuptan sonra elim sigaraya gitmiyor
    Mersin Çankaya İlköğretim Okulu 2/B sınıfının öğretmeni Metin Günaydın, öğrencileri arasında başlattığı kampanyanın işe yaramasından memnun. Veliler ise şaşkınlıklarını hâlâ üzerlerinden atamamış. Mektubu gördükten sonra elinin sigaraya gitmediğini anlatan Elifnaz'ın babası Kemal Yılmazcan, 6 aydır sigara içmiyor. İlayda'nın babası Hakan Metin de, "Bu kadar küçük bir çocuğun mektup yazması beni çok etkiledi. Cümleler düşündürücü." diyor.





    MİNİK BİR YÜREKTEN BABAYA MEKTUP


    Yine seni özledim.Yine aklım karıştı baba..Özlem aklı karıştırır mı? Bunu öğretmemiştin bana.

    Bugün benim doğum günüm.Şimdi sekiz yaşımdayım.büyüdüm erkek oldum ama hala anlamıyorum sen neden yoksun baba.Önlük bana çok yakıştı. Senin hep görmek istediğin gibi pırıl pırıl bir öğrenci oldum ama sen göremedin üzgünüm çok üzgünüm baba...Karlı bir kış günüydü.seni bir tabutun içine koymuşlardı.Yine çok yakışıklıydın. Derin bir uykuya dalmıştın.Çağırdım defalarca seslendim sana,cevap vermedin küstüm sonra.Hani söz vermiştin. Kartopu oynayacaktık ilk kar yağdığında. Hava çok soğuktu ama babannem ağlarken ''oooyyy ciğerim yanıyor'' diyordu.

    İnsanın ciğeri nasıl yanar baba?

    Çok büyük bir kalabalık vardı.Herkes ama herkes ağlıyordu.Hep bir ağızdan ''ŞEHİTLER ÖLMEZ VATAN BÖLÜNMEZ'' diyorlardı.Sen şehitsen ölmüş olamazsın.

    Ölmediysen nerdesin baba?

    Kocaman bir Türk bayrağına sarmışlardı tabutunu.Sen onu hep göklerde görmek isterdin.''Kutsal sevdam bayrağım'' derdin ya hani. Nedense biraz da kıskandım o zaman seni. Affet baba.Peki neden anlamıyorum hala.

    Şimdi sen öldün mü? O zaman vatan bölündü mü?

    Çok karıştı aklım baba.Vatanı kim bölmek ister ki.Bu büyük günah değil mi? Dedem anlatırdı ya hep ''benim dedem Çanakkale’de şehit oldu vatanı kurtarmak için'' derdi ya...O zaman büyük büyük dedem yok yere mi öldü? neden tekrar vatanı bölmek istiyorlar baba? Hani okula gidince her şeyi öğrenecektim.Bunları neden öğretmiyorlar baba? Bildiğim tek şey var.

    O da sen yoksun yanımda.

    Annem çok özlüyor seni biliyorum. Babanla gurur duyuyorum diyor. İnsan gurur duyunca ağlar mı? Özleme alışır mı baba?

    Peki gurur senin yerine kardeşimi koklar mı? Beni maça götürür mü acaba?

    Biliyor musun baba,benim ciğerim yanmıyor elledim sıcak değildi fazla. Hem duman da çıkmıyor. Ama içimde bir yer var. Seni her düşündüğümde orası çok acıyor,sızlıyor,sanki kopacakmış gibi oluyor.Sanki birileri devamlı kalbimi sıkıyor.Galiba sen yokken hep hasta oluyorum baba.

    Bu acı nasıl diner? Ellerin ellerimi nerde bekler? Koşabilmek için seninle yollar bizi nasıl özler? Vatanı hangi canavar böler? Onlara senden başka kim dur der?

    Gel de anlat bana.Anlat, öğret ki bende şehit olayım baba..





    ANNE HASRETİ HİÇ DİNMEYEN DERİN BİR SIZIDIR.

    BAZEN sana karsı gelip seni kırıyorum,yada dusunuyorum da yapmasaydım bu hataları hayat bu kadar renklı gelırmıydı yine...sen temızlık yaptıktan sonra evın ıcınde bahcede gezdıgım terlıklerımı gıyer temız yerlerı batırırdım tatlı tatlı kızar tekrar sılerdın oraları,hıc unutmam bır okul cıkısıydı herkezın babası cocugunun elınden tutmus evıne goturuyordu,ben boynumu one egıp yuzumden yaşlar süzülürken bana bır cıft lafın olmustu"onların belkı babaları var ama ben sıze hem anne hem baba olacagım...."ve sozunde durdun anne,bıze hiç hissettirmedin yoklugunu,zamanında aç yattıgımız gunler oldu bır ramazan ayıydı,sahura kalktık yıyecek bir seyımız yok,sogan ekmek yedırdın bıze orucumuzu tutturdun anne.temızlıge gıttın merdıven yıkamaya gıttın bizi bu yaşa getırdın,utanmıyorum anne senın temızlıge gıttıgını soylerken,aksine gurur duyuyorum ki çabuk pes edıp hayata küstürmedin bizi,baskalarının annelerı evınde otururken sen calısıp bize baktın ve hiç bir zaman of bile demedın anne,senın hakkın ödenir mi anne,yıllardır tek basına mucadele edıp her istegımızı yerıne getırmeye calıstın,sımdı bende senın ısteklerını yerıne getırsem,calısıp baksam,sırtımda tasısam,hastalandıgın da basında uyusam senın gıbı,ya da canını sıkan bır konu oldugunda cozum bulsam,belkı de yenı bır hayat sunsam hakkını odeyebılırmıyım anne...boynumu her egdıgımde dık tutan sen oldun,calıstın eve geldın yemegımızı yaptın,temıslıgını yaptın dersımıze calıstırdın,hep gusel bi iş sahıbı olmamızı ıstedın,baskalarına boyun egmeyın sız boyun egdırın dedın,aglamayın güçlü olun ki karısınızdakıne sizi ezmesi için fırsat vermeyin dedin,hepsını yaptık anne,buyuduk gusel bi iş sahıbı olduk,bılıyormusun anne ablamın yakında bı evladı olucak,kız ıstıyorlar ama onemlı olan saglıklı olması,düşünüyorumda anne,ablamda senın gıbı bı anne olabılırmı ki?keşke sende bu gunlerı gorebılseydın anne,keşke elımızden tutup parka gotursen yine,keşke eskı gunlerı gerı getırebılsek,dısarda oynayıp ustumuzu batırıp gelsek bagıra bagıra yıkasan bizi anne,bız acıktık dıyınce kendı ayaklarınızın uzerınde durmayı ogrenın herzaman ben olmıcam yanınızda desen yine,kulaklarımda cınlıyor anne yapmayııın dıye bagırısların,oyle hosuma gıder dı kı senın tatlı tatlı bagırman,sonrada bız boynumuzu egınce gelıp kanatlarının altına alman bizi....bız bi kuşun ıkı kanadıyız anne sende kusun vıcudu,kanatları olmadan kuş ucamaz dı,vıcut olmadan kanatların bı anlamı kalmazdı,hareketsız kalırdı kanatlar,işte boyle anne bıze herzaman yasam sevıncını sen ogrettın,ufak seylerden bıle mutlu olmayı,aglamasını bılıyorken gulmeyıde bılmemıs gerektıgını,düsene bi tekme daha vurmak degılde kalkamasına yardım etmeyı de sen ogrettın anne,azar işitip susmayı ogrettın anne haklı olandan ozur dılemeyı,haksız olandan ise ozur dılenmeyı beklemeyı de sen ogrettın...herseyı sen ogrettın anne,hayatta yaptıgımız herseyde senın kişiliğin var anne,yapılması gereklı olan seylerı ogrettın anne,hayır işlerını ogrettın,yedıgını paylasmayı,paylastırmayı ogrettın anne,ınsanları mutlu etmeyı,hastaları zıyaret etmeyı,bı tabak corba goturmeyı zıyaret ederken yada bır cocugun elıne seker vermeyı sen ogrettın,sen yokken hıc bırseyın tadı yok anne,yedıgım yemekler senın yaptıgın gıbı olmuyor,içtigim cayın sekerıne karısmanı bile ozledım anne,nolurdu yıne yanımızda olsaydın da "cok sekerlı ıcmeyın dişleriniz çürücek"desen....sana ellerıne saglık demeyı ozledım anne,her sofradan kalkısımızda yarabbi şükür demeyi senınle ozledım anne,sımdı yanımızda olsaydın da bu anneler gununu beraber gecırseydık anne,bu 7.cı sensız anneler gunumuz,hergecen sene daha cok ozlemın artıyor anne,elınden opemıyorum belkı ama yuregım senınle anne,ANNELER GÜNÜN KUTLU OLSUN ANNE,HAYATTA RAHAT ETTIREMEDIK MEZARDA RAHAT YATASIN ANNEM..





    Sevgili Anneciğim,

    Ne garip; yeni yeni farkediyorum ki, çocukları anne olunca çocuklaşıyor anneler... Ve insan, zamanın nasıl insafsız bir öğütücü olduğunu bu rol değişiminde anlıyor. Eminim karnındaki ilk tekmemden, hatta doktorların
    'Bundan sonra ağır kaldırmak yok' müjdesinden beridir iki kişilik yaşıyorsun yaşamı...
    Doğum odasında bir küçük el saçlarına tutununca değişti herşey ve o el, o saçtan hiç eksik olmasın istedin.
    Kimbilir kaç geceyi karyola başuçlarında derin iç çekişler dinleyip hüzünlenerek uykusuz geçirdin, kaç emzirme seansında bitkin uyuyakaldın. O gün bugündür hayatı, bir toprakla çiçeği kadar ortak üretiyor, tüketiyoruz.
    Yolboyu, kusurlarını hiç görmedik birbirimizin, yeteneklerimizi abarttık karşılıklı; toz kondurmadık üzerimize, kol kanat gerdik... Ben dünyanın en iyi evladıydım, sense tarihin en iyi annesi... Her çığlıkta başucumda biteceğini bilmenin güveniyle büyüdüm. Her derdimde benden çok dertleneceğini bilmenin o bencil alışkanlığıyla ayakta kaldım.

    Sevginle donandım...
    Ama sonra birden o korkunç çark devreye girdi ve yaşamın acımasız kuralı işledi ;
    Büyüdüm... Senin kollarında 'sen'den habersiz, bambaşka bir 'ben' çıktı ortaya. Bazen o eski 'ben'e hiç benzemeyen bir 'ben'... Çünkü farkettim ki anlattığın masalların yaşamda karşılığı yokmuş. Kızlar bir prens umuduyla kurbağaları öpedursun, ben her yalanda burnumu yokladım. Şaşırdım. Bostandaki lahanaların, ısırılmış lahanaların ve benzeri pastoral ninnilerin modasının geçtiğini gördüm sokakta...

    Söyleyemedim sana...
    'Yaşamın değiştiğini, eski tecrübelerin artık eskisi kadar geçerli olmadığını' anlatan kitapları salonun ortasında açık bıraktım, açıp okuyasın diye...
    Her kuşağın o vazgeçilmez ikilemi depreşti yeniden; 'Devir de amma değişti' diye yakınırken sen; ben ilginle boğulduğumdan dertlendim. Bir yerim yaralandığında 'Anam görürse ne kadar üzülür' diye gizlemeye çalışmak küçük bir çocuk için nasıl bir yüktür bilir misin? Acından çok onda yaratacağın acı, acıtır canını...

    Oysa ne çok acılar paylaştık seninle...
    Ve ne çok sevinçler yaşadık beraber...Nasıl dar günlerde yardıma koşup, kaç şenliğine ortak olduk birbirimizin? ... Lakin artık kafesten uçma vaktiydi.'Danaların girdiği bostan'da ayakta kalabilmenin yolu, tek başına kanat çırpmayı öğrenmekten geçiyordu.

    Yargıladık birbirimizi bir dönem...Sorguladık... Sen bana eş dost çocuklarını örnek gösterdikçe, ben seni eş dost ebeveynleriyle kıyaslar oldum. Sen her sohbete 'Bizim çocukluğumuzda...' diye başladıkça ben, değişen takvim yapraklarını koydum önüne...

    Nasıl da zalim bir çark bu değil mi? Doğuyor, doğuruyor ve günün birinde yuvadan uçacağını bile bile koca bir ömrü karşılıksız veriyorsun... ...Ve hayat birden ıssız bir adaya dönüşüveriyor. Sonrası kâh bir kapı zili beklentisi, kâh bir mektup, kâh bir telefon sesi... Gizliden gizliye özlenen bir torun müjdesi... Fotoğraflar sarardıkça solan bir yaşam ve uzaklaştıkça yakınlaştığımız bir mazinin geri dönmez anıları... Yazılarla konuştuk öyle zamanlarda...Bakışlarla anlaştık. Ağlaştık birbirimizden gizleyerek acılarımızı... Bir mimikle özleştik, bir gülüşle kavuştuk. Ben büyürken seni de büyüttüm.

    Şimdi çok daha iyi anlıyoruz birbirimizi...
    Çünkü küçücük bir el saçlarımı kavrıyor geceleri...
    Karyola başlarında uykusuz geceler geçiriyorum.
    Pastoral ninnilerle büyütüyoruz oğlumu;
    yalancı çocukların burunları uzuyor masallarda, öpülen kurbağalar prens oluyor.

    ...Ve yaşamın değiştiğini, eski tecrübelerin geçersizleştiğini anlatan kitapları kaldırıyoruz salondan gizli gizli... O korkunç çark, acımasız bir hızla dönmeye devam ediyor. Zaman, öğütüyor kuşakları... İnsan ancak mahrum kalınca anlıyor sevginin değerini...Bense sevginden mahrum kalmaya fazla dayanamayacağımı biliyorum.

    O yüzden bu Anneler Günü'nde sana upuzun bir ömür diliyorum.
    Hem biliyor musun? 'SENİ ÇOK SEVİYORUM'.....






    SENDEN ALDIĞIM GÜÇ BENİ DÜNYAYA BAĞLADI


    Babacığım benim, dünyaya gelmeye karar verdiğimde, annemle bir anlaşma yaptık seni denemek için... Her gece annemin midesi bulanıyor, sen de ona yardımcı olmak için uykundan fedakarlık ediyordun. Biliyordum benim dünyaya gelmemi çok istiyordun. O erikleri, karpuzları, şeftalileri az aratmadık sana... İlk dünyaya gözlerimi açtığımda annemden önce seni gördüm. Seni tanımak için saatlerce gözümü senden ayırmamıştım. Orada bulunan teyzeler "Cin gibi, hiç gözlerini kapatmıyor" demişlerdi. Oysa ben seni daha iyi tanımaya çalışıyordum.


    ...Küçücük bedenim iki ameliyata nasıl dayandı biliyor musun? Hatırlıyor musun ben ameliyat masasında yatarken ettiğin duaları? "Allah’ım kızımı bana bağışla, bizi ayırma" demiştin. Ben bu duaları duyuyordum baba. Beni gene yalnız bırakmamıştın. Senden aldığım güç belki de beni bu dünyaya bağladı. Yaramazlık yapsam da, seni üzsem de, sen beni hep sevdin. Senin kızın olduğum için çok şanslıyım. Seni çok seviyorum babacığım; sabrın, sevgin için çok teşekkürler. Babalar günün kutlu olsun. İyi ki varsın ve iyi ki babamsın.





    HERKESİN BABASI YANINDA OLMAYABİLİR


    . Ben 18 yaşında; lise son sınıftayım. Bunları yazmak istedim çünkü Babalar Günü benim için önemli olmasa da birçok insan için değerli. Herkesin babası yanında olmayabilir. Ya da çoğunuzun babası yanında olduğu için, bu satırlarımı öylece okuyup geçebilirsiniz. Ama babası yanında olmayanlar için yazdıklarımın değerini tahmin edebiliyorum. Size tavsiyem; bırakın hediye filan almayı, işi gücü de bırakın; babanızın yanına gidin, boynuna sarılın, onu öpün, yanınızda olduğu için Allah’a şükredin! Benim annemle babam 11 sene önce ayrıldılar. 11 senedir Babalar Günü’nü tek başıma kutluyorum ama hiç üzülmüyorum. Bazen hüzünlensem de şükrediyorum; yanımda annem, kardeşim var. Ama birçoğunuz benim durumumda değilsiniz. Bu günü sadece babanıza ayırın aslında onu her gün arayın, bir kez olsun öpün ve onu ne kadar çok sevdiğinizi söyleyin. Kimin ne olacağı belli değil; belki gün gelir ona, onu ne kadar sevdiğinizi söylemek isteseniz de, artık çok geç olabilir.





    BENİM YAŞAM KILAVUZUMDUN


    Haziran ayının üçüncü pazar günü. Otuz yedinci kez yaşadığım hüzünlü Babalar Günü... Belki de bu yüzden haziranların üçüncü pazarlarındaki bu can sıkıntılarım, kim bilir? Ne kadar çaba harcasam da; dayanamayıp hüzünleniyorum. Göz pınarlarıma doluşuveren damlacıklar, pıtır pıtır düşüveriyorlar, gözyaşı olup. Neden mi? Seni çok özledim de ondan baba! Senin sevginden, şefkatinden yoksun, zorlu ve acımasız geçip giden otuz yedi yıl. Evet tam otuz yedi yıl önce yitirdik seni. Ayrılıkların en dayanılmazıydı gidişin. O kahrolası trafik kazası, sensizliğin acımasız başlangıcı oldu. Trafik kazalarıyla ilgili pek bir şey değişmedi otuz yedi yıldır. Trafik kuralları, eğitim, para pul, vicdan azabı, ölüm korkusu; hiçbir şey etkilemiyor hız tutkunu beyinleri. Seni kaybettiğimiz güne kadar bana verdiklerin ve öğrettiklerin upuzun bir ömre sığdırılamayacak kadar çok. Her şeyden önce kendi yüreğinden benim yüreğime serpiştirdiğin sevgi tohumları inanılmaz güçlüymüş baba. Çünkü ben de; aynı sevgi tohumlarının sıcaklığı ile büyüttüm çocuklarımı ve torunlarımı. Hani hep derdin ya, "Sevgisiz bir dünya olmaz" diye... Sen, yüreğinde sevgi çiçekleri açabilen nesiller bıraktın ardında. Keşke görebilseydin. Ama eminim sen hissediyorsundur! Çocukluk yıllarımda düşüp ağladığım zaman yaralarımı temizleyip acımı dindiren sen olurdun. Her türlü acıya katlanıp, zorlukların üstesinden gelmek de yaşamın rengini oluşturuyormuş meğer. İnsan, düştüğü zaman kendisi kalkabiliyormuş. Onurlu, dürüst, çalışkan olmayı da sen öğrettin. Hiç kimsenin hakkına el uzatmamayı, kazanılmış üç kuruşun, bulunmuş on kuruştan daha değerli olduğunu, ibadetin ve yardımın gizliliğinin değerini, yerinde, ölçülü ve az konuşmanın güzelliğini, karanlıkta bile esnerken ağzımı kapatmam gerektiğini, satır aralarının anlam ve değerini... Yaşamın tüm güzelliklerini hep sen öğrettin bana. Sen, benim okuyup bitiremediğim yaşam kılavuzum, mezun olamadığım mektebimdin baba. Tanrıya şükürler olsun ki senin evladın olarak dünyaya gelmişim. Bu nedenle kendimle gurur duyuyorum. Bu gururu bana yaşattığın için teşekkürler... Mekanın cennet, ruhun huzur içerisinde olsun canım babacığım.

    BENİ ANLAMAN İÇİN ÖLMEM Mİ GEREK


    23 yaşında bir kızım ben, ama 35’in üzerinde gösteriyorum dersem bana inanır mısınız? Ailenin en büyük çocuğuyum, iki küçük kardeşim daha var. Erkekler neden hep kendilerini suçsuz, karşılarındakini suçlu görürler? Neden çocuklar kendini savunamadığı için annelerini savunduklarında, taraf tutuyor olurlar? En önemlisi de eğer böylesine kutsal bir görevi yerine getiremeyeceklerse neden çocuk yapmaya baba ve de koca olmaya çalışırlar? Bu erkekler, kahkahaların yükselmesi gereken evden sadece mutsuzluk seslerinin gelmesine neden olurlar. Dayanacak gücüm kalmadı artık; her konuda babamın karşımıza çıkmasına, her fırsatta o elleri öpülecek kadına bağırıp çağırmasına dayanamıyorum! Kendimi mi öldürmem gerekiyor bunların son bulması için? Soğuk bedenim babamın hatasını anlamasına yardım eder mi acaba? Benim tek istediğim sıcak, mutlu bir aile ve iyi bir baba. Neden bu kadar zor bu! Bugün tesadüfen Taha Yasin Uslu’nun bir şiirini gördüm, duygularımı anlatıyordu sanki. Sizinle paylaşmak istedim; belki beni daha iyi anlarsınız diye! "Elimi tutan bir baba olmadın/ Beraber parka gitmedik hiç/ Top oynayıp, uçurtma uçurmadık/ Benim babam olmadın hiç/ Ağlayınca bana sarılan bir baba olmadın /Gözyaşlarımı silmedin hiç/ Yalnız bırakıp, terk ettin/ Benim babam olmadın hiç/ Bana sevgini hissettiren bir baba olmadın/ Saçlarımı okşamadın hiç/ Yanağımı öpüp, iyi geceler diyemedin/ Benim babam olmadın, olamadın hiç!" Bütün babalara sesleniyorum: Hiç yapmadınızsa bugüne kadar "Sizi çok seviyorum" diye gidin sarılın, öpün, koklayın, çocuğunuzu, eşinizi! Kapatın televizyonlarınızı, bilgisayarlarınızı, alın karşınıza, hiç konuşmadığınız gibi sevgiyle, konuşun onlarla. Çok geç olmadan, onların soğuk bedenleri ile karşılaşmadan...


    : Babam Olamadın Hiç


    .Bir çocuğun-boşanmış anne babasına yazdığı mektup:
    1- Beni ikinizden birini tercih etmeye zorlamayın. Belki siz şu an karı-koca değilsiniz ama hâlâ benim annem ve babamsınız. Lütfen bana birbirinizin kötüklerini değil, iyiliklerini anlatın.

    2- Beni ikiniz arasında laf getirip-götüren biri yapmayın. Birbirinize söyleyeceğiniz bir şey varsa, lütfen medenî iki insan gibi biraraya gelin ve konuşun.

    3- Çok kötü bir pozisyon olmadığı takdirde bana her ikinizin yanında da yaşayabilme imkan ve fırsatı tanıyın.

    4- Bana sürekli ne yaptığımı, neye ihtiyacım olduğunu sorun. Benim sürekli sizlerle
    konuşmaya, sizin yönlendirmenize ihtiyacım olduğunu unutmayın.


    5- Benim herşeyimin boşanmanız öncesi olmasına dikkat edin. Boşanmış bir anne-babanın çocuğu olmanın dezavantajlarını bana yaşatmayın.

    6- Unutmayın! Ben sizin hâlâ çocuğunuzum. Sizin boşanmış olmanız beni hanginizin yanında kalırsam kalayım size arkadaş ya da eş yapmaz.

    7- Ben zaten sizin boşanmış olmanızla kaldırabileceğimden fazla yükü omuzlarıma aldım. Konuşacak, boşalacak insan arıyorsanız beni bulmayın, benimle konuşmayın. Ya bir arkadaş bulun ya da terapiste gidin.

    8- Yaşım kaç olursa olsun, ben kayıp bir insanım. Bundan sonra farklı açılardan bir çok sıkıntı ile yüz yüzeyim. Depresyon, sevgi yokluğu, ahlakî terbiye, iyi bir eğitim vs… Lütfen sıkıntılarla karşılaştığımda bana yardım edin.

    9- Ailevî değerler artık benim için eskisi gibi değil. Anne-baba, dede-nine biraraya gelip neşeli bir atmosferde kutladığımız bayramlar, yaş günleri hayal. Keşke bayramlarda, yaş günlerinde tıpkı eskisi gibi bana o günleri yaşatabilseniz





    6 YAŞINDAYIM

    < Gelişim evrelerimden en ilginçlerinden biriyle karşı karşıyasınız. 5 yaşında rahat, sakin ve uyumlu görünmeme rağmen 6 yaşın ortalarına doğru değişmeye daha hareketli ve gürültücü olmaya başladığımı göreceksiniz, ŞAŞIRMAYIN !…
    <Fizyolojik değişmeler başlıyor, süt dişlerim NEREDE?
    <Bulaşıcı hastalıklara karşı daha duyarlıyım.
    <Bedenimi daha rahat kontrol edebiliyorum. Kolayca koşabilir, kayabilir, müzikle dans etmekten şarkılar dinlemekten büyük keyif alırım.
    <Kendi başıma giyinip, soyunabilir eşyalarımı düzenleyebilirim.
    <Tuvalet ve temizlik işlerini kendi başıma yapabilirim. LÜTFEN FIRSAT!..
    <Artık oyun gruplarım oldukça geniştir. Oyun kurallarını koyup bunlara uyulması konusunda yeni gelen çocukları uyarabilirim.
    <Resimlerim daha profesyoneldir. Ne çizdiğimi anlamakta güçlük çekmezsiniz.
    <Son derece meraklıyım etrafımdaki herşeye ilgi duyabilirim. Bu nedenle sizleri biraz kızdırabilirim çünkü etrafı dağıtır bazen de zarar verebilirim.
    <Aslında yeni deneyimler kazanabilme adına çok meraklı olmama rağmen bir çok faaliyeti yaparken sizlerin yanımda olmasını isterim.
    <Düşünce açısından oldukça realistimdir ve doğumumla ilgili sorular sorar ve tatmin edici cevabı alıncaya kadar üstünüze gelirim..
    <Bana söylediğiniz bir kuralı veya yasaklamayı körükörüne kabul etmek yerine sık sık " neden " sorusunu sorarım.
    <Artık kız erkek farkı belirginleşmiştir ve kızlar bebekle erkekler top oyununda ustalaşırlar..
    <Okul benim için çok faydalıdır çünkü kendimi geliştirme ve öğrenme fırsatları verir.
    <Son derece meraklıyım etrafımdaki herşeye ilgi duyabilirim. Bu nedenle sizleri biraz kızdırabilirim çünkü etrafı dağıtır bazen de zarar verebilirim.
    <Aslında yeni deneyimler kazanabilme adına çok meraklı olmama rağmen bir çok faaliyeti yaparken sizlerin yanımda olmasını isterim.
    <Düşünce açısından oldukça realistimdir ve doğumumla ilgili sorular sorar ve tatmin edici cevabı alıncaya kadar üstünüze gelirim..
    <Sosyal yönden hala sizlere bağımlı olmama rağmen arkadaşlarım ve öğretmenim benim için çok önemlidir.
    <Ve sizlerin denetiminizdeki rol oyunlarından zevk alır ve bu oyunlardaki rolleri almaktan hoşlanırım.
    <Birşeyler yaratabilirim ve beni bu durum heyecanlandırır.
    <Bana söylediğiniz bir kuralı veya yasaklamayı körükörüne kabul etmek yerine sık sık " neden " sorusunu sorarım.
    <Artık pekçok şeyden korkmam. Ancak hayali durumlarda 5 yaşındakilerden daha fazla endişe duyabilirim. ÖRN: Hırsızlardan, hayaletlerden… Bu konuda izlediğim filmler, hikayeler beni etkileyebilir.
    <Yetişkine daha az bağımlı arkadaşlarım ise benim için vazgeçilmez olmaya başlamıştır.
    <Değişken yapım nedeni ile ev ile okuldaki davranışlarım arasında inanılmaz farlılıklar görülebilir.

    Arkadaşlar okulun yeni açıldığı zamanlarda ailelere gönderilebilecek bir yazı, 6 yaşına gelmiş veya gelecek çocukları hakkında ailelere güzel bilgiler sunuyor, ben çok beğendm, umarım daha önce paylaşılmamıştır, güle güle kullanın,,,




    Bir çocuktan sesleniş

    Beni Yetiştirirken Vazgeçeceğiniz 10 şey;
    1. Bana su getirtmeyin, bana da su getirmeyin. Aramızda hizmetçi yok, herkes kendi işini yapsın. Evde küçük yaşta iş gücü kullanmaya ve sevgi istismarına son.
    2. Hata yapmama izin verin ki, gerçekten hataysa sonuçlarını görüp ders alayım. Hata değilse siz ders alın.
    3. Her isteğimi bana almayın. Size karşılıksız kimse bir şey vermiyor. Her şeyin bir çalışma karşı elde edileceğini öğrenmeme izin verin. Sonuçlar, çalışmanın ürünüdür.
    4. Benim özgürlüğüm sizin özgürlüğünüzdür. Bir yere gitmek istediğimde beni bırakın. Bana kaçta döneceğimi değil, ilkeler söyleyin. İyi insanlarla birlikte ol ve kendini koru gibi bir söz benim için saat kaçta döneceğimden daha anlamlı ve yararlı. Yoksa ben yapacağımı gündüz gözü de yaparım.
    5. Okulun amacı öğrenmektir. Derslerden kaç aldığım değil, bir şey öğrenip öğrenmediğime bakın. Beni yarın yaşamda ayakta tutacak olan aldığım notlar değil, öğrendiklerin olacaktır.
    6. Benimle ilgili fikirleriniz elbette var. Ama arada benim ne düşündüğümü, ne hissettiğimi sorun ve gerçekten dinleyin. Aramızdaki sorunların çoğu iletişimsizlikten kaynaklanıyor. Konuşmak kadar dinlemeyi de öğrenelim.
    7. Ben dürüst olmak istiyorum, beni yalan söylemek zorunda bırakmayın. Size yalan söylemeye başlarsam, bazen bilmeniz gerekenleri de öğrenemeyeceksiniz.
    8. Söylediklerinize karşı çıktığımda size değil, söylediklerinize karşı çıkıyorum. Sizde bana değil, söylediklerime karşı çıkın. Kelimeler incinmez, ama bizler inciniriz. Yani “sen aptalsın” değil, “bu söylediğin fikir güzel değil,” diyelim birbirimize.
    9. Toplum içinde gurur duyacağınız bir birey olmam, sizin bana bir birey gibi davranmanıza bağlı.
    10. Sizden beklediğim şey tek başına sevgi değil, aynı zamanda saygı. Küçüklerime sevgi, büyüklerime saygı hikayesi, geçen yüzyılda kaldı. Benden saygı istiyorsanız ben de sizden saygı istiyorum.


    BABA OLMAK...

    Gün geçtikçe babalığa alışmaya başladığımı hissediyorum.Yamaniko'nun dünyaya geliş müjdesini ilk öğrendiğim günü hatırlıyorum da hayat şimdi gerçekten daha güzelmiş. Emina Hanım yanıma gelmişti ve gözleri ışıl ışıl parlıyordu. 'Sana bir şey söyleyeceğim' dediği an anlamıştım. Doyasıya sarıldık birbirimize. O an ne hissettiğimi bile anlayamamıştım, çok heyecan verici bir duyguymuş! Sonrasındaki süreç ve Yaman'ı ilk kucağıma alışım... Hep söylediğim gibi; baba olduktan sonra tam insan olmaya başladığını hissediyorsun. Hayatındaki manevi boşluğu ancak o zaman doldurabiliyorsun.

    Baba olana kadar hep bir şeylerin eksikliğini hissederdim. Çocuk sahibi olduktan sonra daha üretken ve hayata daha pozitif biri bakan birisi olduğunu anlıyorusn. Ancak biliyorum ki, daha çok işim var. Yaşayacağım çok şey var...

    Şu anki durum itibariyle annesiyle arasına girmek, ona annesi kadar yakın olabilmek mümkün değil! Anne-oğul arasında çok özel bir ilişki var. Bu aşamada, sizin bir baba olarak tek yapabileceğiniz şey; onları uzaktan seyretmek oluyor. Nitekim, ben de öyle yapıyorum...

    Şimdi, bana yeni doğmuş minik bir bebeği verseler tek başıma büyütebilecek durumdayım. Yaman'a ellerimle mama hazırladım, yedirdim. Onu yıkadım, üstünü değiştirdim. O benim canım, onun için her şeyi yaparım...

    Yaman'a her sabah egzersiz yaptırıyorum. Akşamları da onu küvette yüzdürüyoruz. Oğluma sürekli 'aferin' diyorum. Ona ne dediğimi henüz anlamıyor ama yüzüme bakıp tatlı tatlı gülümsüyor. Gözlerime bakıp çok ilginç sesler çıkarıyor, sanki 'baba' demek istiyor gibi... Bugün biz ilk babalar gününü yaşayacağız. Ancak benim için esas babalar günü; oğlumun bana 'Baba' dediği o ilk an olacak. Nasıl onu kucağıma alacağım günü heyecanla beklediysem, bana ilk seslenişini de yüreğim titreyerek bekliyorum.

    Bir çocuğun hayatınıza girmesi, o gaz çıkardığında çılgınca sevinmeniz ve hayatınızdaki en önemli şeyin küçücük bir varlığın gülümsemesinden ibaret olması... Bu kısa sürede baba olmakla ilgili öğrendiğim şeyler bunlar... İşte babalık böyle özel ve güzel bir duygu. Bugün yalnızca çocuklarınızın hediye verip sizi öpmesini beklemeyin. Sabah erkenden çocuklarınızın odasına girin ve yanaklarına küçük bir buse kondurun. Kulağına da şöyle bir şey fısıldayın; 'Beni baba yaptığın ve benim mucizem olduğun için teşekkür ediyorum!' Evet, her çocuk hayatın anne ve babasına verdiği bir mucizedir...

    ... Bugünün ve çocuklarınızın kıymetini bilin.

    Konu ftm tarafından (06-28-2009 Saat 16:31 ) değiştirilmiştir.

    SPONSORLU BAĞLANTILAR

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 07-19-2009, 15:17
  2. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 07-02-2009, 03:09
  3. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 06-14-2009, 23:36
  4. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 05-28-2009, 02:21