TÜRKİYENİN İKLİM VE BİTKİ ÖRTÜSÜ NEDİR?

PROJE TANITIMI:
Bu projenin amacı Türkiye'nin illerine ait uzun yıllık klimatolojik verileri grafiksel olarak kullanıcıya sunmaktır.
KULLANILAN MATERYALLER:
Proje hazırlanırken Power Point ve Grapher programları kullanılmıştır. Grapher ile hazırlanan uzun yıllık grafikler Power Point'teki Turkiye haritasına eklenmektedir.
SONUC:
Kullanıcı istediği ilin üzerine tıkladığında o istasyona ait uzun yıllık veri grafiğini elde eder. Proje güncellenmeye devam edilmektedir. Bu grafik üzerinde aşağıdaki bilgiler bulunmaktadır.
Uzun yıllık sıcaklıklar
Sıcaklık normalleri
Sıcaklıkların 5 yıllık hareketli ortalaması
Uzun yıllık yağışlar
Yağış normalleri
Yağışların 5 yıllık hareketli ortalaması

Türkiye'de İklim Sınıflandırılması


İklim Tipi İndis Değeri İller, Bölgeler A (Çok yağışlı) 100 ve daha fazla Rize, Hopa, Bitlis B4 ( Yağışlı) 80 ila 100 Bozkurt B3 ( Yağışlı) 60 ila 80 Muğla, Zonguldak, Giresun B2 (Yağışlı) 40 ila 60 Batı Karadeniz, Batı Akdeniz kıyıları, Doğu Anadolu’nun doğusu B1 (Yağışlı) 20 ila 40 Marmara ve Orta Akdeniz kıyıları C2 (Az yağışlı-yağışlı) 0 ila 20 İç Anadolu, İç Ege, Doğu Anadolu’nun güneyi, Akdeniz’in iç kısımları C1 (Az yağışlı-kurak) -20 ila 0 İç Anadolu, İç Ege, Doğu Anadolu’nun güneyi, Akdeniz ve Karadeniz bölgeleri D ( Yarı kurak) -40 ila -20 Güney Doğu Anadolu, Iğdır, Aksaray, Karaman, Cihanbeyli, Niğde E (Kurak) -60 ila -40 -

Thorntwaite nemlilik indisi, Türkiye genelinde 1963-1993 döneminde kaydedilen uzun yıllar aylık toplam yağış ve aylık ortalama sıcaklık verilerine uygulanmıştır.
Bu yönteme göre; İç Anadolu Bölgesi, Ege Bölgesi’nin iç kısımları, Doğu Anadolu Bölgesi’nin batı kısımları ve Güneydoğu Anadolu bölgesi’nin büyük bir kısmı Az yağışlı-Kurak iklim sınıfına girmektedir. Urfa, Ceylanpınar ve Birecik Yarı kurak iklim sınıfına girer. Yıllık toplam yağış yıllık toplam evapotranspirasyonun çok altındadır. Su açığı belirgindir. Batı Karadeniz bölümünde Zonguldak, Orta Karadeniz bölümünde İnebolu, Bozkurt, Doğu Karadeniz bölümünde ise Giresun, Rize, Hopa; Akdeniz Bölgesi’nin güney-batı kısmında yer alan Muğla, Alanya, Manavgat; Doğu Anadolu Bölgesi’nin iç kısımlarında bulunan Bitlis, Muş, Bingöl, Tunceli çevresi yağışlı-sıcak bölgelerdir.


Güç Kaynağı Olarak Güneş



150 milyon km uzaklıktan her gün yeryüzüne ulaşan güneş enerjisi, yaklaşık 1.200 megawatt kapasiteli 160 milyon tane atom reaktörünün üretimine eşittir. Bu durum Güneş’in, yerküre üstündeki her değişikliğin itici gücü olmasını sağlar. Ama Güneş enerjisi dünya yüzeyine eşit olarak dağılmaz. Gece ve gündüzden başka, denizlerle karaların kapladığı yerin farklılığı, bazı yerlerin daha alçakta, bazılarının daha yüksekte bulunması, bulutların gölge yapması, bitki örtüsü ve kayaçların yapısı, uzaydan eşit olarak gelen bu enerjinin dünyamızın üstüne değişik biçimde dağılmasına yol açar. Bu nedenle dünya üstünde herhangi bir noktadaki sıcaklık, rüzgar ve yağış o yerin iklimine bağlı olarak matematiksel yöntemlerle hesaplananlardan çok değişik çıkabilir.



İklim Kuşakları
İklim kuşaklarını yeryüzünün üstüne düşen güneş ışınlarına göre ayırma işi Antik Çağ’dan beri yapılmaktadır. Buna göre dönenceler arası (23,5° kuzey ve güney enlemleri arası) tropik kuşak, dönencelerle kutup kuşakları arasındaki bölge ılıman iklim kuşağı, kutup daireleri (66,5° kuzey ve güney enlemleri) ile Kuzey ve Güney kutupları arasında kalan bölge de soğuk bölge olarak anılmıştır. Bu, Güneş ışınlarının astronomik olarak dağılışına göre yapılmış bir ayrımdır; günlük ve yıllık oynamaların daha az olmasına yol açarak nemli okyanus iklimini oluşturan denizlerin etkisi hesaba katılamamıştır. Deniz iklimi ile kıtaların iç bölgelerinde görülen kara iklimi birbirlerinden oldukça farklı olabilir. Örneğin, İzlanda’nın güneyindeki Faroe Adaları ile Sibirya’daki Yakutsk yaklaşık aynı paralel (62) üstünde yer alırlar, ama Gulf Stream’in kıyılarından geçtiği Faroe Adaları’nda ocak ayı ısısı +3,2 dereceyken, kara ikliminin egemen olduğu Yakutsk’ta –43,3 derecedir. Buna karşılık ortalama temmuz sıcaklığı birincide +10,6 dereceyken, ikincide +19,0 derece olur.

Herkes tarafından benimsenmiş ideal bir iklim kuşakları ayrımı yoktur. Kuşaklar genellikle yalnızca ısı ve yağışa göre belirlenmiş ve bunların canlılar dünyası, yani bitki ve hayvanlar üstündeki etkilerine göre düzenlenmiştir. Doğal olarak, belirli bir iklimin egemen olduğu yerde de orman, step, çöl ya da tundra gibi belirli bir bitki örtüsü bulunur.

Türkiye'nin İklimi Ve Bitki Örtüsü ( Ege Bölgesi )

Yeryüzü Şekilleri

* Kıyıları: Ege Denizi'nin yerinde eskiden Egeid karası bulunmaktaydı. Bu kara parçasının çökmesi sonucunda bugünkü adalar ve yarımadalar meydana geldi. Bölge dağları kıyıya dik uzandığı için kıyı girintili-çıkıntılı, Enine Kıyı Tipidir. Kıyıda bir çok körfez, koy, yarımada ve buruna rastlanır. Edremit, Çandarlı, İzmir, Kuşadası, Güllük, Gökova başlıca körfezleridir. Reşadiye, Bozburun, Dilek ve İzmir - Karaburun başlıca yarımadalarıdır. Ege kıyıları girintili-çıkıntılı olduğu için en uzun kıyımızdır. Muğla, 1.100 km. kıyı şeridi ile en uzun kıyıya sahip ilimizdir.
* Dağları: Asıl Ege Bölümü faylanma hareketlerine uğradığı için Kaz Dağı, Madra Dağı, Yunt Dağı, Bozdağlar, Aydın Dağları faylanma sonucu yüksekte kalmış horstlardır. Bölümün güneyinde uzanan Menteşe Dağlarının uzanış yönü kıyıya paraleldir. İç Batı Anadolu’ya gidildikçe yükseklik artar. Bu bölümde, Alaçam, Eğrigöz, Murat ve Sandıklı Dağları vardır.
* Ovaları: İç Batı Anadolu Bölümünde Yazılıkaya Platosu, Tavas- Çivril- Banaz-Örencik ovaları vardır. Asıl Ege Bölümünde horstlar arasında kalan grabenler birer alüvyon ovasıdır. Bunlar Bakırçay, Gediz, Küçük Menderes ve Büyük Menderes ovalarıdır. Bunlar aynı adı taşıyan ve bol alüvyon taşıyan, akarsuları tarafından oluşturulmuştur. Akarsuların döküldükleri yerlerde de delta ovaları da oluşmuştur.
* Akarsuları: Bakırçay, Gediz Nehri, Küçük Menderes Nehri, Büyük Menderes Nehri başlıca akarsularıdır. İç Batı Anadolu’da Susurluk ve Sakarya Akarsularının bazı kolları da bulunmaktadır.
* Gölleri: Göl bakımından fakir olan bölgede iki doğal göl vardır. Bunlar Marmara ve Çamiçi (Bafa) Gölleridir. Adıgüzel, Kemer ve Demirköprü baraj gölleri de vardır

İklim ve Bitki Örtüsü

Bölgenin asıl Ege Bölümünde graben ovaları sayesinde içlere kadar sokulan Akdeniz İklimi görülür. Bu alanlarda yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı bir iklim görülür. Bitki örtüsü makidir ve yer yer ormanlara da rastlanır. Bu bölgede yağışlar ortalama ocak ayında daha fazla görülmektedir.
İç Batı Anadolu bölümüne gidildikçe yüksekliğin artması ve denize olan uzaklığı sebebiyle iklim karasallaşır. Yazları sıcak ve kurak, soğuk ve kar yağışlı Karasal İklim görülür. Bitki örtüsü de Bozkırdır.

Tarım ve Hayvancılık


Bölgenin yurt ekonomisine katkısı daha çok tarım alanındadır. Bölümler arasında iklim ve yeryüzü şekillerinin farklı olmasına bağlı olarak yetiştirilen ürünler arasında da farklılık ve çeşit vardır.

* Tütün: Kıyı ovalarında yetiştirilir. Ülke üretiminin %65’ini yetiştirir. Birinci sıradadır.
* Pamuk: Asıl Ege Bölümündeki alüvyal ovalarda ve özellikle güneye yakın bölgelerde yetiştirilir. Ülke üretiminin %40'ını sağlar. Birinci sıradadır.
* Zeytin: Kıyı kesiminde, özellikle Edremit Körfezi çevresinde yetiştirilir. Birinci sıradadır.
* İncir: En çok Büyük Menderes vadisinde yetiştirilir. Birinci sıradadır.
* Turunçgiller: En çok Akdeniz ikliminin görüldüğü kıyı bölümünde yetiştirilir.
* Üzüm: En çok Gediz Vadisi'nde yetiştirilir. Ülke üretiminin %35’ini sağlarken birinci sırada yer alır.
* Haşhaş: İç Batı Anadolu'da Afyon ve Kütahya çevresinde kontrollü olarak yetiştirilir.
* Şekerpancarı: İç Batı Anadolu Bölümü'nde yetiştirilir.
* Tahıllar: İç Batı Anadolu Bölümü'nde yetiştirilir.

Yeraltı Kaynakları

* Krom: Muğla, Denizli, Kütahya. Demir: Balıkesir ve Kütahya. Birinci sıradadır.
* Linyit: Kütahya, Manisa, Muğla ve Denizli. Birinci sıradadır.
* Civa: Uşak ve İzmir. Birinci sıradadır.
* Bor: Kütahya ve Eskişehir. Manganez: Uşak, Afyon ve Denizli.
* Mermer: Afyon ve Denizli. Titanyum: İzmir ve Manisa. Birinci sıradadır.
* Zımpara Taşı: Muğla, Aydın ve İzmir. Uranyum: Manisa, Aydın ve Uşak.
* Tuz: İzmir-Çamaltı. Birinci sıradadır.

Sanayi

Sanayi bakımından Marmara Bölgesi'nden sonra ikinci sırada gelir. Bölümler arasında gelişmişlik ve sanayi oranı bakımından büyük farklılık vardır. Asıl Ege Bölümü sanayi bakımından daha gelişmiştir. Zaten bölgenin en büyük ve gelişmiş kenti İzmir’de bu bölümde yer alır. İzmir sanayisi, fuarı, ve ihracat limanı ile önemli bir kentimizdir. İzmir’de Aliağa Petrol Rafinerisi de bulunmaktadır.
Bölgede dokuma, şeker, çimento fabrikaları ile termik ve hidroelektrik santraller vardır.
Yatağan-Muğla, Tunçbilek-Kütahya, Soma-Manisa'da termik santraller vardır. Türkiye'nin tek jeotermal santrali Sarayköy, Denizli'de bulunmaktadır. Bölgedeki hidroelektrik santralleri arasında Demirköprü (Demirci, Körübaşı, Salihli-Manisa), Adıgüzel (Güney-Denizli) ve Kemer (Bozdoğan-Aydın) sayılabilir.

Nüfus ve Yerleşme

2000 sayıbmına göre bölgenin nüfusu 8,9 milyondur. Nüfus yoğunluğu km²’ye 96 kişidir. Bu Türkiye ortalamasına biraz üstündedir. En yoğun nüfuslu üçüncü bölgedir. Kentsel nüfus daha fazladır (% 61). %65 olan Türkiye ortalamasına yakındır. Nüfus kıyılarda, alüvyal ovalarda yoğunlaşmıştır. İç kesimlere gidildikçe nüfus yoğunluğu azalır. Buralarda da nüfus maden işletmelerinin çevresine ve ovalara toplanmıştır. Kıyıda Menteşe Yöresi de dağlık alan olması nedeniyle az nüfuslanmıştır. Nüfus artış hızı binde 16’dır (Türkiye binde 18,3).

Turizm

Ege Bölgesi, Marmara Bölgesi'nden sonra turizm geliri en fazla ikinci bölgedir. Akdeniz ikliminin görüldüğü kıyılar deniz turizmi açısından zengindir. Bunlardan Çeşme, Kuşadası, Didim, Bodrum en ünlüleridir. Bölgede İlkçağ uygarlıklarından ve Türk Devletlerinden kalan tarihi eserlerde turistlerin ilgisini çeken yerlerdir. Pamukkale-Denizli travertenleri de güzel yerlerden biridir.

Tarihi Önemi

İlkçağ'dan beri bölgede yerleşim bölgeleri mevcuttur. Günümüze kadar ayakta kalan Efes gibi antik kentler mevcuttur.
Bölge Kurtuluş Savaşı'nın en önemli savaşlarına sahne olmuştur. Kütahya ve Afyon bu savaşların en önemlilerinin geçtiği illerimizdir.



İlleri

* İzmir
* Manisa
* Aydın
* Denizli
* Kütahya
* Afyon
* Uşak
* Muğla (il)

COĞRAFİ KONUM

Herhangi bir noktanın dünya üzerinde kapladığı alana coğrafi konum denir. Özel ve matematik konum diye ikiye ayrılır. Bir ülkenin coğrafi konumu , o ülkenin tabii, beşeri ve ekonomik özelliklerini çok yönlü etkiler.
ÖZEL KONUM

Herhangi bir yerin kıtalara, denizlere, dağ sıralarına, boğazlara ,komşu ülkelere, ulaşım yollarına, yer altı ve yerüstü kaynaklarına, siyasi bloklara göre olan konumu ve yükseklik değerleri özel konumudur.
ÖZEL KONUM ÜLKELERİN; jeopolitik konumunu, iklimini, nüfusun dağılışını, yerleşme şartlarını ,turizm faaliyetlerini, ulaşım imkanını, ekonomik faaliyetlerini etkiler.

TÜRKİYE'NİN ÖZEL KONUMU VE SONUÇLARI

* Türkiye Asya, Avrupa ,Afrika kıtalarını birbirine bağlayan önemli bir kavşak noktasında kurulmuştur.
* Asya –Avrupa arasında bir köprü durumundadır.
* Stratejik önemi olan boğazlara sahiptir.
* Petrol bakımından zengin ülkelere komşudur.
* Asya Avrupa arasındaki en önemli ticaret ve ulaşım yolları Türkiye’den geçer.
* Ortalama yükseltisi fazladır ve engebelidir. Bu durum tarım, nüfus, sanayi, ulaşım ve yerleşmeyi etkiler.
* Türkiye’nin gerçek yüzölçümü 814.578 km2 , izdüşüm yüzölçümü ise 779.452 km2dir. Aradaki fark ülkemizin yüksek ve engebeli olmasından kaynaklanır.

****Not: Bir yerin gerçek yüzölçümü ile izdüşüm yüzölçümü arasında fark fazla ise o yer engebelidir. Fark az ise düzlüktür.

MATEMATİK KONUM

Matematik konum:Bir yerin enlem ve boylamlara göre dünya üzerindeki yeridir. Bir başka ifade ile Ekvator’a ve Greenwich ‘e göre konumudur.
Örneğin: Türkiye 36° -42° kuzey enlemleri ( paralelleri ) ile 26°-45° doğu boylamları (meridyenleri) arasındadır.
YERKÜRE’ NİN KOORDİNATLARI

Paraleller

Ekvatora paralel olarak 1°lik açı aralıklarıyla çizildiği varsayılan dairelerdir.

Özellikleri:

* Başlangıç paraleli Ekvator'dur ve en büyük paralel dairesidir (40.076km). Dünyanın şeklinden dolayı Kutuplara gidildikçe çevre uzunlukları azalır.
* Birer derece aralıklarla geçerler.
* 90 tanesi Güney, 90 tanesi Kuzey Yarımküre'de olmak üzere toplam 180 tanedirler.
* İki paralelin arasındaki uzaklık her yerde 111 km dir.
* Paralellerin derecesi kuzey ve güneye doğru artar.


Paralel farkı ile uzaklık hesaplanabilmesi için bize verilen merkezler aynı meridyen üzerinde olmalıdır. Farklı meridyen yaylarında olduğunda açı farkı ortaya çıkar ve iki paralel arası 111 km den daha fazla olur. Paralel farkı bulunurken verilen merkezler aynı yarımkürede ise büyük olan enlem derecesinden küçük olan çıkarılır. Farklı yarımkürede olurlarsa enlem dereceleri toplanır.

A-B=? 50-20=30 paralel farkı
30 x 111= 3330 km
E-D=?
35-15=20 paralel farkı
20x111=2220 km
B+D=?
20 +15=35 paralel farkı
35 x 111=3885 km

ENLEM VE ETKİLERİ

ENLEM: Yerkürede herhangi bir noktanın ekvatora olan uzaklığının açı cinsinden değeridir.

* Güneş ışınlarının düşme açısı kutuplara doğru küçülür. Işınların atmosferdeki yolu uzar. Tutulma artar ve sıcaklık ta kutuplara doğru azalır.
* Denizlerin sıcaklığı ve tuzluluğu kutuplara doğru azalır.
* Matematik iklim kuşakları oluşur
* Bitki örtüsü kutuplara doğru aralıksız kuşaklar oluşturur.
* Tarımın yükselti sınırı, Toktağan kar sınırı (Daimi kar sınırı), Orman üst sınırı kutuplara doğru azalır.
* Akarsuların donma süresi kutuplara doğru uzar.
* Gece gündüz arasındaki zaman farkı kutuplara doğru artar.
* Dünyanın çizgisel dönüş hızı kutuplara doğru azalır.
Aynı Enlem Üzerindeki Merkezlerde Ortak Özellikler
* Ekvatora ve kutuplara eşit uzaklıktadırlar.
* Güneş ışınlarını aynı açıyla alırlar.
* Gece- gündüz süreleri birbirine eşittir.
* Dünyanın çizgisel dönüş hızı aynıdır.
* Aynı iklim kuşağındadırlar. Fakat aynı iklim özelliği görülmeyebilir (özel konumdan dolayı).
* İki meridyen arasındaki mesafe aynıdır.

Meridyenler

Ekvatoru dik olarak kesen ve kutuplarda birleşen hayali dairelere meridyen daireleri denir

Özellikleri:

* Başlangıç meridyeni Greenwhic’ tir.
* Greenwhic’in 180 batısında ve 180 doğusunda olmak üzere 360 tane meridyen yayı vardır. Tam daire olarak 180 adettir.
* Aralarındaki uzaklık sadece Ekvator üzerinde 111 km’dir. Dünyanın şeklinden dolayı Kutuplara gidildikçe bu uzaklık daralır. Örnek:Türkiye’de ortalama 85 km , Kutup dairelerinde 47 km dir. *** Bunun sonucu olarak doğu-batı yönünde aynı mesafe gidildiğinde Kutuplara yakın yerde daha fazla meridyen geçilirken, Ekvatorda en az meridyen geçilir.
* İki meridyen arasında 4 dakikalık yerel saat farkı vardır.
* Kutuplarda birleştikleri için meridyen yayları eşit uzunluktadır.
* Aynı meridyen üzerindeki bütün noktalarda yerel saat aynıdır. Ayrıca 21 Mart-23 Eylül günlerinde de güneş aynı anda doğar ve batar.

BOYLAM VE ETKİLERİ

Boylam: Herhangi bir noktanın başlangıç meridyenine olan uzaklığının açı cinsinden değeridir.
ETKİLERİ: Boylamın tek etkisi yerel saat farkları oluşturmasıdır.

YEREL SAAT hesaplamaları

Yerel Saat: Bir yerin kendine özgü saatidir. Güneşin ufuk çizgisindeki konumuna göre belirlenir. Güneş ufuk çizgisinde en yüksek konuma geldiğinde o yerin yerel saati 12:00 dır. Cismin gölgesi en kısadır.

Aynı yarım kürede ise büyük olan meridyen derecesinden küçük olan çıkarılır. Farklı yarım kürelerde ise toplanır. A-B=? 25-10= 15° Meridyen farkı
15x4= 60 dk

E-D=? 8-5= 3º Meridyen farkı
3x4= 12 dk

B+E=? 10+8= 18° Meridyen farkı
18x4= 72dk=1:12

***Not: Dünyamız kendi ekseni çevresinde batıdan doğuya doğru döndüğü için doğudaki bir merkezde güneş erken doğar, erken batar. Batıdaki bir merkezde ise geç doğar geç batar. Sonuçta doğudaki bir meridyenin yerel saati her zaman daha ileridir.
SAAT DİLİMLERİ VE ULUSAL SAAT

Günümüzde yerel saatlere göre hareket etmek hem ülke içinde hem de ülkeler arası ilişkilerde sıkıntılar meydana getirir. Bunu önlemek için uluslararası saat sistemine geçilmiştir. Bunun için dünyamız 15°' lik meridyen yayları şeklinde 24 saat dilimine ayrılmıştır. Her saat diliminde de tam ortadan geçen meridyenin yerel saati ortak kabul edilmiştir. Saat dilimlerinde de başlangıç olarak Greenwich'in 7,5° doğu ile 7,5° batı meridyenleri alınmıştır.Türkiye, ikinci ve üçüncü saat dilimlerinde yer almaktadır. Ancak biz bunlardan sadece birini kullanmaktayız.1978 yılına kadar topraklarımızın çoğunun yer aldığı ikinci saat diliminin( 30° Doğu meridyeni -İzmit) yerel saati ülkemizde ortak saat olarak kullanılmıştır. Bu tarihten sonra güneş ışığından daha fazla faydalanarak enerji tasarrufu sağlamak için ileri ve geri saat uygulamasına geçilmiştir. İlkbahar-yaz dönemlerinde ileri (45° Doğu meridyeni-Iğdır), sonbahar-kış dönemlerinde geri saat (30° Doğu meridyeni -İzmit) uygulaması yapılmaktadır.

TARİH DEĞİŞTİRME ÇİZGİSİ

Tarih değiştirme çizgisi olarak 180 meridyeni kabul edilir. Bu meridyenin doğu tarafında batı meridyenleri, batı tarafında ise doğu meridyenleri bulunmaktadır. Dolayısıyla doğu meridyenlerinin olduğu batısında bir gün ileri, batı meridyenlerinin olduğu doğusunda ise bir gün geridir.

Not: Tarih değiştirme çizgisi ve saat dilimleri ülke sınırlarına göre çizildiğinden meridyenlere tam uygun olarak uzanış göstermezler. Girinti-çıkıntı oluştururlar.

TÜRKİYE'NİN MATEMATİK KONUMU VE SONUÇLARI

* Kuzey Yarım Küre'de ılıman iklim kuşağındadır.

Doğusu ile batısı arasında 19°'lik boylam farkı vardır. Bunun sonucu olarak 76 dk.lık yerel saat farkı vardır (19x4=76 dk.).
Dört mevsim belirgin olarak yaşanır.
Güneş ışınları hiçbir zaman dik açıyla düşmez.
Yurdumuzda bir cismin gölgesi bütün yıl kuzeye düşer.
Güney kıyılarımızın sıcaklığı kuzey kıyılarımızdan yıllık ortalamada 7-8°C daha yüksektir.
Akdeniz'in tuzluluk oranı Karadeniz'den daha yüksektir.
Kışın görülen yağışlar cephesel kökenlidir.
Yurdumuza kuzeyden esen rüzgarların soğutucu, güneyden esen rüzgarların da sıcaklığı artırıcı etki yapması.
Deniz turizmi en erken Akdeniz Bölgesi'nde başlar en uzun süre devam eder.
Yıl içinde en uzun gündüz ve gecelerin yurdumuzun kuzeyinde yaşanması.

Türkiye'nin İklimi Ve Bitki Örtüsü ( İç Anadolu Bölgesi )
İLLER

* Aksaray
* Ankara
* Çankırı
* Eskişehir
* Karaman
* Kırıkkale
* Kırşehir
* Konya
* Nevşehir
* Niğde
* Sivas
* Yozgat



COĞRAFİ KONUMU


Bölge, Ana*dolu'nun orta kısmında yer alır. Bu konumu sebe*biyle "Orta Anadolu" da denir.
İç Anadolu Bölgesi'nin yüz ölçümü 151.000 km2 olup, bu alan Türkiye topraklarının %20'sini kaplar. Doğu Anadolu'dan sonra ikinci büyük bölgemizdir. Güneydoğu Anadolu Bölgesi dışında diğer bölgelerin hepsiyle komşudur.


YERYÜZÜ ŞEKİLLERİ


Bölge, yeryüzü şekilleri bakımından sade bir görünüme sahiptir.
Yer şekilleri çeşitlilik göstermez. Engebe*li araziler fazla olmadığı için, kara ve demiryolu ulaşı*mına oldukça elverişlidir. Bölgenin çoğu yerinde ge*nellikle 1000 m yükseltiye sahip düzlükler bulunur.En alçak yerleri olan Sakarya ve Kızılırmak vadilerindeki yükselti 700 m civarındadır.
Bölgenin güneyinde Kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda uzanan dağlar volkanik kökenli dir. Başlıcaları; Hasandağı, Karacadağ, Karadağ, Erciyes Dağı ve Melendiz Dağları'dır.

Bölgedeki kıvrım dağları ise doğuda geniş bir alan kaplar. En önemlileri, Ak dağlar, Hınzır Dağı, Tecer Dağı ve Yıldız Dağları'dır.

Platolar en fazla bu bölgemizde yer alır. Batıda Haymana ve Cihanbeyli, güneyde Obruk, doğu*da da Bozok (Kızılırmak) plâtolarıyla, Ege Bölgesi sınırı boyunca Yazılıkaya (Bayat) ve Doğu Anado*lu Bölgesi sınırı boyunca da Uzunyayla gibi platolara sahiptir. Tuz Gölü çevresi Türkiye'nin en büyük kapalı havzasıdır.
İç Anadolu'nun bazı ovaları oldukça geniştir. Konya ovası, Türkiye'nin en büyük ovasıdır. Eski bir göl tabanıdır. Geniş ovalardan diğeri Tuz Gölü'nün gü*neyindeki Aksaray Ovası'dır. Haymana platosunun batısındaki Yukarı Sakarya Ovası da geniş alan kaplar. Küçük ovalar olan Eskişehir, Ankara, Kay*seri ve Develi ovaları, platolar arasındaki çukurluklarda yer almaktadır.

AKARSU ve GÖLLERİ

İç Anadolu Bölgesi'nin en önemli akarsuları Kızıl*ırmak, Sakarya Nehri, Porsuk ve Delice çayları*dır. Bu bölge akarsuları kapalı havzada akan sel rejimli akarsulardır. İlkbahar yağışlarıyla taşar, ya*zın kuruyacak hale gelir.
İç Anadolu Bölgesi'nin güney kesimleri sularını deniz*lere gönderemez. Bu nedenle kapalı havzalar geniş bir alan kaplar. Kapalı havzaların geniş olanları, Kon*ya Ovası, Tuz Gölü ve Akşehir - Eber gölleri çevre*sinde yer alır. Seyfe Gölü, Sultan Sazlığı (Yaygölü) gibi küçük kapalı havzalar da bulunmaktadır. İç Ana*dolu Bölgesi'nin büyük bir bölümü sularını Kızılırmak, Sakarya ve Yeşilırmak'ın kolu olan Çekerek suyu sa*yesinde Karadeniz'e gönderir. Güneydoğusundaki Uzunyayla yöresi, sularını Seyhan'ın kolu olan Zamantı suyu sayesinde Akdeniz'e gönderir. Sel rejimli akarsuların en fazla bulunduğu bölgedir.
Bölgenin en büyük gölü Tuz Gölü'dür. Bu göl bu*harlaşmanın etkisiyle yazın büyük ölçüde kurumakta*dır. Tuz Gölü, tektonik oluşumludur. Derinliği fazla de*ğildir. Gölün alanı kışın ve ilkbaharda fazla alan kapla*dığı halde, yazın buharlaşma ve beslenme yetersizli*ğinden dolayı kapladığı alan azalır. Tuz ihtiyacımızın %30'unu karşılar. Diğer önemli gölleri ise Akşehir, Eber, Ilgın (Çavuşçu), Tuzla, Seyfe, Mogan ve Sultansazlığı gölleridir.

İKLİM ve BİTKİ ÖRTÜSÜ

Bölgenin çevresi yüksek dağlarla çevrili olduğundan, denizlerin nemli ılıman havası bölgeye sokulamaz.
Bu nedenle bölgede, yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve kar yağışlı karasal iklim hakimdir. Bölge*de, doğuya doğru gidildikçe yüksekliğin artmasına bağlı olarak karasallık derecesi artar ve kış sıcak*lıkları çok düşük değerlere ulaşır.
İç Anadolu, ülkemizin en az yağış alan bölgesi*dir. Ortalama yağış 400 mm civarındadır. Bölge, en fazla yağışı ilkbahar aylarında sağanak halinde alır. En kurak mevsim yazdır. Yazların kurak olması ve yaz kuraklığının erken başlaması sebze türü bitkiler üzerinde olumsuz etki yapar. Bölgenin ve ülkemizin en az yağışlı yeri Tuz Gölü çevresidir(320 mm) .
Yağışların azlığı bölgenin deniz etkisine kapalı olmasından kaynaklanmaktadır. Denizden gelen nemli hava kütlesi, nemini, dağların denize bakan yamaçlarında yağış halinde bırakır. İç Anadolu Bölgesi'ne doğru eserken artık kurudur.
Bölgede görülen yağışlar konveksiyonel ve cephe*sel kökenlidir. Kırkikindi adı da verilen konveksiyonel yağışlar İlkbaharda yaygındır.
Bölgenin tabii bitki örtüsü bozkırdır. Bozkır, ilkba*har yağmurlarıyla yeşeren, bir kaç ay yeşil kalan, yaz sıcaklığı ile sararan ot topluluğudur.
İç Anadolu Bölgesi ülkemiz ormanlarının %7 sini kaplayarak bölgeler arasında 6. sırada yer alır.

TARIM ve HAYVANCILIK

Bölge ekonomisinin temeli tarıma dayanır. Ekili - dikili alanların oranı bakımından Marmara Bölgesi'nden sonra ikinci sırada yer alır. Çalışan nüfusun büyük bir kısmı tarımla uğraşır.
İklimin yarı kurak karakterine rağmen, çok geniş alanlar tarıma ayrılır. Bölgenin tarımı iklim şartlarına bağlıdır. Özellikle ilkbahar yağışlarının yetersizliği veya gecikmesi, tahıl üretiminde önemli dalgalanmalar meydana getirir, iklim yarı kurak olduğu için nadas ihtiyacı duyulur. Tarımın en önemli problemi sulamadır.
Bu amaçla büyük sulama kanallarının (barajların) yapılması ve yeraltı suyundan yararlanılması gerekir.Ekonominin temeli tarım ve hayvancılığa dayanır. Türkiye'de ulusal gelirin %20'sini bu bölge sağ*lamaktadır.
Tarım ürünleri içinde tahıllar başta gelir. Türkiye genelinde tahıla ayrılan toprakların yarıya yakını bu bölgededir. Yer şekilleri ve iklim koşulları tahıl tarımını öne çıkarır. Düzlüklerin geniş yer kapla*ması makineli tarımı kolaylaştırmıştır.
Bölgenin sulanabilen bölümlerinde şeker pancarı tarımı yapılır. Buğday, şeker pancarı ve elmanın en fazla üretildiği bölgedir. Şeker pancarının özellikle Konya, Ankara, Eskişehir, Kayseri ve Niğ*de gibi şeker fabrikalarının bulunduğu yerlerde ekimi yapılır.
İlkbahar yağışı ve yaz kuraklığı tahıla uygun ortamı oluşturmuştur. Türkiye'nin tahıl ambarıdır. Sulanabilen arazinin azlığı buğday ekim alanlarının ge*niş olmasına yol açmıştır. Bölgede buğday nadas yöntemiyle yetiştirilir. Alan bakımından nadasa bı*rakılan toprakların en fazla olduğu bölgemizdir. Bölgede yaz kuraklığının erken başlaması sebze türü bitkiler üzerinde olumsuz etki yapar.
İç Anadolu Bölgesi'nde yaygın olarak bozkırların görülmesi küçükbaş hayvancılığın gelişmesine ne*den olmuştur. Küçükbaş hayvan sayısının en fazla olduğu bölgedir. Bölgede Ankara ve Eskişehir çevresinde tiftik keçisi yaygınlaşırken diğer yörelerde daha çok koyun beslenir. Küçükbaş hayvanlardan elde edilen yün ve tiftik, dokumacılığı teşvik etmiştir.

YERALTI ZENGİNLİKLERİ

Bölgenin önemli yeraltı zenginlikleri, linyit, krom, lületaşı, tuz ve bor mineralleridir.
Krom : Eskişehir, Kayseri ve Sivas'ta çıkarılır.
Kayatuzu : Kırşehir ve Çankırı dolaylarında çıkarılır.
Linyit: Sivas ve Eskişehir'de çıkarılır.
Çinko ve Demir: Kayseri'de çıkarılır.
Civa: Konya Sarayönü'nde
Tuz:Tuz Gölü'nden elde edilir.
Lületaşı:Eskişehir'de çıkarılmaktadır. Hediyelik eşya yapımında kullanılır.

SANAYİ

Bölgede önemli ulaşım yollarının geçtiği Yukarı Sakarya Bölümü sanayinin en fazla geliştiği bölümdür.
Eskişehir'de: Lokomotif, besin, motor, çimento ve inşaat malzemeleri sanayii,
Ankara'da : Dokuma, besin, tarım araçları, çimento ve mobilya sanayii,
Konya'da : Tarım araçları, besin, motor, çimento, süt ürünleri ve inşaat malzemeleri sanayii,
Kayseri'de : Halıcılık, meyve suyu, pamuklu dokuma, pastırma ve sucuk üretim merkezleri
Kırıkkale'de : Orta Anadolu petrol rafinerisi, silah fabrikası, demir -çelik endüstrisi
Sivas'ta : Besin, yem, çimento endüstrisi ile dev*let demir yollarının bakım tesisleri bulunur.

TURİZM

Bölgenin önemli turistik yerleri peribacaları, Ihla*ra vadisi, Derinkuyu'daki yeraltı kentleri (Kapadokya) dir. Konya'daki Selçuklu eserleri, Mevlana türbesi ve çeşitli yerlerdeki antik hitit kentleri önemli turistik değerlerdir.
Bölgede sağlık turizmi de gelişmiştir. Özellikle Eskişehir, Ankara, Konya, Niğde, Kayseri illerinde kaplıcalar bulunmaktadır. Bu yerleşim merkezlerinde bu maksatla kurulmuş dinlenme ve konaklama tesisleri yer alır.
Bölgedeki Erciyes ve Elmadağ kayak turizmi açısından gelişmiş yerlerdir.
Bölgede özellikle Ankara'da bulunan Anıtkabir, Atatürk müzesi, Etnografya müzesi insanların en sık uğradıkları yerler arasında yer almaktadır.
İç Anadolu'da her yıl gerçekleştirilen, Kayseri Ana*dolu Fuarı ile Konya Fuarı başlıca turizm ve ticaret etkinliklerindendir.
iç Anadolu Bölgesi'nde, Boğazköy Alacahöyük Milli Parkı, Göreme Tarihi Milli Parkı ve Yozgat Çamlığı Milli Parkı gibi tarihi ve doğal yönden korumaya alınmış turizm alanları da bulunmaktadır.

NÜFUS ve YERLEŞME

iç Anadolu Bölgesi, 1997 nüfus sayımına göre yaklaşık 10,5 milyon kişilik nüfus büyüklüğüyle Marmara Bölgesi'nden sonra ikinci sırayı alır. Bu bölgenin nüfus yoğunluğu 64 kişi/km2 dir. (1997 yılına göre, Türkiye'nin ortalama nüfus yoğunluğu 81 kişi / km2 dir.) Dolayısıyla İç Anadolu, Türkiye nüfus yoğunluğu ortalamasının altındadır, iç Anadolu Bölgesi'nin nüfusu, bölgenin doğal koşulları*nın etkisine bağlı olarak, daha çok komşu bölgelere yakın yerlerdeki dağ eteklerinde yoğunlaşır. Bunun nedeni, sözü edilen kesimlerin daha yağışlı olması ve su kaynaklarının bol olmasıdır.
Bölgedeki ovaların aldığı yağışın az olması, nüfuslanma ve yerleşmeyi engellemiştir. Düz ovalık ke*simde nüfus yoğunluğu dağ eteklerine göre azdır. Toplu köy niteliğindeki kırsal yerleşme birimleri ile kentler dağ etekleri boyunca dizilidir. Bölge nüfusu*nun %62'si, nüfusu 10.000'den fazla olan ve kent sayılan yerleşme birimlerinde yaşamaktadır. Tarım alanları geniş olmasına karşın nüfusun %38'i kırsal kesimde yaşar. Tarım alanlarının geniş olması, tarımsal nüfus yoğunluğunun düşük olmasına yol açar. Nüfusun dağılışı, yağış dağılışına benzerlik gösterir.
Bölgede en fazla nüfuslanmış bölüm, Yukarı Sakarya'dır. Bu bölümün yoğun nüfuslanmasında, endüstri faaliyetleri ile Ankara'nın başkent olması önemli rol oynar. Konya ve Tuz Gölü civarları nüfus yoğunluğunun az olduğu yerlerdir.

BÖLÜMLERİ



İç Anadolu Bölgesi dört bölüme ayrılır:

1. Konya Bölümü :

Bölgenin ortasında geniş bir kapalı havzadır. Bura*da büyük ovalar, plato düzlükleri, Tuz Gölü, Akşehir ve Eber gölleri ile Karacadağ ve Karadağ volkanik dağları bulunur. Türkiye'nin en kurak bölümüdür. Nüfus bakımından bölgenin en tenha bölümüdür. Halk tarım ve hayvancılıkla uğraşır. Ülkemizin en önemli tahıl alanlarından birisidir. Konya, Aksaray ve Karaman bölümde yer alan illerdir.

2. YUKARI SAKARYA BÖLÜMÜ :

Bölgenin kuzeybatı kısmını meydana getirir. Orta Kızılırmak boylarından İçbatı Anadolu'ya kadar uzanır. Yer şekilleri daha engebeli, iklimi biraz daha nemlidir.
Yıllık yağışlar 400 mm civarındadır. İklim ve ula*şım koşullarının elverişli olması nedeniyle, böl*genin en yoğun nüfuslu bölümüdür. Bölge nüfusunun yarıya yakını bu bölümdedir.
Batı Anadolu'yu iç bölgelere bağlayan yolların geçtiği önemli bir yerdedir. Bölümde Eskişehir ve Ankara illeri yer alır.

3. ORTA KIZILIRMAK BÖLÜMÜ :

İç Anadolu'nun, Çankırı'dan Toroslar'a kadar uzanan, içine Kızılırmak yayını alan kısmıdır. Alan bakımından bölgenin en büyük bölümüdür. Kuzey kesimi daha engebelidir.Güney kesiminde plato ve ova düzlükleri yaygındır. Ortada ise geniş Kızılırmak platosu bulunur. Erciyes volkanik dağı bu bölümde yer alır.
Tarım alanlarının oranı verimli volkanik topraklarla kaplı güney kesimden daha yüksektir. İç Anadolu'da kırsal nüfus yoğunluğunun en fazla olduğu bölümdür. Kayseri, Niğde, Nevşehir, Kırşehir, Yozgat ve Kırıkkale bölüm içinde yer alan illerdir.

4. YUKARI KIZILIRMAK BÖLÜMÜ :

Bu bölüm Kızılırmak'ın, Karadeniz Bölgesi ile Doğu Anadolu arasına sokulan yukarı çığırını kaplar. İç Anadolu'nun en küçük, en engebeli bölümüdür.
Dağlarla kuşatılmış bir havza görünümündedir. En*gebeli olduğu için tarım alanlarının oranı daha düşüktür. Nüfusu seyrek, kentleşme oranı düşüktür. Bölgenin kışın en soğuk bölümü burasıdır. Bölümde Sivas ili bulunmaktadır.


Türkiye'nin Dünya Üzerindeki Coğrafi Konumu ve Avantajları

Türkiye'nin dünya üzerindeki yeri neresidir? sorusu, Türkiye hakkında çok büyük ipuçları vermektedir. Dünya haritasına bakıldığında; Türkiye, Eski Kara Kütleleri adı verilen, Asya-Avrupa ve Afrika kıtalarının birbirlerine iyice yaklaştıkları bölgede yer alır. Topraklarının büyük çoğunluğu Anadolu yarımadası olarak Asya'da, Trakya yarımadası olarak Avrupa'da bulunmaktadır. Bu nedenle Türkiye, hem Asya ve hem de Avrupa ülkesidir.Matematik konum olarak Türkiye, baş meridyene (Greenwich) göre 26-45 doğu meridyenleri, ekvatora göre ise 36-42 kuzey paralelleri arasında yer almaktadır. Kuş uçuşu kuzey-güney doğrultusunda 6 enlem farkı vardır ki, bu da yaklaşık 666 km.lik (6x111=666) bir mesafe eder. Doğudan batıya ise, 19 boylam farkı vardır ki, bu da yaklaşık 76 dakikalık (19x4=76) bir zaman farkına eşittir. Baş meridyene göre Doğu, Ekvatora göre ise Kuzey yarı küresinde yer almaktadır. Diğer bir ifadeyle Türkiye, matematik konum itibariyle, hem kuzeyli ve hem de doğulu bir ülkedir.
Türkiye'nin coğrafi konumu incelendiğinde görülür ki, ülke olarak büyük avantajlara sahiptir. Bu avantajlar sayesinde, dünya üzerinde sayılı ülkelerden birini teşkil eder. Türkiye, matematik konumu itibariyle, orta enlemlerde yerini almakta ve ılıman bir iklim görülmektedir. Türkiye; insan yaşamı için en ideal kuşakta yer almaktadır. Bu özelliğinden dolayı, Türkiye toprakları, tarihin en eski dönemlerinden beri, hep büyük devletlere beşiklik yapmış ve çok sayıda medeniyetlerin kurulmasına zemin hazırlamıştır. Dünya üzerinde medeniyetler beşiği olarak da bilinen Türkiye, bu özelliğini matematik konumundan dolayı, gelecekte de koruyacaktır.
Matematik konum, ülkenin daha ziyade doğal özellikleri üzerinde önemli etkisi olurken, özel konum siyasi, sosyal ve ekonomik durumunu doğrudan etkilemektedir. Bununla beraber, matematik konum ile özel konum, birlikte etkili olabilir. Ülkelerin dünya platformu üzerindeki konumları ile gelişmişlik ve etkinlikleri bakımından sıkı bir bağlantı vardır.
Türkiye, Asya kıtasının güneybatı ucunda, Anadolu yarımadası üzerinde yer alır. Topraklarının bir bölümü, Avrupa'nın güneydoğusunda yer alan Balkan yarımadasının bir kısmını oluşturan Trakya'da bulunur. Bu yönüyle, Türkiye hem Asya ve hem de Avrupa ülkesidir. Öte yandan Türkiye, aynı zamanda bir Ortadoğu ülkesidir. Ortadoğu ülkelerinin bir kısmı Afrika ülkesi olduğundan, Türkiye; Afrika kıtası ile temas halindedir. Üzerinde yaşayan insanların ırk ve dil bakımından ele alındığında, Türkiye bir Türk ülkesidir ve bu açıdan ele alındığında Türk Dünyası'nın coğrafi bir parçasını teşkil eder.
Türkiye, dağlara göre dağlık bir ülkedir. Ovalar, daha ziyade kıyılarda ve akarsu vadilerinde yer alır. Akarsular bakımından, bölgenin en zengin ülkesidir. Üç tarafı denizlerle kaplı yarımadalar (Anadolu ve Trakya) ülkesi olan Türkiye, İstanbul ve Çanakkale boğazları ile büyük bir öneme sahiptir. Üç tarafını çeviren denizler, Cebel-i Tarık Boğazı ile Atlas Okyanusu'na, Süveyş Kanalı vasıtasıyla Kızıldeniz ve Hint Okyanusu'na bağlantılıdır. Türkiye'nin yeraltı ve yerüstü zenginlik kaynakları bakımından, bölge ve hatta dünya ülkeleri arasında zengin ülkeler arasında yer alır. Tarımsal kaynakları, kendi ihtiyaçlarını karşılayacak düzeydedir. Sanayileşme olarak, sanayileşmiş Avrupa ülkeleri ile sanayileşmemiş Asya ülkeleri arasında geçişi temsil etmektedir. Ulaşım faktörleri bakımından ele alındığında, Türkiye; bütün ulaşım sektörlerinin gelişmekte olduğu, Asya-Avrupa-Afrika kıtaları arasında köprü oluşturan bir ülkedir. Turizm bakımından ise, diğer Akdeniz ülkeleri ile birlikte önemli turizm potansiyeline sahiptir.
Özel Konum itibariyle, Türkiye; eski kara kütlelerinin (Asya-Avrupa-Afrika) birbirlerine iyice yaklaştığı bir konumda yer almaktadır. Bu özel konumu sayesinde, üç kıtayı birbirine bağlayan bir köprü görevini üstlenir. Öte yandan Türkiye'nin büyük bir bölümünü oluşturan Anadolu yarımadasının üç tarafı denizlerle çevrilidir. Söz konusu bu denizler, Cebel-i Tarık Boğazı ile Atlas Okyanusu'na, Süveyş Kanalı ile Hint Okyanusu'na bağlantılıdır. Dolaysıyla deniz ulaşımında stratejik bir öneme sahiptir. Böylece bu yarımadanın üzerinde kurulan devletler, amfibi devlet özelliği taşırlar.Eski kara kütlelerinin birbirlerine iyice sokuldukları konumda; İstanbul ve Çanakkale boğazları yer almaktadır. Bu boğazlar; Karadeniz'e komşu ülkelerin, açık denizlere açıldığı tek su yolunu oluşturur. Dolaysıyla boğazlar, birer can damarıdırlar.




Iç Anadolu Bölgesinin Iklim ve Bitki ÖrtüsüBölge daglarla çevrili oldugu için yazlari sicak ve kurak, kislari soguk ve kar yagislidir. Don olaylari çok görülür. En az yagis alan bölgedir. Ortalama yagis 400 mm’dir. Bunun en önemli sebebi bölgenin daglarla çevrili olmasidir. Dogal bitki örtüsü bozkirdir. Bölgede özellikle dogudaki daglik alanlarda ormanlara da rastlanir. Orman bakimindan % 9 ile 5. siradadir. Akarsu boylarinda kavakçilikta yapilir.
IKLIM ve BITKI ÖRTÜSÜ
Bölgenin çevresi yüksek daglarla çevrili oldugundan, denizlerin nemli iliman havasi bölgeye sokulamaz.
Bu nedenle bölgede, yazlari sicak ve kurak, kislari soguk ve kar yagisli karasal iklim hakimdir. Bölgede, doguya dogru gidildikçe yüksekligin artmasina bagli olarak karasallik derecesi artar ve kis sicakliklari çok düsük degerlere ulasir.
Iç Anadolu, ülkemizin en az yagis alan bölgesidir. Ortalama yagis 400 mm civarindadir. Bölge, en fazla yagisi ilkbahar aylarinda saganak halinde alir. En kurak mevsim yazdir. Yazlarin kurak olmasi ve yaz kurakliginin erken baslamasi sebze türü bitkiler üzerinde olumsuz etki yapar. Bölgenin ve ülkemizin en az yagisli yeri Tuz Gölü çevresidir(320 mm) .
Yagislarin azligi bölgenin deniz etkisine kapali olmasindan kaynaklanmaktadir. Denizden gelen nemli hava kütlesi, nemini, daglarin denize bakan yamaçlarinda yagis halinde birakir. Iç Anadolu Bölgesi'ne dogru eserken artik kurudur.
Bölgede görülen yagislar konveksiyonel ve cephesel kökenlidir. Kirkikindi adi da verilen konveksiyonel yagislar Ilkbaharda yaygindir.
iç Anadolu Bölgesi'nde hakim bitki örtüsü, ilkbahar yagislariyla yeseren yaz kurakliginin baslamasiyla sararip kuruyan ot topluluklarindan olusan bozkirlardir. Bölgede yagisin fazla oldugu alanlarda meselere, daha yükseklerde ise igne yaprakli ormanlara rastlanir.
Iç Anadolu Bölgesi'ndeki ormanlar tarih boyunca tahrip edilmistir. Bunun sonucu olarak bölge, genis alan kaplayan bozkirlar arasinda, yer yer orman agaci topluluklarinin bulundugu antropojen step sahasi haline gelmistir. Bölge Türkiye ormanlarinin %7 sine sahiptir ve bölgeler arasinda 6. sirada yer alir.
Iç Anadolu Bölgesi ülkemiz ormanlarinin %7 sini kaplayarak bölgeler arasinda 6. sirada yer alir.

Kiyi ve Iç Kesimlerin IklimiHer mevsimi yagisli bir iklim özelligi görülür.En fazla yagis sonbahar,en az yagis ilkbaharda düser.Bölgede yagis miktari çok,bulutlanma fazla,güneslenme süresi ise azdir.Dogal bitki örtüsü olup deniz seviyesinden baslar.
Yazlar serin ve ilik geçer.Kiyi ile iç kesimlerin iklim özellikleri farklilik gösterir.Iç kesimlerde karasal iklim özellikleri görülür.


Türkiye'nin Fiziki Coğrafyası Türkiye'nin Beşeri ve Ek. Coğrafyası Türkiye'nin Bölgeleri Türkiye İle İlgili Haritalar

Türkiye Eski Dünya karaları olan Asya, Avrupa ve Afrika'nın birbirine en çok yaklaştığı sahada, Atlas Okyanusu'ndan, bu büyük kara kütlesinin içerlerine doğru 3 000 km boyunca sokulmuş bulunan Akdeniz havzası içinde yer alır. Kabaca paraleller doğrultusunda uzanan Türkiye, doğudaki Asya'dan, batıdaki Avrupa'dan sayılan iki parçadan meydana gelir.

Kuzeyde ve güneyde yüksek kenar dağlarla (Güneyde Toroslar, kuzeyde ise Karadeniz Dağları) çevrilmiş, kabaca dikdörtgen biçimli kütlevi bir kara parçası olarak Asya'nın gövdesinden Avrupa'ya doğru uzanan Anadolu'nun, Asya'nın geri kalan büyük kısmından (Asia major) farklı, ileri bir kültür alanı olması nedeni ile Küçük Asya (Asia minor) olarak adlandırılmıştır.

Kabaca üçgene benzetilen Trakya ise Avrupa kıtasında yer alan topraklarımızdır. Balkan yarımadasından Anadolu'ya doğru huni biçiminde sokulan bu sahaya eskiden Paşeli ve Rumeli adı verilirdi.

Hem bir Asya, hem bir Avrupa ülkesi olarak Türkiye 814 578 km²'lik yüz ölçümü ile (İzdüşüm alanı ise 779 452 km² dir.), İran dışında bütün komşularından ve Rusya Federasyonu dışında Avrupa ülkelerinin her birinden daha geniş yer kaplar. Bu alansal genişlik ve doğu-batı sınırları arasında 1 600 kilometreyi aşan, kuzey-güney doğrultusunda 475-650 kilometre arasında değişen büyük mesafeler, konum, relief ve iklim özelliklerinin etkileri ile birlikte, ülke sınırları içinde farklı coğrafi bölgelerin meydana gelmiş olmasına yol açan başlıca sebeplerden biridir

Biçim bakımından Türkiye toprakları, paraleller doğrultusunda uzanan bir dikdörtgene benzer. Bu dikdörtgen kabaca 42° (Sinop'ta İnceburun 42° 06') ve 36° (Hatay'da Topraktutan (Beysun) köyü civarı 35° 51') kuzey paralelleri ile sınırlanır. Bu konumuna göre Türkiye, termik bakımdan orta kuşağın daha sıcak olan güney yarısında, yer yuvar üzerinde birçok kurak ve yarıkurak ülkelerin sıralandığı subtropikal bölgededir. Fakat Doğu Akdeniz havzaları arasındaki konumu ve yüksek engebeleri sayesinde, kurak subtropikal alanlardan çok daha bol yağış alarak ayrılır. Ülkenin en batı (Gökçe adada Avlaka burnu 25° 40' E) ve en doğu (Küçük Ağrı'nın doğusu 44° 48') arasında yaklaşık 19 derecelik bir boylam farkı vardır.

Doğu ve batı sınırları arasındaki mesafe, Türkiye'yi ortalayan 39° paraleli boyunca 1650 kilometreyi bulur. Ülkenin doğu ve batı bölgeleri arasındaki bağıntıyı ve kaynaşmayı yüzyıllar boyunca güçleştirmiş ve geciktirmiş olan bu uzun mesafe, aynı zamanda Türkiye'nin doğu ve batı sınırlan arasında 76 dakikalık yerel saat farkına da yol açar..




COĞRAFİ KONUMU


Bölge, Ana*dolu'nun orta kısmında yer alır. Bu konumu sebe*biyle "Orta Anadolu" da denir.
İç Anadolu Bölgesi'nin yüz ölçümü 151.000 km2 olup, bu alan Türkiye topraklarının %20'sini kaplar. Doğu Anadolu'dan sonra ikinci büyük bölgemizdir. Güneydoğu Anadolu Bölgesi dışında diğer bölgelerin hepsiyle komşudur.


YERYÜZÜ ŞEKİLLERİ

Bölge, yeryüzü şekilleri bakımından sade bir görünüme sahiptir.
Yer şekilleri çeşitlilik göstermez. Engebe*li araziler fazla olmadığı için, kara ve demiryolu ulaşı*mına oldukça elverişlidir. Bölgenin çoğu yerinde ge*nellikle 1000 m yükseltiye sahip düzlükler bulunur.En alçak yerleri olan Sakarya ve Kızılırmak vadilerindeki yükselti 700 m civarındadır.

Bölgenin güneyinde Kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda uzanan dağlar volkanik kökenli dir. Başlıcaları; Hasandağı, Karacadağ, Karadağ, Erciyes Dağı ve Melendiz Dağları'dır.
Bölgedeki kıvrım dağları ise doğuda geniş bir alan kaplar. En önemlileri, Ak dağlar, Hınzır Dağı, Tecer Dağı ve Yıldız Dağları'dır.

Platolar en fazla bu bölgemizde yer alır. Batıda Haymana ve Cihanbeyli, güneyde Obruk, doğu*da da Bozok (Kızılırmak) plâtolarıyla, Ege Bölgesi sınırı boyunca Yazılıkaya (Bayat) ve Doğu Anado*lu Bölgesi sınırı boyunca da Uzunyayla gibi platolara sahiptir. Tuz Gölü çevresi Türkiye'nin en büyük kapalı havzasıdır.
İç Anadolu'nun bazı ovaları oldukça geniştir. Konya ovası, Türkiye'nin en büyük ovasıdır. Eski bir göl tabanıdır. Geniş ovalardan diğeri Tuz Gölü'nün gü*neyindeki Aksaray Ovası'dır. Haymana platosunun batısındaki Yukarı Sakarya Ovası da geniş alan kaplar. Küçük ovalar olan Eskişehir, Ankara, Kay*seri ve Develi ovaları, platolar arasındaki çukurluklarda yer almaktadır.

AKARSU ve GÖLLERİ


İç Anadolu Bölgesi'nin en önemli akarsuları Kızıl*ırmak, Sakarya Nehri, Porsuk ve Delice çayları*dır. Bu bölge akarsuları kapalı havzada akan sel rejimli akarsulardır. İlkbahar yağışlarıyla taşar, ya*zın kuruyacak hale gelir.
İç Anadolu Bölgesi'nin güney kesimleri sularını deniz*lere gönderemez. Bu nedenle kapalı havzalar geniş bir alan kaplar. Kapalı havzaların geniş olanları, Kon*ya Ovası, Tuz Gölü ve Akşehir - Eber gölleri çevre*sinde yer alır. Seyfe Gölü, Sultan Sazlığı (Yaygölü) gibi küçük kapalı havzalar da bulunmaktadır. İç Ana*dolu Bölgesi'nin büyük bir bölümü sularını Kızılırmak, Sakarya ve Yeşilırmak'ın kolu olan Çekerek suyu sa*yesinde Karadeniz'e gönderir. Güneydoğusundaki Uzunyayla yöresi, sularını Seyhan'ın kolu olan Zamantı suyu sayesinde Akdeniz'e gönderir. Sel rejimli akarsuların en fazla bulunduğu bölgedir.
Bölgenin en büyük gölü Tuz Gölü'dür. Bu göl bu*harlaşmanın etkisiyle yazın büyük ölçüde kurumakta*dır. Tuz Gölü, tektonik oluşumludur. Derinliği fazla de*ğildir. Gölün alanı kışın ve ilkbaharda fazla alan kapla*dığı halde, yazın buharlaşma ve beslenme yetersizli*ğinden dolayı kapladığı alan azalır. Tuz ihtiyacımızın %30'unu karşılar. Diğer önemli gölleri ise Akşehir, Eber, Ilgın (Çavuşçu), Tuzla, Seyfe, Mogan ve Sultansazlığı gölleridir.



Doğaya Uyumun Ustaları

Bitkiler ve hayvanlar evrim süreci içinde, kendilerini yaşadıkları bölgelerin iklimine en yetkin biçimde uydurmuşlardır. Aralarından bir bölümü birbirinden çok farklı bölgelerde yaşayabilirken, bir bölümü ancak belirli bir ekolojiye bağlı olarak yaşar. İnsana ise yeryüzünün her yerinde rastlanır. Hayvanlarla karşılaştırıldığı zaman insanın belirli koşullara büyük bir uyum sağlamamış olduğu görülür. Gene de Moğol ırkı soğuğa, Siyah ırk sıcağa ve tropikal hastalıklara karşı daha dayanıklıdır. Konusu iklim olunca böyle bir anlatım ırkçı ayrımcılık anlamına gelmez. Hem tropik kuşakların nemli sıcak havası, hem de kutup bölgelerinin karanlık soğuğu insanlar üstünde tembelleştirici bir etki uyandırır. Daha ılıman bölgeler rüzgarların ve dört mevsimin düzensizliği ve daha büyük sıcak-soğuk farkları ile kendini gösterir. Özellikle dolaşım rahatsızlığı olanlar başta olmak üzere bu durumdan yakınanlar da yok değildir. Ama onlar bizim bu iklim kuşağına pek çok şey borçlu olduğumuzu unuturlar. Başka birçok şeyin yanı sıra, bu iklim bizi aklımızı ve kas gücümüzü kullanarak çalışmaya zorlar, yiyecek depolamaya yönelik bir ekonomiye yol açar, doğanın kışın dinlenmesine neden olur ve bir numaralı yer altı zenginliği olan suyu yeterince bulmamızı kolaylaştırır.

Alp Orojenik kuşağı içerisinde yer alan Türkiye, 1 132 m'lik ortalama yüksekliği ile oldukça yüksek bir ülkedir. Rusya Platformu ile Arabistan bloğu arasında sıkışarak yükselen Anadolu'nun kuzeyinde Karadeniz Dağları, güneyinde ise Toros Dağları uzanmaktadır. Oldukça engebeli bir yapıya sahip olan Türkiye'de ovaların kapladığı alanlar çok azdır. İç bölgelerdeki ovalar genellikle dağlar arasındaki tektonik depresyonlar arasında sıkışmışken, kıyı bölgelerinde ise delta ve kıyı ovası şeklinde görülmektedirler. İç Anadolu Bölgesi'ndeki platolar genellikle neojen kireç taşları ile kaplı iken, Doğu Anadolu'daki platolarımız ise Volkanik malzemelerden oluşmaktadır.
Neojen'de başlayan volkanik aktiviteler, Kuvaterner'de de devam etmiş ve özellikle İç Anadolu ile Doğu Anadolu bölgelerinde volkanik dağların oluşmasına yol açmıştır. Ülkemizdeki en genç volkanik püskürmeler Ege Bölgesi'nde Kula çevresi ile Akdeniz Bölgesi'nde Ceyhan ve Hassa çevresinde görülmektedir.

Türkiye'de yer kabuğunu şekillendiren en önemli unsur akarsulardır. Diğer şekillendirici gücü oluşturan yer altı suları, dalga ve akıntılar, rüzgarlar ve buzullar ise dar sahalarda etkili olmaktadır. Yer altı sularının etkisiyle oluşmuş olan karstik şekillere çoğunlukla Akdeniz ve İç Anadolu bölgelerindeki kireç taşlarının yaygın olduğu sahalarda rastlanmaktadır. Dalga ve akıntılar ise kıyılarımızın şekillenmesinde rol oynamaktadırlar. Rüzgarlar sınırlı olarak Konya-Karapınar çevresinde etkili olmuşlardır. Buzulların aşındırma etkileri ise ülkemiz dağlarının yüksek kesimlerinde etkili olmuş ve olmaktadır.

Neotektonik safhada meydana gelen büyük ölçüdeki deformasyonlar, yerkabuğunun isoztatik dengeden uzak olması ve hala daha devam eden kompresyonal kuvvetler Türkiye'nin aktif bir deprem alanı olmasının başlıca nedenidir. Ülkemiz aktif bir deprem sahası olmasına rağmen maalesef ülkemizde halen bir deprem bilinci gelişememiştir. Son örneğini 17 Ağustos 1999 yılında Marmara Depremi ile yaşadığımız gibi her depremde büyük can ve mal kaybına uğramaktayız.


Ülkemizin bulunduğu sahada meydana gelen düşey ve yatay hareketler akarsu şebekesini de etkilemiştir. Türkiye'nin bulunduğu sahanın kubbeleşmesi ve çevre sahaların torbalaşarak çökmesi sonucu eski drenaj kanalları birçok yerde terkedilmiş ve merkezden çevredeki çukur alanlara (Karadeniz, Ege, Akdeniz, Hazar ve Mezopotamya) yönelen akarsulardan oluşan, ana çizgileri ile ışınsal karakter gösteren bir drenaj görüntüsü ortaya çıkmış, Doğu Anadolu bu suretle çevredeki ülkelerin su deposu haline gelmiştir. Kurulu veya yeni kurulan şebekenin, özellikle kenar dağlar üzerindeki kesimleri aralıklarla devam eden yükselmeler sırasında yer yer antesedant, yer yerde sürempoze olarak temele gömülmüş, bazı akarsular ise, Kuzey Anadolu fay zonu boyunca olduğu gibi ötelenmelere uğramıştır. Taban seviyesi ile aradaki seviye farkının artması çevredeki akarsuların daha hızla aşındırmasına ve gerilere doğru sokulmasına yol açmış ve bunun sonucunda meydana gelen bazı kapmalarla drenaj ana çizgileri ile bugünkü görünümünü kazanmıştı


Iklim Bitki Örtüsü IliskisiIklim ve bitki topluluklari arasinda siki bir iliski vardir. Kutup iklimi haricinde diger bütün iklimlerin kendine has karekteristik bitki örtüsü vardir. Farkli bölgelerdeki benzer iklim varligini benzer tabii bitki örtüsü kanitlar. Bitki örtüleri yersekillerinden dolayi, yeryüzünde araliksiz kusaklar olusturamazlar. Ancak, genel olarak Ekvatordan kutuplara dogru, genis yaprakli ormanlar, karisik ormanlar ve igne yaprakli ormanlar seklinde kusaklar meydana gelmistir.
ENLEMLERE GÖRE BITKI ÖRTÜSÜNÜN DAGILISI
0-30°KUZEY VE GÜNEY
GENIS YAPRAKLI ORMANLAR
30-60°KUZEY VE GÜNEY
KARISIK ORMANLAR
60-90°KUZEY VE GÜNEY
IGNE YAPRAKLI ORMANLAR

Sicaklik ve nem, bitki hayatini dogrudan etkiler. Yükseklere çikildikça sicaklik ve nem orani azalir. Buna bagli olarak bitki örtüsü de seyreklesir. Belirli bir yükseklikten sonra cilizlasir ve dogal olarak ortadan kalkar. Bir yamaca düsen yagis miktari ayni ise, yükseldikçe bitki örtüsündeki degisme sicaklik azalmasiyla ilgilidir. Ancak, sicaklik sartlari ayni ise, farklilasma nem miktarinin degismesi ile ilgilidir.


Köppen Sınıflandırması

Bu sınıflandırmaya göre Ekvator’un iki yanında bulunan tropik yağmur ormanı iklimine A-iklimi adı verilir. Burada yüksek sıcaklık ve yüksek yağış, neredeyse eşit bir biçimde bütün yıla yayılır. Gündüz ile gece arasındaki sıcaklık farkı yaz ile kış arasındaki farktan daha büyüktür. Bu bölgenin kuzeyinde ve güneyinde, periyodik olarak kuraklığın yaşandığı savan iklim bölgesi bulunur. Bütün yıl içinde bir kez birkaç ay süren yağış dönemini bir kuraklık dönemi izler. Dönencelerin biraz kuzeyi ile güneyinde düzenli alize rüzgarlarının estiği bölge vardır; alize rüzgarları kuru ve yağmursuz olur. Bu bölge, gece ile gündüz arasında büyük sıcaklık farkının bulunduğu çöl iklim kuşağını (B-iklimi) oluşturur. Çöl kuşağının kuzeyindeki ılıman bölgede C-iklimi egemendir. Orta Avrupa bu kuşakta yer alır, ama bu bölge içinde Akdeniz iklimi ya da Çin’in güneyinde ve doğusunda egemen olan iklim gibi özel koşullar da bulunur. Daha kuzeye doğru gidildiğinde D-iklimi bölgesi gelir; bu, kar ormanları iklimidir. O da kışları soğuk ve yağışlı (Alpler, Doğu İskandinavya, Doğu Avrupa, Batı Sibirya, Kanada) ve kışları soğuk ve yağışsız (Doğu Sibirya) Transbaykal iklim bölgelerine ayrılabilir. Buz ve tundra bölgesi ise (E-iklimi) Antarktika, Grönland, Kuzey Kanada ve Kuzey Sibirya kıyılarını içine alır. Ayrıca Orta Asya’daki dağlık bölge, İskandinavya ve Alaska’ya da yayılır.



İklim değişikliğinin risklerini anlama konusunda insanlık maalesef çok geç kaldı. Tüketilen fosil yakıtların, sera gazı salınımlarının iklimi değiştirdiği ilk olarak 1896 yılında İsveçli bilim adamlarınca rapor edilmiş, ancak bu rapor birçok bilim adamınca spekülatif olarak değerlendirilmiştir. 1930'larda Amerikalı amatör bir bilimci olan Callendar tarafından ısrarlı şekilde desteklenen rapor, 50'lerde Amerikalı bilim adamlarınca benimsenmeye başladı. Pentagon'un soğuk savaş döneminde okyanuslardaki Amerika donanmasının başarısı için ciddiye alınması ile ABD yönetimi konunun ayrıntılı şekilde araştırılması için fon ayırdı. Sonuçta 1961 yılında küresel iklim değişikliği ve her yıl artan küresel ısınma kanıtlandı ve 1967'de 21. yüzyıldaki sıcaklık artışlarının hızlanabileceği projeksiyonları yayınlandı. 1970'lere henüz bilim dünyasının kesin projeksiyonlara hazır olmadığı, ayrıntılarına girildikçe iklim mekanizmalarının bilinmezlerinin arttığı anlaşılarak bilgisayar ve uydu teknolojilerinden yararlanan güvenilir stratejilerin oluşturulmasına başlandı. 1988 yazının kayıtlara en sıcak yaz olarak geçişi ilgiyi artırdı. İlk olarak bir Japon araştırıcının saptadığı bazı sera gazlarının ozon tabakasını incelterek canlıları etkilediği ciddiye alınır oldu. 1972'de ‘BM Stokholm İnsan Çevresi Konferansı’ ile çevre duyarlılığının uluslararası örgütlenme ve ulusal etkinliklere yansıması süreci bir dizi uluslararası zirve, hükümetler arası toplantılar ve bilimsel işbirliğine yol açtı. 1988'de Hükümetler arası İklim Değişikliği Paneli’nin kurulması ile başlayan “Rio Zirvesi” ve “Kyoto Protokolu” ile süren, fakat maalesef 2005'te yürürlüğe girecek olan protokolun işlemesi bile iklim değişimini önlemedi. Çünkü yılda 3.5 milyon ton düzeyinde salınan karbon dioksit gazının atmosferdeki ömrü 100, metan gazının ise 40 yıldır. Protokol, salınımların sıfırlanmasını değil, 1990 yılı düzeyine indirilmesini öngörüyor. Ayrıca atmosferin üst tabakalarında çok küçük miktarlarda bulunan gazlardaki değişimlerin etkileri henüz NASA tarafından araştırılan ve 2007 IPCC Zirvesi’nde açıklanması için çaba gösterilen bir konu. Bu denli önemli bir konu, zirveler, gelişmeler, kararlar, medya, hatta bilimsel toplantılarda dahi irdelenmiyor. Örneğin yakın tarihlerdeki Johanesburg Zirvesi’ni izleyen Yeni Delhi, Aralık 2004'teki Boines Aires toplantıları, Kyoto Protokolu'na verdiği değeri vurgulayan AB’nin iklim değişikliği etkilerini azaltma karar, strateji ve planları ile 2004'teki başarılarının beklenen düzeyde olmadığı açıklaması pek ilgi çekmedi. Bugünlerde medyaya yansıyabilen (Örneğin,13 Ocak 05, Hürriyet Gazetesi) Associated Press'in Avrupa'daki kış mevsimi ortasında yaşanan bahar havası haberi sanki iklim değişikliği Türkiye'nin sınırlarından içeri sokulmuyormuş gibi bir hava ile yayımlandı. Haberde Portekiz'deki kuraklığın tarımı vurmasından söz ediliyordu; buna karşılık Türkiye’deki durum hiç irdelenmemişti ve sonuçta yetkililer, kamuoyu ve medya nezdinde bir etki yaratmadı. Kasım sonunda Akdeniz Bölgesi’nde meyve ağaçlarının ikinci kez çiçek açması gibi gelişmeler ise olağan karşılanıyor. İklim değişikliğinin etkilerini "Allah'a emanet" etmiş durumdayız. Türkiye’de sinsi şekilde gelişen kuraklaşma, erozyon, çölleşme, yaygın kirlenme, yüzey ve yeraltı su kaynaklarının azalması, kirlenmesi, mevsimsel değişimler, biyoçeşitlilikle ekosistem kaybı, fakirleşme ve göç kısırdöngüleri -ilgi çekmese de- sürüyor. Pentagon’un önümüzdeki 20 yılda iklim değişimi, kuraklaşma yaşanacağı yönündeki uyarı raporu ve 20. asırdaki iklimsel afetlerin 1 kat/10 yıl hızla şiddetlenerek sıklaştığı, 1987-2002 döneminde 1 trilyon olan zararın 2012’de 2.5 trilyon dolara’a ulaşacağı ve sigorta sektörünü çökerteceği, sosyo-ekonomik kaosa götüreceğini belirten UNEP raporuyla ilgilenmek gerekiyor. Raporda sera gazlarının azaltılmasını, emilimini sağlayacak ekosistemlerin korunması, geliştirilmesi için gereken "karbon ticareti" yatırımlarının 2020'ye kadar 4 trilyon dolar gerektirdiğine yer verilmiş, sonuçta politika, finans çevrelerinin hala risklerin bilincinde olmadığı, pasif kaldığından yakınılıyor.

DOĞU ANADOLU BÖLGESİ

1. Konumu ve Sınırları

Türkiye’nin doğusunu oluşturan bölge, doğudan batıya doğru daralarak adeta bir üçgeni andırır. Bölgenin kuzeybatısında, Gürcistan ve Ermenistan, doğusunda Nahcivan ve iran, güneyinde Güneydoğu Anadolu Bölgesi, Kuzeyinde Karadeniz Bölgesi yer alır. Bölge batıda, Tahtalı Dağları’ndan başlayıp, kuzeyde Kızıldağ’a ulaşan bir sınır ile iç Anadolu Bölgesi’nden ayrılır. Yüzölçümü en büyük bölgemizdir. Bölge, ülkemiz yüzölçümünün % 21 ine sahiptir.

Doğu Anadolu Bölgesi, Yukarı Fırat, Erzurum - Kars, Hakkâri ve Yukarı Murat - Van bölümlerinden meydana gelir.



2. Yeryüzü şekilleri

Doğu Anadolu Bölgesi, 2000 - 2200 m. ortalama yükseltisi ile en yüksek olan bölgemizdir. Bölgenin yeryüzü şekillerini sıradağlar, geniş plâtolar ve plâtolar arasındaki ovalar oluşturur.

Bölgedeki dağlar, doğu - batı doğrultusunda üç sıra halinde uzanırlar. Bölgenin kuzeyini oluşturan Çimen, Kop ve Yalnızçam dağlarının güneyinde Divriği, Erzincan, Erzurum, Horasan, Kağızman ve Iğdır çöküntü hendekleri yer alır. Bu çöküntü hendeklerinin güneyinde ise, orta sıra dağlarını oluşturan Munzur, Karasu ve Aras dağları uzanır. Bu dağ sıralarının güneyinde ise, Afşin’den başlayarak, Malatya, Elazığ ve Bingöl ovalarından geçen ve Muş Ovası’na kadar devam eden diğer çöküntü hendeği bulunur. Bu hendek Güney Anadolu Fay Hattı üzerindedir. Doğu Anadolu Bölgesi’nin en güneyini Güneydoğu Toroslar, Bitlis, Hakkari ve Buzul (Cilo) dağlarından oluşan üçüncü dağ kuşağı yer alır.

Bu bölgenin doğusunda güneybatı kuzeydoğu doğrultusunda uzanan Nemrut, Süphan, Tendürek ve Ağrı volkanik dağları bulunur.

Bölgede dağlardan sonra en fazla yer kaplayan yeryüzü şekli plâtolardır. Erzurum - Kars Plâtosu bu plâtoların en büyük olanıdır. Aras, Kura, Fırat, Dicle ve Zap bölgenin önemli akarsularıdır. Akarsuların hidroelektrik üretim potansiyelleri fazladır. Bunun sebebi yükselti ve eğimin etkisiyle derin vadilerden akmalarıdır.

Türkiye’nin en büyük gölü olan Van Gölü başta olmak üzere, Çıldır, Nazik, Erçek, Hazar, Balık ve Bulanık gölleri bu bölge sınırları içindedir. Bölgedeki, Van Gölü havzası, Türkiye’nin ikinci büyük kapalı havzasıdır.



3. İklim

Doğu Anadolu Bölgesi’nde karasal iklim özellikleri görülür. Karasal iklim koşullarının yaşanmasında bölgenin ortalama yüksekliğinin fazla olması ve denizlere olan uzaklığı etkilidir. Kış mevsimi çok soğuk ve kar yağışlı geçer. Yaz mevsimi, Doğu Anadolu Bölgesi’nin yüksek kesimlerinde serin, alçak ovalarında sıcak geçer ve çok kısa sürer. Bölgenin yaz sıcaklık ortalamaları 20 °C dir. Yıllık sıcaklık farkının en çok olduğu bölgemizdir.

Yıllık yağış miktarı 500 - 600 mm olan bölgenin kuzeydoğusu ile güneydoğusunda yağış miktarları daha fazladır.

Özellikle Hakkâri Bölümü’nün yüksek dağlık kesimlerinde yıllık yağış 1000 mm.yi geçer. Bölgedeki alçak alanlarda yağış miktarı azalır.



4. Bitki Örtüsü

Doğu Anadolu Bölgesi’nin tabii bitki örtüsü bozkırdır. Bölgenin ova ve havzalarında yaygın olan bozkırlar, ilkbaharın geç gelmesinden dolayı Mayıs ayında yeşerir. Temmuz ayında sararmaya başlarlar. Yağışların fazla olduğu dağ eteklerinde meşe ve sarıçam ormanlarına rastlanır. Dağ çayırları diğer bitki örtüsüdür. Türkiye ormanlarının % 11'ine sahip olan bölge, orman alanları bakımından 5. sırada bulunur.



5. Nüfus ve Yerleşme

Bölgenin nüfusu 2000 nüfus sayımına göre, 6,1 milyondur. Nüfus yoğunluğu ise gerçek alana göre km2 ye 35,9 kişidir. Nüfusun ve nüfus yoğunluğunun en az olduğu bölgemizdir. Yoğunluğun azlığında, bölge yüz ölçümünün büyük olması da etkilidir.

Bölgedeki kırsal nüfus, kent nüfusundan fazladır. Diğer bölgelere sürekli göç verir. Bunun nedeni iş imkânlarının sınırlı olması ve ekonomik kaynaklarını yeterince değerlendirememesidir.



6. Ekonomik Özellikler

Doğu Anadolu Bölgesi nüfusunun % 80'i tarım ve hayvancılıkla uğraşır. Tarımsal nüfus yoğunluğunun en fazla olduğu bölgemizdir. Bölgede daha çok arpa ve buğday gibi tahıl ürünleri yetiştirilir. şekerpancarı, pamuk, tütün ve kayısı bölgede üretilen diğer tarım ürünleridir. Büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık ile arıcılık faaliyetleri yaygındır.

Doğu Anadolu, Türkiye’de maden çeşitliliğinin ve rezervinin en çok olduğu bölgedir. Bakır, kurşun, krom, demir, linyit, oltutaşı, barit ve kalay bölgede çıkarılan başlıca madenlerdir. Ancak bu madenler ulaşım zorluğu ve sermaye yetersizliği nedeniyle yeterince işletilememektedir. Yine aynı nedenlerden dolayı, endüstri de yeterince gelişmemiştir. En fazla elektrik enerjisi üreten bölge olmasına rağmen, en az elektrik kullanan bölgedir.

Canlı hayvan, tereyağı, bal, peynir ve yapağı ticareti bölge halkı için önemli bir ekonomik uğraştır. Doğal güzellikler, tarihi eserler, antik kalıntılar ve kaplıcalar bölgedeki turizm kaynaklarıdır. Ancak, turizm gelişmemiştir.

TÜRKİYE’NİN DOĞAL BİTKİ ÖRTÜSÜ İklim ve Bitki Örtüsü: Yurdumuz orta kuşakta, orta kuşağın güneyi olan sıcak orta kuşakta, yani subtropikal kuşakta yer alır. Türkiye ana çizgileriyle Akdeniz ikliminin yayılma alanına girer. Fakat denize göre konum ve yerşekillerinin etkisiyle üç farklı iklim bölgesi ortaya çıkar. 1-Akdeniz İklimi: Bütün güney ve batı kıyılarımızda görülür. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlıdır. Sıcaklık Akdeniz kıyılarında sıfırın altına düşmez, don olayı ender görülür. Marmara ve Batı Karadeniz kıyılarında aynı iklim görülmesine rağmen, kışın ısı sıfırın altına düşer, kar yağışı görülür. Yaz kuraklığı da Akdeniz kıyılarındaki kadar belirgin değildir. 2-Karadeniz İklimi: Bölgenin iklimi Karadeniz’in etkisindedir. Kıyıda nem oranı fazla olduğundan yıllık sıcaklık farkları az, yağış fazladır. Yaz sıcaklığı matematiksel konumun etkisiyle Akdeniz kadar yükselmez; kışlar ise güney kıyılarımız kadar olmamakla beraber, ılık geçer. Maksimum yağış sonbahar mevsimine raslar. Yağışlar hemen hemen her mevsimde görülür. Bunu nedeni Karadeniz üzerinden gelen nemli hava kütlelerinin, dağların denize bakan yamaçlarında yükselerek soğumasıdır. Bu bölge sık ormanlarla kaplıdır. Bu özelliği ile diğer bölgelerden ayrılır. Bölge içerisinde yağış miktarı dağların yükselti ve doğrultusuna göre değişir. Doğu Karadeniz’e doğru yağış miktarı artar. Yurdumuzun en fazla yağış alan yeri Rize’dir. (2,5m3) 3-Kara İklimi: Yurdumuzun deniz etkisine kapalı iç kısımlarda görülür. Doğu ve Güneydoğu Anadolu ile İç Anadolu karasal iklim etkisindedir. Karasal iklimde yazlar kısa ve sıcak, kışlar uzun ve karlıdır. Yıllık ve günlük sıcaklık farkları fazla, yağışlar genellikle azdır. Doğu Anadolu’da yükselti fazla olduğundan, yurdumuzun en soğuk, kışı en uzun, yazı en kısa bölgesidir. İç Anadolu Bölgesi’nden yüksekte olduğu için yağış miktarı bu bölgeden fazladır. En çok yağış, İç Anadolu’da ilkbahar, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde kış mevsimine raslar. İç Anadolu Bölgesi, dağlarla çevrili olduğundan diğer karasal iklim bölgelerinden daha az yağış alır. Güneydoğu Anadolu Bölgesi İç Anadolu’dan daha fazla yağış aldığı halde, buharlaşma şiddetli olduğundan yurdumuzun en kurak bölgelerindendir. Güneydoğu ve iç Anadolu bölgelerinde kuralık en önemli sorunlardandır. Kuraklık nedeniyle bitki örtüsü bu bölgede steplerden oluşur. KARADENİZ BÖLGESİ Bölge, Anadolu’nun kuzeyinde ve adını aldığı deniz boyunca uzanan bir şerit biçimindedir. Doğuda, Türkiye - Gürcistan sınırından başlar; batıda Adapazarı Ovası’nın doğusunda (Sakarya Nehri’nin doğusunda) sona erer. Bölge, doğu – batı yönünde 1000 km, kuzey güney yönünde, doğuda 100 km, orta bölümde 200, batıda ise 150 km genişliğindedir. Bölgenin güney sınırı ise Kuzey Anadolu dağlarının iç sıralarının doruk noktalarından geçer. İklim ve Bitki Örtüsü: Kıyılara denizel, kıyıdan uzak iç kesimlerde karasal iklim görülür. Karasal iklimin görüldüğü yerlerde yazlar sıcak, kışlar soğuk ve kar yağışlıdır...




Türkiye'nin Fiziki Coğrafyası Türkiye'nin Beşeri ve Ek. Coğrafyası Türkiye'nin Bölgeleri Türkiye İle İlgili Haritalar

Türkiye Eski Dünya karaları olan Asya, Avrupa ve Afrika'nın birbirine en çok yaklaştığı sahada, Atlas Okyanusu'ndan, bu büyük kara kütlesinin içerlerine doğru 3 000 km boyunca sokulmuş bulunan Akdeniz havzası içinde yer alır. Kabaca paraleller doğrultusunda uzanan Türkiye, doğudaki Asya'dan, batıdaki Avrupa'dan sayılan iki parçadan meydana gelir.

Kuzeyde ve güneyde yüksek kenar dağlarla (Güneyde Toroslar, kuzeyde ise Karadeniz Dağları) çevrilmiş, kabaca dikdörtgen biçimli kütlevi bir kara parçası olarak Asya'nın gövdesinden Avrupa'ya doğru uzanan Anadolu'nun, Asya'nın geri kalan büyük kısmından (Asia major) farklı, ileri bir kültür alanı olması nedeni ile Küçük Asya (Asia minor) olarak adlandırılmıştır.

Kabaca üçgene benzetilen Trakya ise Avrupa kıtasında yer alan topraklarımızdır. Balkan yarımadasından Anadolu'ya doğru huni biçiminde sokulan bu sahaya eskiden Paşeli ve Rumeli adı verilirdi.

Hem bir Asya, hem bir Avrupa ülkesi olarak Türkiye 814 578 km²'lik yüz ölçümü ile (İzdüşüm alanı ise 779 452 km² dir.), İran dışında bütün komşularından ve Rusya Federasyonu dışında Avrupa ülkelerinin her birinden daha geniş yer kaplar. Bu alansal genişlik ve doğu-batı sınırları arasında 1 600 kilometreyi aşan, kuzey-güney doğrultusunda 475-650 kilometre arasında değişen büyük mesafeler, konum, relief ve iklim özelliklerinin etkileri ile birlikte, ülke sınırları içinde farklı coğrafi bölgelerin meydana gelmiş olmasına yol açan başlıca sebeplerden biridir

Biçim bakımından Türkiye toprakları, paraleller doğrultusunda uzanan bir dikdörtgene benzer. Bu dikdörtgen kabaca 42° (Sinop'ta İnceburun 42° 06') ve 36° (Hatay'da Topraktutan (Beysun) köyü civarı 35° 51') kuzey paralelleri ile sınırlanır. Bu konumuna göre Türkiye, termik bakımdan orta kuşağın daha sıcak olan güney yarısında, yer yuvar üzerinde birçok kurak ve yarıkurak ülkelerin sıralandığı subtropikal bölgededir. Fakat Doğu Akdeniz havzaları arasındaki konumu ve yüksek engebeleri sayesinde, kurak subtropikal alanlardan çok daha bol yağış alarak ayrılır. Ülkenin en batı (Gökçe adada Avlaka burnu 25° 40' E) ve en doğu (Küçük Ağrı'nın doğusu 44° 48') arasında yaklaşık 19 derecelik bir boylam farkı vardır.

Doğu ve batı sınırları arasındaki mesafe, Türkiye'yi ortalayan 39° paraleli boyunca 1650 kilometreyi bulur. Ülkenin doğu ve batı bölgeleri arasındaki bağıntıyı ve kaynaşmayı yüzyıllar boyunca güçleştirmiş ve geciktirmiş olan bu uzun mesafe, aynı zamanda Türkiye'nin doğu ve batı sınırlan arasında 76 dakikalık yerel saat farkına da yol açar.

Türkiye'de İklim Çeşitleri


Türkiye’de genel olarak üç ana iklim tipi görülür.Bunlar; Karadeniz İklimi, Akdeniz İklimi ve Karasal iklimdir. 1)KARADENİZ İKLİMİ:Bu iklim asıl olarak Kuzey Anadolu Dağlarının Karadeniz’e bakan yamaçlarında görülür. Genel özellikleri şunlardır: Her mevsim yağışlıdır.Doğu Karadeniz Bölümünde maksimum yağış sonbaharda, minimum yağış ilkbaharda düşer. Yıllık yağış miktarı 2000-2500 mm’dir.Batı Karadeniz Bölümünde maksimum yağış sonbaharda, minimum yağış ilkbaharda düşer. Yıllık yağış miktarı 1000-1500 mm’dir.Orta Karadeniz Bölümünde ise maksimum yağış kışın, minimum yağış yazın düşer. Yıllık yağış miktarı 700-1000 mm’dir.Karadeniz ikliminin görüldüğü alanlarda kar yağışlı günlerin ortalaması 18 gündür.Yıllık ortalama sıcaklık 13-15°C’dir.Ocak ayı ortalama sıcaklığı 6-7°C’dir.Temmuz ayı ortalama sıcaklığı 21-23°C’dir.Yıllık sıcaklık farkı 13-15°C’dir.Doğal bitki örtüsü ormandır.Yüksek alanlarda Alpin çayırlar görülür.2)AKDENİZ İKLİMİ:Bu iklim tipi ülkemizde en belirgin olarak Akdeniz kıyılarında görülmekle birlikte, Ege ve Marmara Bölgelerinde de etkili olmaktadır. Genel özellikleri şunlardır:Yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlıdır.Maksimum yağış kışın, minimum yağış yazın düşer.Yaz ve kış yağışları arasındaki fark oldukça fazladır.Yıllık yağış ortalaması, 600-1000 mm arasındadır.Yıllık sıcaklık ortalaması 18-20°C’dir.Ocak ayı ortalaması 8-10°C’dir.Temmuz ayı ortalaması 28-30°C’dir.Yıllık sıcaklık farkı 15-18°C’dir.Ege Bölgesinde dağların kıyıya dik uzanması, Akdeniz İkliminin iç kesimlere ulaşmasına olanak sağlamıştır.Marmara Bölgesinde görülen Akdeniz İkliminde, yazlar Akdeniz kıyılarına göre daha serin, kışlar ise daha soğuk ve karlıdır.Akdeniz İkliminin karekteristik bitki örtüsü zeytin, defne, mersin, kekik gibi bitkilerden oluşan makilerdir.3)KARASAL İKLİM:Ülkemizde Karasal İklim, İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri ile İç Batı Anadolu Bölümünde görülür.Genel özellikleri şunlardır:Yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve kar yağışlıdır.İç Anadolu Bölgesi...

türkiyede görülen yagış çeşitleri
Yükselim(Konveksiyonel) Yağışı: Isınan hava ile birlikte buharlaşan su, atmosfere doğru yol alır, gökyüzünde bulutlar oluşturur. Bu bulutlar yükselmenin etkisiyle soğur ve neme doyar. Böylece yağış bırakır. Bu yağış türüne yükselim/konveksiyonel yağış denir. Halk arasında Kırk İkindi Yağışı olarak bilinir. Özellikle İç ve Doğu Anadolu Bölgelerinde görülür. İlkbahar da İç Anadolu Bölgesinde; Yaz başlarında Doğu Anadolu Bölgesinde görülür

Yamaç Yağışı: Nemli hava kütlesinin, dağ yamacına bıraktığı yağıştır. Bu yağış özellikle, dağların denize bakan yamaçlarında görülür. Akdeniz ve Karadeniz bu yağışı en çok alan bölgelerimizdir.


Cephe Yağışı: Sıcak ve soğuk hava kütlelerinin karşılaştığı yerlerde, sıcak hava yükselir, soğuk hava ağır olduğu için aşağı da kalır ve iki havanın karşılaştığı yerde cephe yağışı görülür.
Türkiyede Görülen İklimler
Akdeniz İklimi: Yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlı geçer. Yaz aylarında sıcaklık yüksektir. Yaz aylarında yağış yoktur. Kuraklık kendisini hissettirir. Kış aylarında ise sıcaklık aşırı derecede düşmez. Sıcaklık 0 C 'nin altına düşmez. Kış aylarında yağmur yağışı görülür. Ençok yağış kış aylarında düşmektedir. Don olayı çok nadir görülür. Kış sıcaklığı yüksek olmasından dolayı seracılık faaliyetleri yürütülmektedir.
Akdeniz İklimi, Türkiye de, Akdeniz Bölgesi, Ege Bölgesi ve Marmara Bölgesi'nin Güney kesiminde görülmektedir. Akdeniz İklimi'nin bitki örtüsü ise Maki'dir. Maki; kısa boylu, tüylü, bodur ağaçlardır.

Karadeniz İklimi: Yazlar serin, kışlar ılık, her mevsim yağışlı geçen bir iklimdir. Karadeniz iklimi'nde mevsimler arasında çok büyük sıcaklık farkı yoktur. En fazla yağış sonbahar da düşmektedir. Karadeniz İklimi'nde yağış rejimi düzenlidir. Yağış rejimine bağlı olarak akarsuların rejimleri de düzgündür.
Karadeniz İklimi, Karadeniz Bölgesi kıyı kesimleri ile Marmara Bölgesi'nin Kuzeyi'nde görülmektedir. Karadeniz İklimi'nin bitki örtüsü ormandır


Karasal İklim: Yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve kar yağışlı geçer. En çok yağış ilkbahar mevsiminde düşer. En az yağış yaz mevsiminde düşer. Bu iklim de, kış ayları soğuk ve kar yağışlı geçmektedir. Don olayı sık görülür.
Karasal İklim, İç Anadolu Bölgesi, Doğu Anadolu Bölgesi, Güneydoğu Anadolu Bölgesi ile Akdeniz, Ege, Marmara ve Karadeniz Bölgelerinin iç kesimlerinde gjrülür.
Karasal İklim'in bitki örtüsü bozkırdır.
Sert Karasal İklim: Özellikle Doğu Anadolu Bölgesi'nin Erzurum-Kars Yöresinde görülen bir iklimdir. Karasal İklim ile benzerlik gösterir. Bu iklimde, yazlar serin, kışlar çok soğuk geçer. En fazla yağış, ilkbahar sonu ile yaz başında görülür. Konveksiyonel Yağış görülür. Bu iklimin bitki örtüsü ise yaz yağışlarıyla büyüyen uzun boylu dağ çayırlarıdır.