+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 5 ve 5


  1. #1
    e&e
    e&e isimli Üye şimdilik offline konumundadır Administrator
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Mesajlar
    8.163
    Standart
    SPONSORLU BAĞLANTILAR
    İngiltere Tarihi - İngiltere ve İngiltere Tarihi Yerleri - İngiltere ve İngiltere Tarihi

    İngiltere tarihi, 5. yüzyılda Britanya Adasına Anglosaksonların ayak basmasıyla başlar. Anglosaksonlar kendi adını verdikleri adaya yerleşip, 6 ve 7. yüzyıllarda birbirine rakip küçük krallıklar kurdular. Sekizinci yüzyılda Roma ve İrlanda'nın etkisiyle Hıristiyanlığı kabul eden Anglosaksonlar, Avrupa'yı da etkileyen bir medeniyet meydana getirdiler. 795'te başlayan İskandinav istilası 11. yüzyılın başına kadar birkaç defa tekrarlandı. Daha sonra Danimarkalı Büyük Knud, adayı tamamen fethetti.

    Anglosakson Hanedanından Edward (1042-1066) birliği tekrar kurdu. Bunun ölümü üzerine tahta geçen Harold'u tanımayan NormandiyaDükü William, taht üzerinde hak iddia etti. Normandiya kralları ve özellikle ilk Anjou'lu hükümdarlar Fransa'da geniş ve zengin toprakları olduğundan, Fransa'daki Capet Sülalesine bağımlıydılar. Küçük İngiltere Krallığı bir süre Avrupa'da Somme Vadisinden Pirene Dağlarına kadar uzanan büyük bir mülkün bir uzantısı gibi yaşadı. Avrupa ile ilişkiler İngiltere Krallığı ile Fransa Krallığını sonu gelmez savaşlara sürükledi. Bunların başlıcası 1337-1453 seneleri arasında süren Yüzyıl Savaşlarıdır.

    Üçüncü Henry, Galler ülkesinde uç beyliklerinin gelişmesini destekledi ve 1170 yılında İrlanda'da "Pale" sömürgeleri kuruldu. Birinci Edward, Galler ülkesini fethetti. Etkisini İskoçya'ya kabul ettirmeyi denedi. Daha sonra 14 ve 15. yüzyıllarda İngiltere Krallığı birtakım sosyal, dini, siyasi karışıklıklara sahne oldu. Monarşi otoritesini parlamento aracılığıyla millete kabul ettiren Yedinci Henry ve Sekizinci Henry (1458-1541) düzen ve birliği sağlamlaştırdılar.

    Birinci Elizabeth'in uzun ve başarılı saltanatında İskoçya'da İngiliz etkisinde farklılık görülmeye başlandı. İngiltere Tudorlarıyla, İskoçya Stuartları arasındaki evlenmeler, iki geleneksel düşmanı birbirine yaklaştırdı. Daha sonra İskoçya Kralı Birinci James İngiltere kralı oldu. 1707 yılında iki krallığı birleştiren bir antlaşma imzalandı. Bu tarihten sonra Büyük Britanya tarihi başlar.

    On sekizinci ve on dokuzuncu yüzyıllarda Britanya büyük bir sanayi devleti olarak ortaya çıktı. Bunun yanında çeşitli yerlerde kurdukları sömürge devletleri ülke ekonomisinin gelişmesinde çok faydalı oluyordu. On dokuzuncu yüzyılın başlarında Avustralya, Kanada, Hindistan,Afrika'da bazı devletler, Karayib Adaları ve Hong Kong gibi dünyanın büyük bir kısmına yayılan dev bir sömürge imparatorluğu vardı. Bu sömürgelerin bir kısmı 19. yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında ayaklanmalarla yavaş yavaş bağımsızlığını ilan ettiler.

    Yirminci yüzyılın başlarında çıkan Birinci Dünya Savaşına giren İngiltere, savaşın sonunda imparatorluğun en geniş sınırlarına ulaştı. 1929-1930 dünya ekonomik buhranı büyük ölçüde İngiltere'yi de etkisi altına aldı. 1922 yılında bir ayaklanmayla İrlanda, Birleşik Krallıktan ayrıldı ve 1949'da İrlanda Cumhuriyeti kuruldu. İrlanda Adasının kuzeydoğusunda kalan kısmı Birleşik Krallığa kaldı.

    İkinci Dünya Savaşına katılan İngiltere galip bir devlet olarak savaştan çıktıysa da, süper devlet olma niteliğini kaybetmeye başladı. İngiltere'de İkinci Dünya Savaşından sonra günümüze kadar pek çok hükümet değişikliği oldu. Muhafazakar ile işçi partileri arasında iktidar el değiştirmektedir. Britanya, Birleşmiş Milletlerin, NATO'nun ve AET'nin aktif bir üyesidir.

    İngiltere



    (İngilizce: England), Batı Avrupa'da bulunan Büyük Britanya adasındaki Birleşik Krallığa bağlı bir devlettir. İngiltere'nin bağlı olduğu Birleşik Krallık, Büyük Britanya adası ülkeleri (İngiltere, Galler ve İskoçya) ile İrlanda Adası'nda yeralan Kuzey İrlanda'dan oluşur.

    Coğrafya

    Kuzey-güney doğrultusunda uzun bir ada olan Büyük Britanya'nın batı kesimi genellikle dağlıktır. Ancak yükseklikler fazla değildir. İskoçya'da Ben Nevis tepesi 1.340 m, Galler'de Snowdown Tepesi 1.084 m'dir. Bütün ada hafif tepelerle düzlükler halinde uzayan çayır ve ağaçlıklarla kaplı yeşil bir ülkedir. İklim batıdan gelen okyanus etkisiyle yumuşak ve nemlidir. Batı kesimi daha çok yağış alır. Yıllık yağışlar 700-1.200 mm arasında değişir. Mevsimler arası sıcaklık farkı da çok azdır (Londra'da Ocak ayı ortalaması 5 C°, Temmuz ayı ortalaması 16,7 C°). Adanın en geniş yeri 130 km'yi geçmediği için ırmaklar kısadır. En önemli ırmaklar Thames, Trene, Severn'dir.

    Nüfus

    İngiltere kalabalık bir ülkedir (km² başına 377 kişi). Nüfus 18. ve 19. yüzyıllarda çok artmış, ülke bu nüfusu besleyemediği için halkın bir bölümü Amerika'ya göçmüştür. Günümüzde, doğumların azalması nedeniyle (binde 14'ten az) nüfus artışı durmuş gibidir. Ülkede %2'ye varan yoğunlukta yabancı (Zenci, İrlandalı, Hintli, Pakistanlı, Kıbrıslı vb.) bulunmaktadır. 2. Dünya Savaşı'ndan sonra sömürgelerin elden çıkması ve ekonomik bunalımın büyümesi sonucunda İngilizler ile azınlıklar arasında boyutları çatışmalara varan bazı sorunlar ortaya çıkmaktadır. Nüfus dağılışı oldukça dengesizdir. Dağlık kesimler hemen hemen ıssız gibidir. Tarım bölgeleri buralara oranla kalabalıktır. Nüfusun büyük çoğunluğu sanayi merkezi olan kentlerde toplanmış durumdadır (kentleşme oranı %90). Bu durumuyla İngiltere dünyada kentleşme oranı en yüksek ülkedir. Nüfusun %40'ı yüzölçümü ülkenin %4'ü kadar olan ve içlerinde altısının nüfusu milyonu aşan birbirine yakın kentler de bulunmaktadır.

    Ekonomi

    Çalışan nüfusun %40'ını endüstri kollarındakiler oluşturur. İngiltere endüstri devrimini Avrupa'da ilk gerçekleştiren ülkedir. Endüstri 18. yüzyıl'ın ikinci yarısında zengin taş kömürü yataklarının işletilmesiyle başlamıştır. Günümüzde taşkömürü üretimi azalmıştır (yılda 122 Mt) ve hepsi iç tüketimde kullanılmaktadır. Enerjinin ancak üçte biri kömürden sağlanmaktadır. Buna karşılık hidrokarbon üretimi artmıştır. Bunun önemli bir bölümü (53 Mt petrol, 40 milyar m³ doğalgaz) Kuzey Denizi'nden çıkartılmaktadır. Yine de yılda 20 Mt petrol dışalımı yapılmaktadır. Elektrik üretimi 288 milyar kwh'yi bulur ve bunun 37 kwh'si nükleer santrallardan sağlanır. Çelik üretimi, çoğu dışarıdan satın alınan demir cevherinden olmak üzere yılda 20 Mt kadardır. Gemi yapımı ve motorlu taşıt endüstrileri çok gelişmiştir (2 milyona yakın taşıt, bunun %80'i binek otosu). Uçak sanayi ile birlikte daha birçok sanayi dalını bunlara eklemek gerekir (takım tezgahları, tarım ve demiryolumakineleri, elektrikli makineler vb.)

    En eski endüstri kolu tekstildir. Ancak eski önemini yitirmiş durumdadır. Bununla birlikte dışarıdan alınan pamuk ve hem yerli hem ithal yünle yılda 90.000 ton pamuklu, 185.000 ton yünlü üretilmektedir. Sentetik tekstil üretimi ise 400.000 ton dolayındadır. Kimya endüstrisi tekstile göre daha yeni olmasına karşın büyük bir hızla gelişmiştir. Petrokimya sanayinin (plastik madde, sentetik iplik, kauçuk, vb.) önemi de diğer kimya dallarına (gübre, boya, sabun, vb. üretimi) göre daha fazladır.
    Endüstrinin yanında tarım ikinci plandadır. Çalışan nüfusun ancak %5'i tarım alanındadır. Gerçekte doğal koşullar da tarıma pek elverişli değildir. Yetiştirilen başlıca ürünler; buğday (5-10 Mt), patates, şeker pancarı, sebze ve meyvedir. Hayvancılık, tarıma göre daha geniş bir yer tutar: 15 milyon baş sığır, 30 milyon baş koyun. Yılda 1 Mt balık tutulmaktadır. Yoğun gübre kullanımına karşın tarım üretimi nüfusu beslemeye yetmemektedir.

    İngiltere'nin önemli gelir kaynağı eskiden bu yana ticaretti. Sömürgelerden ve geri kalmış ülkelerden alınan hammaddeler işlenerek yine bu ülkelere satıldığından ekonomik zenginlik büyük boyutlara ulaşmıştı. Sömürgeler bağımsızlıklarını kazandıktan sonra bu durum değişmiştir. Bununla birlikte çok uluslu İngiliz şirketleri (British Petroleum, Imperial Chemical Ins. ve Shell gibi) ve büyük bir ticaret filosu ticaret dengesini ülke lehine destekleyici etmenlerdir. Ancak gene de ülke ekonomisi zaman zaman bunalıma düşmekte, buda toplumsal sorunlara yol açmaktadır. Dolayısıyla İngiltere giderek eski ekonomik gücünü yitirmektedir.

    Tarih

    İngiltere'nin bilinen ilk yerlileri Keltlerdir. Romalılar, Batı Avrupayı istila ederken İngiltere'yi de fethedip (1. yüzyıl) adaya "Britania" adını vermişlerdir. Roma egemenliğinin dört yüzyıl sürmesine karşın ülke bu durumdan fazla etkilenmemiştir. 5. - 8. yüzyıllarda sürekli Anglo Sakson akınları, Keltleri kuzey ve batıdaki dağlık yörelere sürerek adaya yeni halkların yerleşmelerine olanak sağladır. Bunu, Danimarka ve 11. yüzyılda Norman istilaları izledi. Normandiyalı Fatih 1. William beş yıl içinde ülkeye egemen oldu. Norman kralların yönetiminde AnglosaksonlarlaNormanlar birbirlerine karıştı, dil yapısı da ona göre biçimlendi. 1485'te başa geçen Tudor Hanedanı'ndan Kral 8. Henry kilisede reform yaptı ve İngiliz deniz gücünü kurdu. 1. Elizabeth (1558-1603) Anglikanizmi İngiltere'nin resmi dini olarak kabul edip, Katolik direnişini kırdı, yenilmez İspanyol armadası'nı bozguna uğratarak, İrlanda'yı İngiltere topraklarına kattı.

    Saltanatı döneminde sanat ve edebiyat alanlarında büyük gelişmeler oldu. Kısa süren cumhuriyet döneminden sonra (1649-1658) yeniden krallığa dönüldü. Kraliçe Victoria (1837-1901) zamanında İngiltere dünyanın en büyük gücü durumuna geldi. 1877'de Hindistan sömürgeleştirildi. Mısır ele geçirildi (1882). İngiltere, 1. Dünya Savaşı'ndan zaferle çıktı. 1936'da Mısır bağımsız oldu. Sudan'da İngiliz-Mısır ortak yönetimi kuruldu. İngiltere, 2. Dünya Savaşı'ndan da zaferle çıktıysa da batı dünyasının liderliğini Amerika Birleşik Devletleri'ne bırakmak zorunda kaldı. Hindistan, Pakistan, İrlanda ve Afrika'da birçok sömürge bağımsızlıklarına kavuştu. Savaş sonrası seçimleri İşçi Partisi kazandı. 1951'de Muhafazakarlar yeniden iktidara geldilerse de bazı iç ve dış güçlüklerle karşılaştılar. 1952'de Kraliçe 2. Elizabeth tahta çıktı. 1951-1964 arasında iktidarda bulunan, Muhafazakar Parti (Churchill, Eden, Mac, Millan, Douglas, Hume hükümetleri) sosyal ve ekonomik güçlükleri yenmede başarılı olamadı. İşçi Partisi iktidarı döneminde (1964-1970), sterlin devalüe edildiyse de ekonomik bunalım tam olarak giderilemedi, Kuzey Denizi'nde petrol bulunması ülke ekonomisini bir ölçüde rahatlatmıştır.

    1979'da iktidara gelen Muhafazakar Parti lideri bayan Margaret Thatcher yönetimindeki yeni hükümet sıkı para politikası ve ücretlerin dondurulması siyaseti ve enflasyonu yenmeye, ülkeye eski istikrarlı ekonomik gücünü kazandırmaya çalıştı. Ancak İrlanda'daki Katolik tedhiş hareketleri ve içerde yabancılara karşı başlayan düşmanılığı Thatcher Hükümeti'ni uğraştıran önemli sorunlardı. Thatcher'in yılının sonlarında istifa etmesi üzerine yerine 1990 John Major başbakan oldu.



    SPONSORLU BAĞLANTILAR

  2. #2
    e&e
    e&e isimli Üye şimdilik offline konumundadır Administrator
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Mesajlar
    8.163
    Standart
    Batı Avrupa’da feodal düzen sürerken bazı bölgelerde krallıklar güçlenip otoriteyi ele aldılar.Ekonomik ilişkilerin oluşturduğu sosyal kurumlar ve yönetim tarzı feodal karakterini uzun süre devam ettirmiştir.Zamanla güçlenen burjuva sınıfının egemenliği eline almak için yürüttüğü mücadele toprak sahiplerini temsil eden krallıklara karşı olmuştur.İngiltere’nin coğrafi ve sosyal dokusu biraz değişik özellikler taşıdığı için feodalite,Batı Avrupa’da olduğu gibi sağlam köklere dayanmıyordu.Dolayısı ile krallık,güçlü konumunu daha kolay koruyabiliyordu.Burjuva sınıfının ülke otoritesini temsil eden krallığa karşı olan mücadelesinin Batı Avrupa’ya oranla daha erken başlamasının sebeplerinden en önemlisi bu durumdur.Fransa’da feodalite daha kuvvetli,krallığın bu düzen üzerindeki otoritesi sağlam olduğu için sınıflar arasındaki çatışma daha geç başlamış ve kanlı bir devrimle bitmiştir.
    *
    Günümüzdeki demokrasi kavramı ve onu algılama tarzımız ile geçmişteki anlamını karıştırmamak için yirminci yüzyıldan önceki dönemlerdekilere ‘Klasik Demokrasi’ denir.Klasik demokrasi bugünkü niteliklerine doğru gelişim gösterirken,parlamenter sistemin de gelişmesini ele alma zorunluğu vardır.Belki de parlamento kurumunun gelişmesini incelemeyi ön planda tutmalıyız.Zira parlamenter sistemin kapsamı büyüdükçe halkın daha geniş şekilde temsil edilmesi mümkün olmuştu.Uzun bir zaman sürecini göz önünde tutarsak kral ile parlamento arasında karşılıklı yetki ve sorumluluk ilişkisini daha kolay anlayabiliriz.
    *
    İngiltere’nin Batı Roma İmparatorluğunun egemenliğinden kurtulması hemen hemen beşinci yüzyılda gerçekleşti.Her türlü ekonomik ve sosyal mücadele 600 yıl kadar sürdükten sonra siyasi birlik ancak onbirinci yüzyılda sağlanabildi.1066 yılında gerçekleşen Norman saldırılarından önce kurulmuş olan krallıklarda danışma meclisleri diyebileceğimiz kurumlar vardı.’Vitan’ adı verilen bu meclislerde kralın danışmanları,kontlar,baronlar ve yüksek rütbeli subaylar biraraya geliyorlardı.Kralların sadece fikir almak için oluşturdukları bu müesseselerin hiçbir yasama yetkisi yoktu.
    *
    Normandiya dükü Guillaume İngiltere tahtı üzerinde hak sahibi olduğunu ileri sürerek 1066 yılında Britanya adasına saldırdı.Tarihte Hastings Savaşı adı verilen son bir çarpışmadan sonra ülkenin tümünü eline geçirdi. Guillaume toprakları kendi adamları arasında paylaştırdı.Böylece toprak sahibi olan yeni soylu sınıfın merkezi otoriteye karşı başkaldırması önlenmiş oluyordu.O dönemlerin ekonomik yapısından dolayı devlet feodal özelliktedir,ülkedeki siyasi birliği mutlak monarşi olarak kral sağlamaktadır.Üstelik Guillaume Normandiya’da uyguladığı feodal düzeni şimdi İngiltere’de yerleştirmişti.Artık ülkede zayıf değil sağlam bir feodalite uygulaması vardı.Ancak istila öncesi Vitan’ın etkileri tümüyle ortadan kalkmış değildi.Feodalitenin kendine özgü olan hukuk kurallarına göre vasallar,senyörlerini askeri güç ve mali olarak destekledikleri gibi kurmuş oldukları birtakım örgütlerle de katkıda bulunurlardı.Buna karşılık krallar da uygun dönemlerde vasalları ile toplanır,onlara danışırdı.Ama en önemli olay, vergi konusunda vasalların rıza göstermesidir.İngiltere’de bu olay biraz farklılık göstermiştir.
    *
    Magnum Concilium danışma meclisi ,bir diğer latince deyim olan Curia Regis ise kral meclisi anlamına gelirler.1066 yılından önce mevcut olan Vitan’ların etkisi bu meclislerde kendisini göstermişti.Soylu sınıflar ile din adamlarının üst kademelerdeki temsilcilerinin oluşturduğu bu meclisler,kralın fikir danıştığı sosyal kurumlardır.Başlangıçta kurumsal olarak sürekli bir fonksiyonları yoktu.Dolayısı ile toplantıları da belirli zamanları kapsamıyordu.Daha çok yargı alanında faaliyet gösteriyordu.O zamanlar kralın bizzat kendisinin baktığı davalara bakıyorlar veya diğer yargı kararları için bir çeşit yargıtay görevi yürütüyorlardı.Diğer taraftan idari işlerde yaptıkları önerilere uyup uymamak kralın takdirine kalmış bir olaydı.
    *
    Feodal düzen iyice yerleştikten sonra toprak sahiplerinin gücü iyice pekişti.Soylu sınıf olarak üretim araçlarının sahibi oldukları için toplumun üstyapısını oluşturan sosyal olgularda daha fazla sözsahibi olmaya başladılar.Onikinci yüzyıla gelindiğinde krallar,kendi kişiliklerinde toplamış oldukları birçok yetkiyi soylu sınıflara mensup kişilerle paylaşmak zorunda kalmışlardı.Olayların gelişim sürecinde yetki paylaşması feodal soyluların lehinine doğru sapmasına devam etti.Nihayet 1215 yılında kral Yurtsuz John imzaladığı Magna Carta Libertatum,yani Büyük Özgürlük Fermanı ile egemenliğinin soylular adına kısıtlanmasını kabul etti.
    *
    Magna Carta Libertatum’un imzalanması için mücadele eden feodal beylerin en büyük destekçisi orta sınıf halktı.Artık kral ile soylu sınıfın görev ve yetkileri karşılıklı olarak belirlenmişti.Kral eskisi gibi başına buyruk davranamayacak,yürürlüğe konan yasalara uymak zorunda kalacak ve kişilere tanıdığı hakları koruyacaktı.Batı Avrupa’da feodal ilişkilerin en koyu olduğu bir dönemde İngiltere’de gelinen bu aşama her yönüyle ilginçti.Sözkonusu fermanda kişi dokunulmazlığı ile kişi güvenliği ön planda tutulmuştu.Bir yargı organı tarafından karar verilmemişse kişiler tutuklanamıyordu.Kralın halktan keyfine göre vergi toplaması artık sözkonusu bile değildir.Ayrıca kralın kendisi olsun,veya kendisinin görevlendirdiği kişiler olsun devlet adına görev yapan herkes denetlenebilecekti.
    *
    Magnum Concilium’un danışma kurulu olmaktan çıkıp denetleme fonksiyonunu kazanma süreci ileriki yıllarda daha da kapsamlı olacak ve parlamenter sisteme kadar gidecektir.


    SPONSORLU BAĞLANTILAR

  3. #3
    e&e
    e&e isimli Üye şimdilik offline konumundadır Administrator
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Mesajlar
    8.163
    Standart
    İngiltere'de 19.yüzyılın jeoloji derneği
    1807 yılında 13 arkadaş,’Jeoloji Derneği’ adını verecekleri bir kulüp oluşturmak amacı ile toplandılar.Aldıkları karara göre her ay bir araya gelecekler,yemek yerlerken jeoloji konularında fikir alışverişinde bulunacaklardı. Genel kültür seviyesi düşük kişilerin katılımını önlemek için yemeğin maliyetini yüksek tutmuşlardı.Kısa süre sonra daha kapsamlı bir kurumsal yapıya gerek olduğunu anladılar.İnsanların yeni buluşları paylaşacakları ve tartışabilecekleri ortamı sağlamak için bir genel merkez şarttı.10 yıl içinde üye sayısı 400 oldu.Tümü de seçkin kişilerdi.
    Üyeler her yıl iki kez toplanıyordu.Haziran ayında herkes yaz aylarını çiftliklerinde geçirmek için dağılıyordu.Bu insanların madenlere olan ilgisi ekonomik içerikli değildi.Çoğunun akademik sıfatı yoktu.Hobileri ile ilgilenmek için para ve zamanları olan kişilerdi.
    1830 yılında üye sayısı 745 kişi olmuştu.
    *
    19.yüzyılda bilimle ilgilenen kişiler için jeoloji oldukça çekici idi.Dernek üyelerinden Roderick Murchison 1839 yılında ‘Silüriyen Sistem’ başlığında bir kitap yazmış ve grovak diye adlandırılan bir kayaç türünü uzun uzun incelemişti.Kitabın anlatım dili okumayı zorlaştıracak derecede kötü olmasına ve fiatının yüksek bulunmasına rağmen kısa sürede 4 baskı yapmıştı.
    Bilimle ilgilenen ülkelerde,özellikle İngiltere’de maddi durumu elverişli bilim adamları fırsat buldukça kırsal bölgelere gidiyorlardı.Kılık ve kıyafetleri ise arazide iken bile tıpkı kentlerde olduğu gibiydi.Öyle ki Oxford profesörü Papaz William Buckland,saha araştırmalarına akademik cüppesi ile katılıyordu.
    *
    Dernek üyesi Roderick Murchison,aslında yaşantısının ilk 30 yılını avcılık yapmakla,özel kulüplerde gazete okumak ve kağıt oynamakla geçirmiş bir zengindi.Birgün kayaçlara karşı ilgi duydu ve kısa süre sonra jeoloji biliminde önemli bir otorite oldu.
    Diğer bir üye,sosyalizmin ilk yandaşlarından biri olan Dr.James Parkinson idi.Sosyalizm konusunda bir çok kitap yazmıştı.1794 yılında adı bir komploya karıştı.Birtakım kişiler Kral III.George’u tiyatrodaki locasında iken zehirli bir okla öldürmeyi planlamışlardı. James Parkinson sorgulandı.Zincire vurulup Avustralya’ya gönderilmek üzere iken hakkındaki sorgulamadan vazgeçildi.Bu olaydan sonra jeolojiye merak sardı ve derneğin kurucu üyelerinden biri oldu.Jeolojinin önemli yapıtlarından bir olan ve 50 yıl boyunca raflardan hiç inmeyen ‘Daha Eski Bir Dünyanın Organik Kalıntıları’ adlı kitabını yazdı.Biz onu bugün titremeli felç olan Parkinson hastalığı için yaptığı çalışmalardan dolayı hatırlıyoruz.
    *
    Papaz William Buckland,bilimsel konulara önemli katkılarda bulunmasına rağmen daha çok garip davranışları ile anımsanır.Özellikle vahşi hayvanlar koleksiyonu çok ünlüydü.Bazıları oldukça iri ve tehlikeli olan bu hayvanlar hem evinin içinde hem de bahçesinde serbestçe dolaşırlardı.Ayrıca doğada bulunan ve kendisinin eline geçirebildiği her hayvanın tadına bakmakla da ünlüydü.Herhangi birgün evine gelen konuğun,sofrada fırında pişmiş hintdomuzu,fareli börek,kızarmış kirpi ya da haşlanmış deniz salyangozu bulması mümkündü. Papaz William Buckland,bir tek köstepeği sevmiyordu.Bir diğer tutkusu fosilleşmiş dışkı idi.Koprolit denilen bu maddenin en önemli otoritesi idi ve bunları özel bir masa üzerinde sergiliyordu.
    *
    Bir diğer üye,jeoloji biliminin önemli şahsiyetlerinden olan Charles Lyell’dir.Ailesinden gelen maddi servet nedeniyle rahat bir yaşantısı vardı ve çevresi bilimsel yönden de zengindi.Yeryüzündeki değişimlerin tekdüze ve istikrarlı olduğunu kabul ediyordu.Bu nedenle geçmişte meydana gelmiş her şey,bugün sürmekte olan olaylarla açıklanabilir.
    19.yüzyılda bilimle ilgili insanların jeoloji konusuna merak salması çok ilginç bir olaydır.Hiçbir bilim dalı daha önce bu kadar ilgi çekmemişti.Jeoloji Derneği’nin üye sayısı da bilim tarihinin ilginç rekorlarından biriydi.


    SPONSORLU BAĞLANTILAR

  4. #4
    e&e
    e&e isimli Üye şimdilik offline konumundadır Administrator
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Mesajlar
    8.163
    Standart
    İngiltere (Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı)


    Resmi adı Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı olan İngiltere' ye kısaca Birleşik Krallık da denir. Aslında Birleşik Krallık'ta bir bölgenin adı olan İngil*tere, ülkemizde yaygın olarak tüm ülkenin adı anlamında kullanılır. Ülke, İngiltere, İs*koçya, Galler, Kuzey İrlanda olmak üzere dört bölgeye ayrılır, Man Adası ve Channel Adaları (Anglo-Normand Adala*rı) da İngiltere'nin toprakları içindedir.


    İngiltere’ye ilişkin bilgiler
    Resmi Adı: Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı
    Yüzölçümü: 244.100 km²
    Yönetim: Anayasal krallık, Parlamento, Avam Kamara*sı ve Lordlar Kamarası'ndan oluşur; iki meclisli meşruti monarşi.
    Başkent: Londra (Edinburgh, İskoçya’nın; Cardiff, Galler'in ve Belfast, Kuzey İrlanda’nın başkentidir.)
    Doğal yapı: İskoçya ve Galler genellikle dağlık ya da tepeliktir, İngiltere Bölgesi'nin büyük bölümü alçak*tır. En yüksek dağ İskoçya’da Highlands'in batısında*ki Ben Nevis'tir; en uzun ırmak Bristol Kanalı'na dökülen Severn Irmağı'dır; en büyük göl ise Orta İskoçya’nın batısındaki Loch Lomond'dur.
    Başlıca ürünler: Kömür, demir-çelik, doğal gaz, sanayi, süt, tarım, hayvancılık ürünleri.
    Yurtdışına satılan başlıca ürünler: Makine, taşıtlar, uzay donanımı, kimyasal maddeler, elektrik ve elektronik donanım, petrol, dokuma ve giyim.
    Önemli kentler: Londra, Birmingham, Glasgow, Liverpool, Manchester, Leeds, Sheffield, Edinburgh, Bristol, Coventry, Nottingham, Hull, Bradford, Leicester, Stoke, VVolverhampton, Cardiff, Nevvcastle, Portsmouth, Plymouth, Derby, Southampton.
    Eğitim: 5–16 yaşları arasında zorunludur.

    Doğal Yapı
    İngiltere, Avrupa'nın kuzeybatı kıyısında yer alan Britanya adalar grubunun büyük bir bölümünü kaplar. Bu adalardan en büyüğü olan Büyük Britanya Adası, en uzak noktala*rında kuzeyden güneye yaklaşık 950 kilometre*dir ve doğudan batıya 450 km genişliğindedir. Büyük Britanya Adası üzerinde İngiltere, İskoçya ve Galler bölgeleri bulunur. Büyük Britanya'nın kuzey bölümü Herbidler, Orkney ve Shetland adalarıyla birlikte İskoçya'dadır. Galler, adanın İrlanda Denizi ile Bris*tol Kanalı arasında İrlanda'ya doğru çıkıntı yapan batı bölümünde yer alır. Büyük Britan*ya'nın geri kalan bölümünü kaplayan İngil*tere Bölgesi üç bölge arasında en geniş yüzölçümüne sahiptir. Kuzey İrlanda, İrlan*da'nın kuzeydoğu köşesindedir. Güneyinde İrlanda Cumhuriyeti bulunur.
    Ülkenin batısında Atlas Okyanusu, doğu*sunda Kuzey Denizi ve güneyinde Manş Denizi bulunur. Batıda İrlanda Denizi ve St. George Kanalı ile İrlanda'dan ayrılır.
    İskoçya'nın kuzeyi genellikle dağlıktır. Ül*kenin en yüksek noktası olan Ben Nevis Tepesi (1.343 metre) buradadır. İkinci yüksek bölge de Cambrian Dağları'nın bulunduğu Galler'dedir. Buradaki en yüksek nokta 1.085 metreyi bulan Snovvdon Dağfdır. 978 metreyi bulan Scafell Pike İngiltere Bölgesi' nin en yüksek noktasıdır. Bu tepe yörenin kuzeybatısında yer alan Göller Bölgesi'ndedir. Öteki yükseltiler arasında İngiltere Bölgesi'nin kuzey yarısında, kuzeyden güneye uzanan Pennine Sıradağları ile İskoçya'daki Güney Uplands sayılabilir. Ülkenin geri ka*lan bölümü genellikle yumuşak eğimlerle alçalıp yükselen düzlüklerden oluşur. Ülke*nin en düz alanları İngiltere Bölgesi'nin doğu illeri olan Cambridgeshire, Lincolnshire ve Norfolk ile Kuzey Yorkshire'in bazı bölümle*ridir. The Wash Körfezi çevresinde yükseklik deniz düzeyinin altına düşer.
    En uzun akarsu, Cambrian Dağları'ndan doğan, İngiltere Bölgesi düzlüklerinden geçerek Bristol Kanalı'na dökülen Severn Irmağı'dır. İngiltere Bölgesi'ndeki Thames, Trent, Ouse; İskoçya'daki Spey ve Clyde ırmakları öbür uzun ırmaklar arasındadır. Clyde, Tyne ve Mersey ırmakları, kıyıları boyunca kurul*muş büyük kentler ve sanayiler nedeniyle ta*nınırlar.
    İngiltere'nin iklimi ılımandır. Ortalama sı*caklık kışın 4°C–6°C, yazın 12°C–17°C arasın*dadır. Yıllık ortalama yağış 1.000 milimetre*nin üzerine çıkar.
    Tarım ülkenin doğal bitki örtüsünü büyük ölçüde değiştirmiştir. Geçmişte düzlüklerin büyük bölümü, çoğunlukla meşe ağırlıklı geniş yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlarla kaplıydı. Ormanlık bölge hemen hemen tü*müyle yok olmuştur. Bugün bitki örtüsünü yama biçiminde toprak parçaları, küçük koru*lar, sık çalılıklar ve iğneyapraklı ağaç koru*lukları oluşturur. Fundalıklar ve kırlık alanlar ülke topraklarının üçte birini kaplar; kırlık alanlar daha çok Kuzey İngiltere ve İskoçya bölgelerinin yüksek ve nemli yörelerinde bu*lunur. Hayvan varlığı da insanlardan büyük ölçüde etkilenmiştir. Ama hâlâ birçok tilki, porsuk, kakım ve gelincik vardır. Ülkede yaşayan öteki hayvanlar arasında keme, sin*cap, kirpi, köstebek, soreks ve kızıl geyik sa*yılabilir.

    Ekonomi
    İngiltere küçük olmakla birlikte hammadde yönünden zengin bir ülkedir. Özellikle İngil*tere Bölgesi'nin kuzey ve orta bölümlerinden Güney Galler'den ve İskoçya'dan elde edilen kömür oldukça önemlidir. Kuzey Denizi'nin doğu bölümünde deniz dibinde değerli petrol ve doğal gaz yatakları vardır.
    Geniş ölçüde makine kullanılarak yapılan tarım modern ve verimlidir. Ama elde edilen ürünler ülkenin kalabalık nüfusuna yetmez. Gıda maddeleri denizaşırı ülkelerden getirilir. Genel olarak, ülkenin batısında mandıracılık, doğusunda tarım önemlidir. En çok arpa, buğday, şekerpancarı ve patates üretilir. Galler'de ve İskoçya'daki tepelerde koyun bes*lenir.
    Bir adada yaşayan İngiliz halkı tarihlerinin her döneminde deniz ve gemicilikle uğraşmış*tır. Bunun yanında ülkenin gelişmiş ticareti ve sanayisi başlıca gelir kaynağıdır. Bugün, İngiltere'de çalışan nüfusun yüzde 2'sinden azı çiftçilik ve ormancılıkla uğraşır. Her 100 kişiden 20'si sanayide çalışır. İngiltere'de iş yaşamındaki 21 milyon kişinin 9 milyonu kadındır.
    İngiltere'nin başlıca sanayileri, metal işle*me, makine, metal eşya, elektrik, mühendis*lik gereçleri, motorlu taşıtlar, gemi yapımı, kimyasal maddeler, kömür, petrol ürünleri, gıda, içecek, dokuma ve giyimdir. Eski sana*yilerden demir-çelik, gemi yapımı, dokuma ve ağır sanayinin başlıca merkezleri Batı Midlands bölgesi, Manchester, Liverpool, Newcastle, Teesside, Glasgow, Güney Galler ve Kuzey İrlanda'da Belfast dolaylarıdır. Gıda, elektronik ve hafif sanayi gibi öbür sanayi kolları geniş bir alana dağılmıştır. Londra ve İngiltere Bölgesi'nin güneydoğusu ülkenin başta gelen sanayi merkezlerindendir. Öteki merkezler güneybatıda Bristol dolayları, gü*ney kıyısında Southampton ve Kuzeydoğu İskoçya'da Aberdeen'dir.
    İngiltere'de uçak, uçak motorları ve uzay uyduları üreten çok büyük ve başarılı bir uzay sanayisi de vardır. Ayrıca elektronik, plastik, ilaç, çömlek yapımı, cam, kitap ve değerli mücevherlerden iğneye kadar değişik malla*rın üretildiği metal işleme alanlarında önemli bir üreticidir.

    Nüfus ve Ulaşım
    İngiltere kalabalık bir ülkedir. Nüfus en yoğun İngiltere Bölgesi'ndedir. Burada kilo*metrekareye düşen insan sayısı yaklaşık 361, İskoçya'da ise yaklaşık 66 kişidir. Londra 6 milyondan fazla nüfusuyla ülkenin en büyük kentidir. Öteki büyük kentler arasında Bir*mingham, Glasgow, Leeds, Sheffield, Liver*pool, Bradford, Manchester, Edinburgh, Bristol, Coventry ve Cardiff sayılabilir. Top*lam nüfusun yaklaşık yüzde 92'si kentlerde yaşar.
    Demiryolları ülkenin büyük bölümünü bir ağ gibi sarar. Hizmette olan demiryollarının uzunluğu 16 bin kilometreyi aşar. İngiltere'de yaygın bir karayolu sistemi de vardır. Toplam 370 bin kilometrelik karayolunun yaklaşık 3.000 kilometresi hızlı ulaşımı sağlayan oto*yollardır. Ülkede 20 milyonun üzerinde mo*torlu taşıt vardır.
    İngiltere'nin iç bölgelerinde suyolu taşıma*cılığı da yapılır. 3.200 kilometrelik kanal yolu*nun yalnızca 550 kilometresinde yük taşıyan mavnalar çalışır. Geliştirme ve yenileme tasa*rılarıyla kanalların trafiğe açılmasına çalışıl*maktadır.
    İngiltere'nin birçok önemli limanı arasında en işlek olanı Shetland Adaları'ndaki Sullom Voe'dur. Bu limandan Kuzey Denizi yoluyla doğal gaz ve petrol taşınmaktadır. Başka önemli limanları Londra, Milford Haven, Tees, Hartlepool, Forth ve Southampton'dur.
    Londra'da Heathrow dünyanın en işlek havalimanlarından biridir. Manchester, Glasgow, Aberdeen, Luton, Birmingham ve Belfast'da da büyük havalimanları bulunur.
    İngiltere, ticaretinin büyük bir bölümünü Avrupa ülkeleriyle yapar. İngiliz Uluslar Topluluğu'na bağlı ülkelerle de uluslar arası bağlantıları vardır.

    Yönetim
    İngiltere'de yönetim üç ayrı düzeyde örgüt*lenmiştir. En üstte aynı zamanda devlet baş*kanı olan kral ya da kraliçe bulunur. Ardın*dan, Avam Kamarası ve Lordlar Kamarasın*dan oluşan parlamento ile ülkenin merkezi hükümeti gelir. Avam Kamarası'nın üyeleri seçimle işbaşına gelir; Lordlar Kamarası ise veraset ya da atama yoluyla oluşur. Lordlar Kamarası'nın yasaları geçici olarak erteleme hakkı vardır. Merkezi hükümet ülkenin bütü*nünü ilgilendiren konulardan sorumludur. Üçüncü olarak da bölgelerde, illerde ve ilçe*lerde halk hizmetlerini gören yerel yönetimler vardır. Günümüzde kral ya da kraliçe siyasete karışmaz. Yönetime ilişkin kararlar onun danışmanları tarafından alınır. Bu danışman*ların başında başbakan ile hükümette görev alan bakanlar gelir.
    Başbakan ve bakanlar iktidardaki siyasi partinin üyeleridir. Hükümet Avam Kamarası'nda oyçokluğuna sahip olduğu sürece ülkeyi yönetebilir. Avam Kamarası en az beş yılda bir seçildiği için, o dönemin hükümeti ülke halkının desteğine dayanır. Bu parlamenter demokrasidir.
    Savunma ya da ülkeyi olası bir savaşa karşı hazırlama, İngiliz Uluslar Topluluğu'na ve dışişlerine ilişkin konular merkezi hükümetin görevleri arasındadır. Ayrıca ticaret, tarım, iş bulma, sağlık, emeklilik ve eğitim gibi konu*lar da merkezi hükümeti ilgilendirir. Tüm bu görevler için para gerekir. Devlet harcamala*rını karşılayacak verginin toplanması da mer*kezi hükümetin sorumluluğu altındadır.
    Yerel yönetimler, yerel seçimle işbaşına gelen meclislerden ve halkın yerel düzeyde gereksindiği hizmetleri sağlamak üzere çalıştı*rılan ücretli memurlardan oluşur. Bu hizmet*ler konut, eğitim, karayolu bakımı, planlama ve toplumsal hizmetleri içerir. Yerel yöneti*min yetkileri ve görevlerini parlamento belir*ler ve bu hizmetler için gerekli paranın bir bölümü merkezi hükümetten sağlanır. Yerel yönetimlerin örgütleniş biçimi bir bölgeden öbürüne farklılık gösterir.


    SPONSORLU BAĞLANTILAR

  5. #5
    e&e
    e&e isimli Üye şimdilik offline konumundadır Administrator
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Mesajlar
    8.163
    Standart
    birleşik krallık, büyük britanya, ingiltere, ingiltere ve ingiltere tarihi, kuzey irlanda birleşik krallığı , ingiliz tarihi, ingiltere krallari, ingiltere tarihi, ingiltere tarihi yerleri, ingilterenin tarihi,


    SPONSORLU BAĞLANTILAR

Benzer Konular

  1. Konyanın Tarihi ve Turistik Yerleri
    By e&e in forum İç Anadolumm
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 01-06-2011, 03:34
  2. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 01-06-2011, 02:42
  3. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 04-13-2010, 14:28
  4. İngiltere Gelenek ve Görenekleri
    By yalın in forum Genel Kültür
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08-07-2009, 13:22
  5. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08-07-2009, 13:21