Coğrafi Bölgeleri Oluşturan Ekonomik Faktörler - Coğrafi Bölgeleri Oluşturan Ekonomik Faktörler Nelerdir ?

Ekonomik faktörler: Hâkim ekonomik etkinliklerin de yurdumuzdaki coğrafî bölgelerin özelliklerini belirlemekte önemli payı vardır. Meselâ İç Anadolu Bölgesi'nin kırsal kesimlerinde, tahıl üretimi ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliği önemli ekonomik faaliyetlerdir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da hayvancılık ve hayvan ürünleri, kırsal nüfusun başlıca gelir kaynağıdır. Akdeniz ve Ege kıyılarının tarımsal özelliğini endüstriyel ve ticarî değeri yüksek olan bitkilerin üretimi oluşturur. Doğu Karadeniz kıyılarında çay, fındık ve mısır tarımsal üretimin temelidir. Bölgeler arasındaki bu ayrılıklar sanayi, ticaret ve turizm gibi diğer ekonomik etkinlikler dikkate alınırsa daha çok belirginleşir. Meselâ, Marmara Bölgesi'nde bu tür etkinlikler tarımdan daha önemlidir.

Tabiî faktörlerin bölgelerin ayrımındaki etkisi kalıcıdır. Bunlara göre belirlenen sınırlar değişmez. Oysa beşerî ve ekonomik faktörler zamanla değişir. Buna bağlı olarak da bir bölgenin, bölümün veya yörenin beşerî ve ekonomik özelliği ile buna göre belirlenmiş sınırları değişebilir. Meselâ, 19. yüzyıl sonlarında göçebe aşiretlerin kışlağı olan Adana ve Ceyhan ovaları, günümüzde Türkiye'nin en önemli tarım ve sanayi yörelerinden biri hâline gelmiştir. Bunun gibi eskiden sadece bir tarım alanı olan Ergene havzasında önemli sanayi yöreleri doğmuştur. Çatalca-Kocaeli Bölümü'nün Marmara kıyıları da Tekirdağ'dan Adapazarı'na kadar uzanan kesintisiz bir şehirleşme ve sanayi yöresi hâline dönüşmüştür.

Yurdumuzun farklı bölgesel özelliklere sahip olduğu eskiden beri biliniyordu. Fakat ayrılan bölgelerin sayıları, alanları, sınırları ve adları yazarlara göre değişiyor ve bu durum özellikle öğretimde kargaşaya yol açıyordu. Bu karışıklığa son vermek için konu, Türk Coğrafya Kurumunun 1941 yılında toplanan birinci kongresinde ele alındı. O dönemin tanınmış coğrafyacıları, bölgelerin özelliğini belirleyen bütün faktörleri dikkate alarak bir rapor hazırladılar. Bu rapor uzun uzun tartışılarak sonuçta yurdumuzun yedi coğrafî bölgeye ayrılması kararlaştırıldı. Bu bölgelere de konumlarına göre Karadeniz, Marmara, Ege, Akdeniz, İçAnadolu, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri adı verildi. Bölge haritasına dikkat edilirse coğrafî bölgelerimizin ayırımında daha çok denize göre konum, yüzey şekilleri ve iklim gibi tabiî şartlara dayanıldığı sonucuna varılır. Bu şartların bitki topluluklarını, ulaşımı, yerleşmeleri ve ekonomik özellikleri doğrudan veya dolaylı olarak etkilediği düşünülürse bölge ayırımında uygulanan bu yöntemin uygun olduğu anlaşılır. Nitekim bu ilişkiler nedeniyle Türkiye'nin yüzey şekilleri ve iklim bakımından farklı bölgelerini gösteren haritalar ile bölge haritası arasında ana çizgileriyle büyük benzerlik vardır.


Alan bakımından bölgelerimizin en büyüğü Doğu Anadolu, en küçüğü Güneydoğu Anadolu'dur. En kalabalık bölgemiz ise Marmara Bölgesi'dir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu, nüfusu az olan iki bölgemizdir. Demek ki nüfusumuzun dağılışı, bölgelerin yüz ölçümleriyle orantılı değildir.

Geniş alan kaplayan bölgelerimizin her yeri aynı özellikte değildir. Tabiî ve ekonomik bakımdan bazı farklar görülür. İşte bu farklılaşmalara dayanılarak bölgelerimiz 21 bölüme ayrılmıştır.

Türk Coğrafya Kurumunun 1941 yılında belirlediği bölge, bölüm sınırlarına o tarihten beri uyulmaktadır. Bununla beraber, bazı sınırların tartışmalı olduğu veya zamanla değişebileceği unutulmamalıdır. Ayrıca bölge, bölüm sınırlarını birer çizgi olarak düşünmemek gerekir. Aslında bu sınırlar birer geçiş alanıdır.