Bursanın Tarihi ve Güzellikleri - Bursanın Doğal Güzellikleri

Tarih öncesine ait Bursa’daki ilk yerleşim, yörede yapılan kazılar sonucunda aydınlığa kavuşmuştur. Bursa yöresinde yapılan yüzey araştırmaları Kalkolitik devirlerde (MÖ.5500-3500) yıllarında yörede yerleşildiğini ortaya koymuştur. Prof.Dr.Kılıç Kökten, yöredeki yüzey çalışmalarını daha sonra İznik Gölü’nün kuzeyindeki höyüklere yöneltmiştir. Prof.Dr.Şevket Aziz Kansu da İznik Gölü çevresinde yaptığı araştırmalarda Prehistorik yerleşim alanları ile karşılaşmıştır. Bütün bu araştırmalar Bursa yöresinin Kalkolitik Dönemde (MÖ.5500-3500) ve onu izleyen Erken Tunç Çağında (MÖ.3000-2000) yörede yerleşildiğini ve bu yörede maden işletildiğini ortaya koymuştur.


Bazı antik kaynaklara göre; kentin kurucusu I.Prusias’dır (M.Ö.232-192). Kartaca Kralı Hannibal, Roma İmparatorluğu ile yaptığı savaşı kaybedince, birlikleriyle beraber I.Prusias’a sığınmıştır. Burada zafer kazanan bir komutan gibi karşılanıp, saygı görmüş ve buna karşılık olarak Hannibal, emrindeki askerlerle bir kent kurarak, Prusias’ın adını verip Ona armağan etmiştir. İlkçağ Prousa’sının bulunduğu alanda, çok az İlkçağ kalıntılarına, mimari parçalara rastlanmıştır. Bunlar arasında en önemlileri, bugün Tophane semtinde, Okçu Baba Türbesi bitişiğindeki İlkçağa tarihlenen sur parçaları ile aynı yerde, caddenin karşı yanındaki Ortaçağ surlarının yapımında kullanıldığı görülen mimari parçalardır.
Bursa yöresi MÖ.1200-700 yıllarında Balkanlardan gelen kavimlerin yerleşmesine de sahne olmuştur. Bursa İl merkezinde özellikle Muradiye semtinde bulunan Frig ve Hitit kalıntıları, yeterince açıklık getirmemekle beraber, onların da bu bölgede yaşamış olduklarını göstermektedir. MÖ.700 yıllarında İskit saldırılarından kaçan Bithynialılar da İzmit Körfezi’nden başlayarak Sakarya ile Bursa arasındaki alana yerleşmişlerdir. Bu durumda Bursa Bithynialıların önemli bir kenti konumuna gelmiştir. MÖ.600’de Bursa yöresi Lydialıların eline geçmiş, daha sonra Persler burada egemenlik kurmuşlardır. Daskyleion’daki (Karacabey) Pers satrabının yönetimine bütün bölge girmiştir. MÖ.88’de Mithridates (Pontus Kralı) Bursa yöresini ele geçirmiş ve Bithynia Krallığını da kontrolü altına almıştır. MÖ.75 ve 74’te Bithynia kralı IV. Nikomedes burasını vasiyet yoluyla Romalılara bırakmıştır.

Roma İmparatoru Traianus (MS.98-117) zamanında Bursa büyük bir gelişim göstermiştir. Bu dönemde Bursa kaplıcalarının özelliği fark edilmiş ve kent Gaius Plinius zamanında sur dışına kadar yayılmıştır. O dönemde yapılan kaplıca hamamları, saray, kütüphane, gymnasium ve agora ile Bursa yeni bir görünüm kazanmıştır. Roma İmparatorluğu’nun ikiye ayrılmasından sonra Bursa, Doğu Roma’nın beş eyaletinden biri olmuştur. Bu dönemlerde Bursa, kuzeyden gelen Gotların, Hunların ve güneyden gelen Arapların akınlarına uğramış ve çok zor günler geçirmiştir. Bizans İmparatoru Iustinianus zamanında kent yeni baştan imar edilmiş, İmparatoriçe Thedora 525’te beraberindeki 4000 kişi ile Bursa’ya gelerek buradaki kaplıcalardan yararlanmıştır. İmparator Constantinius VII. (919-944) kenti bir kez daha onarmış, kiliseler, manastırlar ve yeni hamamlar eklemiştir.


Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra Selçuklu Sultanı Kutulmuşoğlu Süleyman Şah, önce İznik’i ele geçirmiş (1008) ve Bizans’a karşı büyük bir üstünlük sağlamıştır. Ancak, Haçlıların da yardımıyla Bizanslılar Bursa yöresini yeniden ele geçirmişlerdir. Bursa birkaç kez Selçuklular ile Bizanslılar arasında el değiştirmiştir. Osmanlı Devletinin kurulmasını ve güçlenmesini izleyen yıllarda Osmanlılar buraya yoğun akınlar yapmışlar, sonunda Orhan Gazi 1326’das Bursa’yı ele geçirmiştir. Orhan Gazi’nin ölümünden sonra 1360’ta Sultan I.Nurat Hüdavendigâr Bursa’da imar çalışmalarına girmiş, Çekirge semtinde kendi ismini taşıyan yapı topluluğunu yaptırmıştır. Yıldırım Beyazıt döneminde ise şehir, yeni yapılan eserlerle daha da genişlemiştir. Ancak Yıldırım Beyazıt’ın 1402’de Ankara Savaşı’nda yenilmesinden sonra Timur Bursa’ya girmiş ve şehri tahrip etmiştir. Yıldırım Beyazıt’ın ölümünden sonra on yıl süren kardeş kavgası sonunda Çelebi Sultan Mehmet Bursa’da yıkılan yapıları yenilemiş ve yeni yapılarla da şehri imar etmiştir. Bundan sonra Osmanlı’nın başkenti olan Bursa, İstanbul’un fethine kadar Osmanlının siyasi ve kültürel bir merkezi olmuştur.


Bursa 1841 yılında eyalet merkezi olmuştur. 1855 depremi Bursa’ya büyük zarar vermiştir. 1859 yılında sancak merkezi, 1867 yılında Hüdavendigâr eyalet merkezi olan Bursa, 1923 yılında da il olmuştur.

Kurtuluş Savaşı öncesi 8 Temmuz 1920’de Yunanlılar Bursa’yı işgal etmişler, 30 Ağustos Zaferinden sonra da 10-11 Eylül 1922’de şehirden çekilmişlerdir. Cumhuriyetin ilanından sonra Bursa il konumunu korumuştur.
Tarihi geçmişi oldukça eskiye inen Bursa’da o dönemlerden günümüze ulaşabilen yapılar yok denecek kadar azdır. Antik çağ yapıları Bursa’nın çeşitli tarihlerde uğradığı akınlarda yıkılmış, Osmanlı yapılanmasında da onların taşlarından yararlanılmıştır. Kentin ilk kurulduğu Hisar Mahallesi’nde az da olsa antik çağın mimari kalıntılarına ve küçük buluntularına rastlanılmaktadır. Bunlar arasında Bithynialılar zamanında yapıldığı sanılan, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerinde de kullanıldığı sanılan ve onarım geçiren surların bazı bölümleri günümüze ulaşmıştır. Osmanlı döneminde yapılan I.Beyazıt’ın işa ettirdiği Ulu Cami, Osman Gazi’nin oğlu Alaeddin Bey’in yaptırdığı Alaeddin Camisi, Orhan Camisi, Timurtaş Paşa Camisi, Emir Sultan Camisi, Altıparmak Camisi, Hacı İskender Camisi, İvaz Paşa Camisi, Hoca Alizade Camisi, Molla Fenari Camisi, Şehabeddin Paşa Camisi, Şahadet Camisi, Selçuk Hatun Mescidi, Yeşil Külliye, Muradiye Külliyesi, Hüdavendigâr Külliyesi, Yıldırım Külliyesi kentin belli başlı camileridir. Ayrıca Osman Bey’den Fatih Sultan Mehmet’e kadar olan Osmanlı padişahlarının türbeleri de burada bulunmaktadır. Gülçiçek Hatun Türbesi, Devlet hatun Türbesi, Nalıncılar Hamamı, Şengül hamamı, Mahkeme Hamamı, Umurbey Hamamı, Atpazarı Hamamı, Emir Hanı, Kapan Hanı, Çukur Han, Geyve Hanı, İpek Hanı, Tuzpazarı Hanı, Koza Hanı, Fidan Hanı, Pirinç Hanı, Büyük Kapalı Çarşı, Yıldırım Beyazıt Bedesteni günümüze gelebilen diğer Osmanlı eserleridir. Bursa kaplıcalarının en ünlüleri olan Eski Kaplıca, Çekirge Hamamı, Kükürtlü Kaplıca, Yeni Kaplıca, Kaynarca hamamı ve Karamustafapaşa Kaplıcası da onları tamamlamaktadır.

Bursa Gezgin Gözüyle


Turizm potansiyeli açısından İstanbul'dan sonra en önemli merkezlerden olan Bursa, tarihi eserlerinin zenginliği ile gözleri kamaştırmaktadır.
Bursa ve İznik erken Hıristiyanlık ve Osmanlı döneminin eşsiz eserleri ile süslüdür.
Türkiye'nin kış turizmi merkezi olan Uludağ Kayak Merkezi Bursa'ya 40 dakika uzaklıktadır ve kış turizminin bütün olanaklarına sahiptir.
Marmara Denizi kıyıları uzun yıllardan beri bütün Türkiye'nin tercih ettiği tatil yöreleridir.
Uludağ Milli Parkı günübirlik turizm, kampçılık ve trekking için ideal bir ortamdır.
Uludağ etekleri özel araçları ve cip safari ile geziye çıkanlara sihirli güzelliklerini sunar. Pek çok keşfedilecek yer arasında Bursa ilçelerinin tabii güzellikleri, çağlayanları, mağaraları ve otantik Osmanlı köyleri yer alır.
Bursa kaplıcaları Roma Dönemi'nden beri kullanılan sağlık merkezleridir.
Emir Sultan Camii ve Türbesi ursa'nın doğusunda Emir Sultan mezarlığının yanında selvi ve çınar ağaçlarının arasında yer almaktadır. Cami ilk yapıldığı zaman tek kubbeli iken 1507'de avlu ve üç kubbeli revak eklenmiştir. Batıdaki merdivenlerden çıkılarak iki sütun arasındaki kapıdan geçilip geniş avluya girilir. Ortada şadırvan, güneyde cami, kuzeyde türbe ve ahşap odalar yer almaktadır. Avlu ahşap revakla çevrelenmiştir. Cami sekizgen kasnak üzerine oturan tek kubbeye sahiptir. Kuzey cephesinin köşelerinde kesme taştan birer minaresi vardır. Mihrabı XVII. yüzyılda İznik çinileriyle yaptırılmıştır. Emir Sultan Buhara'da doğmuştur. Kendisi Es-Seyyid Şemsüddin Mehmed bin Aliyyül Buhari olarak bilinir.Bursa'ya 1391'de göç etmiş ve Yıldırım Bayezıd'in kızı Hundi Hatun'la evlenmiştir. 1429'da vebadan vefat etmiştir. Türbenin ilk yapıldığı zamandan günümüze bir şey kalmamıştır. Şimdiki Türbe Sultan Abdülaziz tarafından 1868 yılında yaptırılmıştır. Sekizgen planlıdır. Doğudaki kapıdan girilmektedir. Türbe zemini avlu seviyesinden aşağıdadır.
Bursa içinde Çekirge semti bir kaplıcalar merkezidir. Bursa ilçelerinin çoğunda da kaplıcalar yılın her döneminde büyük rağbet görür.
İznik ve Uluabat (Apolyont) gölleri yüzme, kano ve sörf gibi su sporları için ideal alanlardır.
Bursa'yı tanımak için kent içinde en az iki gün konaklamak gerekir. Tabiat güzelliklerini tanımak tamamen arzuya bağlıdır. İlk ve Orta çağın en önemli merkezlerinden biri olan İznik'e bir gün ayırmak gerekir.
Bursa bütün zenginliklerini keşfe çıkan Türkiye ve Dün ya insanlarını ünlü konukseverliği ile ağırlamaktan gurur duyan insanların yönettiği her zevke hitabeden konaklama tesislerine sahiptir.

Emir Sultan Camii ve Türbesi: Bursa'nın doğusunda Emir Sultan mezarlığının yanında selvi ve çınar ağaçlarının arasında yer almaktadır. Cami ilk yapıldığı zaman tek kubbeli iken 1507'de avlu ve üç kubbeli revak eklenmiştir. Batıdaki merdivenlerden çıkılarak iki sütun arasındaki kapıdan geçilip geniş avluya girilir. Ortada şadırvan, güneyde cami, kuzeyde türbe ve ahşap odalar yer almaktadır. Avlu ahşap revakla çevrelenmiştir. Cami sekizgen kasnak üzerine oturan tek kubbeye sahiptir. Kuzey cephesinin köşelerinde kesme taştan birer minaresi vardır. Mihrabı XVII. yüzyılda İznik çinileriyle yaptırılmıştır. Emir Sultan Buhara'da doğmuştur.

Kendisi Es-Seyyid Şemsüddin Mehmed bin Aliyyül Buhari olarak bilinir.Bursa'ya 1391'de göç etmiş ve Yıldırım Bayezıd'in kızı Hundi Hatun'la evlenmiştir. 1429'da vebadan vefat etmiştir. Türbenin ilk yapıldığı zamandan günümüze bir şey kalmamıştır. Şimdiki Türbe Sultan Abdülaziz tarafından 1868 yılında yaptırılmıştır. Sekizgen planlıdır. Doğudaki kapıdan girilmektedir. Türbe zemini avlu seviyesinden aşağıdadır.

YEŞİL TÜRBE: Türbe'ye Yeşile bakan çinilerle kaplı olmasından dolayı Yeşil Türbe ismi halk tarafından verilmiştir. Portal 1855 depreminde büyük hasar görmüş 1864'de horasanla sıvanarak bugünkü görünümüne sokulmuştur. Sağlı sollu mihrapçıklar, ayakkabılıklar, türbenin kitabesi ve 13 dilimli yarım kubbe, çeşitli renk ve motiflerle kabartma renkli sır tekniğinde işlenmiştir. Rumiler, palmetler ve rozet motifleri ile oya gibi işlenen kapının kanatları günümüzde tüm çarpıcılığı ile ortadadır. Bir sanat şaheseri olan kapıyı Tebrizli Ahmed oğlu Ali yapmıştır. Sekizgen bedeni, sıvalı yüksek kasnağa oturan kurşunla örtülü büyük bir kubbe örtmektedir. Türbenin içine geçildiğinde iç mekân sanki çini cennetine girildiği hissini verir. Duvarlar 2,94m yüksekliğe kadar iki bordürle çevrili, altıgen türkuaz çinilerle kaplıdır. Bunların aralarında iri madalyonlar yer almaktadır. Türbe günümüze ulaşan en muhteşem çinili mihraba sahiptir. Renkli süsleme sanatının bir şaheseridir. Yivli süs sütunları, üç sıra mukarnası, rumi palmetleri, kıvrık dal motif leri, kalın yazı dizileri ve tepeliği ile Yeşil Camii mihrabını andırmaktadır. Sekizgen platformun ortasında Çelebi Sultan Mehmet'in kendisine has vakarı ile duran tamamen çini dekorasyona sahip sandukası yer almaktadır. Üzerinde kabartma sülüs celisi ile yazılı kitabesi vardır. Güneyinde oğulları Mustafa ve Mahmud'a ait sandukalar yer almaktadır. Kuzeyindeki ise oğlu Yusufa aittir.

Platformun arkasındakiler, kuzeyden itibaren Çelebi Mehmet'in kızı Selçuk Hatun'un kabartma kitabeli sandukası, kızı Sitti Hatun (Safiye)'un beyaz zemine lacivert motifli, altıgen ve üçgen çinilerle kaplı sandukası, Ayşe Hatun ve dadısı Daya Hatun'un sandukalarıdır. 328 metrekarelik alana oturan türbenin oktogonal prizma gövdesi, zeminden aşağıda da devam ederek mezar dairesini oluşturur. Beşik tonozla kaplı mezar dairesi örme duvarlarla beş ayrı bölüme ayrılmıştır.

KOZA HANI: Ulucami ile Orhan Cami arasındaki geniş sahadadır. 1492 yılında II. Bayezıd İstanbul'daki cami ve medresesine gelir temin etmek için yaptırmıştır. Hanın mimari Abdül-ula bin Pulad Şah'dır. İki katlıdır. Üst katta 50, alt katta 45 olmak üzere 95 odası vardır. Kuzeydeki taç kapı büyük taştan kabartma süslerle yapılmış olup muhteşem görünüşe sahiptir. Üst katta güneye açılan bir kapısı, avludan ilave kapılara açılan geniş kapı ve buradan da Orhan Cami tarafına açılan bir kapısı vardır. Hanın iç kısmındaki geniş avlunun merkezinde mescid yer almaktadır. Mescid sekiz cephelidir, köşelerdeki ve ortadaki bir ayak üzerine oturmaktadır. Alt kısmı şadırvan şeklindedir. Günümüzde ünlü Bursa ipekçiliğinin merkezi durumundadır.
ULU CAMİİ: Bursa'nın en heybetli ve en çok cemaat alan camiidir. Sultan Yıldırım Bayezıd Niğbolu savaşını kazandıktan sonra 1398-1400 yıllarında inşa ettirmiştir. Cami kalın duvarlara ve 12 büyük yığma ayaklara bağlanan kemerlere ve pandantiflere oturan 20 kubbe ile örtülüdür. Orta kısmındaki kubbenin üstü camlıdır. Altında 16 köşeli mermer şadırvan vardır. Caminin inşa edileceği yerdeki yapıların istimlakı sırasında bir kadın evini satmak istemeyince zorla alınır. Gönül rızası olmadan alınan yerde namaz kılınmaz gerekçesiyle evin yerine gelen kısımda şadırvan yaptırıldığı rivayet edilmektedir. Minberi ağaç işçiliğinin bir şaheseridir. Oyma kabartma, geometrik, yıldız, çivi başları ve gülçelerle süslüdür. Taç kapısı başlı başına sanat abidesidir. 1399-1400 yıllarında tamamlanmıştır. Sanatkarı Mehmed bin Abdülaziz Dakıva'dır. Zarif sekiz ceviz sütun üzerine oturan müezzin mahfili 1549 yılında yapılmıştır. Mihrabı sekiz sıra stalaktitlidir. Kum saatinin etrafındaki Ayet'el-kürsi sülüsle yazılmıştır. Ayrıca küfi ihlas suresi yazılıdır. Mihrap 1571 yılında tamamlanmıştır. Camideki diğer yazılar ve yaldız boyalar 1904 yılında Mehmed Usta tarafından yapılmıştır. Caminin ilk yapıldığı zaman üç tane olan kapısına 1740 yılında Hünkâr Mahfili kapısı eklenmiştir. Kapıların ikisi yenidir. Altıngenlerin oluşturduğu, yıldızların dekore ettiği tablalardan meydana gelen doğudaki ceviz kapı, cami ile aynı yaştadır. Tek sütun üzerine oturan yuvarlak mermerden kürsü 1815 yılında yapılmıştır. Cepheler sağır kemerler içinde, altta ve üstte ikişer pencereden oluşmaktadır. Cephelerin tümü kesme taştan yapılmıştır. Caminin kuzey cephesinin köşelerinde, kaidesi mermerden gövdeleri tuğladan örülmüş birer minaresi vardır. Batıdaki minarelerin içinde çift merdiven mevcuttur. Bunun yardımı ile çatıya çıkılmaktadır. Cami, Moğol Şeyhi Emir Bedrüddin tarafından 1403 yılında ve Karamanoğlu Mehmed Bey'in 1413 yılındaki Bursa muharasası sırasında yaktırılmıştır. 1 Mart 1855 tarihlerindeki büyük depremde ve 1889 yangınında hasar görmüştür.

BURSA KALESİ: Brithynialılar zamanında yapılmaya başlanan kale daha sonra ihtiyaç duyuldukça Roma, Bizans ve Osmanlı İmparatorluğunca çeşitli onarımlara tabi tutulmuştur. Surlarda görülen kiklopien taşların önemli kısmı Roma devrine ait sütunlar, lahit parçaları, adak mezar steli, heykel kaideleri, şeref kitabeleridir. Bunlar hisar kapının doğusunda yoğunluk kazanmaktadır. Surların sadece güney kısmındakiler çift duvarlı ve beş köşeli burçlarla sağlamlaştırılmıştır. 1326 yılında Bizanslılardan alınan Bursa'nın surları Orhan Gazi tarafından üç köşeli burçlarla takviye edilmiştir. Çakır Ağa Hamamı ile Tophane arasında biri silindir gövdeli, ikisi üç köşeli büyük burç kalıntıları vardır. Bunların arasında yer alan Hisar Kapı 1855 yılındaki depremde yıkılmıştır. Buradan doğuya dönen surlar, evin bahçe duvarlarına temel vazifesi yapmıştir Yıldız Kahve'den güneye uzanan surlarda yuvarlak kemerlerle mazgal delikleri görülmektedir. Kahvenin önünde Kaplıca Kapı yer almaktadır. Yıkık duvarlar halinde devam eden surlar, Zindan Kapıya bağlanmaktadır. Zindan Kapı yanındaki köşeli burç Çelebi Sultan Mehmet tarafından 1418 yılında yaptırılmıştır. Zindan Kapıdan Üftade'ye kadar nisbeten sağlam devam eden surlar, Pınarbaşı Kapısı'na oradan da Üftade yanındaki Yer Kapı'ya ve tekrar Çakır Ağa Hamamı karşısında bağlanmaktadır. Pınarbaşı Kapı ile Zindan Kapı arasında birbirine paralel uzanan surların kesme taşlı bölümleri yerlerinden sökülmüş olduğundan şimdi sadece moloz taştan kireç kum harcı ile örülmüş kısımları ayaktadır. Pınarbaşı Kapı ile Zindan Kapı arasındaki ön surlar, evler arasında kaybolmuştur. Diğer sur kalıntılarında ise bu kısımda yapılan evlere giriş kapıları ve boşluklar Osman Gaz oluşturulmak maksadı ile tahribatlar yapılmıştır.

OSMANGAZİ TÜRBESİ: Bursa kuşatmasının devam ettiği sırada Osman Gazi oğlu Orhan Bey'e şehir içindeki kubbeli yapıyı göstererek "Oğul; ben öldüğüm vakit beni Bursa'da şol gümüşlü kubbenin altına koyasın" demiştir. Günümüz Tophane Parkı'nın girişinde solda kalan bu kubbeli yapı Mesihilerin şapeline aitti. Bursa fethedildikten sonra, şapel mescide çevrildi ve Osman Gazi buraya defnedildi. Saint Elias(Elia-İlyas) Manastırı'nın bölümüne ait olan şapelin içi 8,3 m. genişliğindeki duvarlara bitişik çift sütüncuklarla ayrılmış, yarım yuvarlak nişli, sekizgen plana sahipti. XI. yüzyılda yapıldığı bilinen bu şapel'in şekli, Roma İmparatorluk devrinden itibaren uygulamaya başlanan örneklerle büyük benzerlik göstermektedir. Şapel'in narteks kısmının olduğu yere gömülen mezarlar, günümüzde açıkta kalmıştır. 1855 depreminde yıkılan türbe 1863'te Sultan Abdülaziz tarafından eski plana sadık kalınarak yapılmıştır. Türbe kubbe ile örtülü sekizgen plana sahiptir. Türbe'ye kuzeydeki ahşap antreden geçilerek girilir. Ortada sedef kakmalı muhteşem ahşap sanduka Osman Gazi'ye (1258-1326) aittir. Solunda oğlu Alaaddin Bey, bunun yanında Hüdavendigâr oğlu Savcı Bey sağında, Aspurça Hatun'un oğlu ibrahim Bey ile adları bilinmeyen on iki sanduka vardır. Türbe'de Konya Sultanı Alaaddin tarafından Osman Bey'e gönderilen çok büyük bir davul ve tesbih sergilendiğinden, halk arasında Davullu (Davud) manastırı denmesine neden olmuştur. Bunlar bir yangın sırasında yanarak kül olmuştur. Türbe, konak salonları dekorasyonu şeklinde bezenmiş, pencerelere kumaş perdeler takılmıştır. Fransız mimari stilinde yapılan bu kısımda ufak bir mihrap görülmektedir. Pencere parmaklıkları dökme demirdendir.
ORHANGAZİ TÜRBESİ:

Tophane parkının girişinde sağdadır. Bursa'nın fethinden önce şehrin metropolit manastırı olan Saint Elias manastırı XI. yüzyılda yaptırılmıştır. Kilise bir orta nef ile iki yan neften oluşmaktadır. Ortada gri mermerden dört sütunun taşıdığı kubbe vardır. İçi gri mermer levhalarla kaplanmıştır. Apsis kısmında gri mermerden sütunların ayırdığı üç pencere vardır. Bu kısmın önünde dört basamak bulunmaktaydı. Giriş kısmında altı adet yeşil somaki mermer sütun yükselmekteydi. Zemin bugün de izleri görülen mozaik döşemeye alternatif olarak porfir, diğer renklerde küçük mozaiklerden meydana gelmiş tezyinat, yuvarlak antraklar ve düz mermer levhalardan oluşmaktadır. Orhan Gazi'nin defnedildiği bu bina 1801 kasım ayında büyük bir yangında hasar görür ve onarılır. 1855 yılındaki depremde ise önemli kısmı yıkılır. 1863 yılında Sultan Abdülaziz tarafından eskisine sadık kalınarak yaptırılır. Türbe kare planlıdır. Her cephesinde üçer pencere vardır.
Güney cephesindeki orta pencere kapı şekline çevrilmiştir. Daha önce giriş kapısının önünde bir sundurma vardı. Orta kısmında dört sütunla ayrılmış ve birbirine kemerlerle bağlanmış, üstüne kubbe oturtulmuştur. Yan kısımlar beşik tonozla örtülüdür. İç duvarlar beyaz kireç badanadır. Pencere üstlerinde alınlık şeklinde sade süslemeler görülmektedir. Ortadaki sanduka Orhan Gazi'ye aittir. Etrafı dökme pirinç parmaklıklıdır. Kuzeyinde Cem Sultan'ın oğlu Abdullah, sağında Şehzade Korkud, hanımı Nilüfer Hatun, oğlu Kasım, kızı Fatma ve Yıldırım Bayezıd'in oğlu Musa Çelebi ile isimleri tespit edilemeyen on dört sanduka vardır.


ULUDAĞ: Bursa'nın 32 kilometre güneyinde, karayolu ile Bursa'ya 40, havaalanına 60 dakikadır. Antik dönemde Olympos Misios adıyla tanınan Uludağ, Troya Savaşı'nı tanrıların izlediği yer olarak ta mitolojideki yerini almıştır. 2543 metreye ulaşan doruğu ile Batı Anadolu'nun en yüksek dağıdır. Olağanüstü tabii yapısı, flora ve faunasının zenginliği ile 1961 yılında Milli Park ilan edilmiştir. Türkiye'nin en önemli Kış Sporları ve kış turizmi merkezidir. Kayak tesislerinin yeterliliği ile konaklama imkanları Uludağın vazgeçilmez bir tatil yöresi olmasını sağlamaktadır. Yaz aylarında kampçılık, trekking ve günübirlik piknik alanı olarak yararlanılması Uludağ'ı her mevsim çekici kılmaktadır. Uludağ 20 Aralık - 20 Mart tarihleri arasında 120 gün/yıl süreli kayak mevsimine sahiptir. Merkezde 5 telesiyej, 7 teleski ve 1 adet teleferik vardır. Ulaşım Bursa’dan Uludağ Milli Parkı giriş kapısına (Karabelen) 22 km.lik asfalt yol ile ulaşılabilmektedir.
Buradan oteller yöresi ve kayak merkezine 10 Km.lik asfalt + parke yolla ulaşılmaktadır. Ayrıca Bursa’dan 20 dakikalık bir teleferik yolculuğu ile Uludağ Milli Parkı Sarılan kamp ve kullanım alanına ulaşılabilmektedir.

Bursa Sözlü Tarih

Sarı Kız efsanesi
Bir tarihte, Uludağ’ın ya şu, ya da bu yamacında yeşilliklere gömülmüş bir kulübecik, içinde de bir ihtiyar ana, anacağızın da sarı bir kızı varmış. Sarı kızının da sarı bir ineği.. Bu ineğin bir memesinden süt, bir memesinden bal akarmış. Altın saçlı, ayva tenli, yakut dudaklı Sarı Kız, bir gün, aşağıya, sarı ineğin yanına inmiş, yine sütünü içip, balını emecekmiş. Bu sırada derinden derine, inler gibi, dokunaklı donuk bir ses duymuş:

- Sarı Kız, Sarı Kız! Ha geldim ha geliyorum. Ağlayarak mı geleyim, çağlayarak mı?

Sarı Kız, ürpermiş, titremiş, soğuk soğuk terler dökmüş, koşmuş anasına, atılmış kucağına. Hüngür hüngür ağlamış. Başından geçenleri bir bir anlatmış. Anası:

- Bu ses boşuna değil. Var bir hikmeti. Bir daha duyarsan cevap ver. Bakalım ne olur?

Sarı Kız akşama değin, korka korka ineğinin yanına inmiş. Çevresine bakınmış, kimsecikler yok.. Derken bir uğultu, bir gürültü. Aynı ses:

- Sarı Kız, Sarı Kız! Ha geldim ha geliyorum. Ağlayarak mı geleyim, çağlayarak mı?

Toplamış Sarı Kız kendini:

- Çağlayarak gel, deyivermiş..

Sen misin bunu diyen? Kayalar çatlamış, taşlar yarılmış. Bir su, bir su çağlamış ki köpük köpük, önünde durulmaz. Sarı kız köpüklere belenmiş, büklüm büklüm sarı saçları çözülmüş, tel tel yayılmış.. Alev alev yüreciği sularda erimiş.

Sular, onun saçından sarı, onun yüreğiyle sıcakmış.

İşte Bursa kaplıcalarının efsanesi böyle.. İçerisindeki erimiş kükürt ve kimyasal maddeler yüzünden sarı ve sıcak, bu sular, Yeşil Bursa’nın kehribar güzeli.. Bursa, yüzyıllardır bu güzele hayrandır.


Bursa Cami ve Mescitleri 1


Murad II (Muradiye) Cami (Osmangazi)


Muradiye semtinde, Sultan II.Murat tarafından h.828 (1425) yılında yapımına başlanılan cami h.830 (1426) yılında tamamlanmıştır. Kapı kemeri üzerinde mermer sülüs harflerle Arapça yazılmış üç satırlık kitabe bulunmaktadır. Bu satırlar şöyledir:

1-Emere bi binaî hâzihi’l-imaretiş-şerifeti’l-mübareketi Sultanül Arabî vel Acemî Zıllullahi
2-Fî’l-âlem es-sultan ibnis-sultan es-sultan Murad ibni Mehmed bin Bâyezid Han
3-Halledallâhü mülkehû fî şehri recebe sene semainin ve işrîne ve semane mie ve vakaa’l-
itmam fî şehri muharremi’l-yaremi sene selâsin ve semane mie.

Kanatlı camiler grubundan olan Muradiye Cami planı, Orhan Cami planına benzemektedir. Ard arda iki büyük kubbeli, geniş eyvanlı kanatlı bir camidir.

Son cemaat yeri, dört yığma mermer ayak ve iki granit orta sütun ile birbirlerine sivri kemerlerle bağlanmıştır. Sivri kemerler üç sıra tuğla, bir sıra kesme taş ile örülmüştür. Kemer yanları ve saçak silmesi altı sıra tuğla ve taş malzemelidir. Doğubatı yan bölmeler çapraz tonoz, diğerleri dıştan sekizgen kasnaklı kubbelerle örtülüdür. Büyük yapının sağ ve solundaki pencereler kapıya dönüştürülmüştür.

Asıl ibadet alanına giriş kapısı Bursa kemerli, ayaklar niş ve yedi sıra mukarnaslı yan hücrelere sahiptir. Kemer alınlığında, lacivert, firuze, beyaz ve sarı renkte yapılan, bitkisel motiflerle süslü bezeme bulunmaktadır. Kapı kanatları, ahşap işçiliğinin en güzel örneklerinden biridir. Kapı giriş eyvanının tavanı, geometrik motiflerle süslü çini ile kaplanmıştır. Kapı önündeki yıldız ve geometrik motifli ahşap tavan eski müezzin mahfilinden alınarak buraya yerleştirilmiştir. Kapının yatay ve dikey söveleri mermerle kaplıdır.

Asıl ibadet alanı art arda iki büyük kubbe ve yanlarda daha küçük kubbelerle örtülü geniş bir eyvandan ibarettir.

Giriş kubbesi dışardan sekizgen kasnaklı, içeride geçişler prizmatik üçgenlerden oluşan bir kuşakla sağlanmıştır. Kubbe köşelikleri; silindirik kıvrımlar, yaprak sıraları, boğumlu püsküllerden oluşan yedi sıralı halkalardan meydana getirilmiştir.

Doğu-batı yan kanatların kubbe köşelikleri daha zarif ve zengin, sıraları birbirinden farklı olan mukarnaslarla süslüdür. Kasnaktaki prizmatik üçgenlerden oluşan kuşak da, kubbe köşelikleri kadar zarif ve güzeldir.

Büyük eyvan kemeri altıgen firuze, etrafında lacivert altışar kare ve beyaz üçgen çinilerden yapılmıştır.

Asma kata batı eyvanındaki bir kapıdan çıkılmaktadır. Bu kattan minareye geçen bir yol bulunmaktadır.


Mihrap, XVIII.Yüzyıl başlarında meydana gelen bir yangın sonucu, Rokoko üslubunda yeniden yapılmıştır. Sağ ve Solu altıgen biçimli lacivert, firuze renkli çinilerle bezenmiştir. Asıl minberi yanmış, yerine 1897 yılında yapılan bir minber konulmuştur.

Pencere alınlıkları Rumî süslemeli çinilerle kaplı olup, sivri kemerlidir. Doğu-batı kanatların birer penceresi XX.Yüzyıl başlarında yapılan onarım sırasında kapı haline dönüştürülmüştür. Topuzlu demir parmaklıkları, orijinal olan pencere alınlıkları genişletilerek yükseltilmiştir.

Yapının beden duvarları üç sıra tuğla, bir sıra moloztaş ve dikey tek tuğla dizileriyle örülmüştür. Kubbe kasnakları dıştan sadece tuğla ile inşa edilmiştir.

XIX.Yüzyılda yıkılan batı yönündeki minare, Nisan 1904 yılında yeniden yapılmıştır. Doğu minaresinin girişi dışarıdan, batı yönündekinin girişi asma kattan geçen bir yol ile sağlanmış, her ikisi de beden duvarları üzerine inşa edilmiştir.


Murad I (Hüdavendigâr) Cami (Osmangazi)


Murad I (Hüdavendigâr) Cami, Çekirge semtinde, Bursa ovasına bakan tepenin üzerinde, Sultan I.Murad tarafından h.767 (1365-1366) yılında yaptırılmıştır. Yapının alt katı cami, üst katı medrese olarak düzenlenmiştir.

Alt katta; son cemaat yeri giriş kapısının açıldığı bir dış sofa, tek kubbeli merkezi alana dört yönden bağlanan üzeri tonoz örtülü dört eyvandan, meydana gelen asıl ibadet alanı ile üzeri beşik tonoz örtülü altı odadan oluşmaktadır.

Son cemaat yeri, yerden 1,00 metre yukarıdadır. Kesme taş örgülü ayaklar, üç sıra tuğla, bir sıra kesme taş olan sivri kemerleri birbirlerine bağlamaktadır. İki baştaki ikiz kemerlerin boşlukları sonradan doldurulmuş, doğu-batı yanlarına birer oda yapılmıştır.

Ortada tek kubbeli merkezî alanı örten kubbe; içeriden pandantifler, dışarıdan onaltı kenarlı kasnak üzerine oturmuştur. XIX.Yüzyılda inşa edilen şadırvanı, merkezî alanın ortasındadır.

İçeriden bir niş halinde olan mihrap, yapının dışında beş köşeli ve dışa çıkıntılıdır. Alçı Mihrap oldukça geniş boyutlarda tutulmuş, etrafını çeviren yazılar, kalem işi tezyinatı h.1322 (1904) yılı onarımında yapılmıştır.

Doğu ve batı yönlerinde çift taraflı merdivenlerle çıkılan üst katta ise, bir koridor ile bu koridora açılan sağlı sollu oniki oda, güney eyvanının mihrap çıkıntısı üzerinde bir oda, merdivenin iki yanında bulunan iki küçük galeriye açılan dört oda ve son cemaat yeri üzerindeki beş bölmeli, revakı bulunur. Koridorlar, odalar, salon, beşik tonoz, mihrap üzertindeki oda, kubbe ile örtülüdür. Alt kat revakının iki yan bölmesi çapraz tonoz, diğer bölmeler ise kubbelidir. İkiz kemerleri taşıyan son cemaat yeri revak ayakları, kalın ve büyük boyutlardadır.


Caminin doğu köşesinde, yapının bünyesinde yer alan tek minaresi yükselmektedir. Tuğla silindirik gövdesi, tek ve çift zincir, iki sıra kuş gagası, balık sırtı motifleri ile bezenmiştir. Altı sıra şerefe altına sahip olup takke biçimi basık külahlıdır.

Caminin yapımında taş, tuğla ve devşirme malzeme kullanılmıştır. Tuğla hatıllı kesme taş duvarlar, bir dizi yarım daire kemerciklerden oluşan saçak ile sona ermektedir. Kemercikler yan duvarlarda daha geniş tutulmuştur.

Yapıdaki kolonlar, kolon başlıkları ile akantus yapraklı mermer kornişler ve kapı söveleri, Bizans yapılarından devşirmedir.

Medresenin oda pencereleri demir parmaklıklı, orta sıradakiler sövesiz, yalnız üstlerinde mermer lentolar bulunmaktadır.

Cami 1521, 1563, 1619, 1635, 1975 ve 1976 yıllarında onarım geçirmiş olup, günümüzde ibadete açıktır.
Abdal Mehmed Cami (Osmangazi)

Abdal Caddesi, Tahıl Caddesi ve Gül Sokağı’nın kesiştikleri kavşakta yer almaktadır. Bazı kaynaklarda caminin Fatih döneminde, Başçı İbrahim tarafından yaptırıldığı belirtilmektedir. Ancak türbesinin kitabesine göre II.Murad dönemine ait olabileceği düşünülebiri.

Asıl ibadet mekânı doğu-batı yönünde, iç ölçüleri 8,19 x 15,34 metre dikdörtgen planlı olan yapı, yanyana iki kubbe ile örtülüdür.

Son cemaat yeri; iki yan duvar ve ortada yığma iki ayağı birbirine bağlayan üç sivri kemerin belirlediği üç bölüm halindedir. Bölümlerin üstü dıştan kurşunla kaplı kubbelerle örtülüdür. Doğu-batı yan duvarları kapalı olup, sivri kemerli birer pencere yer almaktadır. Ayaklar ve cephe kesme taş, aralarında dikey iki tuğla ile taş aralarında yatay iki sıra tuğla örgülüdür. Kemer üzengi düzeyinden başlayan, iki sıralı kirpi saçağın altını dolanan dışa çıkıntılı bir çerçeve yer almaktadır.

Doğu-batı yönünde dikdörtgen planlı ana mekân; ortada sivri kemerle birbirinden farklı iki bölüme ayrılmıştır. Bu kemerin son cemaat yerindeki ayağının her iki yanına birer girişi vardır. Aynı zamanda bu ayak son cemaat yerinin mihrabı görevini yapan üç köşeli bir niş haline getirilmiştir. Büyük kemerin ayırdığı her iki bölümün boyutları eşit ve kare olmadığından kubbeler ovaldir. Kubbeler duvarlara ve tromp bingilere oturmaktadır.
Pencereler 0,10 metrelik bir girinti içerisinde olup, kapakları düz meşe ağacındandır. Üç sıra halindeki sivri kemerli pencereyle caminin aydınlanması sağlanmıştır.

Mihrap; büyük sivri kemerin güneydeki ayağına yapılmıştır. Mihrap kavsarası beş dilimli bir tepelikle iki mukarnas arasından oluşmaktadır. Dar ve küçük çerçevelidir. Çerçevede geometrik motifli kalem işleri ve Ayet-el Kürsî göze çarpmaktadır. Minberi basit, yanlıkları büyük geçmeli olarak yapılmıştır.

Duvarlar kubbe kasnakları, iki sıra tuğla, bir sıra kesme taş, araları dikey tek tuğla örgülüdür.
Batı yönünde, yapay bitişik olan minareye son cemaat yerindeki bir kapıdan çıkılmaktadır. Silindirik tuğla gövde tamamen sıvanmıştır.


Ahmed Dâi Cami (Osmangazi)

Cumhuriyet Caddesi ile birleşen Ahmed Dâi Sokağı’nın başında yer almaktadır. Kitabesine göre; Edincikli Hızıroğlu Yahşi Bey tarafından, Fatih döneminde h.876 (1471) yılında yaptırılmıştır.

Daha önce giriş kapısı üzerinde bulunan kitâbe, 1953 yılında yapılan onarım sırasında, kuzey yönündeki son cemaat yerinin kalkan duvarına yerleştirilmiştir. Mermerden üzerine küçük boy nesih harflerle, Arapça olarak yazılmış beş satır bulunmaktadır.

Mahallenin adı Ahmed Dâi olduğundan, cami de aynı adla anılmıştır. Ahmed Dâi; Germiyanlı olup, Gazi Süleyman Paşa’nın hizmetinde bulunmuş, I.Murad döneminde öldüğü belirlenmiş bir şairdir.

Yapı esas olarak iki kısımdan meydana gelmektedir. Tek kubbeli asıl ibadet yeri ile kuzey yönündeki son cemaat yerinden oluşmaktadır. Tek kubbeli asıl mekân; kare bir plana sahiptir.

Son cemaat yeri 4,47 metre derinliğinde, ortada dar, yanlarda geniş üç göz halindedir. Ortada iki yığma ayak, doğu ve batı yan duvarlarına sivri kemerlerle birbirlerine bağlanmıştır. Yan bölmeler beşik, orta bölme daire tonoz ile örtülüdür. Son cemaat yeri kuzey yönündeki kalkan duvarında üç niş, değişik tuğla biçimleri ile süslenmiştir. Orta nişte sonradan yerleştirilen, caminin kitabesi bulunmaktadır. Kemer üzengi düzeyinden başlayan, dışa çıkıntılı profilli kuşak, üç sıra kirpi saçaklı kalkan duvarının altını dolanmaktadır. Cephe; üç sıra tuğla, bir sıra kesme taş, aralarında dikey, tek sıra tuğla ile kurulmuştur. Kemer boşlukları sonradan demir konstrüksiyonlu camekânla kapatılmıştır.

Asıl ibadet alanının üstünü örten kubbe, dıştan sekizgen kasnaklı, üstten kurşunla kaplıdır. İçeride, aktarmalar, büyük boyda baklava motifleri veren, bir kuşakla sağlanmış bulunmaktadır.

Güney duvarında iki alt pencere kapatılarak dolaba dönüştürülmüştür. Alt sırada altı, üstte dört, kubbe kasnağında açılan üç sivri kemerli pencereyle caminin içerisinin aydınlanması sağlanmıştır.

Yarım daire kesitli mihrap nişi, dokuz sırayla düzenlenmiş mukarnaslardan oluşmaktadır. Dikdörtgen çerçeveli, dış köşeliklerde sütunçeleri bulunan mihrap, kalın bir yağlı boya tabakasıyla kapatılmış, üzerine kalem işi ile Ayet-el Kürsî yazılmıştır.

Minareye son cemaat yerinin batısındaki bir kapıdan çıkılmaktadır. Tuğla ve taş örgülü minare kaidesinden üçgenler aracılığı ile yirmi dört dilimi bulunan tuğla gövdeye geçilmektedir. Beş sıra kirpi saçaklı diziye sahip olan şerefe altı, kademeli olarak genişletilmiştir. Peteği yıkık olan minare, 1953 yılında Bursa Eski eserleri sevenler Kurumu tarafından aslına uygun olarak onarılmıştır. Aynı yıl, cami bünyesinde de onarım yapılmıştır. Minarenin korkuluğu demir parmaklıklı, petek kısmı gövdenin devamı şeklindedir. Yapı günümüzde sağlam ve ibadete açıktır.


Ahmed Paşa Fenâri Cami (Osmangazi)

Cumhuriyet Caddesi’nin kuzeyinde, kendi adı ile anılan mahallede, Büyük Molla Fenâri’nin torunu, Yusuf Bâli Efendi’nin oğlu Sadr-ı Âzam Fenâri Ahmed Paşa tarafından, Fatih döneminde yaptırılmıştır.

Tamamen yanan camiyi, Şerife Nefise Hanım’ın 1803 yılında kısmen onarttığı, minarenin şerefeden sonrasını yeniden yaptırdığı bazı kaynaklarda belirtilmektedir. Uzun bir süre harap halde kalan cami 1911 yılında Hacı Atika ailesinden Fethiye Hanım ve halkın yardımları ile büyük ölçüde onarılmıştır.

Bugün sağlam ve ibadete açık olan cami binası tamamen yenidir. İç ölçüleri 7,60 x 10,80 metre olan dikdörtgen planlı caminin duvar kalınlığı 0,85 metredir. Tuğla ve taş ile inşa edilmiş, üstü ahşap çatılı, yerli kiremitle kaplıdır. Mihrapta iki sıra mukarnas parçaları ilk yapıldığı dönemden olduğu kanısını uyandırmaktadır. Minare de caminin son büyük onarımında yeniden yapılmıştır.


Alâaddin Cami (Osmangazi)

Alâaddin Caddesi’nin sonunda yer almaktadır. Caminin giriş kapısı üzerine h.1306 (1890) tarihi konulmuş, yaldızlı, açık sülüs harflerle yazılmış kitabede; Alâaddin Camii olduğu “726 bina-i evvel, 1278 H. Bina-i sâni” yazılıdır. Bundan da yapının Osman Gazi’nin büyük oğlu Alâaddin Paşa tarafından h.726 (1335) yılında inşa edildiği, h. 1278 (1862) yılında da onarım geçirdiği anlaşılmaktadır.

Yapı, kuzey yönünde üç bölümlü son cemaat yeriyle birlikte tek kubbeli klasik biçime uyarken, Bursa’da kanatlı (zaviyeli) ters T planlı camilerinde yeni bir gelişime öncülük etmiştir. Bu plan şeması aslında Selçuklu döneminin kubbeli medreselerine kadar uzanmaktadır. Selçuklu dönemi medreselerinden esinlenilerek, Osmanlı döneminde Bursa’da uygulamaya konulan bu plan biçimi camilerde mimari açıdan iyi değerlendirilmiştir. Osmanlı döneminin Bursa’da bu tipin ilk uygulandığı caminin Alâaddin cami olduğu anlaşılmaktadır.

Cami, 8,20 x 8,20 metre ölçüsünde, kare planlı asıl ibadet alanı ile kuzey yönünde buna ekli üç sivri kemerli, üzeri kubbelerle örtülü bir son cemaat yerinden oluşmaktadır.

Kare planlı asıl ibadet yeri, yelpaze biçimli trompalara ve onaltıgen bir yüksek kasnağa oturan, 8,20 metre çapında tek kubbe örtmektedir. Güney duvarında yer alan mihrabı pek fazla bir özellik taşımamaktadır. Minberi ise Mevlevihane’den buraya getirilmiştir.

Ortada küçük bir kubbe, doğu-batı yanlarda birer aynalı tonoz örtülü, dört sütunu birbirine bağlayan üç sivri kemerle son cemaat yeri, üç göz halindedir. Sütun başlıkları Korint ve İon tarzında olup, Bizans dönemi yapılarından alınmıştır. Kuzey cephesindeki sivri kemerler tuğla örgülü üç sıra kirpi saçaklı bir kalkan duvara sahiptir. Doğu-batı yanları duvarla kapalı durumdadır.

Yapının beden duvarları moloz taş, aralarına yatay ve dikey birer tuğla konularak seyrek hatıllı örülmüştür.

Minare sekizgen bir kaideye oturtulmuş olup, kaide ve küp kısmı taş, gövdeye geçişler silindirik, gövde tuğla örgülüdür. Taştan yapılmış silindirik bir bilezikten sonra dört sıra stalaktitli, değişik biçimli şerefe altına sahiptir. Mermer korkuluğu, peteği ve sivri külâhı yeni yapılmıştır.


Sultan Orhan Camisi (Osmangazi)


Bursa Merkezde, Ulu cami ile Belediye arasında yer alan Orhan Camisi’ni Sultan Orhan Gazi yaptırmıştır. Giriş kapısı üzerindeki kitabesinden 1339’da yaptırıldığı öğrenilmektedir. Bursa’nın Karamanoğulları tarafından işgali sırasında (1413) yanarak harap olan Cami, Osmanlı birliğini yeniden kuran Çelebi Sultan Mehmet tarafından 1414’te yeniden yaptırılmıştır. Bunu izleyen yıllarda deprem ve yangından birkaç kez zarar görmüş ve onarılmıştır.

Sultan Orhan Camisi, Bursa’da yan mekanlı veya ters T planlı diye nitelenen cami planlarının erken örneklerindendir. Ayrıca Bursa’da son cemaat yeri ilk kez burada ortaya çıkmıştır. Kesme taştan, dört köşeli ayaklarla son cemaat yeri beş kemerli olup üzeri üç kubbe ve iki tonozla örtülmüştür. Girişten mihrap ekseni üzerinde peş peşe iki mekan bulunmaktadır. Oldukça büyük kemerle ikiye ayrılan bu mekanlardan ikincisine üç basamakla çıkılmaktadır. Mihrabın da yer aldığı bu mekan ibadete ayrılmıştır. Bu mekanların üzerleri sekizgen kasnağa oturmuş iki büyük kubbe ile örtülmüştür. Kubbelerin çapı 8.45 m. olup, yüksekliği 16-17.50 m. arasındadır. Ancak mihraplı kısım diğerlerinden biraz daha yüksekte ve 17.50 m.dir.

İç kısımda pencere sayısı az olup, loş bir görünümü vardır. İbadet mekanının yanındaki bölümler duvarlarla ayrılmış ve dar geçitlerin yardımıyla birbirleri ile bağlantıları sağlanmıştır. Bu bölümlerin devletin idari işlemleri veya mahkeme salonu olarak kullanıldığı sanılmaktadır. Ayrıca buradaki ocaklar, nişler ve dolapların bu yerlerin gezgin dervişlere tahsis edildiği izlenimi de vermektedir.

Cami duvarlarının yapımında kesme taş ve tuğla kullanılmıştır. Caminin sol tarafında, tek şerefeli tuğla minaresi yükselmektedir.

Orhan Camisi 1417, 1619, 1629, 1732, 1773, 1782, 1794, 1888, 1863, 1904 onarılmıştır. Son onarımını 1963 yılında Y.Mimar Süreyya Yücel yapmıştır.

Osmanlıların ilk Şeyhülislamı Molla Fenari burada ders vermiştir.


Yıldırım Beyazıt Camisi (Yıldırım)

Bursa Ovasına hakim bir tepe üzerinde, Bursa’nın doğusunda Yıldırım semtindedir.

Yıldırım Beyazıt Camisi yapı topluluğu medrese, darüşşifa, türbe, han, hamam, imaret, misafirhane ve kasırdan meydana gelmiştir. Kitabesi günümüze ulaşamadığından yapım tarihi belgelere ve tarihi kaynaklara dayanılarak söylenebilmektedir. Yıldırım Beyazıt’ın h.1360 (1403)’de yapımını başlattığı bu yapı topluluğu Ankara Savaşı nedeniyle yarıda kalmış ve oğlu Musa Çelebi tarafından h.1407’de tamamlanmıştır. Caminin 2855 depreminde minaresi, 1876’da kubbesi yıkılmıştır. Sürekli onarılarak günümüze iyi bir durumda gelmesi sağlanmıştır.

Yıldırım Beyazıt Camisi’nin ilginç bir mimari plan şeması vardır. İlk defa ters T planı burada açık şeklini almış ve kendisinden sonra yapılan camilere örnek olmuştur. Bursa’da ters T veya yan mek3anlı cami tipinin en anıtsal örneklerinden biri olduğu ileri sürülmektedir. Ayrıca Bursa tipi diye isimlendirilen kemerlerin burada çokça kullanılmış oluşu da dikkat çekmektedir. Bursa kemerinin kökeni ahşap inşaata dayanmakta olup, Bursa üslubunun karakteristik bir unsurudur. Bu kemer şekli daha sonraki yıllarda Edirne ile İstanbul başta olmak üzere Anadolu’nun bazı yerlerinde karşımıza çıkmaktadır. Bunun yanı sıra ahşap mimarinin de gelişmiş örnekleri en iyi biçimde kullanılmıştır. Kapı ve pencere kenarlarındaki mermer oymalar, stalaktitler ve alçı bezemelerin güzel işçiliği bunları tamamlamaktadır.

Caminin son cemaat yeri gri kesme taşlarla kaplıdır. Beş kubbeli son cemaat yerinin önü beş, yanları ikişer Bursa kemeriyle dışa açılmıştır. Giriş kapısı üzerindeki kitabe yeri boştur. İbadet yeri arka arkaya iki kubbeli mekan ile yanlarda küçük eyvanlar ve bunların iki yanında tonoz örtülü birer odadan meydana gelmiştir. Orta bölümü örten kubbe 12.00 m. çapında, 18.80 m. yüksekliğindedir.

Caminin yapımında kesme taş kullanılmış, tuğlaya hiç yer verilmemiştir. İç mekanın orijinalinde çini levhalarla kaplandığı, kalem işleri ile bezendiği günümüze ulaşan bazı kalıntılardan anlaşılmaktadır. Birkaç kez yıkılarak yenilenen, en son 1948’de deprem sonucu bir kere daha yıkılan minaresi 1970’de yenilenmiştir.

Yıldırım Beyazıt’ın türbesi caminin altındaki bir set üzerinde 1407’de Emir Süleymanoğlu tarafından yapılmıştır. Yıldırım’ın Timur’a esir düşmesinden ötürü Sultan V.Mehmet’e kadar hiçbir padişah tarafından ziyaret edilmeyen türbede oğulları İsa ve Kasım çelebiler de gömülüdür (Bkz.Yıldırım Beyazıt Türbesi). Yıldırım Beyazıt Medresesi caminin kuzey batısında (Bkz. Yıldırım Beyazıt Medresesi), Yıldırım Hamamı caminin batısındaki meyilli alanda (Bkz. Yıldırım Hamamı) ve Yıldırım Darüşşifası (Bkz.Yıldırım Darüşifası) da caminin 250 m. doğusundadır.


Ulu Cami (Osmangazi)


Bursa Merkez’de, Atatürk Caddesi üzerinde yer alan Ulu Cami, Yıldırım Beyazıt tarafından 1396-1400 yılları arasında yaptırılmıştır. Ulu Cami plan düzeninin klasik örneklerinden olan cami dikdörtgen planlıdır.

İç mekan on iki eş ayak ile yirmi eşit parçaya bölünmüştür. Ayaklar kemerlerle birbirlerine ve ana duvarlara bağlanmış ve her bölümün üzeri kubbelerle örtülmüştür. Plan düzeninde kubbelerin mihrap duvarına dik beş sıra halinde dizildikleri görülmektedir. Ayaklardan kubbelere geçiş pandantiflerle sağlanmıştır. Bu kubbelerin dış görünümleri sekizgen kasnaklıdır. Kubbelerin çapları birbirlerinin eşi olmakla beraber yükseklikleri birbirinden farklıdır. Mihrap ekseni üzerindeki kubbe, içlerinden en yüksek olanıdır. Ayrıca giriş kapısından itibaren ikinci bölümün üzerini örten kubbe orijinalinde üzeri açık iken, sonradan camekanla kapatılmıştır. Bunun altında fıskiyeli bir şadırvan yer almaktadır.

Caminin dış duvarlarının kesme taştan yapıldığı ve tuğla kullanılmadığı görülmektedir. Oldukça kalın, kütlevi beden duvarlarının ağırlığını hafifletmek amacı ile cephelerde kubbe hizasına kadar yükselen sağır sivri kemerler yapılmıştır. Ayrıca her kemerin içerisine de iki sıra halinde ikişer pencere yerleştirilmiştir. Kuzey cephesinde ana giriş kapısı dışa doğru taşmış bir taç kapı görünümündedir. Kapının çevresini geniş bir silme çepeçevre dolaşmakta olup, içerisi mermer oymacılığının en güzel örneklerini yansıtacak şekilde bezenmiştir. Bu kapının yanı sıra caminin doğu ve batı cephelerinde de birer kapının daha olduğu görülmektedir.

Son cemaat yeri bulunmayan yapının kuzey cephesinde, köşelerde iki minaresi bulunmaktadır. Bunlardan camiye bir merdivenle bağlı olan kuzeybatıdaki minare cami ile birlikte yapılmıştır. Bu minarenin kaidesi Sultan I.Beyazıt, doğudaki diğer minare ise büyük olasılıkla Çelebi Sultan Mehmet dönemine aittir. Minareler sekizgen biçimli kürsülere sahip olup, tuğladan yapılmışlardır. Şerefeler her ikisinde de aynı ve tuğla mukarnaslarla bezenmişlerdir. Kurşun kaplı külahları 1889 yangınından sonra bugünkü taş külahlara dönüştürülmüştür.


Mihrabın üzerindeki kitabesinden 1571’de Mehmet Usta tarafından yapıldığı öğrenilmektedir. Kum saati şeklinde sütuncuklar ve mukarnaslarla bezeli mihrap, döneminin zengin taş işçiliğini gözler önüne sermektedir. Bunun yanı sıra 1400 tarihli çivisiz ceviz minber de Antepli Hoca bin Abdülaziz el-Dukki’nin eseridir. Selçuklu ağaç işçiliğinden Osmanlı ağaç işçiliğine geçişin güzel bir örneği olan minber, kündekâri tekniğinde yapılmıştır.

Ulu Cami’nin diğer özelliği de içerisinin 192 adet levha ile bezenmiş oluşudur. Bu yazılar arasında Osmanlı hat sanatının önde gelen kişilerinden Kazasker Mustafa İzzet Efendi, Abdülfettah Efendi, Şefik Bey, Hafız Mehmet Efendi, Yesari Mehmet, Mehmet Şevket Vahdeti, Ahmet Refik ve Sultan IV.Mehmet’in eserleri bulunmaktadır. Ayrıca mihrap bezemesini de Bursa’ya sürgün edilen Ressam Tevfik Paşa (1819-1866) yazmıştır.

Bursa Ulu Camisi çeşitli dönemlerde, savaşlardan ve doğal afetlerden zarar görmüş ve birçok kez onarılmıştır. 1855 depreminde 18 kubbesi birden çökmüş, 1801, 1890 yıllarında da yangın geçirmiştir. Caminin son onarımları 1961-1965 yıllarında Y.Mimar Hüsrev Tayla, Y.Mimar Süreyya Yücel ve Cahide Tamer tarafından yapılmıştır.


Emir Sultan Camisi (Yıldırım)


Emir Sultan semtinde, hemen her yerden görülebilen, asırlık ağaçlar arasında bulunan Emir Sultan Camisi, Tasavvuf bilgini Emir Sultan (Mehmet Şemseddin Buhari) (1349-1429) adına eşi, Yıldırım Beyazıt’ın kızı Hundi Fatma Hatun tarafından yaptırılmıştır. Bir söylentiye göre de Bursa tüccarlarından Hoca kasım tarafından Emir Sultan anısına yaptırılmıştır. Yapım tarihi kesinlik kazanamamakla beraber, Çelebi Sultan Mehmet zamanında yapıldığı da ileri sürülmüştür. Ancak, bu yapı 1795 yılında bütünüyle yıkılmış, h.1219 (1804)’de Sultan III.Selim tarafından aynı plan düzeninde yeni baştan yapılmıştır. Bursa’da büyük hasara neden olan 1855 depreminde zarar görmüş, 1868’de şehzade olan II.Abdülhamit tarafından yenilenircesine onarılmıştır.

Emir Sultan Camisi, ilk yapılışında tek kubbeli küçük bir cami iken, sonradan önüne üç kubbeli bir revak ile odalar eklenmiştir. Dikdörtgen bir plan düzeninde ahşap korkulukların, sivri ve yatay kemerli revaklarla çevrili bir şadırvan avlusu yapının ana plan şemasını meydana getirmektedir. Bunun kuzeyine tek kubbeli dört köşeli ibadet yeri, aksi tarafa da Emir Sultan’ın türbesi ile iki yanına ikişer oda yerleştirilmiştir.


İbadet yeri ile türbe ekseni üzerine simetrik olarak minareler yerleştirilmiştir. Böylece çevresi on altı yuvarlak sütun üzerine kubbelerle örtülü iç bahçenin bir yanı camiye diğer yanı da türbeye ayrılmış, ortasına da şadırvan yerleştirilmiştir.
Cami kısmı 15.20x15.20 m. ölçüsünde kare planlıdır. Üzerini kemer ve köşelerde trompların taşıdığı merkezi bir kubbe örtmüştür. İçerisi kasnakta yer alan on iki, duvarlarda da kırk pencere ile aydınlatılmıştır. Bu sistem XIX.yüzyıl barok camilerinde yaygın biçimde görülen bir aydınlatma sistemidir.
Caminin mihrabı XVII.yüzyılın iznik çinileri ile bezenmiştir.

Emir Sultan Türbesi’nin ilk yapılışından günümüze hiçbir şey gelememiştir. Bugünkü sekizgen planlı türbe 1868 yılında yapılmıştır. Türbede Emir Sultan’ın eşi Hundi Fatma Sultan ile iki kızı gömülüdür. Ayrıca camiye giden ana cadde üzerinde tarihi mezar taşlarının bulunduğu bir mezarlık ile h.1156 (1743) ve h.1254 (1838) tarihli iki çeşme bulunmaktadır. Emir Sultan camisinin güneyinde Emir Sultan'ın eşi Hundi Hatun tarafından yaptırılmış hamamı bulunmaktadır.


Kanberler Camisi (Sitti Hatun Mescidi) (Osmangazi)

Tatarlık Köprüsünün batısında, Deveciler Caddesi, Eski ve Hamam sokakların kesiştiği köşede yer almaktadır.

İznik’teki Mahmut Çelebi Camisi’nin bir benzeri olan bu camiyi Timurtaş Paşa’nın oğlu Oruç Bey’in kızı Sitti Hatun h.834 (1459) yılında yaptırmıştır. Küçük ölçüdeki caminin cephe görünümü diğer Bursa camilerine göre ayrı bir karakter özelliği göstermektedir. Cepheyi meydana getiren revak, biri ortada, diğer ikisi yanlarda olmak üzere üç bölüme ayrılmıştır. Ortadaki bölüm diğerlerine göre daha dardır. İki taraftaki bölümlerin kemerleri sivri, ortadaki bölümün kemeri ise Bursa kemeridir. Ayrıca bu kemerlerin üzerleri üç köşeli köfeki taşlar arasına yerleştirilmiş zikzaklı derzlerle bezenmiştir.

Kare planlı ibadet mekanının üzeri Türk üçgenlerinden oluşan bir kasnağın taşıdığı kubbe ile örtülüdür. Pencere alınlıkları tuğladan dikey zikzak motifleri, testere dişleri ve altıgen taş, tuğla ile bezenmiştir. Caminin tek minaresi batı yönündedir.


Bedreddin Camisi (Hafsa Sultan Mescidi) (Osmangazi)

Kayan Mahallesi’nde, Simavlı Sokağı üzerinde, Boyacı Kulluğu Köprüsünün yakınındadır. Kapısı üzerindeki iki satırlık mermer kitabeden h.847 (1443) yılında Çelebi Sultan Mehmet’in kızı Hafsa Sultan tarafından yaptırılmıştır. Bedreddin Camisi denilmesinin belli bir nedeni yoktur. Bedreddin isimli biri tarafından yaptırılmış olabileceği gibi, Emir Buhari’nin ikinci oğlu Bedreddin Mahmut (ölm.1451) anısına ithaf edilmiş olabileceği de ihtimaldir.

Caminin ortası dar, yanlardakiler daha geniş üç gözlü bir son cemaat yeri vardır. İbadet yeri 9x9 m. ölçüsünde kare planlı olup, üzeri kubbe ile örtülmüştür. Kubbe Türk üçgenlerinden meydana gelen bir kasnağa oturmuştur. Mihrap stalaktitlidir ve oldukça yüksektir.

Duvarlar iki sıra tuğla, bir sıra moloz taş ile örülmüştür. Duvarlardaki ikişer pencere ile aydınlatılan caminin kemerleri üzerinde sekiz sıralı, zikzak tuğla motifli zengin bir bezeme dikkati çekmektedir. Tek minaresi batısındadır.


Selçuk Hatun Camisi (Osmangazi)

Kayan Mahallesi’nde, Selçuk Hatun Cami Sokağı’nda yer almaktadır. Giriş kapısı üzerindeki mermer kitabesinden Çelebi Sultan Mehmet’in kızı Selçuk Hatun tarafından h.854 (1450) yılında yapıldığı öğrenilmektedir.

Caminin üç gözlü bir son cemaat yeri vardır. Burada da diğer camilerde olduğu gibi, ortadaki göz daha dar, yanlardaki daha geniştir. Giriş kapısı yedi sıralı stalaktitlidir. İbadet mekanı 8.75x8.75 ölçüsünde kare planlı olup, sekiz köşeli bir kasnağın taşıdığı kubbe ile örtülüdür. Mihrap yaldızlı stalaktitlerle bezenmiştir.

Duvarlar iki sıra tuğla, iki sıra moloz taşla örülmüştür. Bezeme olarak tuğladan zikzak, balıksırtı motifleri, altıgen taşlar ve lacivert çinili bir pano dikkati çekmektedir. Sekizgen kaideli minaresi yan tarafındadır.


Beşikciler Camisi (Osmangazi)

Muradiye Mahallesi’nde, Beşikçiler Caddesi ile Cem Sokağı’nın kesiştiği köşededir. Sadrazam İnegöllü İshak paşa’nın kethüdası Sofu Hacı Sinan tarafından yaptırılmıştır.

Son cemaat yeri taş ve tuğla örülü dört ayağın birbirinden ayırdığı küçük kubbeli üç bölümden meydana gelmiştir. İbadet yeri 5.80x6.35 m. ölçüsünde kareye yakın bir plana sahiptir. Üzeri Türk üçgenlerinden meydana gelen bir kasnağın taşıdığı kubbe ile örtülüdür. Çok sayıda pencere ile aydınlatılmıştır.

Döneminin ilginç bir özelliğini taşıyan minaresi tuğladan örülmüş olup, şerefe altları stalaktitlidir.


Altıparmak Camisi (Osmangazi)

Altıparmak Caddesi’nde, Çıkıntı Cami Sokağı’ndadır. XV.yüzyıl sonlarında, Fatih Sultan Mehmet zamanının ünlü alimlerinden Hoca Mehmet Altıparmak tarafından yaptırılmıştır.

Caminin 1855 depreminde minaresi yıkılmış, duvarları çatlamış ve son cemaat yeri çökmüştür. Uzun süre harap bir halde kalan yapı, 1968 yılındaki onarımdan sonra günümüze gelebilmiştir.

Son cemaat yerinin orta bölümü dar ve yüksek, yanlardaki iki bölümü daha geniştir. İbadet yeri kare planlı olup, sekiz köşeli, üç pencereli bir kasnağın taşıdığı kubbe ile örtülüdür.

Duvarlar üç sıra tuğla, bir sıra kesme taştan örülmüş, pencere alınlıklarında altıgen taş, küçük üçgenler, zikzaklarla bezenmiştir. Mihrap geniş çerçeveli ve stalaktitlidir. Onarım sırasında bir de minber eklenmiştir. Kesme taştan güdük minaresi ile dikkat çekmektedir.


Kavaklı Cami (Osmangazi)

Kavaklı Caddesi üzerinde yer almaktadır. Bursa’da yaygın bir söylentiye göre, eski bir Bizans kilisesinin temelleri üzerine yapılmıştır. Ayrıca cami önündeki içi boş çınarın da Bursa’nın en yaşlı eseri olduğu ve Orhan Bey zamanının erenlerinden Geyikli Baba’nın diktiği söylenmektedir.

Kare planlı caminin üzeri diğerlerinde de olduğu gibi Türk üçgenlerinden meydana gelen bir kasnağın taşıdığı kubbe ile örtülmüştür.


Üftade Camisi (Osmangazi)

Üftade Mahallesi’nde, kendi ismini taşıyan sokaktadır. Giriş kapısı üzerindeki kitabesinde h.1285 (1869) yılında Serasker Rıza Paşa tarafından yeniden yaptırıldığı yazılıdır. İlk yapısı ile ilgili yeterli bilgi bulunmayan bu camiyi Üftade isimli bir kişinin (ölm.1580) yaptırdığı sanılmaktadır.

Son cemaat yeri ortadaki büyük, yanlardakiler de küçük olmak üzere üç kubbelidir. İbadet yeri yuvarlak sütunlarla birbirlerine bağlı dört sütunun üzerine oturan sekiz köşeli bir kasnağın taşıdığı kubbe ile örtülmüştür. İçerisi 36 pencere ile son derece güzel aydınlatılmıştır.

Duvarlar iki veya üç sıra tuğla, bir sıra kesme taş ile örülmüş olup, yer yer merdiven dizisi ve zincir motifleri ile bezenmiştir.


Hacı Seyfeddin Mescidi (Osmangazi)
Bursa İncirli Caddesi, Fırın Sokak’ta bulunan Hacı Seyfeddin Mescidini Hacı Seyfüddin isimli bir kişi yaptırmıştır. Bu mescit Fatih döneminde yapılmış olup, XV.yüzyılın ikinci yarısının sonlarına tarihlendirilmektedir.

Mescit 6.70x.675 ölçüsünde kareye yakın planlıdır. İlk yapılışında kubbeli olduğu sanılan bu yapı daha sonra çatıya dönüştürülmüştür. Mescidin giriş kapısı mihrapla aynı eksende olmayıp, yan taraftadır. İçeriden üçgen pandantiflerin geçişini sağlayan kubbe çatının altında kalmıştır. Yapının içerisinde mimari yönden bir özellik bulunmamaktadır.

Banisi Hacı Seyfüddin’in 1487 yılında ölümünden sonra mescid Mevlâna Hayrettin tarafından onarılmış, daha sonra çeşitli onarımlar geçirmiş, 1962 yılında yeniden onarılmış, çatısı kaldırılarak, üst örtüsü kubbeye dönüştürülmüştür. Bugün bu kubbe dıştan sekiz kasnaklı ve beton kaplıdır. Bu bakımdan cami orijinalliğinden büyük ölçüde uzaklaşmıştır.

Yapı malzemesi üç sıra tuğla, iki sıra moloz taştır. Ana mekanın kuzeybatısındaki bir kapıdan çıkılan minare duvara bitişik olup, onikigen kaide üzerinde silindirik gövdelidir. Bu gövde üzerinde kuş gagası motifleri ve yatay tuğla kuşakları bulunmaktadır.

Zeyniler Camisi (Osmangazi)

Bursa’nın doğusunda, Zeyniler Mahallesi’nde, Zeyniler Caddesi ile Gündoğdu Sokağı arasındadır.

Sultan II.Murat zamanında, Zeyniye tarikatından Abdüllâtif-i Kudsi Efendi adına Hoca Ramazan tarafından derg3ah olarak yaptırılmıştır. Muallimzade Ahmet Şemseddin Efendi tarafından da 1568’de camiye çevrilmiştir.

Yanları kapalı, ortadaki dar, yanlardaki geniş üç bölümlü, tonoz örtülü bir son cemaat yeri vardır. İbadet mekanı kare planlı olup, sekiz köşeli kasnağın taşıdığı bir kubbe ile örtülüdür.

Duvarlar iki sıra tuğla, iki sıra moloz taş ile örülmüştür. Mihrap ve minberi oldukça sadedir. Cami çeşitli dönemlerde, 1568, 1600, 1679, 1745, 1761 ve 1957 yıllarında onarım geçirmiştir.


Acem Reis Mescidi (Osmangazi)

Bursa, Demirtaş Mahallesi’nde, Gül Sokağı’ndaki cami, XV.yüzyıl sonlarında, Fatih Sultan Mehmet zamanında, Acem Reis olarak tanınan Mehmet oğlu Hoca Bedreddin Mahmut isimli bir tüccar tarafından yaptırılmıştır.

Bu mescidin son cemaat yerinin ortası dar, iki yanı geniş tonoz örtülüdür. İbadet yeri kare planlı olup, Türk üçgenlerinden meydana gelen bir kasnağa oturmuş kubbe ile örtülüdür. Mihrap stalaktitlidir.

Duvarları üç sıra tuğla, bir sıra kesme taştan örülmüştür. Batısındaki minaresi tuğla ve kesme taştan yapılmıştır.


Yiğit Köhne Mescidi (Osmangazi)

Bursa, Cumhuriyet Caddesi ile yeni Yol’un kesiştikleri kavşağın köşesinde yer alan caminin yapım tarihi, kitabesi olmadığından kesinlik kazanamamıştır. Bununla birlikte XV.yüzyıl ortalarından önce yaptırıldığı sanılmaktadır.Günümüzde yol seviyesinin altında kalmıştır.

Son cemaat yerinin ortası dar, yanları geniş olmak üzere üç bölümlüdür. İbadet mekanı 8x8 m. ölçülerinde kare planlı olup, sekizgen kasnağın taşıdığı bir kubbe ile örtülüdür. On beş pencerenin aydınlattığı mescidin mihrabı stalaktitlidir. Minare sekiz köşeli bir kaide üzerinde silindirik olarak yükselmektedir.


Tuz Pazarı Camisi (Osmangazi)

Bursa, Tuz Pazarı Caddesi’nde yer alan caminin kitabesi günümüze ulaşamamıştır. Bununla birlikte, 1479 yılında Kara Ali bey tarafından yaptırıldığı bilinmektedir.

Son cemaat yeri eşit aralıklı üç bölüme ayrılmıştır. İbadet mekanı kare planlı olup, üzeri Türk üçgenlerinden meydana gelmiş bir kubbe ile örtülüdür. On dört pencere ile cami içerisi aydınlatılmıştır. Mihrap stalaktitli olmasına rağmen son yıllarda yapılan kalem işleriyle orijinalliğinden oldukça uzaklaşmıştır.

Cami duvarları tuğladan zikzak motifleri yine tuğla hatlarla bölünmüştür. Caminin güneyindeki tuğladan yapılmış minaresinin son derece güzel bir görünümü vardır.


Karaşeyh Camisi (Osmangazi)

Bursa, Atatürk Caddesi’nden Başak Caddesi’ne dönüldüğünde hemen karşıda yer alan cami XVI.yüzyılda yapılmıştır.
Son cemaat yerinin ortası sivri ve kırık Bursa kemerli, yanları da yuvarlak kemerli olmak üzere üç bölüme ayrılmıştır. İbadet mekanı Türk üçgenlerinden meydana gelen bir kasnağa oturmuş kubbe ile örtülüdür.

Duvarları tuğla, kesme taş ve bunların aralarında dikey tuğlalarla dekore edilmiştir. Burada sağır kemerler, tuğladan deniz dalgası ve örme motifleri dikkati çekmektedir. İçerisi on iki pencere ile aydınlatılmıştır. Batısındaki minaresi moloz taş, tuğla kaide üzerinde tuğla gövdelidir.


Hacılar Camisi (Osmangazi)

Hükümet Konağından Adliyeye doğru uzanan yolun karşısında yer alan caminin, kitabesinden Bakkal Hacı Sinan tarafından 1471 yılında yaptırıldığı öğrenilmektedir. Bursa’da yaygın bir söylentiye göre; Hacca gitmek isteyenler herhangi bir nedenle gidemeyince bunun için ayırdıkları para ile bu caminin yapımına yardım etmişlerdir. Bu nedenle de camiye Hacılar Camisi ismi verilmiştir.

Son cemaat yeri diğer camilerde olduğu gibi, orta bölümü daha dar, uzun bölümleri ise daha geniştir. Ayrıca burası tuğladan yapılmış çeşitli motiflerle dekore edilerek son derece gösterişli bir görünüm kazanmıştır. İbadet mekanı 9x9 m. ölçüsünde kare bir plana sahip olup, üzeri kubbe ile örtülüdür. Ayrıca içerisi on yedi pencere ile aydınlatılmıştır. Batısında tuğladan yapılmış tek bir minaresi bulunmaktadır.


Hacı Tayip Camisi (Aynalı Cami-Çapraz Cami) (Yıldırım)

Setbaşı Köprüsü yakınındaki Hacı Tayip Camisi’nin, kitabesi günümüze ulaşamamakla beraber, Yıldırım Darüşşifası Müderrisi Hoca Tabip Hüsnü Efendi tarafından XIV.yüzyılda yaptırıldığı bilinmektedir.

Son cemaat yeri alışılan düzenden ayrı olup, 7x7 m. ölçüsünde kare planlıdır. Üzeri sekiz köşeli bir kasnağın taşıdığı kubbe ile örtülmüştür. Buradan 8x8 m. ölçüsünde kare planlı, gösterişli biçimdeki baklavalı bir kasnağın taşıdığı ibadet mekanına girilmektedir.

Duvarlarda üç sıra tuğla, bir sıra moloz taş kullanılmıştır. Girişin sağındaki minarenin şerefe altında ayna dizileri halinde bezeme yapılmıştır.


Hoca Alizâde Camisi (Osmangazi)

Hoca Alizâde Camisi Sokağı’nda, Kız Meslek Lisesi ile Atatürk İlkokulunun yanında yer alan caminin, kitabesinden Hacı Ömer oğlu Hoca Ali tarafından 1439 yılında yaptırıldığı öğrenilmektedir.

Son cemaat yeri geçirdiği bir yangın sonucu orijinalliğinden uzaklaşmıştır. İbadet mekanı 9x8.50 m. ölçüsünde olup, üzeri zengin Türk üçgenlerinden meydana gelen bir kasnağın taşıdığı kubbe ile örtülüdür. Mihrabı sade ancak, yağlı boya ile boyandığından orijinalliğinden uzaklaşmıştır. Batı yönündeki minaresi, sekiz kemerli kitabelikleri, üçgen mermerden ve tuğladan küp şekilleri, silindirik gövdesi, bilezikleri ve stalaktitli şerefe altı ile ilginç bir görünümdedir.

Çandarlı İbrahim Paşa Camisi (Mahkeme Camisi) (Osmangazi)

Bursa Kız Lisesi karşısındaki Çandarlı İbrahim paşa Camisi Mahkeme Camisi olarak da anılmaktadır.

Çelebi Sultan Mehmet’in veziri, Sultan II.Murat’ın Sadrazamı Çandarlı İbrahim Paşa tarafından yaptırılmıştır. İbadet yeri kare planlı olup, üzeri sekizgen kasnağın taşıdığı bir kubbe ile örtülüdür. Mihrap sıvandığından orijinalliğinden oldukça uzaklaşmıştır. Dış cepheleri tuğla bezeme ile süslenmiştir.


Başcı İbrahim Camisi (Osmangazi)

Bursa, Maksem Mahallesi’nde, Başçı İbrahim Sokağı’ndadır. Cami, XV.yüzyılın ortalarında Başçı İbrahim Bey tarafından yaptırılmıştır.

İbadet mekânı kare planlı olup, üzeri kubbe ile örtülüdür. Mihrap sitilize edilmiş bitki motifleri ile bezenmiştir. Minberi ağaç işçiliğinin en güzel örnekleri arasındadır.

Duvarları tuğla ve taş ile örülmüştür. Son cemaat yeri dört örme ayak ile üç bölüme ayrılmıştır.


Düsturhan Camisi (Maksem Camisi) (Osmangazi)

Bursa, Fevzi Çakmak Caddesinin sonunda, asırlık ağaçların arasında bulunan Caminin, kitabesinden Düsturhan ismiyle bilinen Yahya Hüseyin oğlu Yahya tarafından 1479 yılında yaptırıldığı öğrenilmektedir.

Son cemaat yeri orijinalliğinden oldukça uzaklaşmıştır. İbadet yeri 8x7 m. ölçülerinde olup, üzeri Türk üçgenlerinin meydana getirdiği kasnağın taşıdığı bir kubbe ile örtülüdür. Duvarları tuğla ve moloz taşla örülmüştür. Minaresi tuğladan yapılmış olup, doğu yönündedir.


Çelebi Sultan Mehmet Camisi (Yeşil Külliye) (Osmangazi)

Bursa’nın Yeşil semtindeki Çelebi Sultan Mehmet Camisi, cami, türbe, medrese, imaret ve bunlara 1485 yılında eklenen hamamdan meydana gelmiştir. Çelebi Sultan Mehmet’in emriyle h.817 (1415)’de yapımına başlanan Cami h.822 (1419)’da tamamlanmıştır. Yapı topluluğunun mimarı dönemin tanınmış kişilerinden Hacı İvaz Paşa’dır. Ayrıca nakkaşlığını İlyas Ali oğlu Ali, ahşap işlerini Tebrizli Ahmet oğlu Hacı Ali, çini işlerini de Mehmet Mecnun yapmıştır.

Caminin planı yan mekanlı veya ters T düzenindedir. Ancak burada son cemaat yeri yapılmamıştır. Ne var ki, beş kubbeli bir son cemaat yerinin yapılması düşünülmüşse de sonradan vazgeçildiği bazı kemer başlangıcı izlerinden anlaşılmaktadır. Bunun yanı sıra pencerelerden bazılarındaki yarım kalmış bezemeler caminin tüm ayrıntıları ile tamamlanamadığına işaret etmektedir.

Cami girişinin üç yılda tamamlanan stalaktitli kapısının abidevi bir görünümü vardır. Kapının stalaktitleri ile onu çevreleyen yazı frizi arasında kalan bölümleri Rûmilerle doldurulmuştur. Kapı üzerindeki kitabelik kısmına sülüs yazı ile caminin yapımıyla ilgili bilgiler yazılmıştır. Diğer taraftan giriş kapısının iki yanındaki mihrapçıklara da yine sülüs yazı ile Mimar Hacı İvaz Paşa’nın isminin geçtiği küçük kitabeler yerleştirilmiştir.

Türk ahşap oymacılığının en güzel örneklerinden olan giriş kapısının yanlarına iki Bizans sütunu yerleştirilmiştir. Birbirlerine benzemeyen bu sütunlara aynı yüksekliği verebilmek için kaidelerine bir takım ilaveler yapılmıştır. Girişin iki yanındaki merdivenlerle de Hüdavendigâr ve Yıldırım Beyazıt camilerinde olduğu gibi üst kata çıkılmaktadır.

İbadet mekanı, aynı eksen üzerinde kubbeli iki ayrı mekan ve bunlardan giriş kapısı yanında bulunan iki yanına bitişik kubbeli küçük mekanlardan oluşmuş bir plan düzenine sahiptir.Böylece caminin ters T planı ortaya çıkmıştır. İki ana mekanın üzerleri 12.50 m. çapında iki ayrı kubbe ile örtülmüştür. Her iki kubbeyi birleştiren büyük bir kemer ile kilit taşı Mimar Hacı İvaz Paşa’nın bir harikasıdır. Duvarlardan kubbeye geçişi ise stalaktitli tromplar sağlamıştır. Bu iki ayrı mekandan mihrap tarafındaki, şadırvanlı mekandan üç basamak daha yüksektedir. Böylece Erken İslâm camilerindeki geleneğe uyularak şadırvanlı avlu içeriye alınmıştır. XIX.yüzyılda ibadet mekanını genişletmek ve her iki bölümü aynı seviyeye getirmek için şadırvanlı avlu toprakla doldurulmuştur. Ahmet Vefik Paşa’nın Bursa Valiliği sırasında şadırvan meydana çıkarılarak cami eski haline getirilmiştir. Ancak şadırvan etrafındaki altın ve gümüş kakmalı parmaklık ile kaynaklardan varlığını öğrendiğimiz fıskiyesindeki mücevherler bulunamamıştır.

Caminin mihrabı yaklaşık 10 m. yükseklikte, stalaktitler, geometrik desenler ve bunların arasındaki çiçek dekorlu bir yazı frizi ile ilginç bir görünüme sahiptir. Ortasında beş köşeli, beyaz, açık ve koyu mavi, siyah ve altın renkli kabartmalar vardır. Ayrıca çini karoların üst kısımlarında yer alan rûmi ve hatai motifleri de dikkat çekicidir. Mihrap çinilerinin renk ve desenleri Timur döneminde Meşhet, Herat ve Semerkant’ta yapılmış benzerlerini andırmaktadır. Böylesine yakın benzerlikler aynı ekolü benimsemiş işçilerin her iki tarafta da çalışmış olduklarını akla getirmektedir. Ayrıca mihrabın solunda Gülistan’dan alınma bir beyit ile sağında Fatiha süresi yazılıdır.

Caminin yan mekanlarında nişler, alçı ocaklar ve dolaplar vardır. Buradaki pencere ve kapı üzerindeki çini yazılarda da Çelebi Sultan Mehmet’in, Osmanlı Devletinin geçirdiği tehlikeler ve bu konuda yapılması gereken el birliğine değinilmektedir.

Yeşil Cami mimarisi ile olduğu kadar çinileri ile de ün yapmıştır. Girişteki duvarlar altı köşeli lacivert çinilerle kaplanmıştır. Yan mekanların duvarları ise yerden iki metre yüksekliğe kadar altı köşeli koyu yeşil çinilerle bezelidir. Bu altı köşeli çinilerin arasında kalan üçgen yüzeyler firuze renkte küçük çini parçaları ile doldurulmuştur.

Yeşil Caminin ilginç bölümlerinden biri de hünkâr mahfelidir. Girişten oldukça dar merdivenlerle çıkılan hünkar mahfeli caminin şadırvan avlusu üzerinde, mermer balkonlu olarak içeriye hakim bir biçimde yerleştirilmiştir. Böylece Osmanlı mimarisinde hünkâr mahfeli ilk defa Yeşil Camide ortaya çıkmıştır. Buradaki çini bezeme caminin diğer bölümlerindekileri aratmayacak kadar güzeldir. Duvarlar 3 m. yüksekliğine kadar altı köşeli yeşil, açık ve koyu mavi arasında değişen çinilerle kaplanmıştır.Yapıldığı yıldan günümüze değin solmadan rengini koruyan bu çiniler üzerinde de onları yapan Mecnun Mehmet’in imzası bulunmaktadır.

Türk mezar anıtlarının en güzel örneklerinden olan Çelebi Sultan Mehmet’in türbesi caminin önündedir. Ayrıca Yeşil Deresi üzerindeki Babacan Köprüsü yanında bulunan Yeşil Medrese de günümüze iyi bir durumda gelebilmiştir. Yeşil Medresenin karşısında, Yeşil Türbenin hemen yanında Yeşil Hamam ile Yeşil İmaretinden ise günümüze hiçbir kalıntı gelememiştir.


Şahadet Camisi (Osmangazi)


Bursa Tophane semtindeki Şahadet Camisi aynı zamanda Kale ve Saray Camisi olarak da anılmaktadır. Sultan I.Murad Hüdavendigâr tarafından 1365 yılında yaptırılmıştır. Şahadet isminin, Sultan I.Murad’ın Kosova’da şehit düşmesi üzerine verildiği sanılsa da bu doğru değildir. Camiye hiç gelemeyen padişahın şehitliği kabul olunamayacağı iddiası üzerine Bursa kadısı tarafından verilmiştir.

Cami ilk yapıldığında üç bölümlü, yan bölümleri tonozlu, orta bölümü de iki kubbelidir. İbadet mekanının üzerini toplam dokuz kubbe örtmektedir. Plan düzeni olarak Ulu Cami tipinin küçük bir örneğidir.

Son cemaat yeri olmayan, oldukça yüksek görünümde bir yapıdır. Minarenin arkasındaki bir kapı üzerinde bulunan 1328 tarihli kitabe onarım sırasında başka bir mescitten getirilmiştir. Uzun ikiz pencereleri, soldaki tek şerefesi ile caminin ilginç bir görünümü vardır.

Cami 1855 depreminde yıkılmış, 1890’da Bursa Valisi Mahmud Celaleddin Paşa tarafından onarılmıştır.


Yeşil Cami (İznik)


İznik’in doğusunda, Lefke Kapısı yakınında bulunan Yeşil Camiyi Çandarlı Hayrettin Paşa adına Mimar Hacı Musa 1378-1391 yılları arasında yaptırmıştır. Caminin yapımına Çandarlı Halil Hayrettin Paşa tarafından başlanmış, Onun ölümünden sonra oğlu Ali Paşa 1391-1392 yıllarında tamamlamıştır. Erken Osmanlı mimarisinin en önemli yapılarından olan Yeşil Cami, tek kubbeli, merkezi camilerin gelişmiş örneklerinden biridir.

Kare planlı caminin önünde iki mermer sütunlu bir son cemaat yeri bulunmaktadır. Son cemaat yeri sütunları birbirlerine ve duvar uzantılarına yuvarlak kemerlerle bağlanmıştır. Bu sütunların 1 m. arkasında birer tane başlıklı sütun daha bulunmaktadır. Bu sütunlar birbirlerine kesme taş kemerlerle bağlanmıştır. Bu tür stalaktitli söveler ve çift sütun sistemi büyük olasılıkla Bizans mimarisinden esinlenilmiştir. Revağın üzeri çapraz tonozlu, yüksek sekizgen kasnak üzerine oturmuş kubbelerle örtülüdür. Yanlarda kalan bölümlerin üzeri de ayna tonozludur. Giriş kapısı stalaktitli, profilli mermer sövelerle sınırlanmış olup, üzerinde Arapça yazılı kitabesi bulunmaktadır:

“Bu mescidin yapılmasını ulema ve vüzeranın meliki olan Hayreddin Paşa kabri nurlansın yedi yüz seksen senesinde (H.780-M. 1378- 1379) emretmiştir. Tamamlanması ise yedi yüz doksan dört senesinde (H.794-M. 1391-1392) gerçekleşmiştir. Yapan Hacı Musa”.

Caminin İbadet mekanına açılan, kenarlarında birer kum saati motifi bulunan sütunlu kapı kemeri renkli ve beyaz mermerden yapılmış olup, üzerine stalaktit yastıklı sivri bir kemer oturtulmuştur. Buradaki iki kemer arasına da sülüs yazı ile caminin yapım kitabesi yerleştirilmiştir:

“Cenabı Hak'ka ham dolsun, bu şerefli imareti sırf rizai ilahiyi tahsil maksadıyla büyük melik şehabüddünya veddin merhum Orhan Bey oğlu Murad Bey zamanında ve millet ve dinin hayırlı evladı Cendereli Ali oğlu Halil yedi yüz seksen (H.780 - M.1378-1379) tarihinde inşa ve imar ettirmiştir”.

Caminin ibadet mekanına üç basamaklı merdivenle bir sahanlık aracılığı ile girilmektedir. Dikdörtgen planlı olan bu sahanlık, sütunlar ve kemerlerle üç bölüme ayrılmıştır. Ortasında sekiz dilimli bir kubbe bulunmaktadır. Kare planlı ibadet mekanının üzeri merkezi bir kubbe ile örtülüdür. İçerisi kubbe kasnağında ve ana duvarlardaki üstte dört, altta da on pencere ile aydınlatılmıştır.


Mihrap nişinin üzeri stalaktitli olup, bunun en üst sırasında istiridye motifleri yer almaktadır. Bunların altında zencerek motifli bir kuşak bulunmaktadır. Mihrap nişinin ortasında ise yıldızlardan oluşan bir madalyon bulunmaktadır. Bunun üzerine de üç dilimli ve 12 yapraklı bir çiçek motifi yerleştirilmiştir. Mihrabın iki yanında geometrik geçmeler yer almaktadır. Ayrıca mihrabı çevreleyen sütunçelerin üzerinde geçmeli bir şerit, örgü motifleri, kıvrık Rûmiler bulunmaktadır. Mihrabın en üstü de düz bir pano ile ikiye bölünmüştür. Burada da üstü dal ve kıvrık rûmili, altında da üç sıra halinde stalaktitler görülmektedir.

Caminin minaresindeki çini süslemelerinden ötürü Yeşil Cami ismi ile anılmasına neden olmuştur. Ana mekanın kuzeybatı köşesindeki minarenin kare kaidesi üzerinde gövdesi çokgen prizma olarak başlar, yuvarlak gövdeli olarak devam eder, tek şerefe ve konik bir külahla tamamlanır. Minare bir sıra stalaktitli mermerden yarı altıgen şekillerle dekore edilmiştir. Silindirik minarenin bilezik kısmı ile taş süslemeleri arasına frize ve lacivert çinilerden oluşturulmuş bezemeler yerleştirilmiştir. Bunların ortasında da altı köşeli yıldızlar birbirini izlemiştir. Çinilerin yanında sırlı tuğlalar da kullanılmış ve gövde zikzak, zencerek motifleri, altıgen geçmelerle görkemli bir konuma getirilmiştir. Şerefe korkuluğu bir dizi lacivert ve bir dizi firuze çinilerle dekore edilmiştir. Petek kısmında da balık sırtı motifler görülmektedir. Şerefe altı da stalaktitli çinilerle kaplanmış olup, bunların arasındaki kare panoların yüzeyleri yıldız geçme motifleri ile bezenmiştir.

İznik’in Yunan işgali sırasında harap edilen cami Cumhuriyetin ilk yıllarında onarılmıştır. Bunun ardından 1956-1969 yıllarında Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce geniş çapta onarılan camiyi bugünkü konumuna Y.Mimar Süreyya Yücel getirmiştir. Bu onarım sırasında minarenin çinileri bütünüyle sökülmüş ve yeni baştan orijinal şekline uygun olarak yapılmıştır.


Hacı Özbek Camisi (Çarşı Mescidi) (İznik)

İznik Çarşısı içerisinde bulunan bu camiye aynı zamanda Çarşı Mescidi ismi de verilmektedir. Halk arasında da Çukur Cami ismi ile tanınmaktadır. Erken Osmanlı devri mimarisinin en erken örneklerinden olan bu camiyi Hacı Özbek 1333-1334 yıllarında yaptırmıştır.

Kare planlı olan bu yapının üzeri pandantifli bir kubbe ile örtülmüştür. Kubbe 7.90 m. çapında olup, önünde çapraz tonoz ve ayna tonozlu, iki sütunlu bir son cemaat yeri bulunuyordu. Caminin dış duvarlarında bir sıra taş, üç veya dört sıra tuğla dizileri ile hareketli bir görünüm sağlanmıştır.

Caminin son cemaat yeri 1959 yılında yol genişletilmesi sırasında yıkılmış ve bu arada kuzey duvarı da tahrip edilerek orijinalliğinden uzaklaşmıştır. Caminin yıkılmış olan minaresi yapılmamıştır. Kitabesi İznik Müzesinde koruma altına alınmış, daha sonra caminin içerisindeki bir duvara yerleştirilmiştir.


Orhan Gazi Camisi (İznik)

Orhan Gazi Camisi, Yenişehir kapısı dışında yer almaktadır. İznik Müzesinde bulunan kitabesinden öğrenildiğine göre; Orhan Gazi tarafından 1334-1335 tarihlerinde yaptırılmıştır. Ancak kitabenin tarih kısmı kırık olduğundan bu konuda bazı çelişkiler bulunmaktadır. Büyük olasılıkla Osmanlıların İznik’i fethi sırasında Orhan Gazi tarafından yaptırılmıştır.

Orhan Gazi Camisi tarlalar arasında, kalıntı halinde iken 1963 yılında Prof.Dr.Oktay Aslanapa tarafından burada yapılan kazı sonucunda yapının planı ortaya çıkarılmıştır. Bu plana göre, günümüze yalnızca duvar kalıntıları gelebilen yapı, ters T planlı, diğer ismi ile zaviyeli camiler grubunun öncüsüdür. Oktay Aslanapa’nın yaptığı kazılar sonucunda önünde beş bölümlü bir son cemaat yerinin bulunduğu anlaşılmaktadır. İbadet mekanının ortası kubbeli olup, bunun iki yanında da iki yan mekan bulunmaktadır. Yapı, moloz taş, kaba kesme taş ve tuğladan yapılmıştır.

Orhan Gazi Camisinin hamamı da sur dışında cami ile surlar arasında yapılmıştır.

Hacı Hamza Camisi (İznik)

İznik meydanında, belediye binasının önündeki meydanda yer alan Hacı Hamza Camisi, Erken Osmanlı mimarisinin ilk eserlerindendir. İznik Müzesinde bulunan kitabesine göre, Hazma Bin Erdem Şah tarafından 1345’te yaptırılmıştır. Mimarı Hacı Ali’dir.

Hacı Hamza Camisi tek kubbeli camiler grubundan olup, önünde derin bir eyvan biçiminde son cemaat yeri bulunuyordu. İbadet mekanı merkezi bir kubbe ile örtülmüştür. Eski resimlerinden öğrenildiğine göre, kalın kısa gövdeli bir minaresi bulunuyordu.

Bursa Cami ve Mescitleri 2


Mahmut Çelebi Camisi (İznik)


İznik Mahmut Çelebi Mahallesi’nde, Ayasofya Kilisesinin yaklaşık 100 m. güneyinde olan Mahmut Çelebi Camisini, kitabesinden öğrenildiğine göre Sultan II.Murad’ın kayınbiraderi, Çandarlı Halil Paşa’nın torunu Vezir Mahmut Çelebi 1442-1443 yılında yaptırmıştır.

Erken Osmanlı devri mimarisinde tek kubbeli camiler grubundan olan bu yapının kuzeyinde dikdörtgen planlı, üzeri tonoz örtülü, ortası kubbeli bir son cemaat yeri bulunmaktadır. Giriş kapısı üzerinde üç satırlık, 45x180 cm. ölçüsünde yapım kitabesi bulunmaktadır. Yeşil Caminin küçük bir örneği olan bu caminin üzeri duvarlara dayanan bir kubbe ile örtülüdür. İbadet mekanında kareden kubbe yuvarlağına geçiş Türk üçgenli bir friz ile sağlanmıştır.

Caminin minaresi yeşil sırlı tuğlalardan yapılmış kuşaklarla çevrilmiştir. Ancak, 1967 yılındaki depremden zarar görmüştür. Mahmut Çelebi de caminin bahçesindeki demir parmaklıklı bir türbede gömülüdür. Caminin karşısında yer alan İznik’in en eski çeşmesi ise 1970’li yıllarda yıkılmıştır. Caminin yanında Golts Paşa’nın kullanılır olarak gördüğü aşhane-imaretten sadece duvar izleri günümüze gelebilmiştir.


Eşrefi Rumi Camisi (İznik)


İznik’in kuzeydoğusunda, Eşrefoğlu Sokak ile Türbe Sokağı’nın kesiştiği noktada yer alan Eşrefi Rumi Camisi türbe, dergâh, zaviye ve hazireden oluşan bir yapı topluluğu idi. Eşrefoğlu Abdullah Rûmi (1353-1469) aslen Mekkeli olup, Bursa’da eğitim görmüş olup, Hacı Bayram Veli’nin önce müridi, sonra da damadı olmuştur. Bundan sonra da dergâhını İznik’te kurmuş, bunun yanına da camisini yaptırmıştır.

Cami İznik’in Yunan işgali sırasında 1922 yılında yıkılmış ve yakılmıştır. Günümüze yalnızca bazı duvar kalıntıları ile minaresi ve haziresindeki mezarlar gelebilmiştir. Kitabesi günümüze gelememiştir. Ancak caminin banisi olan Eşrefoğlu Abdullah Rûmi’nin sandukası üzerindeki bir levhada “Haza kabr-i şerifi Kutb-ül arifin eşşeyh Eşrefzade Abdullah Rumi Kuddise sirruhu vefatı sene (H.874 - M.1469)” yazılıdır. Buna dayanılarak caminin Eşrefi Rûmi’nin ölümü 1469 olduğuna göre XV.yüzyılın ortalarında yapıldığı sanılmaktadır.

Cami 12.50x16.00 m. ölçüsünde dikdörtgen planlı olup, kuzeyinde 8 m. uzunluğunda bir ahşap revak bulunuyordu. İbadet mekanının sivri kemerli giriş kapısı üzerinde çini levhalı bir hadis bulunuyordu. Mihrabında hadis yazısı ve kandil ve enginar yapraklı bezemelerden oluşmuş çini karolar bulunuyordu. Bu cami Sultan IV.Murat (1623-1640) tarafından onarılmış, caminin ve türbesinin duvarları çinilerle kaplanmıştır. Bu çinileri Tabakzade Mehmet Usta 1628 yılında yapmıştır.

Günümüzde bu caminin yerine modern bir cami yapılmıştır. Eski camidsen günümüze kalan minaresi kesme taştan üç sıra tuğlalıdır. Sekizgen planlı kaidenin üzerine 12 cepheli gövde oturtulmuştur. Petek ve külah kısmı yıkılmıştır. Eski camiye ait olan minaresinin gövdesi çemberler içerisine alınarak sağlamlaştırılmıştır. Kırmızı tuğladan yapılmış olan minarenin gövdesi çini kuşaklarla bölümlere ayrılmıştır. Üzeri de XVII.yüzyıla ait çinilerle sonraki dönemlerde kaplanmıştır. Caminin yanındaki avluda bulunan küçük bir hamam da 1970’li yıllarda yıkılmıştır.


Şeyh Kudbettin Camisi (İznik)

İznik’in doğusunda, Müze Sokak ile Türbe Sokağı’nın birleştiği köşede yer alan Şeyh Kudbettin Camisi aynı zamanda Nilüfer Hatun İmareti ile yeşil Cami’nin batısındadır. Kudbettin Camisinin kitabesi günümüze gelemediğinden yapım tarihi bilinmemektedir. Bu konuda bazı iddialar bulunmaktadır. Vakıflar Genel Müdürlüğü arşivinde bulunan bir vakfiyeye göre Çandarlı İbrahim Paşa tarafından 1491-1492 tarihlerinde yapıldığı sanılmaktadır. Bir başka görüşe göre cami ve türbe Çandarlı İbrahim Paşa’nın oğlu Halil Paşa tarafından 1453 yılından önce yaptırılmıştır. Şeyh Kudbettin İzniki’nin oğlu Mehmet Muyhiddin’in mezarının bulunduğu türbenin ve caminin 1418 yılından sonra yapıldığı bu konudaki bir başka iddiadır.Şeyh Kudbettin’in türbesinden ötürü de cami bu isimle tanınmıştır.

İznik’in Yunan işgali sırasında cami ile türbe yağmalanmış ve yakılmıştır. Bu nedenle caminin batı ve doğu duvarları kısmen belirgin olmasına rağmen, kuzey ve güney duvarlarının kalıntıları 1993 yılında İstanbul Üniversitesi’nin burada yapmış olduğu kazılar sonunda caminin planı açıklık kazanmıştır. Buna göre 8.50x8.50 m. ölçüsünde kare planlı, üzeri kubbeli bir cami idi. Sonraki yıllarda kubbesi yıkılmış ve üzeri çatı ile örtülmüştür. Bu caminin yapımında Bizans devşirme parçaları kullanılmıştır. Caminin ön kısmında korinth başlıklı ve tuğla örgülü sivri kemerlerle birbirine bağlanan üç sütunlu bir son cemaat yeri bulunuyordu.

Duvarlar kesme taş ve tuğla ile örülmüş, iç kısımlarda moloz taş kullanılmıştır. Günümüze gelebilen, caminin kuzeybatısında bulunan minaresi silindirik gövdeli olup, tek şerefelidir. Minarenin alt kısmındaki yapı taşları arasında XII.-XIII.yüzyıllara tarihlenen İbranice bir kitabe dikkati çekmektedir. Şerefesinin altında iki sıra halinde diş motifleri bulunmaktadır. Minarenin kuzeydoğu köşesinde Şeyh Kudbettin’in türbesi bulunmaktadır.

Alaca Hırka Mescidi (Osmangazi)

Alaca Hırka semtinde, Köşk Caddesi üzerindeki Alaca Hırka Mescidinin kitabesi bulunmadığından ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Ancak Hoca Yakup tarafından 1585’te İmamzade Mahmut Çelebi tarafından da 1635 yılında onarılmıştır. Buna dayanılarak ve mimari üslubu dikkate alınarak XIV.yüzyılın sonu veya XV.yüzyılın başlarında yapıldığı sanılmaktadır. Bu caminin Buhara’dan gelip Bursa fethine katılan erenlerden biri tarafından yaptırıldığı sanılmaktadır.

Cami moloz taş duvarlı olup, iki sıra kirpi saçakla duvarları sona ermektedir. Dikdörtgen planlı yapının üzeri ahşap kırma çatı ile örtülüdür. Mescidin doğusundaki minare orijinal olup, sekizgen kaide üzerine yuvarlak gövdeli kesme taştan yapılmıştır. Caminin doğusundaki mezarlardan birisi de Hoca Yakup’a aittir.


Akbıyık Mescidi (Veled-i Harir Mescidi) (Osmangazi)

Akbıyık Mahallesi’nde, Bursa Erkek Lisesinin arkasında bulunan bu camiyi, XV.yüzyılda Akbıyık ismi ile tanınan İpekoğlu Hoca Dursun yaptırmıştır. Bursa’daki 1854 depreminde harap olan camiyi Bursa Eski eserleri sevenler derneği 1964’te onarmıştır.

İbadet mekanı 6.46x6.66 m. ölçüsünde olup, kareye yakın dikdörtgen plan göstermektedir. Önünde üç bölümlü bir son cemaat yeri vardır. Son cemaat yeri ortadaki yığma iki taş ayak ile doğu-batı yan duvarlarının oluşturduğu üç kemerden meydana gelmiştir. Bunlardan üç gözlü son cemaat yerinin ortada mukarnaslı, tonoz ve küçük bir kubbe ile örtülüdür. İki yanlardaki bölümler de aynalı tonozludur. Caminin giriş kapısı XV.yüzyıl ahşap işçiliğini yansıtmakta ve giriş nişi de Bursa kemerlidir. İbadet mekanının üzerini örten kubbe baklavalardan oluşmuş bir kuşağa oturmaktadır.

Mihrap, yedi mukarnas sıralı olup, boyanmasına rağmen orijinalliğini korumuştur. Caminin kuzeybatı yönünde yer alan minaresine son cemaat yerinden çıkılmakta olup, üç sıra tuğla, bir sıra kesme taş örgülü kaide üzerinde silindirik gövdelidir.


Araplar Camisi (Osmangazi)

Ali paşa semtinde, Ali Paşa Camisi’nin batısındadır. Kitabesi bulunmadığından ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Ancak kaynaklarda bu caminin 1512-1513 yıllarından önce yapıldığı belirtilmiştir.

Cami son cemaat yeri ile bütün olup, dikdörtgen planlıdır. Üzeri ahşap çatı ile örtülmüştür. Son cemaat yeri ortada dar, doğu ve batı yanlarda geniş üç bölüm halindedir. Arazi konumundan ötürü çift taraflı çıkılan son cemaatin doğu-batı yan duvarları ve kuzey cephesindeki ayaklar ahşap yuvarlak kemerlerle birbirlerine bağlanmıştır. İbadet mekanının girişi üzerindeki yağlıboya kitabede 1858 yılında onarıldığı yazılıdır. İbadet mekanı kuzeyde iki, doğuda üç yuvarlak kemerli altlı üstlü pencere ile aydınlatılmıştır. Pencere ve kapı üzerlerine sulu boya kalem işi ile bitkisel motifler ve Allah, Peygamber ve dört halifenin isimleri yazılmıştır. Caminin minaresi bulunmamaktadır.


Ali Paşa Camisi (Osmangazi)

Ali Paşa Mahallesi, Eski Sokak’ta bulunan Ali Paşa Camisini, Yıldırım Beyazıt zamanında Çandarlı Halil Paşa’nın oğlu Yıldırım Beyazıt’ın veziri Ali Paşa yaptırmıştır. XIV.yüzyılın sonlarına tarihlendirilmektedir.

Ali Paşa Camisi, ters T veya tabhaneli (zaviyeli) camiler grubundandır. 1854 depreminde büyük ölçüde zarar görmüş ve sonra yeniden onarılmıştır. Son cemaat yeri caminin yan duvarları ve birbirlerine kemerlerle bağlı dört sütunun oluşturduğu beş bölümlüdür. Üzeri kubbeli olan bu bölümlerden ortadaki diğerlerinden daha büyüktür.

İbadet mekanı tabhaneli camiler planına uygun olarak birbiri ekseninde üzeri kubbeli iki bölümden meydana gelmiştir. Bu bölümlerin iki yanında dikdörtgen şeklinde yan kanatlar bulunmaktadır. Günümüzde orta bölümlerdeki kubbelerin yerine ahşap bir tavan yapılmıştır. İki yan kanatlar tamamen yıkılmıştır. Bunların üzerlerinin tonozlu olduğu izlerden anlaşılmaktadır.

Caminin ilk yapılışında minare yapılmamış, bugünkü minare yenidir. Caminin batısındaki medrese ve imaret ise yıkılmış, yerlerine evler yapılmıştır.


Arap Mehmet Camisi (Osmangazi)

Bursa Mithat Paşa Ortaöğretim Okulunun karşısında, Güzelkız Sokağı’ndadır. Kitabesi günümüze ulaşamadığından ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Kaynaklara dayanılarak 1490 yılında yapıldığı sanılmaktadır.

Kare planlı caminin ibadet mekanı 8.65x8.65 m. ölçüsünde olup, üzeri çokgen kasnağa oturan merkezi bir kubbe ile örtülüdür. Son cemaat yeri doğu-batı yönündeki yan duvarlar ve onların arasındaki yığma iki desteğe dayalı üç sivri kemerden oluşmaktadır. Bu bölüm yuvarlak kemerlerle birbirlerine bağlanmış olup, üç bölüm halindedir. Ortadaki bölüm diğerlerinden daha yüksek olup, Türk üçgenlerinden kubbeye geçilmekte, iki yanda da ayna tonozlu iki bölüm bulunmaktadır. Bugün son cemaat yerinin önü camekanla kapatılmış ve üst örtüsü de bir çatı ile gizlenmiştir.

Caminin giriş kapısının kanatları orijinaldir. Kare planlı ibadet mekanı her iki yönden ikişer pencere ile aydınlatılmıştır. Caminin duvarları iki sıra tuğla, iki sıra moloz taş ile örülmüştür.Kuzeybatı köşesindeki minareye ibadet mekanındaki bir kapıdan girilmektedir. Sekiz köşeli kaidenin üzerinde yuvarlak gövdeli, tuğla minare bulunmaktadır.


Azep Bey Mescidi (Osmangazi)

Bursa Muradiye Külliyesinin batısında Kullukçu Sokağı’nda bulunan Azep Bey Mescidini, Abdullah oğlu Azep Bey 1456 yılında yaptırmıştır. Bunu belirten 35x95 cm. ölçüsündeki kitabesi kapı girişinin üzerindedir:

Emere bi bina-i hazel mescid-il mibârek Sahibül hayrât vel hasenât mefharül ümerâ vellekâbir zaim.
El cüyüş vel asâkir Azeb Beg bin Abdullah ufiye anh fi evahiri rebiülevvel sene sittine ve semane mie.

Açıklaması: Bu mübarek mescidin yapılmasını hayır ve hasenat sahibi emirlerin ve büyüklerin iftiharı, orduların, askerlerin ulu kefili, Abdullah oğlu Azep Bey h.860 (1456) şubat ayı sonlarında emretti. Allah suçlarını affetsin.

Azep Bey mescidi üç bölümlü son cemaat yeri olan kare planlı küçük bir camidir. Son cemaat yeri iki küçük paye ve duvar uzantılarından oluşan üç bölüm halindedir. Üzeri tonozlarla örtülüdür. Son cemaate giriş bölümü Bursa kemerli olup, üzerine ikinci bir sivri kemer oturtulmuştur. Günümüzde bu bölüm camekanla kapatılmıştır. Son cemaat yerinden ibadet mekanına Bursa kemerli bir kapıdan geçilmektedir. Bunun da üzerinde ikinci bir sivri kemer bulunmaktadır. İbadet mekanı 5.78x5.89 m. ölçüsünde olup, dıştan sekizgen, içten baklavalı kasnak üzerine oturtulmuş bir kubbe ile örtülüdür. İç mekan alt sırada sekiz, üst sırada da 11 pencere ile aydınlatılmıştır.

Cami iki sıra tuğla ve moloz taştan yapılmıştır. Mihrabı oldukça sadedir. Mescidin batısında, son cemaat yerinden içerisine çıkılan minare bulunmaktadır. Tuğla ve kesme taştan yapılan kaide üzerinde silindirik gövdelidir.


Bahri Baba Mescidi (Osmangazi)

Bursa Sultan II.Murat Caddesi üzerinde bulunan Bahri Baba Mescidi’ni Kanuni devrinde yaşamış, 1572’de ölmüş olan Bursalı bilgin ve edip Bahri Baba yaptırmıştır.

Mescit, 10.44x10.44 m. ölçüsünde kare planlı tek kubbeli küçük bir yapıdır. Önündeki son cemaat yeri günümüze gelememiştir. Temel ayak izlerine dayanılarak son cemaatin üç bölümlü olduğu sanılmaktadır. Caminin giriş kapısı sivri kemerlidir. İbadet mekanını örten kubbe duvarlar üzerindeki kemer ve pandantiflere oturur ve dıştan oldukça yüksek sekizgen bir kasnağı vardır. İbadet mekanı alt ve üstte iki sıra halinde ve her yönde ikişer pencere ile aydınlatılmıştır. Üst sıra pencereler kuzey ve güney yönünde üçer, doğu ve batı yönünde ikişer tanedir. Mihrap nişi mukarnaslıdır.

Mescit tuğla ve moloz taş birlikte kullanılarak yapılmıştır. Cephedeki yatay tuğlalar iki ile dört sıra arasında değişmektedir. Yalnızca kubbe kasnağında kesme taş kullanılmıştır. Caminin kuzeydoğu köşesinde yer alan minareye ana mekandan çıkılmaktadır. Altıgen kaideli minarenin gövdesi yıkılmıştır. Caminin kuzeybatısındaki Bahri Baba’nın zaviyesi ve türbesi de yıkılmıştır.
Beyazıt Paşa Camisi (Çatal Mescit) (Osmangazi)

Yeşil Külliyenin doğusunda bulunan Beyazıt paşa Camisini Çelebi Mehmet devrinde yahşi Bey’in oğlu Beyazıt Paşa yaptırmıştır. Beyazıt Paşa Çelebi Mehmet’e hizmet etmiş, 1413 yılında Rumeli Beylerbeyi olmuş, bir süre vezirlik ve sadrazamlık yapmış ve 1421 yılında ölmüştür.

Beyazıt Paşa Camisinin kitabesi günümüze ulaşamadığından ne zaman yapıldığı konusunda yeterli bir bilgi bulunmamaktadır. Cami çeşitli dönemlerde onarım geçirdiğinden orijinalliğinden uzaklaşmıştır. Buna rağmen XV.yüzyılın ilk yarısında yapıldığı sanılmaktadır.

Cami 7.75x7.57 m. ölçüsünde kareye yakın dikdörtgen planlıdır. Son cemaat yerine iki taraflı merdivenlerle çıkılmaktadır. Burası 3.80 m. derinliğindedir. Beden duvarları 0,75 m. kalınlığında, ahşap tavanlı ve kiremit çatılıdır. Duvarlarının fazla kalın olmamasından ötürü ilk yapılışında da çatılı olduğu sanılmaktadır.

İbadet mekanı altlı üstlü altı pencere ile aydınlatılmıştır. Caminin minaresi yıkıldığından bugünkü tuğla minare sonradan buraya eklenmiştir.


Çakırağa Mescidi (Mecnun Dede Mescidi) (Osmangazi)

Tahtakale çarşısı’nın başında, Atatürk Caddesi’nin de güneyinde bulunan bu mescidi, Fatih döneminde Subaşılık yapmış olan Çakır Ağa Mecnun dede adına yaptırmıştır.

Cami XV.yüzyılın ilk yarısına tarihlendirilmekte olup, 7.38x7.60 m. ölçülerinde kareye yakın dikdörtgen planlıdır. Ana duvarları üç sıra tuğla ve bir sıra moloz taş örülüdür. Son cemaat yerinin kemer ayakları iki sıra kesme taş, üç sıra yatay tuğladan yapılmıştır. Ayrıca kesme taşların araları dikey olarak tek tuğla ile takviye edilmiştir.

Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Bursa Eski eserleri Sevenler Derneği tarafından 1970 yılında restore edilen bu caminin ilk yapılışında tek kubbeli ve üç bölümlü bir son cemaat yeri olduğu, restore edildiği sırada yapılan incelemelerde anlaşılmıştır. Buna dayanılarak da onarımı yapılmıştır.

Caminin son cemaat yeri 2.90 m. derinliğinde olup, üç gözlüdür. Onarım sırasında kubbeli olan bu bölüm basık tonozlu şekle dönüştürülmüştür. Orta bölüm küçük bir kubbe ile örtülüdür. Cami girişi Bursa kemerli olup, bunun da üzerinde ikinci bir sivri kemer bulunmaktadır. İbadet mekanında herhangi bir bezeme unsuruna rastlanmamıştır. Caminin batısındaki minareye son cemaat yerinden çıkılmaktadır. Minare kaidesi sekizgen olup, tuğla taş örgülüdür. Kaideden gövdeye üçgenlerle geçilmiş olup, gövdesi silindirik ve tuğladandır.


Çırağ Bey Mescidi (Osmangazi)

Hisar semtinde, Çırağ Bey Sokağı’nda bulunan bu mescidi XVI.yüzyılın ilk yarısında, II.Murat devrinde Hacı İvaz Paşa’nın kardeşi Şerafüddin El Hac Şeyh Çırağ Bey yaptırmıştır.

Mescit 7.00x6.45 m. ölçüsünde dikdörtgen planlı olup, ilk yapılışında üzeri kubbeli iken, bugün çatı ile örtülüdür. Mescidin beden duvarları iki sıra tuğla ve bir sıra aralarında da dikey tuğla bulunan kesme taştan örülmüştür. Caminin içerisi doğu duvarındaki altlı üstlü, mihrabın sağ ve solundaki iki adet sivri kemerli pencere ile aydınlatılmıştır. Mihrap alçı stalaktitlidir. Kaideden üstü yıkılmış olan minare mescitten 4.70 m. uzaklıkta olup, bir duvar ile yapıya bağlanmıştır. Mescidin avlusunda Çırağ Bey’e ait mezar bulunmaktadır.


Çukur Mahalle Mescidi (Yıldırım)

Yıldırım'da, Çukur Mahalle Okul Sokak’ta bulunan Çukur Mahalle Mescidini XV.yüzyılın ikinci yarısında Ahmet Bey yaptırmıştır. Mescit zaman zaman yapılan onarımlarla ve bir ara dokuma fabrikası olarak kullanıldığından ötürü orijinalliğinden oldukça uzaklaşmıştır.

İbadet mekanı 7.60x7.57 m. ölçüsünde kareye yakın dikdörtgen planlı olup, moloz taştan duvarları 0.80 m. kalınlığındadır. Üzeri çatı ile örtülü olan ibadet mekanı altı pencere ile aydınlatılmıştır. Ancak binaya bitişik olan bir yapı nedeni ile bu pencerelerden biri kapanmıştır. Caminin içerisinden herhangi bir bezeme günümüze gelememiştir. Son cemaat yerindeki ahşap sütun ve sütun başlıkları orijinaldir.


Darphane Mescidi (Nilüfer Hatun Mescidi) (Osmangazi)

Bursa Hisar Mahallesi’nde bulunan Darphane Mescidini Orhan Gazi’nin eşi Nilüfer Hatun tarafından yaptırdığı sanılmaktadır.XIV.yüzyıla ait olduğu sanılan bu yapı orijinalliğinden büyük ölçüde uzaklaşmıştır.

İbadet mekanı kuzey-güney doğrultusunda uzanan dikdörtgen planında olup, üzeri ahşap bir çatı ile örtülüdür. Kuzey yönündeki son cemaat yerinin yanları ve önü kapatılmıştır. Son yıllarda ana mekan ile son cemaat yeri arasındaki duvar kaldırılarak her ikisi birleştirilmiştir.


Davut Paşa Mescidi (Osmangazi)

Davut paşa Mescidi, Bit Pazarı’nda (Bat Pazarı) bulunan küçük bir mescittir. Bu mescidi Sultan II.Beyazıt’ın veziri, Fatih Sultan Mehmet döneminde Anadolu Beylerbeyliği yapan Davut Paşa yaptırmıştır. Davut Paşa’nın İstanbul başta olmak üzere çeşitli yerlerde eserleri bulunmaktadır.

Davut Paşa Mescidi harap bir halde iken 1760 yılında Şiblizade kendi malından bu yapıyı onarmıştır. Basit bir yapı olup, 6.40x9.00 m. ölçüsünde dikdörtgen bir yapıdır. Duvar kalınlığı 0.80 m. olup, üzeri çatı ile örtülüdür. Yakınındaki çeşmeyi de 1759 tarihinde Şiblizade yaptırmıştır.


Daya Hatun Camisi (Daya Kadın Camisi) (Osmangazi)

Bursa Daya Hatun Mahallesi’nde bulunan bu camiyi Çelebi Mehmet’in süt annesi Daya Hatun 1426 yılından önceki bir tarihte yaptırmıştır. Cami 1651 ve 1971 yıllarında da onarılmıştır.

Cami enine dikdörtgen bir plana sahip olup, 10.45x14.75 m. ölçüsündedir. Üzeri düz, ahşap bir çatı ile örtülüdür. Son cemaat yeri de ahşap çatılı, dikdörtgen planlıdır. Caminin giriş kapısı üzerinde, ahşap üzerine yağlı boya ile talik yazılı 0.25x1.18 m. ölçüsünde dört beyitlik şair Nisari’nin kitabesi bulunmaktadır:

Hakikat Seyyid (İsma’il) in ey dil
Cihan nik nâmı oldu şâyi
Dâye Hatun yaptı tecdid olupEcrû sevab mertebe (tabe) seraha
Güzel cây-i ibadet itdi bünyad
Olup cânu gönülden hayrâ tamam
Dididm tarihin ânın ey Nisâri
Ola âlâ makam ve hub camii 1062.

Bu kitabeden öğrenildiğine göre de cami 1651 yılında büyük onarım geçirmiştir. Caminin dış duvarları tuğla örgülü, moloz taştan yapılmıştır. Kuzeydoğusundaki minare yıkılmış ve yerine yeni bir minare yapılmıştır.


Timurtaş Paşa Camisi (Demirtaş Paşa) (Osmangazi)

Demirtaş Mahallesi’nde, Gemlik Caddesi’nin doğusunda bulunan bu camiyi, Timurtaş Paşa’nın oğlu Ali Bey 1389-1390 yılında yaptırmıştır. Bazı kaynaklara göre de Yıldırım Beyazıt’ın emiri kara Timurtaş Paşa tarafından yapılmıştır.

Bu Cami ters T, tabhaneli (zaviyeli) camiler grubundandır. Caminin ortasında merkezi bir kubbe bunun yanlarında da üzerleri tonoz örtülü doğu batı eyvanları, güney yönünde de yine tonoz örtülü bir mekanla genişletilmiştir. Caminin son cemaat yeri kesme taştan olup, yığma dört ayağı birbirine bağlayan sivri kemerlerin oluşturduğu beş bölüm halindedir. Bunlardan orta bölüm diğerlerine göre daha geniş ve daha geniştir. Buradaki orta bölümün üzeri Türk üçgenlerinin yarımıyla büyük bir kubbe ile örtülmüştür. Bunun sağ ve solundaki bölüm küçük kubbeli, doğu ve batı yönündeki bölmeler de çapraz tonozludur. Yanları kapalı olan son cemaat yerinin ön yüzünde tuğla örgülü motifler işlenmiştir. İbadet mekanına mukarnaslı bir kapı ile girilmektedir. İbadet mekanını örten kubbe, kemerler ve duvarlar üzerine oturmuştur. Sekizgen kaide üzerindeki bu kubbenin kenarlarına üçgen dilimler yerleştirilmiştir. Kubbenin ortasına da altı kenarlı ve her kenarında birer penceresi olan aydınlık feneri yapılmıştır. Mihrabın bulunduğu güney eyvanı tonozla örtülüdür. Mihrabın iki yan köşeliklerinde silindir gövdeli iki sütuncuk, beş sıra mukarnas dizisi bulunmaktadır. Ayrıca bunlar silmeli yapraklarla çerçeveler içerisine alınmıştır.

Cami, tuğla dizili kesme taştan yapılmıştır. Üç sıra tuğla ve bir sıra taş dizisi devam etmektedir.

Timurtaş Paşa Camisinin en ilginç yönlerinden birisini mimaresi oluşturmaktadır. Minare yapıdan ayrı olarak caminin kuzeyinde birbirlerine kemerlerle bağlı altı adet tuğla ayak üzerine oturtulmuştur. Minare kaidesini oluşturan bu ayakların ortasında da bir şadırvan bulunmaktadır. Osmanlı mimarisinde bir benzerine daha rastlanmayan bu minareyi Bursa Eski Eserleri sevenler Derneği 1966 yılında onarmıştır. Bu kaide üzerinde kesme taş örgülü altıgen bir kısımdan sonra zencirek motifleri ile bezeli, tuğla gövdeli minare yükselmektedir. Minarenin şerefe altı dört sıra kirpi saçakla hareketlendirilmiştir. Minarenin gövdesinde bulunan tuğla örgüler petek kısmında da devam etmiştir.

Caminin batısında yapılmış olan imaretten hiçbir kalıntı günümüze gelememiştir. Bahçe içerisinde Timurtaş Paşa’nın mezarı bulunmaktadır.


Bali Bey Camisi (Yenişehir)

Yenişehir’de Bali Bey Yapı topluluğundan günümüze cami ve çarşı içerisindeki bir kemer gelebilmiştir. Vakıf kayıtlarında ismi geçen imareti bugün bulunmamaktadır. Cami’nin kitabesi olmadığından ne zaman yapıldığı kesinlik kazanamamakla beraber XVI.yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır.

Cami kare planlı olup üzeri, pandantifli merkezi bir kubbe ile örtülmüştür. Doğu ve batı yönlerinde birbirine eşit yan kanatlar kuzeyinde de dikdörtgen planlı bir son cemaat yeri bulunmaktadır. Son cemaat yerinin üzeri ahşap bir tavanla örtülüdür. Caminin güney duvarında beş cepheli mihrabı bulunmaktadır.Minaresi sekizgen kasnaklı olup gövde çokgen ve tek şerefelidir.

Caminin doğu, batı, güney cepheleri dükkanlarla günümüzde kapatılmıştır. Kuzey cephe l969 yılında yapılan onarımlarla orijinalliğinden uzaklaşmıştır.


Sinan Paşa Yapı Topluluğu (Yenişehir)

Sinan Paşa yapı topluluğu cami, medrese, imaret ve arastadan meydana gelmiştir. Yapı kitabesi bulunmadığından ne zaman yapıldığı konusunda kesin bir bilgi bulunmamaktadır.
Osmanlı sadrazamı ve Yemen fatihi olarak bilinen Sinan Paşa 1596 yılında ölmüştür. Buna göre yapı topluluğunun XVI.yüzyılın ikinci yarısında yapıldığı sanılmaktadır.Bu konuda araştırma yapan Tülay Reyhanlı,vakıf kayıtlarına dayanarak imaretin 1572-1573 yıllarında başlanıp l582’de tamamlandığını tespit etmiştir.

Sinan Paşa Yapı topluluğundan günümüze cami ,medrese, imaret ve doğudaki imarete bitişik yapılar ile yapı topluluğunun kuzeydoğudaki ana girişi gelmiştir.

Cami yapı topluluğunun güneyindedir. Cami kareye yakın dikdörtgen planlı olup önünde üç bölümlü bir son cemaat yeri bulunmaktadır. Son cemaat yeri baklava baslıklı dört sütunun sivri kemerlerle birbirlerine bağlanmasıyla meydana gelmiş olup bölümlerin üzerleri ayna tonozlarla örtülüdür. Bunlardan giriş kemeri diğerlerinden daha alçak tutulmuştur. İbadet mekanına yuvarlak kemeli bir kapıdan girilmektedir. İbadet mekanının doğu cephesinde altta dikdörtgen, sivri kemerli ve alınlıklı, üstte küçük boyutlu sivri kemerli ikişer pencere bulunmaktadır. Batı ve güney cephelerinde de aynı şekilde pencereler vardır. İbadet mekanının güney duvarında yedi cepheli mihrap nişinin üzeri mukarnaslar ile bezenmiştir. Ayrıca mihrabın tümü dikdörtgen çerçeve içerisine alınmıştır.Mihrabın batısında da ahşap minber yer alır.

Caminin içerisi çini ve kalem işleriyle bezenmiştir. Mihrabın kenarlarında, güney, doğu ve batı duvarlarındaki pencerelerin çerçeve ve alınlıklarında, giriş kapısı üzerinde XVI.yüzyılın ikinci yarısına ait İznik çinileri bulunmaktadır. Bu çinilerde bahar çiçekleri, hatayiler, nar çiçekleri, çiçekli dallar, ve hançer yaprakları görülmektedir. Bu bezeme lacivert zemin üzerine kırmızı, yeşil, beyaz ve firuze renklerdedir. Pencerelerin alınlıklarına da lacivert zeminli beyaz yazılı kitabeler yerleştirilmiştir. İbadet mekanının doğu,batı,güney duvarları firuze altıgenler arasında kırmızı üçgen çinilerle süslenmiştir.

Yanının orijinal kalem işlerinden yalnızca kuzey duvardaki pencere alınlıklarında kalmıştır. Bu kalem işlerinde de XVI.yüzyıl çini örneklerinden alınma motifler bulunmaktadır.
Caminin kare planlı minare kaidesi son cemaat yeri ile ibadet duvarı bitişiğindedir. Minare kaidesi bir sıra kesme taş üç sıra tuğla ile örülmüştür.Gövde kısmı ise kesme taştandır.


Barçın Köyü Camisi (Yenişehir)

Yenişehir Barçın Köyü Camisi’nin kitabesi bulunmadığında ne zaman ve kimin tarafından yapıldığı belli değildir. Moloz taştan yapılmış caminin üzeri ahşap bir çatı ile örtülmüştür. Cami mimari yönden bir özellik taşımamaktadır.

Eski tarihlerde yapılmış bir cami üzerine yapıldığını gösteren yegane belge minaresidir. Batısındaki minarenin kaidesi caminin çatısına kadar yükselmektedir. Buradan pahlı papuçluk kısmı ile silindirik gövdeye geçilmektedir. Şerefe altında beş sıra mukarnas ve üç sıra testere dişi bezeme bulunmaktadır.


Orhan Gazi Camisi (Yenişehir)

Yenişehir, Yarhisar Köyü’ndeki Orhan Gazi Camisini vakıf kayıtlarına göre Orhan Gazi eşi Nilüfer Hatun adına yaptırmıştır.Cami XIV.yüzyılın ilk yarısına tarihlendirilmiştir.

Caminin ibadet mekanı dikdörtgen planlıdır. Kuzey duvarından ibadet mekanına açılan bir kapı ile içeriye girilen ibadet mekanı doğu ve batı duvarlarında açılmış altlı üstlü ikişer pencere ile aydınlatılmıştır. Cami meyilli bir arazi üzerinde yapıldığından kuzeyine bir yüksek bölüm eklenmiş ve bu yüzden de iki taraflı merdivenlerle çıkılmaktadır. Mihrap orijinal durumu ile günümüze gelememiştir. Orijinal mihrabın beş köşeli olduğu eski kaynaklardan anlaşılmaktadır. Bugünkü mihrap yuvarlak ve bezemesizdir. Son cemaat yerindeki ahşap destekler üzerindeki geometrik bezemeler belirgindir.

Minare caminin kuzeybatı köşesinde olup girişin doğusunda yer almaktadır. Kare kaideli yuvarlak tuğla gövdelidir.


Ebu İshak Mescidi (Osmangazi)

Bursa Cumhuriyet Caddesi’nde bulunan bu mescidi Yıldırım Beyazıt Ebu İshak adına yaptırmıştır. Vakıf kayıtlarından öğrenildiğine göre bu mescidin çevresinde sıbyan mektebi, imareti ve bir de halvethanesi bulunuyordu. Ancak bunlardan yalnızca mescit günümüze kadar gelebilmiştir. Fatih Sultan Mehmet devrinde ve 1969 yılında da Bursa Eski eserleri Sevenler derneğince onarılmıştır.

Ebu İshak mescidi de ortada merkezi bir kubbe, doğu ve batı yönlerindeki yan mekanları ile ters T veya tabhaneli (zaviyeli) camiler grubundandır. Kuzey yönünde yer alan son cemaat yeri kesme taştan dört ayağı birbirine bağlayan sivri kemerlerin oluşturduğu beş bölümden ibarettir. Bunlardan orta bölüm diğerlerinden daha geniş ve yüksektir. Orta bölümün üzeri kubbe, diğerleri de tekne tonoz örtülüdür. Son cemaat yerinin doğu ve batı yönü üç sıra tuğla, bir sıra kesme taştan meydana gelen ve aralarına dikey tuğlaların yerleştirildiği yan duvarlarla kapalıdır. Ana mekana girilen giriş kapısının üzerine 0.55x1.50 m. ölçüsünde sülüs yazı ile üç satırlı Arapça bir kitabe yerleştirilmiştir. Bu kitabenin Türkçesi:

“Bu şerefli büyük yeri bahtiyar Beyazıt Han yaptırdı. Allah Onu cennetlerinin bahçelerine yerleştirsin. Sonra büyük şeyh Karzunlu Ebu ishak’ın eshabına vakfetti. Sonradan yenilenmesini karaların sultanı ve denizlerin hakanı Murad oğlu Sultan Mehmet emretti. Allah mülkünü ve saltanatını daim etsin. İşin yapılmasında bü
yük şeyhin eshabı ve yakınlarından ve mürşidin yardımcısı fakir kul çalışmıştır. Sene h.884 (1479)”.

Caminin ibadet mekanındaki orta kubbe oldukça yüksek ve dört pencereli bir kasnak üzerine oturmuştur. Bu kasnağın içerisinde de üçgenlerden oluşan bir kuşak bulunmaktadır. Caminin doğu ve batı kanatlarına yuvarlak kemerli bir kapıdan geçilmektedir. Bu yan kanatların üzeri tonoz örtülü olup, batı kanadında bir de ocak yeri ile bacası bulunmaktadır. Caminin mihrabı yarım yuvarlak olup, sade bir niş görünümündedir. Bugün içerisi tamamen badana edildiğinden bezemesi konusunda bir bilgi edinilememektedir. Son cemaat yerinin doğu duvarına bitişik, kare kaideli, silindirik gövdeli taş bir minaresi bulunmaktadır.


Enbiya Mescidi (Osmangazi)

Bursa Mantıcı ve Reyhan Caddelerinin kavşağında bulunan bu mescidi Kazzazoğlu Söle Mehmed XV.yüzyılda yaptırmıştır.

Fatih Sultan Mehmet zamanında yapılan bu mescit dikdörtgen planlıdır. İbadet yerinin beden duvarları moloz taş ile örülmüştür. Ancak, doğu ve batı duvarları orijinal olup, diğer cepheler yenilenmiştir. Üzeri ahşap bir çatı ile örtülüdür. Caminin orijinal son cemaat yerinin nasıl olduğu bilinmemekte, bugünkü son cemaat yeri yeni yapılmıştır. İlk yapıldığı devirde kubbeli olduğu sanılan mescit 1854 Bursa depreminde büyük hasar görmüş, 1890 yılında yapılan onarımda da üzeri ahşap çatı ile örtülmüştür. Duvarlarında tuğla hatıllar kullanılmamıştır. Mescidin minaresi son cemaat yerinin yanındadır.


Ertuğrul Camisi (Osmangazi)

Bursa Sipahiler Çarşısında bulunan bu cami Yıldırım Beyazıt’ın oğlu Ertuğrul Çelebi adına yaptırılmıştır.

XIV.yüzyıl eseri olan cami 9.97x10.40 m. ölçüsünde kareye yakın dikdörtgen planlıdır. Üzeri ahşap çatı ile örtülmüştür. Caminin kuzey cephesinde yer alan son cemaat yeri 5.00x10.00 m. ölçüsündedir. Sonradan yapılan eklerle değişikliğe uğramış ve iki yanı duvarlarla kapatılmıştır. Bugün son cemaat yerinin önü camekanla kapatılmıştır. Buradan camiye yedi mukarnas sıralı bir kapıdan girilmektedir. İçerisi 18 pencere ile aydınlatılmıştır. Mihrap yanında birer, iki yan duvarda ikişer ve son cemaat yerine bakan iki penceresi bulunmaktadır. Bunların üzerindeki üst sıra pencereler sivri kemerli ve alçı şebekelidir. Mihrap üç köşeli bir niş halinde olup, içerisi son yıllarda yağlı boya ile perde motifi ile bezenmiştir.

Cami moloz taş ve tuğladan örülmüştür ve 1 m. kalınlığındadır. Caminin batı duvarına bitişik olan minaresine son cemaat yerinden çıkılmaktadır. Kare planlı kaidesi olan minare iki sıra tuğla ve moloz taştan yapılmıştır. Minare gövdesi silindirik olup, üzeri sıvanmıştır. Bu minare 1557 depreminde yıkılmış ve yenilenmiştir.

XIV.yüzyılın sonlarında şehit olan Ertuğrul Çelebi’nin mezarı da caminin bahçesindedir.


Fazlullah Paşa Mescidi (Osmangazi)

Bursa Fazlullah Paşa Mahallesi’nde, Cami Sokak’ta bulunan Fazlullah Paşa Mescidi XV.yüzyılda II.Murad’ın vezirlerinden Fazlullah Paşa tarafından yaptırılmıştır.

Mescit 7.00x7.00 m. ölçüsünde kare planlı, ahşap çatılı olup, üzerini örten çatı son cemaat yerini de kapsamaktadır. Son cemaat yerinden sivri kemerli bir kapı ile ibadet mekanına geçilmektedir. Buradaki ahşap kapı kanatları orijinal olup, yakın tarihlerde üzeri yağlı boya ile boyanmıştır. İbadet mekanı sivri kemer alınlıkları olan tek sıra pencerelerle aydınlatılmıştır. Mihrap nişi yuvarlak olup, dışarı taşkın değildir. Uzun süre harap ve boş kalan bu yapı yapılan ilavelere rağmen özelliğini yitirmemiştir.


Fışkırık (Duhter-i Şeref) Camisi (Osmangazi)

Fışkırık Caddesi ile Ahmet ve Hazım sokaklarının kesiştiği yerde bulunan bu camiyi, Fatih Sultan Mehmet devrinde Molla Şeraffüddin Kırımi’nin kız kardeşi Şahi Hatun yaptırmıştır.

XV.yüzyıl eseri olan bu yapı 7.67x7.91 m. ölçüsünde dikdörtgen planlıdır. Ayrıca kuzey yönünde de 3.48 m. derinliğinde bir son cemaat yeri bulunmaktadır. Son cemaat yeri iki yığma ayak ve iki yan duvarın birbirine sivri kemerlerle bağlanması ile üç bölüme ayrılmıştır. Bu bölmelerin üzerleri tonoz örtülü olup, cephesi tuğla bezemelidir. Son cemaat yerinden XV.yüzyıl özelliklerini taşıyan ahşap kanatlı kapılarla ibadet mekanına geçilmektedir. İbadet mekanı içeriden baklavalı bir kuşağın, dışarıdan da sekizgen kasnağın taşıdığı bir kubbe ile örtülüdür. Mihrap dokuz sıra mukarnaslı olup, buradaki orijinal rûmi ve geometrik bezeme yağlı boya ile kapatılmıştır. Minberi ahşap ve son derece sadedir.

Caminin kuzeybatı köşesindeki minaresi sekizgen kaideli olup, silindirik gövdelidir. Bu cami de Bursa Eski Eserlerini Sevenler Derneğince 1974 yılında onarılmıştır.

Güngörmez Mescidi (Osmangazi)

Bursa Atatürk Caddesi’nde bulunan Güngörmez Mescidinin, Abdullah Efendi tarafından 1562 tarihinde yaptırıldığı, cami avlusundaki mezar taşından öğrenilmektedir.

Caminin ibadet mekanı kare planlı olup, üzeri tek bir kubbe ile örtülüdür. Kuzey yönünde iki katlı ahşap, camekanlı son cemaat yeri yapının mimari özelliğini gölgelemektedir. Bu bölüm yakın tarihlerde yapılmıştır. Giriş kubbe eteğine kadar yükselen bir kapıdan olup, bu kapının bu kadar yüksek olması sonradan yapıldığı izlenimini vermektedir. İbadet mekanı batıda üç, kuzey duvarında da iki pencere ile aydınlanmaktadır. Caminin içerisi de onarımlar nedeniyle özelliğini kaybetmiştir. Dıştan sekiz kasnaklı olan kubbenin geçişi içeriden Türk üçgenleri yardımı iledir. Mihrap sivri kemerli bir niş halinde olup, özelliği bulunmamaktadır. Caminin minaresi yoktur.


Hacı Sevinç Mescidi (Osmangazi)

Bursa, Tahtakale’de Veziri Caddesi’nde bulunan Hacı Sevinç Mescidini, Fatih döneminde Hacı Sevinç isimli bir kişi yaptırmıştır.

XV.yüzyıl eseri olan bu cami kare planlı olup, 6.60x6.65 m. ölçüsünde bir ibadet mekanına sahiptir. Caminin kuzeyine 2.90x6.60 m.lik bir son cemaat yeri eklenmiştir. Son cemaat yeri iki sütun ve yan duvarları birbirlerine bağlayan üç kemerden oluşmaktadır. Tuğla örgülü olan bu bölüm günümüzde ahşap tavanla örtülmüştür. Ancak, duvarlardaki izlerden ilk yapılışında burasının üç kubbeli olduğu sanılmaktadır. Yuvarlak kemerli kapıdan caminin ibadet mekanına girilmekte olup, burası sağ ve soldaki iki pencere ile aydınlanmaktadır. İbadet mekanının üzeri beden duvarlarına oturan sekizgen kasnaklı basık bir kubbe ile örtülmüştür.

Mihrap 16 dilimli dört köşeli bir niş halindedir. Yapının malzemesi kaba taş ve tuğladan oluşmaktadır. Duvarların üst kısımlarında bazen tek sıra halinde, bazen de çift sıra halinde tuğla ve moloz dizileri kullanılmıştır.

Yapılışında bir süre dergâh olan mescidin minaresi bulunmamaktadır. Ayrıca bahçesinde Hacı Sevinç’in mezarı bulunmaktadır.


Hatice Sultan Camisi (Osmangazi)

Bursa At Pazarı semtinde bulunan bu camiyi, Çelebi Sultan Mehmet’in kızı Selçuk Hatun ile İsfendiyaroğlu İbrahim Bey’in kızı Hatice Sultan yaptırmıştır.

XV.yüzyılın ilk yarısına tarihlendirilen bu cami Fatih döneminde yaptırılan tek kubbeli camilerden bir örnektir. İbadet mekanı 8.95x8.95 m. ölçüsünde kare planlıdır. Üzeri merkezi bir kubbe ile örtülüdür. Kuzey yönünde 3.55x9.30 m. ölçüsünde son cemaat yeri bulunmaktadır. Son cemaat yerinin doğu ve batısındaki duvarlar ayakta kalmış, diğer bölümleri yıkılmıştır. Buradaki kemer izlerine göre, son cemaat yerinin ortada dar, yanlarda geniş üç bölüm halinde olduğu anlaşılmaktadır. Bunu belirten sivri kemerlerin izleri belirgin biçimde görülmektedir.

İbadet mekanının giriş kapısı sonradan örülerek kapatılmış, bunun iki yanındaki pencereler kapıya dönüştürülmüştür. Bunun da nedeni bu cami, özel bir kişinin mülkiyetinde odun deposu olarak kullanılmış, 1977 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğünce kamulaştırılarak onarılmış ve cami konumuna getirilmiştir.

İbadet mekanı pandandifler üzerine oturan, dışarıdan sekizgen kasnaklı, tuğla örgülü bir kubbe ile örtülüdür. Kubbe kasnağının doğu, batı ve güney yönlerinde sivri kemerli üç pencere açılmıştır. Buradaki pencerelerden biri de yine aynı nedenlerle örülerek kapatılmıştır. Kasnak pencerelerinin aralarında bitkisel motifli kalem işleri görülmektedir.

Mihrap iki yan sütuncuklarla sınırlandırılmış, mukarnaslı olup 0.57 m. derinliğinde bir niş şeklindedir. Yapıda moloz taş ve tuğla kullanılmış, iri ve küçük taşlardan meydana gelen taş sıraları iki sıra tuğla ile alternatifli olarak devam etmiştir. Caminin kuzeybatı köşesinde bulunan minareye ibadet mekanından çıkılmakta olup, iki sıra tuğla ve moloz taştan yapılan minare kaidesinin üzerinde, silindirik gövdelidir. Ancak bu minare de yakın tarihlerde yıkılmıştır.


Hıdırlık Camisi (Osmangazi)

Bursa, Hıdırlık Mahallesi, Pınarbaşı Mevkiinde, Nilüfer Sokağı’nda bulunan Hıdırlık Camisini, Sultan I.Murat’ın kızı Nilüfer Hatun yaptırmıştır.

Hıdırlık Camisi’nin ibadet mekanı 5.85x5.90 m. ölçüsünde kareye yakın bir plan şeması göstermekte olup, bunun doğu yönüne 2.05x5.90 m. ölçüsünde bir son cemaat yeri eklenmiştir. Bu son cemaat yeri caminin uzantısı olan yan duvarları birbirine büyük sivri bir kemerle bağlayan bir eyvan görünümündedir. İbadet mekanını örten kubbe dıştan sekizgen kasnaklı olup, kiremit örtülüdür. İbadet mekanı yapının doğu ve kuzey duvarındaki iki pencere ve kubbe kasnağındaki üç pencere ile aydınlatılmaktadır.

Girişin ekseninde dört köşeli bir niş halinde mihrap bulunmaktadır. Caminin duvarları bir sıra moloz taş, bir sıra da tuğla ile örülmüştür. Minaresi yoktur.


Hoca Taşkın Mescidi (Osmangazi)

Bursa Yeşil semtinde, Emir Sultan’a giden yolun üzerindeki Hoca Taşkın Sokağı’nda bulunan bu mescidi Molla Hüsrev’den ders almış olan Taşkın Sûfi yaptırmıştır.

XV.yüzyıl eseri olan bu yapı, 9.95x10.00 m. ölçüsünde kare planlı olup, üzeri ahşap bir çatı ile örtülmüştür. Son cemaat yeri 3.60x10.00 m. ölçüsünde olup, yakın tarihlerde burası yenilenmiş ve bir dernek tarafından kullanılmaktadır.

Caminin ibadet mekanına basık kemerli bir kapıdan girilmektedir. Yapının duvarlarındaki pandantif izleri ilk yapılışında kubbeli olduğunu göstermektedir. Mihrap yedi sıra mukarnaslı bir dizi halinde olup, beş köşelidir. İki yanında da yarım sütuncuklar bulunmaktadır. Yapının batı yönünde ibadet mekanına bitişik olan minare sekizgen kaideli olup, iki sıra tuğla ve moloz taştan yapılmıştır.

Hamza Bey Camisi (Osmangazi)

Bursa, Muradiye Mahallesi’nde, Hamza Bey Caddesi üzerindeki cami, İzmir fatihi Hamzaa Bey tarafından 1477’de yaptırılmıştır.

Cami, Sultan II.Murat Camisinin plan bakımından küçük bir modelidir. Son cemaat yeri kalın altı sütun üzerine kubbe ve tonoz örtülüdür. İbadet mekanı ters T plan düzeninde olup, üzeri oldukça yüksek kasnaklara oturan iki büyük kubbe ve bunların yanında daha basık ikişer kubbe ile örtülüdür. Tek şerefeli minaresi caminin solundadır.

Cami 1855 depreminde zarar görmüş, 1873’te onarılmıştır. Ayrıca yanı başında Hamza Bey’in eşi ve kızlarının, damadı Kara Mustafa Paşa’nın türbeleri bulunmaktadır.

İbni Bezzaz Camisi (Osmangazi)

Bursa İncirli Caddesi üzerinde bulunan İbni Bezzaz Camisi, Çelebi Sultan Mehmet döneminde İni Bezzaz ismi ile tanınan Hafizüddin Efendi tarafından yaptırılmıştır.

XV.yüzyılın başlarında yapılan bu cami, dikdörtgen planlı olup, 7.89x7.94 m. ölçüsündedir. Caminin kuzey tarafına 3.40x7.89 m. ölçüsünde bir son cemaat yeri eklenmiştir. Son cemaat yerinin ortasındaki mermer söveli basık kemerli bir girişten ibadet mekanına girilmektedir. Bu kapının üzerinde sülüs yazı ile “ innessâlâte kânet aley mü’mimine kitabe mevkuten” ayeti yazılıdır. Bu ayet ile gerçekten namaz müminlere vakitli olarak farz kılınmıştır denilmektedir. Bu ayetin üzeri de kabarmalı küçük kabaralarla bezenmiştir. Son cemaat yeri ortada iki paye ve duvar uzantıları ile üç bölümlüdür. Caminin ana duvarları gibi burası da iki sıra tuğla, aralarında da dikey tuğlalar bulunan bir sıra kesme taştan yapılmıştır. İÇ kapı kemerinin üzerinde de yan köşelere sülüs ile Ayeti Kerimeler yazılmıştır.

İbadet mekanı, duvarlara oturan pandantifli merkezi bir kubbe ile örtülmüştür. İçerisi yan kenarlarda ve mihrabın iki yanındaki iki sıra halinde pencerelerle aydınlatılmıştır. Caminin onarımları sırasında mihrap orijinalliğini yitirmiştir. İç mekanın batı yönünden çıkılan minare onikigen kaideli, silindirik gövdelidir. Bu kaide iki sıra tuğla ve bir sıra kesme taş örgülüdür.

Bursa depremi sırasında birkaç kez yıkılan cami ve minaresi yenilenmiştir. Bu arada üzeri ahşap çatı ile örtülmüştür. Bugün Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Bursa Eski Eserleri Sevenler Derneğince onarılmış ve kısmen eski konumuna getirilmiştir.


İsa Bey İmaret Mescidi (Osmangazi)

Bursa Kalesi içerisinde Devlet Hastanesi’nin önünde bulunan İsa Bey İmaret Mescidini, Çelebi Mehmet’in veziri Beyazıt Paşa’nın oğlu İsa Bey, XV.yüzyılın başlarında yaptırmıştır.

Mescit 6.40x6.40 m. ölçüsünde küçük bir yapıdır. Üzeri kurşun kaplı bir kubbe ile örtülüdür. Duvarlardan Türk üçgenleri ile kubbeye geçiş sağlanmıştır. İç mekanda baklavalı bir motif kubbe eteğini çepeçevre kuşatmaktadır. Sekizgen kasnakta üç penceresi bulunmaktadır. Caminin son cemaat yeri önünden geçen yol nedeni ile kesilmiştir. Buraya kalan yan duvardan yararlanılarak ahşap bir oda yapılmıştır.

Mescit iki sıra tuğla, bir sıra moloz taş ile örülmüştür. Mihrabı dört sıra mukarnaslıdır. Halk arasında yaygın bir inanışa göre de bu mihrap, Bursa camileri içerisinde Kıbleye en doğru ölçüde olanıdır.

Caminin kuzeybatı köşesindeki minareye son cemaat yerinden çıkılmaktadır. Sekizgen kaide üzerinde silindirik gövdeli minaresi bulunmaktadır.


Fenari İsa Bey Camisi (Güdük Minare) (Osmangazi)

Bursa Alaaddin Caddesi’nde yer alan Fenari İsa Bey Camisini XV.yüzyılın sonlarında, Molla Fenari’nin torunu İsa Bey yaptırmıştır. İsa Bey aynı zamanda bu caminin karşısına bir medrese yaptırmışsa da bugün bu medreseden hiçbir iz kalmamıştır. Ayrıca Bursa’da Basmacılar Çarşısı’nda ve Edirne’de iki han yaptırmıştır.

Cami, 8.13x8.13 m. ölçüsünde kare planlı bir yapı olup, üzeri kubbe ile örtülüdür. Son cemaat yerinin doğu-batı yönündeki yan duvarları ile iki taş kaidesi günümüze ulaşabilmiştir. Orijinalinde sivri kemerlerle birbirine bağlanan üç bölümlü son cemaat yerinin sütunları, kemerleri ve üst örtüsü yıkılmış ve sonraki yıllarda buraya basit bir çatı yapılmıştır. Son cemaat yerinden ibadet mekanına girilen 1.10 m. genişliğindeki kapı silmelerle çevrilidir. İbadet mekanı altlı üstlü sekizer pencere ile aydınlatılmıştır. Giriş eksenindeki mihrap dikdörtgen bir niş şeklinde olup, orijinalindeki mukarnaslar yıkılmış ve özelliğini kaybetmiştir.

Yapının kuzeydoğu köşesinde ve camiden ayrı olan minaresi kısa gövdeli olduğundan Güdük Minare ismi ile de anılmıştır. Bu isim aynı zamanda camiyi de kapsamaktadır.


İshak Şah Camisi (Müftü Önü Camisi) (Yıldırım)

Bursa Setbaşı, Kabakçı Sokak’ta bulunan bu cami, kitabesinden öğrenildiğine göre Çelebi Sultan Mehmet döneminde İshak Şah tarafından 1421’de yaptırılmıştır. Giriş kapısı üzerinde kitabesi bulunmaktadır:

Emere bi imâret-i hâzel fakir-ül muhtacü ilâllâhi a’ni İshak Şah bin İvaz Şah üs-Sultan Mûsa h.824 (1421).

Cami, 6.80x6.80 m. ölçüsünde kare planlıdır. Bunun kuzey yönüne 4.00x6.80 m. ölçüsünde bir son cemaat yeri eklenmiştir. Yol genişletmesi sırasında son cemaat yerinin revakları yıkılmış ve buraya ahşap tavanlı olarak yeniden yapılmıştır. İbadet mekanının üzeri duvarlara oturan bir kubbe ile örtülüdür. İçerisi altı adet alt sıra, sekiz adet de üst sıra pencere ile aydınlatılmıştır. Giriş aksındaki minber mukarnaslı olup, orijinalliğini kaybetmiştir.

Caminin kuzeybatı köşesindeki minaresi sekizgen kaide üzerine, üç sıra tuğla ve moloz taştan yapılmıştır. Bunun üzerinde üçgenler üzerine oturan yuvarlak gövdesi bulunmaktadır.

Bu cami, değişik dönemlerde yapılan onarımlardan ötürü orijinalliğini kaybetmiştir.


İzzüddin Camisi (Pınarbaşı Camisi) (Osmangazi)

Bursa, Pınarbaşı semtinde bulunan bu cami, Sultan I.Murad’ın kızı Nilüfer Hatun’a ait bir arsa üzerine İzzüddin Bey tarafından XV.yüzyılın başında yaptırılmıştır. İzzüddin Bey, Sultan I.Murad’ın kızı Nilüfer Hatun’un emirlerinden Togan Bey’in kardeşidir.

Cami, moloz taştan yapılmış, üzeri çatı ile örtülüdür. Değişik dönemlerde yapılan onarımlar sonucunda mimari özelliğini tamamen yitirmiştir. Ahşap olan minaresinin yerine 1960 yılında tuğladan bir minare yapılmıştır. Bu minare Hüdavendigâr Camisi minaresi ile çok yakın benzerlik göstermektedir.


Kademeli Camisi (Çukur Cami) (Osmangazi)

Bursa Pınarbaşı semtinde, Uzun Sokak’ta bulunan bu camiyi, Sultan II.Murat zamanında Kademeli ismi ile tanınan Ahi Kadem yaptırmıştır. Kitabesi bulunmadığından yapım tarihi bilinmemekte olup, yapı üslubundan XV.yüzyılın ilk yarısına tarihlendirilmektedir.

Cami, 7.15x7.25 m. ölçüsünde kare planlı olup, üzeri sekizgen kasnaklı bir kubbe ile örtülmüştür. Caminin kuzeyinde ahşap bir son cemaat yeri bulunmaktadır. Orijinal durumdaki bu bölümün sütunları ve üst örtüsü günümüze gelememiştir. Cami duvarları ve kubbenin sekizgen kasnağı tuğla hatıllı ve taş örgülüdür. Burada bir sıra tuğla, bir sıra taş alternatif olarak devam etmiş, taşların aralarına da dikey tuğlalar yerleştirilmiştir.

İbadet mekanı altlı üstlü ikişer pencere ile aydınlatılmıştır. Ancak bunlardan alt sıradakilerin bazıları kapatılarak dolap haline getirilmiştir. Son cemaat yerinden çıkılan minarenin kaidesi kesme taş ve dikey tuğla örgülü olup, silindirik gövdelidir. Minare gövdesi üzerinde yer yer altıgen çinilere rastlanmaktadır.

Kayan (Kaygan) Camisi (Osmangazi)

Bursa Kaygan Çarşısı yakınında Keresteciler Caddesi’nde bulunan bu camiyi, XV.yüzyılın başlarında Kazzazoğlu Söle Mehmet Paşa’nın maddi yardımı ile Kaygan Musa oğlu Mehmet Bey yaptırmıştır.

Bugünkü cami ile orijinal cami arasında plan ve yapı tarzı yönünden büyük farklılıklar vardır. Kaynaklara göre, cami sekiz kubbeli olup, ortadaki kubbenin altında minber, iki yanında da iki mihrabı bulunuyordu. Minaresi biri kurşunluk hizasında diğeri de iki şerefeli idi. Binayı yaptıran kaygan Musa Efendi’nin parası yetmeyince, Kazzazoğlu Söle Mehmet Paşa’dan yardım istemiş, Mehmet Paşa da minareler istediği şekilde olursa yardım yapacağını söylemiştir.

Bu cami çeşitli deprem ve yangınlardan harap olmuş ve yerine emekli Kolağası Halil Efendi 1873 yılında bugünkü şekli ile yeniden yaptırmıştır. Bugünkü caminin kuzey yönüne 3.15x17.10 m. ölçüsünde bir son cemaat yeri eklenmiştir. Ana mekana giriş kapısının iki yanında yarım yuvarlak mihrap nişleri ve birer pencere bulunmaktadır. Caminin ibadet mekanının, kuzey, doğu ve batı yönde üç ayrı girişi bulunmaktadır. İbadet mekanı 17.10x17.35 m. ölçüsünde kareye yakın dikdörtgen planlıdır. İbadet mekanının ortasında dört payenin taşıdığı 7.73x7.73 m.lik alan kubbe ile örtülüdür. Buradaki ayaklar birbirlerine kemerlerle bağlanmıştır. Kubbeli mekanın dışında kalan bölümler tonozlarla örtülüdür. Mihrap yarım daire kesitli olup, 1873 tarihinde yapılmıştır. Beş sıra silme ile hareketlendirilmiştir.

Kefen Süzen Mescidi (Osmangazi)

Bursa Daya Kadın Mahallesi’nde bulunan bu mescidi, Kefen Süzen ismi ile tanınan Hoca Mehmet XV.yüzyılın ilk yarısında yaptırmıştır.

Çeşitli onarımlarla günümüze gelebilen bu mescidin kuzey yönünde ahşap bir son cemaat yeri vardır. İbadet mekanı 7.50x8.10 m. ölçüsünde dikdörtgen planlı olup, üzeri yüksek bir kasnağa oturmuş kubbe ile örtülüdür. Bu kubbe 1953 yılında yeniden yapılmıştır. İbadet mekanı doğu, batı ve kuzey duvarlarında yer alan ikişer, iki sıra halinde altta dikdörtgen, üstte de sivri kemerli pencerelerle aydınlatılmıştır.

Mihrap sade ve sivri kemerli bir niş şeklindedir. Yer yer yeni olup, eski mihrabın da izleri görülmektedir. Moloz taş ve tuğladan yapılan mescidin doğu duvarına bitişik sekizgen kaideli minaresi yuvarlak gövdeli olup, 1956 yılında yenilenmiştir.


Kiremitçi Sinan Bey Camisi (Osmangazi)

Bursa Kiremitçi Mahallesi’nde bulunan bu camiyi, XVI.yüzyılın ortalarında Pir Mehmet’in oğlu Sinan Bey yaptırmıştır. Caminin 1977 yılında yapılan onarımı sırasında kitabesi kaybolmuştur. Tamir kitabesinden öğrenildiğine göre de 1803 yılında kâgir ve ahşap çatılı olarak onarılmış, 1970’li yıllarda temellerinden sökülerek yeniden yapılmıştır. Bu bakımdan orijinalliğini yitirmiştir.


Koca Naip Camisi (Osmangazi)

Bursa Muradiye semtinde, Esen Sokak’ta bulunan bu caminin de kitabesi günümüze ulaşamamıştır. XVI.yüzyılın ilk yarısında Koca Naip Mahmut Efendi tarafından yaptırılmıştır.

Caminin ibadet mekanı 6.15x6.15 m. ölçüsünde kare planlı olup, beden duvarlarından Türk üçgenleri yardımıyla merkezi kubbeye geçiş sağlanmıştır. İbadet mekanının önündeki son cemaat yeri 6.20x3.80 m. ölçüsünde olup, ortada iki paye ve iki yan duvarları birleştiren üç sivri kemerle üç bölüme ayrılmıştır. Üzerleri tonozla örtülü olan bu bölümlerden ortadaki daha dar, yanlardaki daha geniştir. Beden duvarları iki sıra tuğla hatıllı moloz taştan yapılmıştır. Bunların arasına da yer yer iki sıra tuğla konulmuştur.

Son cemaat yerinden çıkılan minaresinin sekizgen kaidesi bir sıra taş, iki sıra tuğla hatıllı olarak örülmüştür. Üst kısımlarda çeşitli tuğla işçiliği ile bezeli, sivri kemerli kitabelikler bulunmaktadır. Minarenin gövdesi silindirik olup, üst kısmında çini bir bilezik vardır. Şerefe altı üç sıra stalaktitlidir.

Şeyh Konevi Camisi (Osmangazi)

Bursa Pınarbaşı Mezarlığının doğusunda, Tezveren Sokak’ta bulunan bu camiyi kimin yaptırdığı bilinmemektedir. Ancak kapısı üzerindeki kitabede 1550 yılında yapıldığı yazılıdır.

Caminin ibadet mekanı 7x7 m. ölçüsünde kare planlıdır. İlk yapılışında kubbeli olan bu cami sonradan ahşap tavanla örtülmüştür. 1854 Bursa depreminden sonra cami hasara uğramış ve yenilenmiştir. Kuzey cephesinde 3.40x7.60 m. ölçüsünde bir son cemaat yeri bulunmakta olup, burasının önü örülmüş, ev şekline sokulmuş, üzeri de çatı ile örtülmüştür. Giriş eksenindeki mihrap beş sıra mukarnaslı olup, yağlı boya ile özelliği kaybolmuştur. İbadet mekanı duvarlardaki iki sıra halinde ikişer sıra pencere ile aydınlatılmıştır.

İbadet mekanının doğusundaki minaresi taş ve tuğladan sekizgen kaideli olup, üzerinde silindirik tuğladandır.


Lâmi Çelebi Mescidi (Osmangazi)

Bursa, Çekirge, Yeni Kaplıca Çarşısındaki bu mescidi, Yeşil Türbe’nin nakışlarını yapan Nakkaş Ali’nin torunu Lâmii Çelebi yaptırmıştır. Lâmii Çelebi XVI. Yüzyılın divan şairlerindendir.

XVI.yüzyıl eseri olan bu yapının ibadet mekanı 7.48x9.60 m. ölçüsünde olup, önünde 3.95x7.48 m. ölçüsünde bir son cemaat yeri bulunmaktadır. Dikdörtgen planlı caminin üzeri ahşap tavanlıdır. İbadet mekanındaki bazı pencereler bitişik yapılanmadan ötürü kapatılmış olup, yalnızca kuzey, güney ve doğu yönündeki ikişer pencere ile aydınlatılmıştır. Beş mukarnas sıralı mihrap nişi boyanmış ve özelliğini kaybetmiştir.

Mescidin kuzeydoğu köşesinde yer alan minaresi son cemaat yerinin üzerindedir. XVI.yüzyıldan kaldığı sanılan sekizgen kaidesi tuğla ve taş örülüdür. Bunun üzerinde üçgenlerin yardımı ile silindirik gövdeye geçilmiştir.


Meydancık Camisi (Osmangazi)

Bursa Alancık Sokak’ta bulunan bu camiyi XV.yüzyılda Kazzazoğlu Söle Mehmet Paşa yaptırmıştır.

İbadet mekanı 7x7 m. ölçüsünde kare planlı olup, önünde 3.65x7.00 m. ölçüsünde üç bölümlü son cemaat yeri bulunmaktadır. Bunlardan ortadaki bölüm diğerlerine göre daha dar ve yüksek, yanlardakiler de daha geniştir. Üzerleri beşik tonoz ile örtülüdür. Caminin 1968 yılında yapılan onarımı sırasında öne doğru bir saçak eklenmiş ve böylece caminin görünümü zedelenmiştir. Üç sıra tuğla, bir sıra kesme taştan yapılan duvar örgüleri arasına dikey tek tuğlalar yerleştirilmiştir. Sivri kemerli bir kapıdan girilen ibadet mekanı içeriden Türk üçgenleri, dışarıdan da sekizgen kasnaklı bir kubbe ile örtülüdür. Yapının kubbe kasnağında üç, alt sırasında da dört sivri kemerli pencere ibadet mekanını aydınlatmaktadır. Dikdörtgen çerçeveler içerisindeki mihrabının bir özelliği bulunmamaktadır.

Caminin kuzeybatı köşesinde yer alan minare 1913 yılında yenilenmiştir. Cami, yapılışından sonra 1583, 1631, 1680, 1763, 1849, 1913 yıllarında onarıldığından özelliğini büyük ölçüde yitirmiştir.

Bursa Cami ve Mescitleri 3


Molla Arap Camisi (Balaban Bey Camisi) (Osmangazi)

Bursa Molla Arap semtinde, Balabancık Caddesi’nde bulunan bu camiyi, Molla Arap ismi ile tanınan Mevlâna Mehmet bin Ömer bin Hazma yaptırmıştır. Molla Arap’ın 1531’de öldüğü dikkate alınacak olursa cami de bu tarihten önce yapılmıştır.

1855 Bursa depreminde cami kısmen yıkılmış, yalnızca mihrap eksenindeki peş peşe iki kubbesi ve bu kubbeleri taşıyan ayakları sağlam kalmıştır. Bundan sonra cami ampir üslubunda yenilenmiş ve ibadet mekanının önüne de iki kubbeli, çatılı bir son cemaat yeri eklenmiştir. İbadet mekanının iki kubbelidir. Bu kubbeler ortadaki iki büyük kalın ayak ve kemerlere oturmaktadır. Mihrap beşgen biçiminde olup, yağlı boya ile orijinalliğinden uzaklaşmıştır.

Caminin kuzeybatı köşesindeki minaresi, camiden ayrı durmaktadır. Sekizgen kaidesinden üçgenler aracılığı ile silindirik tuğla gövdeye geçilmektedir.


Molla Fenari Camisi

Bursa’nın güneyinde Molla Fenari semtinde geniş bir avlu içerisindeki bu camiyi Yıldırım Beyazıt ile Çelebi Sultan Mehmet dönemi bilgin ve kadılarından Molla Şemsüddin Mehmet Fenari XV.yüzyılın başlarında yaptırmıştır.

Cami 1855 Bursa depreminde büyük hasar görmüş, 1969 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Bursa Eski Eserleri sevenler Derneğince onarılmıştır. Caminin orijinalinden yalnızca minaresinin bir bölümü ile duvarlarının bir bölümü günümüze gelebilmiştir. Son onarımda eski duvarların kalıntılarından yararlanılarak moloz taştan 13.80x5.40 boyunda dikdörtgen planlı olarak yeniden yapılmıştır. Dikdörtgen şeklindeki ibadet mekanını Bursa üslubundaki bir kemer ikiye ayırmaktadır. Güneyde kalan bölüm yuvarlak, kuzeyde kalan bölüm de ayna tonoz ile örtülüdür. Duvarlardaki on pencere ile iç mekan aydınlatılmıştır.

Eskiden ahşap olan son cemaat yerinin içerisinde bulunan mezarlar onarım sırasında bahçeye taşınmış ve burası genişletilmiştir. Mihrap çinili olup, sivri alınlıklı bir niş şeklindedir. İbadet yerinden yuvarlak kemerli bir kapı ile çıkılan minare sekizgen kaideli olup, taş ve tuğla örülüdür. Buradan Türk üçgenleri ile gövdeye geçilen minare silindiriktir.


Musa Baba Camisi (Yıldırım)

Bursa, Pir Emir semtinde bulunan Musa Baba Camisini Şeyhülislam Abdülkadir Efendi, l584 yılında ölen Musa Baba adına yaptırmıştır. Caminin kitabesi olmadığından ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Musa Baba’nın ölüm tarihi dikkate alındığında XVİ.yüzyılın ikinci yarısının sonlarında yapıldığı anlaşılmaktadır. Belirlenemeyen bir tarihte yıkılan cami l978 yılında Musa Baba Camisi Yaptırma ve Yaşatma Derneğince temel kazısı sırasında çıkan kalıntılara göre yeniden yapılmıştır.

Cami dikdörtgen planlı olup 8.30 x 8.30 m. ölçüsünde dikdörtgen planlı olup önünde 3.05 m. derinliğinde, kemerlerle birbirine bağlı üç bölümlü, dört yığma ayaklı bir son cemaat yeri yapılmıştır. Son cemaat yeri ortada dar,doğu ve batı yanlarında diğerinden daha geniş üç bölüm halindedir.

Cami bir sıra kesme taş, üç sıra tuğla dizisi ile örülmüş bir duvar yapısı vardır. Caminin kuzeybatı yönünde minaresi bulunmaktadır. Kaide sekizgen kaideli olup silindirik gövdelidir.
Caminin güneyinde Musa Baba’nın türbesi bulunmaktadır.


Nalbantoğlu Camisi (Osmangazi)

Bursa Nalbantoğlu Mahallesi’nde bulunan Nalbantoğlu Camisi’ni, Sultan II.Murad döneminde Nalbant Başı tarafından mescit olarak yaptırılmıştır. Banisinin ismi bilinmediğinden halk arasında Nalbantoğlu Camisi olarak tanınmaktadır. XV. Yüzyılda yapılmış olan mescide l777 yılında minber eklenmiş ve böylece camiye dönüştürülmüştür.

Cami 7.50 x 7.50 m. çapında kare planlı olup üzeri merkezi bir kubbe ile örtülmüştür. Kuzey bölümüne de 3.50 x 12.00 m. ölçüsünde üç bölümlü bir son cemaat yeri eklenmiştir. Son cemaat yeri ortadaki dar,doğu ve batı yanları kapalı duvarların ve iki ayağın taşıdığı, kemerlerle birbirine bağlı üç bölüm halindedir. Bunlardan orta bölüm yarım daire tonoz, iki yanlardakiler aynalı tonoz ile örtülüdür. Ortadaki bölmede yer alan mermer söveli kapının üzerinde “İnnes salate” ayeti yazılıdır. Caminin beden duvarları üç sıra tuğla,iki sıra moloz taş ile örtülüdür.

Caminin ibadet mekanının üzeri duvarlara dayanan Türk üçgenleri ile merkezi bir kubbe ile örtülüdür.Kubbe dıştan sekizgen kasnaklı olup içeriden baklava motifli bir kuşakla çevrilmiştir.Mihrap beşgen biçiminde, stalaktıtlidir. Kündekârı, minberi l777 yılında buraya konulmuştur.

Caminin doğu yönündeki minareye ibadet mekanından çıkılmaktadır. Taş ve tuğla dizili kaide çokgen olup bunun üzerinde silindirik minare gövdesi yükselmektedir. Şerefe altı beş sıra stalaktit olup Bursa’nın en dikkat çeken eserleri arasındadır.

Bu camide Bursa Eski Eserleri Sevenler Derneğince l957 yılında onarılmıştır.

Namazgah Yanı Camisi (Osmangazi)

Bursa’da Işıklar Caddesi’nde bulunan Namazgah Yanı Camisi’nin banisi Sofu Mehmet isimli bir kişidir. Caminin kitabesi günümüze gelememiştir. Bununla beraber orijinal minaresine dayanılarak caminin XVI. yüzyıl da yapıldığı sanılmaktadır. Harap durumdaki yapı l969 yılında yıktırılarak eski temellerine dayanılarak yerel bir dernek tarafından yeniden yaptırılmıştır.

Bugünkü orijinal olmayan cami dikdörtgen planlı olup moloz taş ve kerpiçten yapılmıştır. Son cemaat yeri ile birlikte üzeri ahşap bir çatı ile örtülüdür. Caminin kuzey batı duvarına bitişik ve dışa çıkıntılı yedi kenarlı minaresi kaidesi bir sıra moloz taş, üç sıra tuğla örgülüdür. Bunun üzerinde silindirik minare bulunmaktadır, şerefe altı beş sıra tuğla stalaktit kaplıdır.
Caminin mimari ve sanat tarihi yönünden bir önemi bulunmamaktadır.


Reyhan Mescidi (Acemler Mescidi) (Osmangazi)

Bursa Daya Kadın Mahallesi, Koşgör Sokak’ta bulunan Reyhan Mescidi Sultan II. Murad dönemi vezirlerinden Reyhan Paşa tarafından yaptırılmıştır. Kitabesi günümüze ulaşamayan cami XV.yüzyıl eseridir.

Mescit 6.35 x 9.90 m. ölçüsünde dikdörtgen planlı ahşap çatılıdır.Son cemaat yeri 4.35 m. derinliğindedir. Duvarları 0.85 m. kalınlığındadır. Caminin kuzey doğu köşesine silindirik gövdeli bir minare yapılmıştır,

Camiyi yaptıran Reyhan Paşa Yenişehir’de gömülüdür. Cami yapılan onarımlarla özelliğini büyük ölçüde yitirmiştir.


Satı Fakiyh (Sadi Fakiyh) Mesciti (Osmangazi)

Bursa Kalesi içerisinde, Oruç Bey Caddesi’nde bulunan bu mescidini Fatih Sultan Mehmet döneminde Satı Fakiyh yaptırmıştır. Kitabesi bulunmamakla beraber XV.yüzyıla ait olan mescit dikdörtgen planlı, moloz taş duvarlıdır ve üzeri ahşap bir çatı ile kaplanmıştır. Yapı değişik dönemlerde onarıldığından mimari özelliğini yitirmiştir.

Cami haziresinde Satı Fakiyh’ın mezarı bulunmaktadır.


Selimiye Camisi (Osmangazi)

Bursa Selimiye Mahallesi, Sili Sokak’ta bulunan Selimiye Camisini 1892 yılında Tırnavalı Abdullah oğlu Hacı Ahmet yaptırmıştır. Bunu belirten 0.50x0.90 m. ölçüsündeki nesih kitabesi kapı üzerinde bulunmaktadır:

Esasen Tırnavalı Hacı Ahmad ibni Abdullah mevali himmet
Bin üçyüz onda bu beyti Hudayı eyledi inşa
Zamim-i hüsnü hayrat olmak üzere mekteb-i irfan
Dahi te’sis edüp ma’i lezize eyledi ihya

Cami dikdörtgen planlı olup üzeri ahşap bir tavanla örtülüdür. Yakın tarihlerde buraya yapılan bir ekle caminin içerisi genişletilmiştir. Mimari yönden bir özelliği bulunmayan caminin minaresi yapıldığı döneme aittir. Caminin kuzey batı köşesinde bulunan minare sekizgen kaideli silindirik gövdelidir.


Selimzade Camisi (Osmangazi)

Bursa Selimoğlu Caddesi, Eski Sokak’ta bulunan Selimzade Camisini, XVII.yüzyılın başlarında Selimzade Mehmet Efendi yaptırmıştır. Cami 1634 ve 1860 yıllarında onarılmıştır. Son onarımının kapı üzerindeki kitabesinden de l906’da onarıldığı öğrenilmektedir.,.

Cami doğu batı ekseninde, 8.10 x 13.60 m. ölçüsünde dikdörtgen planlıdır. Ahşap tavanlı cami sekiz pencere ile aydınlatılmıştır. Mukarnaslı mihrabı ve kuzeybatı köşesindeki minaresi dışında cami bütünü ile değiştirilmiş ve orijinalliğini yitirmiştir. Minareye son cemaat yerindeki bir kapıdan girilmektedir. Taş, tuğla örgülü kaideden üçgenler yardımıyla tuğla gövdeli silindirik minareye çıkılmaktadır.


Setbaşı (Karaçelebi) Camisi (Osmangazi)

Bursa Setbaşı Köprüsü karşısında, Atatürk Caddesi'nde bulunan Setbaşı Camisi Karaçelebizade Hüsameddin Efendi tarafından yaptırılmıştır.

XVI.yüzyıl eseri olan cami 8.80x14.15 m. ölçüsünde dikdörtgen planlı bir yapı olup, kuzeyine 3.30 m derinliğinde bir son cemaat yeri yapılmıştır.Caminin ve son cemaat yerinin üzeri ahşap bir çatı ile örtülüdür. Caminin ibadet mekanı 8 pencere ile aydınlatılmıştır. Mihrap beş köseli olup üzeri kademeli biçimde daralmaktadır.

Caminin minaresi kuzey doğu köşesindedir. Kare kaideli minare tuğladan silindirik gövdelidir.Yapılışından bu yana değişik zamanlarda yapılan onarımlarla özelliğinden büyük ölçüde uzaklaşmıştır.


Sevindik Mescidi (Osmangazi)

Bursa’nın kuzeyinde Sevindik Sokak’ta bulunan bu camiyi, Fatih Sultan Mehmet döneminde Başçı Hoca Sevindik isimli bir kişi yaptırmıştır. Hacı Sevindik Tahtakale’de Hacı Sevindik Mescidini de yaptırmıştır.

Cami 6.50 x6.50 m. ölçüsünde kare planlı bir yapı olup üzeri kubbe ile örtülüdür. Doğu yönünden içerisine girilen mescidin beş sıralı mukarnaslı mihrabı orijinal olup, bunun dışında kalan bölümleri değişik zamanlarda yapılan eklerle, onarımlarla özelliğini yitirmiştir. Caminin minare ve minberi bulunmamaktadır. Ancak kaynaklardan öğrenildiğine göre ilk yapılışında minaresi bulunuyordu.


Sivasiler Mescidi (Tahtalı Mesçit) (Osmangazi)

Bursa Sivasiler Mahallesi’nde yer alan Sivasiler Mescidinin kimin tarafından ve ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Bu konuyu belirten bir kitabe veya belgeye arşiv kayıtlarında rastlanmamıştır. Ancak yapının mimari üslubundan XV.yüzyıl eseri olduğu anlaşılmaktadır.

Mescit dikdörtgen palanlı olup üzeri ahşap bir çatı ile örtülmüştür. Değişik zamanlarda yapılan onarımlarla özelliğini yitirmiştir. Ancak mescidin son cemaat yerindeki ahşap tavanı, ahşap pencere korkulukları ve kadınlar mahfili ahşap işçiliği yönünden önemlidir.
Minaresi orijinal olmayıp geç dönemlerde ahşaptan yapılmıştır.


Somuncu Baba Camisi (Şeyh Hamid Camisi) (Osmangazi)

Bursa, Pınarbaşı Caddesi’nde bulunan bu camiyi Yıldırım Beyazıt döneminde Aksaray’lı Şeyh Hamidüddın-ı Aksarayi adına, Başçı Hacı Sevindik 1407’de yaptırmıştır.
Aksaray’lı Şeyh Hamidüddin geçimini ekmek satarak sağlayan bir derviştir. Halk onun küfesindeki ekmeklerin bereket getireceğine inanırmış ve bu yüzden de onun ekmeklerini kapışırlarmış. Bursa Ulu Camisinin açılışında ilk namazı kıldırmış,ardından da ilk vaazı vermiştir.

Cami 5.70x5.70m. ölçüsünde kare planlı bir yapıdır. Kuzey yönüne 3.00x5.70 m. ölçüsünde bir son cemaat yeri eklenmiştir. Son cemaat yeri iki sıra tuğla ve moloz taş ile bunların aralarına dikey olarak yerleştirilmiş tuğlalardan meydana gelmiştir. Taş ve tuğladan iki kalın ayan birbirleri ve yan duvarlarla yuvarlak kemerlerle birleştirilmiştir. Böylece son cemaat yeri üç bölümlü olmuştur. Buradan sivri kemerli alınlığı olan Bursa kemeri üslubundaki bir kapıdan ibadet mekanına girilmektedir. İbadet mekanı dışarıdan sekizgen kasnaklı, içeriden pandantifler üzerine oturtulmuş bir kubbe ile örtülüdür. Caminin doğu, batı ve kuzey duvarları sivri kemerli ikişer sıra halinde pencerelerle aydınlatılmıştır. Mihrap dikdörtgen çerçeve içerisine alınmış olup beş dilimlidir.

Minare sekizgen kaide üzerine,tuğla ve taş karışımı olarak yapılmış olup silindirik gövdelidir.
Caminin batısında bulunan, taş tuğla örgülü kalıntıların Caminin banisi Somuncu Baba’nın çilehanesi ve fırını olduğu söylenmektedir. Buradaki çilehane denilen yer 4.00x6.00m.ölçüsünde olup asıl çile çekilen yere bir insanın zor sığabileceği bir mekandır. Fırın ise çile haneye bitişiktir. Basit bir yapı olup, tuğla örgülü fırının ağzı l.20 m. yüksekliğindedir.


Umur Bey Camisi (Osmangazi)

Bursa, Umur Bey Mahallesi, Kapıcı Caddesi’nde bulunan Umur Bey Camisi Sultan II.Murad döneminde Timurtaş Paşa’nın oğlu Umur Bey yaptırmıştır. Caminin giriş kapısının sağında ve solundaki duvarlara vakfiyesi yazılmıştır. Bu vakfiyede Umur Bey’in caminin yakınında yaptırdığı hamamı, Tuz Pazarında hanı, Bursa’da bulunan bütün malı mülkü, İnegöl ‘deki değirmeni ve tarlalarının bu camiye vakfettiği yazılıdır.

XV.yüzyıl yapısı olan cami büyük bir avlunun içerisinde ve birbirlerinden 2.20 m.lik açıklıkta bulunan 8.18 x 8.10 m. ve 634 x6.60 m. ölçülerinde iki bölüm halindedir.Asıl ibadet yeri ile dört mermer sütunlu revak kısmından meydana gelmiştir. Bu yapının tamamı ahşap çatı ile örtülmüştür. İbadet mekanına basık kemerli bir kapıdan girilmektedir. Bu kapının üzerinde küçük bir kubbecik bulunmaktadır. Bu kapının her iki yanında ikişer pencere, güney batı duvarlarında da sivri kemer alınlıklı sekiz penceresi bulunmaktadır. Mihrabın iki yanında birer sütuncuk, üzerinde de beş sıra halinde mukarnas dizisi vardır.

Ekrem Hakkı Ayverdi, ibadet mekanının sağındaki minare ile birlikte 8.00 x 8.00 m. ölçüsünde olduğunu ve öndeki kısmın sonradan eklendiğini ileri sürmektedir.Caminin batısındaki minareye son cemaat yerindeki bir kapıdan çıkılmaktadır. Minare kaidesi sekizgen olup bunun üzerinde silindirik tuğla gövde bulunmaktadır.


Pir Emir Camisi (Osmangazi)

Bursa, Işıklar Askeri Lisesi’nin yakınındaki Pir Emir Sultan Camisini XVI.yüzyılın başlarında Pir Emir Sultan Mehmet yaptırmıştır.

Dikdörtgen planlı, 10.35 x 10.98 m. ölçüsündeki cami tek kubbeli ibadet mekanı ile kuzey yönünde 5.17 x10.70 m. ölçüsünde buna eklenen bir son cemaat yerinden meydana gelmiştir. Son cemaat yeri ortadaki iki ayak yanlarda birer pencereli üç bölümlüdür. Bu bölümlerden ortadaki daha dar olup üzeri tonoz iki yanlardakiler de ayna tonozla örtülüdür. Buradaki kemerler Bursa kemerli olup duvarları üç sıra tuğla bir sıra kesme taş dizisinden meydana gelmiştir. İbadet mekanına son cemaat yerinden mukarnaslı bir kapıdan girilmektedir. İbadet mekanı köşelerdeki üçgenlerin taşıdığı, dıştan sekiz kasnaklı merkezi bir kubbe ile örtülmüştür. İçeride alt sırada sekiz, üst sırada altı, kubbe kasnağında da dört sivri kemerli pencere ile içerisi aydınlatılmıştır. Mihrap beş köşeli olup 0.65 m derinliğinde, 1.45 m. genişliğindedir.İki yanında stalaktitli sütuncuklar yedi sıralı mukarnaslarla bezenmiştir.
Caminin beden duvarları üç sıra tuğla, bir sıra kesme taş ve bunların aralarında dikey tuğla dizisiyle örülmüştür.

Caminin beden duvarlarına bitişik olan minareye ibadet alanının kuzey batı köşesindeki kapıdan çıkılmaktadır. Altı köşeli, dışa çıkıntılı bir kaide üzerindeki minare gövdesi silindirik şekilde tuğladandır. Ancak bu minare yakın tarihlerde yapılmıştır.


Simkeş Camisi (Osmangazi)

Bursa Atatürk Caddesinde, Tuz Pazarı yakınındaki Simkeş Camisi’nin kitabesi günümüze ulaşmadığından ve vakıf kayıtlarında da bu konuda yeterli bir bilgiye rastlanmadığından ne zaman ve kimin tarafından yapıldığı bilinmemektedir.Yapı üslubundan XV.yüzyılın sonlarında yapıldığı sanılmaktadır.

Cami dikdörtgen planlı olup 7.00 x 7.35 m. ölçüsünde ibadet yeri ile 2.55 x 6.68 m. ölçüsünde dikdörtgen planlı bir son cemaat yeri bulunmaktadır. Son cemaat yeri dört ayak ve bunları birbirine bağlayan Bursa kemerleri ile üç bölüme ayrılmıştır. Bu bölümlerin üzeri ayna tonozlarla örtülmüştür. İbadet mekanını örten kubbe dıştan sekizgen kasnaklı olup kubbeye geçiş Türk üçgenlerinin yardımıyla olmuştur. İbadet mekanı kubbeli,son cemaat yeri de ayna tonozla örtülüdür. Sonraki dönemlerde üzeri çatı ile örtülmüştür.İbadet mekanın doğu ve batı duvarlarında birer pencere açılmıştır.Mihrap dikdörtgen çerçeve içersinde sivri kemerli ve oldukça sadedir.

1960 yıllarına kadar şahıs malı olan, son cemaat yerine odalar yapılan ve ibadet yeri de depo olarak kullanılan yapı kamulaştırılmış ve l970’li yıllarda ibadete açılmıştır.


Sülüklü Cami (Osmangazi)

Bursa Çifte Fırınlar semtinde bulunan Sülüklü Cami’nin kitabesi bulunmamaktadır. Yapı üslubundan ve kaynaklardan Kanuni Sultan Süleyman döneminde yapıldığı sanılmaktadır. Sülüklü Cami denilmesinin nedeni bilinmemektedir. Yunan işgali sırasında cami ve yanındaki mezarlar tahrip edilmiştir.1936 yılında halk tarafından onarılmış, bu onarım sırasında eski temellerinden yararlanılmıştır.

Cami dikdörtgen planlı ve ahşap çatılıdır.İlk yapılışında bulunan son cemaat yeri ibadet mekanına katılmıştır. Mihrap ve minaresi orijinalliğini koruyabilmiştir.
Kuzeybatı yönündeki minaresi beden duvarlarına bitişik olup silindirik tuğla gövdelidir.


Sürmeli Mescidi (Osmangazi)

Bursa, Hisar semtinde , Sürmeli Sokak’ta bulunan Sürmeli Mescidi, Bursa’nın fethi sırasında şehre ilk giren ve burada ezan okuyan Ahi Hasan tarafından yaptırılmıştır.

Mescit küçük bir yapı olup bugünkü yapı ile ilk yapı arasında büyük fark bulunmaktadır. Kadro harici bırakılan yapı, vakıflar tarafından satılmış ve bir ev haline getirilmiştir.


Şahabeddin Paşa Camisi (Osmangazi)

Bursa, Altıparmak Caddesi üzerinde bulunan Şahabeddin Paşa Camisi’ni Karamanlı Mehmet oğlu Mehmet Çelebi 1497’de Sultan I. Murad ve Fatih Sultan Mehmet dönemi vezirlerinden Şahabeddin Paşa adına yaptırmıştır. Bunu belirten, dört satırlık kitabesi nesih yazı ile mermer üzerine yazılmış ve giriş kapısı üzerine yerleştirilmiştir.

Kitabe:
Mehmed Çelebi ibn-i Mehmed ki et Karamanı
Bu hub mesçide oldu safayla bani
Dokozyüzüç yıla vasi olmuştu tarihi
Ki hurrem eyledi bu huyle dili edvi

Cami ibadet mekanı ve son cemaat yeri olmak üzere iki bölümden yapılmıştır. Caminin kuzeyindeki son cemaat yeri sonradan camekanla kapatılarak özelliğini yitirmiştir. Buradan üzerinde kitabesi olan bir kapıdan ibadet mekanına geçilmektedir. İbadet mekanı 9.80x 10.25 m. ölçüsünde dikdörtgen olup üzeri ahşap çatı ile örtülüdür. Mihrap diş yarım yuvarlak olup dikdörtgen çerçeve içerisine alınmıştır

Caminin kuzeybatı köşesindeki minaresine son cemaat yerinden açılan bir kapıdan çıkılmaktadır.Sekizgen minare kaidesi yapının çatısına kadar yükselmekte olup bunun üzerinde silindirik gövde bulunmaktadır.


Şeker Hoca Camisi (Osmangazi)

Bursa Ulu Camisi’nin arkasında bulunan Şeker Hoca Caddesi’ndeki Şeker Hoca Camisi’nin kitabesi bulunmadığından ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Yapı şeklinden Çelebi Sultan Mehmet zamanında yapıldığı sanılmaktadır.

Cami moloz taş duvarlı olup minare ve pencere kemerlerinde tuğla kullanılmıştır. Dikdörtgen planlı cami 8.20 X 20.m. ölçüsündedir. Son cemaat yerinin doğu ve batısı duvar uzantıları ile kapalıdır. Bugün üzeri ahşap çatılıdır Orijinal konumunda üç kemerli ve ahşap olduğu sanılmaktadır. Son onarım sırasında camekanla kapatılmıştır. İbadet mekanı duvarlara dayalı kasnaksız bir kubbe ile örtülüdür.

Caminin doğusunda bulunan minareye son cemaat yerindeki bir kapıdan çıkılmaktadır. Sekizgen kaide üzerinde tuğladan yuvarlak gövdelidir.Gövdenin orta kısmında karelerden meydana gelmiş bir kuşakla dekore edilmiştir.


Şerefüddin Paşa Camisi (Osmangazi)

Bursa Tuzpazarı Caddesi, Okçular Çarşısı içerisinde bulunan Şerefüddin Paşa Camisi Sultan II.Murad’ın emirlerinden Şerafüddin Paşa tarafından yaptırılmıştır.Ancak yapım tarihini belirten kitabesi günümüze gelememiştir.

Cami 8.80 x 8.80 m .ölçüsünde kare planlı olup, üzeri tek kubbe ile örtülüdür. Duvarları iki sıra tuğla iki sıra taş dizisi ile yapılmıştır. Caminin önünde iki paye ve yan duvar uzantılarının meydana getirdiği bir son cemaat yeri bulunmaktadır. Bugün son cemaat yeri orijinal görünümünden uzaklaştırılmıştır. İbadet mekanı alt sırada sekiz, üst sırada da altı pencere ile aydınlatılmıştır. Mihrap basit çerçeveli sivri kemerli ve beş sıra stalaktitlerden meydana gelmiştir. Bugün üzerine yağlı boya ile resimler yapılmış ve orijinalliğini yitirmiştir.

Caminin batısındaki minareye son cemaat yerinden geçilmektedir. İki sıra tuğla, bir sıra kesme taştan yapılan kaidenin üzerinde yuvarlak gövdeli minare bulunmaktadır.


Şeyh Paşa Camisi (Dibekli Cami) (Osmangazi)

Bursa Hisar semtinde, Şahin Sokak’ta bulunan Şeyh Paşa Camisi’nin kapı kitabesinden öğrenildiğine göre Şeyh Paşa bin Şehabüddin bir Bayezit tarafından 1439 yılında yaptırılmıştır. Sülüs yazı ile yazılmış 0.50 x 0.56 m. ölçüsündeki kitabe:

Emere bi imareti haze’i mescide ve binalhi el-ab dü’l- muhtaç ila rahmetillahi ve gufranihi Şeyh Paşa
Bin Beyazıd fi eyyami devletis-sultani’l-azam mevla müluki’l arab ve’l-acem maliki
Ritabi’l-ümem fatihi’i bilad nasıru’l-ibade-s-sultan ibni-s-sultan bin es-sultan
Murad Han halledallahü sultanehu ve evzaha alela lemine bürhanehu fi şevval isna ve erbaine ve semane mie

“Bu mescidin imar ve binasını Arap ve Acem’in hükümdarlarının efendisi ümmetlerin sahubu şehirler fetheden insanlara yardım eden Sultan oğlu Sultan,Sultan Murad (Allah saltanatını daim etsin,alemlere delilini açık kılsın) zamanında Allahın rahmetine muhtaç kul olan Bayezid oğlu Şeyh Paşa Şehabeddin emretti 842 yılı Şevval ayı “ (l339)
Cami, 7.00 x7.10 m. ölçüsünde kareye yakın dikdörtgen planlıdır. Buna 4.80 x8.58 m. ölçüsünde bir son cemaat yeri eklenmiştir. Kesme taş ve tuğladan yapılan duvarlarda üç sıra tuğla, bir sıra kesme taş kullanılmıştır.


Tahtalı Mescit (Osmangazi)

Bursa, Hisar semti, Zindankapı Caddesi, Tahtalı Sokak’ta bulunan Tahtalı Mescit’in ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. XVI-XVII.yüzyıllarda yapıldığı ileri sürülmüşse de bu da kesinlik kazanamamıştır.

Caminin duvarları moloz taştan olup 7.05 x 8.70 m. ölçüsünde dikdörtgen planlıdır. Üzeri ahşap çatı ile örtülmüştür. Caminin doğu yönünde pencereler bulunmaktadır . Diğer yönlerdeki altlı üstlü pencereler ile aydınlatılmıştır. Mihrap üç sıra mukarnas dizili yarım daire kesitlidir. Bugün yağlı boya ile kapatılmıştır. Kuzey batı yönündeki ahşap minareye kuzey yönü kapalı ahşap tavanlı son cemaat yerinden çıkılmaktadır.


Üç Kuzlar Camisi (Osmangazi)

Bursa Üç Kuzlar semtinde bulunan Üç Kuzlar Camisi’nin ne zaman ve kimin tarafından yapıldığı konusunda bilgi bulunmamaktadır.1950 yılında yıkılan caminin ilk yapılışı ile ilgili yeterli bir kalıntı da günümüze gelememiştir.Bu gün bu caminin yerinde yeni yapılmış, mimari özelliği olmayan bir cami vardır.

Caminin doğusunda yer alan minaresinin eski yapıdan kaldığı sanılmaktadır. Sekizgen biçimdeki kaidesi arlarında tuğla dizileri olan kesme taştan yapılmıştır. Türk üçgenleri ile geçilen gövde silindirik olup üzeri merdiven biçiminde tuğlalarla süslenmiştir. Şerefe altında da zincir motifli bir kuşakla hareketli bir görünüm elde edilmiştir.


Üftade Camisi (Osmangazi)

Bursa, Pınarbaşı semti yamaçlarında bulunan Üftade Camisi’ni Üftade Mehmed Muhiddin XVI.yüzyılın sonlarına göre yaptırmıştır.

Cami günümüze orijinal şekli ile gelememiştir. Kazım Baykal “Bursa ve Anıtları” kitabında buradan minare ve kubbesi yıkılmış bir cami olarak söz etmektedir. Bugün ahşap çatılı bir camidir.Buradan da ilk yapılışında kubbeli olduğu anlaşılmaktadır.

Son cemaat yeri ile ibadet mekanı aynı çatı altındadır. Cami 9.90 x 9.75 m. ölçüsünde kareye yakın dikdörtgen planlıdır. Camiye doğu yönündeki bir kapıdan girilmektedir.İbadet mekanının üzerini örten tavan geometrik motiflerle bezenmiştir. İbadet mekanının kuzey ve doğu duvarlarındaki altlı üstlü pencerelerle aydınlatılmıştır.

Cami 1975-1977 yıllarında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından onarılmıştır.

Veled-i Habib (Eminiye Dergâhı) Camisi (Osmangazi)

Bursa İnebey Caddesi’nin Maskem yokuşu ile birleştiği yerde bulunan bu camiyi Fatih Sultan Mehmet döneminde Habiboğlu Hacı Şücâ yaptırmıştır.

Caminin avlu kapısı üzerinde 0.74x0.55 m. ölçüsünde talik yazılı mermer bir kitabesi bulunmaktadır:

Hüve’l-hayyü’l-bâki
Bani’in hankâh-ı tecelligâh-ı nakşi bendi kutb
Ül ârifin gavsü’l-vâsilin bahl-i siyadet ve gülbağı
Şerafet Hoca Emin Efendi kuddise sirruhu’s sermeddiy.

Bu kitabeden ve kaynaklardan öğrenildiğine göre 1801 yılında Hoca Mehmet Emin Efendi yanındaki konakla birlikte bir de kütüphane ekleyerek bu camiyi Nakşibendi dergâhına dönüştürmüştür. Dargâhların kapatılmasından sonra kendi haline terk edilen bu cami 1969 yılında onarılarak ibadete açılmıştır.

İbadet mekanı 8.80x8.80 m. ölçüsünde kare planlı olup, üzeri Türk üçgenlerinin yardımı ile ana duvarların üzerine örtülen bir kubbe ile örtülmüştür. Caminin duvarları iki sıra tuğla, kesme taş ve bunların aralarına dikey tuğla konularak örülmüştür. Cami, giriş, mihrap ve iki yan duvarında ikişer pencere ile aydınlatılmıştır. Pencerelerin ve kubbenin çevresi Geç Osmanlı dönemine ait kalem işleri ile süslenmişse de bunların çoğu üzerleri boyandığından kaybolmuştur.

Caminin kuzeydoğu köşesinde, kapısı ibadet mekanına açılan minaresi bulunmaktadır. Sekizgen gövdeli minarenin şerefesi altında stalaktitler bulunmaktadır.


Veled-i Veziri Camisi (Osmangazi)

Bursa İnebey semtinde, Veziri Caddesi üzerinde bulunan bu cami Sultan II.Murad döneminde yapılmıştır.

Dikdörtgen planlı caminin ibadet mekanı 7.90x7.90 m. ölçüsünde olup, bunun kuzey yönüne 3.65 m. derinliğinde bir son cemaat yeri eklenmiştir. Son cemaat yeri caminin doğu-batı yan duvarları arasında iki ahşap direğin taşıdığı üç sivri kemerlidir. Burası sonradan camekânla kapatılmıştır. İbadet mekanı dıştan sekizgen kasnaklı bir kubbe ile örtülmüştür. İbadet mekanını aydınlatan pencerelerin bazıları örülmüş, bazıları da dolap şekline sokulmuştur. Mihrap beşgen biçiminde olup, üzeri mukarnaslarla süslenmiştir.

Caminin kuzeybatısında yer alan minareye son cemaat yerinden çıkılmaktadır. Minare kaidesi sekizgen olup, bunun üzerinde tuğla gövdeli silindirik minare yükselmektedir. Caminin haziresinde Sultan II.Murad’ın adamlarından Vezir Üzeyr’e ait 1585 tarihli mezar taşı bulunmaktadır.


Veled-i Yaniç Mescidi (Osmangazi)

Bursa Hisar semtinde, Lala Şahin Paşa Medresesi yakınında Zindan Kapı Sokağı’ndadır. Kitabesinden öğrenildiğine göre Yaniçoğlu Hacı Harüddin oğlu Mahmut Çelebi tarafından 1440 tarihinde yapılmıştır.

Giriş kapısı üzerindeki mermerden nesih yazılı 0.70x0.40 m. ölçüsünde dört satırlık kitabesi bulunmaktadır:

“Bu mübarek mescidi Mehmed Han oğlu Sultan Murad zamanında Yaniçoğlu Hacı Hayrüddin oğlu Hacı Mahmut Çelebi imar etti. Allah hepsini affetsin. H.844 sefer ayında hayır ve başarı ile bitirdi”.

Mescidin önünde 3.46 m. genişliğinde tek kemerli kubbeli bir son cemaat yeri bulunmaktadır. Mescidin ibadet mekanı 6.48x6.76 m. ölçüsündedir. Üzeri tek kubbe ile örtülüdür.Kubbe dıştan sekizgen kasnaklı olup, içeriden baklava motifli kuşak ve duvarlar üzerinden kubbe yükselmektedir.

Caminin minaresi bulunduğu sokağın karşısındaki çeşmenin üzerinde bulunmaktadır. Beş basamakla çıkılan, dört yığma ayak, yuvarlak kemerlerle birbirine bağlanmış olarak küçük kule minareyi taşımaktadır. Mescidin avlusunda Veled-i Yağniç’in mezarı bulunmaktadır.


Veziri (Üç Kurnalı) Camisi (Osmangazi)

Bursa Hisar Mahallesi, Konuralp Caddesi ile Veziri Caddesi’nin birleştiği yerdedir. Sultan II.Beyazıt’ın vezirlerinden biri tarafından yaptırılmıştır.

Caminin ibadet mekanı 7.40x6.10 m. ölçüsünde dikdörtgen planlıdır. Kuzey yönünde buna ekli olarak 5.85x3.70 m. ölçüsünde bir son cemaat yeri eklenmiştir. Son cemaat yeri dört ahşap direğe dayanan üç sivri kemerle belirlenmiştir.Son cemaat yerinin doğu ve batısına sivri kemerli birer pencere yerleştirilmiştir. İbadet mekanı ahşap tavanlı ve çatılıdır. Bu tavanın ortasında kare içerisinde daire ve geometrik motifli bir göbek bulunmaktadır.

Cami bir şahsa satılmış ve ticarethaneye dönüştürülmüştür. Son cemaat yerinden açılan bir kapıdan çıkılan minarenin yalnızca kaide kısmı günümüze gelebilmiştir.


Yeni Bezzaz (Reyhan) Mescidi (Osmangazi)

Bursa Reyhan Mahallesi’nde bulunan bu mescit, Fatih Sultan Mehmet döneminde yapılmıştır. Yapım kitabesi günümüze ulaşamadığından kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Çelebi Mehmet döneminde yapılan İbni Bezzaz Camisi’nden sonra yapıldığından ötürü bu camiye Yeni Bezzaz Mescidi ismi verilmiştir.

İbadet mekanını örten kubbesi ile son cemaat yeri 1854 depreminde yıkılmış, bundan sonra Mehmet Raşit tarafından onarılan yapının üzeri çatıya dönüştürülmüştür. Zamanla harap olan yapı 1963 yılında Bursa Eski Eserleri sevenler derneğince onarılmıştır.

Günümüzde mescidin son cemaat yeri, doğu ve batı yan duvarları ve bunların arasındaki iki ayağın taşıdığı tonoz örtülü üç bölümlüdür. Buradaki ayaklar iki sıra tuğla, üç sıra da moloz taş örgülüdür. İbadet mekanı 7.55x7.55 m. ölçüsünde kare planlı olup, üzeri tek kubbe ile örtülüdür. Kubbe sekizgen kasnaklı, içerideki Türk üçgenlerinin yardımı ile duvarlar üzerine oturmuştur. Dikdörtgen çerçeveli mihrabı sade bir niş halindedir.

Mescidin kuzeybatı köşesinde yer alan minaresine son cemaat yerinden çıkılmaktadır. Sekizgen kaideli minare, silindirik tuğla gövdelidir.


Yerkapı (Kara Ali Camisi) Camisi (Osmangazi)

Bursa Yerkapı ile Üftade Sokağı’nın kesiştiği yerde bulunmaktadır. Bu cami, Osman Gazi ve Orhan Gazi’nin kumandanlarından Timurtaş Paşa’nın babası Kara Ali tarafından yaptırılmıştır.

İbadet mekanı 8.00x8.00 m. ölçüsünde kare planlı olup, bunun doğu yönüne 5.00 m. derinliğinde ahşap tavanlı bir son cemaat yeri eklenmiştir. Bu son cemaat yeri kuzey ve güney duvarlarının bir devamı şeklindedir. İbadet mekanını örten kubbe dıştan sekizgen kasnaklıdır. İçeriden de Türk üçgenlerinin yardımı ile ana duvarlarının üzerine oturmaktadır. Dikdörtgen bir çerçeve içerisindeki mihrap mukarnas dizileri ile bezenmiştir. Duvarları moloz taş ve tuğla ile örülmüştür.

Cami 1854 depreminde yıkılmış ve sonra onarılmıştır. Uzun süre depo olarak kullanılan bu yapı, Bursa Eski eserleri Sevenler Derneği tarafından 1967 yılında orijinaline uygun olarak onarılmıştır.

Hacı Ali Paşa Camisi (Gemlik)

Gemlik Armutlu’da bulunan Hacı Ali Paşa Camisi’nin Orhan gazi döneminde yaptırıldığı halk arasında söylenmekte ise de Vakıflar Genel Müdürlüğü arşivinde bununla ilgili bir bilgiye rastlanmamıştır.

Cami kuzey-güney doğrultusunda, dikdörtgen planlıdır. Ayrıca kuzeyine de bir son cemaat yeri eklenmiştir. Ahşap çatı ile örtülü caminin güney duvarında yedi cepheli mihrap nişi ve iki yanında da birer pencere bulunmaktadır. Ayrıca batı duvarında iki sıra halinde dışa açılan üç pencere ile içerisi aydınlatılmıştır. Caminin en önemli yeri ahşap hariminin tavanıdır. Bu tavan baklavalı motiflerle bezenmiştir.

İbadet mekanının kuzey köşesindeki bir kapıdan caminin orijinal minaresine çıkılmaktadır. Çokgen kaideli minare taş ve tuğladan yapılmıştır.


Bakkal Piri Camisi (Gemlik)

Gemlik Büyükkumla Köyü’ndeki bu caminin kitabesi bulunmamaktadır. Ancak haziresindeki Veli Dayı’nın oğlu Ali’nin 1728-1729 tarihli mezar taşı bulunmaktadır. Vakıflar Genel Müdürlüğü arşivinde de bu caminin ismi geçmektedir.

Cami, güney-kuzey doğrultusunda dikdörtgen planlıdır. Son cemaat yeri ile ibadet mekanının birleştiği köşede minaresi bulunmaktadır. Caminin üzeri düz bir tavanla örtülmüştür. Güney duvarında yedi cepheli mihrap bulunmaktadır. Son cemaat yeri de dikdörtgen planlı olup, iki sütunun taşıdığı üç sivri kemerle dışa açılmaktadır. Cami, mihrap doğu ve batı cephelerinde açılan iki sıra pencerelerle aydınlatılmıştır.

Düzgün moloz taştan yapılan bu caminin minaresi silindirik gövdelidir. Caminin içerisinde mihrap nişindeki perde ve zincir motifleri dışında bir bezemesi bulunmamaktadır.

Sel nedeniyle harap olan bu cami, yakınındaki taş ocağının dinamitlenmesinden ötürü de zaman zaman zarar görmüştür.


Yeni Cami (Gemlik)

Bu cami, Panagia Pazariotissa Kilisesinden 1922-1923 yıllarında camiye çevrilmiştir. Doğu-batı doğrultusunda dikdörtgen planlı, kapalı Yunan haçı planındaki bu yapının ibadet mekanında dört payeye oturan kubbe, onun dışında kalan mekanlar da birer yarım kubbe ile örtülüdür.


İshak Paşa Külliyesi (İnegöl)

İnegöl Çarşısı içerisinde yer alan İshak Paşa Camisi, medrese ve türbesi ile birlikte bir yapı topluluğu oluşturmuştur. XV.yüzyıl Osmanlı mimarisinin örneklerinden biri olup, İshak Paşa’nın 1486 tarihli vakfiyesinden öğrenildiğine göre, külliyede ayrıca imaret, zaviye, han ve ahır da bulunuyordu. Bunlardan günümüze yalnızca cami, medrese ve türbe gelmiştir.

İshak Paşa, Sultan II.Murat ve Fatih Sultan Mehmet döneminde yaşamış önemli bir devlet adamı idi. 1451’de Anadolu beylerbeyliği’ne getirilmiş, İstanbul’un fethine katılmış, Fatih Sultan Mehmet döneminde üç kez Başvezir olmuştur. Selanik sancağı kendisine verilmiş, 1487’de de Selanik’te ölmüş, vasiyeti üzerine İnegöl’e getirilerek buradaki külliyesine gömülmüştür (1487).

İshak Paşa Camisi 1486 tarihli vakfiyesinden öğrenildiğine göre; 1468-1469 yıllarından önce tamamlanmıştır. Bugün caminin kuzey cephesindeki kapı üzerinde bulunan kitabe, Sultan II.Abdülhamit (1876-1909) tarafından 1877’de tamir edildiğini göstermektedir.

İshak Paşa Camisi kuzey-güney doğrultusunda birbirlerine eş kare planlı, üzeri kubbeli iki mekan, bunlardan girişin sağ ve solundaki yine küçük kubbeli iki yan mekandan meydana gelmiştir. Bu plana göre de İshak Paşa Camisi ters T planlı, yan mekanlı veya zaviyeli camiler grubuna girmektedir.

Caminin kuzeyinde doğu-batı doğrultusunda altı payeli, üzerleri kubbeli beş bölümlü bir son cemaat yeri bulunmaktadır. Buradaki payeler birbirlerine ve caminin kuzey duvarına sivri kemerlerle bağlanmışlardır. Son cemaat yerinin güneybatı köşesinde de dışa dört cepheli bir çıkıntı yapan minare yerleştirilmiştir. Son cemaat yerinden ibadet mekanına giriş kubbesinin üzerine altıgen bir aydınlık feneri yerleştirilmiştir.

İbadet mekanının güney duvarında dikdörtgen bir mihrap nişi bulunmaktadır. Mihrap nişinin iki yanına altlı üstlü ikişer pencere açılmıştır. Ayrıca doğu ve batı duvarlarında yine ikişerli altlı ve üstlü pencereler bulunmaktadır. Kubbe kasnağının ekseninde, güney, doğu ve batısında da birer pencere bulunmaktadır. Yan kanatların güney duvarlarında yarım yuvarlak birer niş, üstlerinde de ikişer pencere, yan duvarlarında da yine ikişer altlı ve üstlü ikişer pencere bulunmaktadır.

Caminin iki ana mekanı ve yan kanatlarını örten kubbelerin hepsi sekizgen kasnaklıdır. Ve bu kasnaklara da pencereler açılmıştır. Kubbeye geçişler pandantiflerle sağlanmıştır. Caminin içerisi sıvalıdır. Ancak kubbelerin ortasında bitkisel bezemeler görülmektedir. Kesme taş ve tuğladan yapılan duvarlarında bir sıra kesme taş, iki sıra da tuğla uygulanmıştır. Ayrıca kesme taşlar arasına birer tuğla da dikey olarak yerleştirilmiştir. Bugünkü minare gövdesi yeni olup, yalnızca iki kesme taş ve iki tuğladan oluşturulan kaide ve pabuç kısmı orijinaldir.


Kasım Efendi Camisi (İnegöl)

Kasım Efendi Camisi’nin içerisindeki bir levhadan 1521 yılında yapıldığı ve 1955 yılında da yenilendiği öğrenilmektedir. Caminin banisi hazirede mezarı olan İdrisoğlu Şeyh İlyas’ın oğlu Antakyalı Kasım Efendi’dir.

Cami yapıldığı tarihten itibaren geçirdiği onarımlar nedeniyle özelliğini kaybetmiştir. Moloz taş ve tuğladan yapılan caminin üzeri ahşap tavanlıdır.


Yıldırım Camisi (Cuma Camisi-Yukarı Cami-Kurşunlu Cami) (İnegöl)

İnegöl Kurşunlu Köyü’ndeki bu caminin kitabesi bulunmadığından banisi konusunda bazı tereddütler bulunmaktadır. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nde bulunan “Hançerli Fatma Sultan Cami-i Şerifi Vakfı” 1543-1544 tarihli vakfiyenin bu camiye ait olduğu belirtilmiştir. Ali Saim Ülgen bu camiyi mimari özelliklerinden ötürü Sultan I.Murat (1362-1389) veya Yıldırım Beyazıt (1389-1402) dönemine tarihlendirmektedir. Prof.Dr.Semavi Eyice de Yıldırım Beyazıt dönemine ait olduğu kanısındadır.

Cami kuzey-güney doğrultusunda, dikdörtgen planlı, üzeri tonozla örtülü üç bölümlü bir mekan ve bunun sonunda da kubbe ile örtülü ibadet mekanı bulunmaktadır. Bu plan düzenine göre yapı ters T veya yan mekanlı tabhaneler grubuna girmektedir. İbadet mekanının güney duvarında beş cepheli bir mihrap nişi, bunun iki yanında birer dikdörtgen niş ve batısında da minberi yer almaktadır. Doğu ve batı duvarlarında ikişer penceresi vardır.

Caminin giriş kapısının batısında silindirik gövdeli, tek şerefeli minaresi bulunmaktadır. Yapı bütünüyle moloz taştan yapılmıştır. Ancak pencere alınlıkları, kemerleri ve minare gövdesi tuğladandır.

Günümüzde bu caminin duvarları sıvanmış, orijinal kalem işleri kaybolmuş, kubbelere yazı ve bitkisel motiflerden oluşan yeni bir bezeme yapılmıştır.


Karaca Bey Camisi (Kurşunlu Camisi-İmaret Camisi) (Karacabey)

Karaca Bey camisi’nin kitabesinden bu yapıyı Fatih Sultan Mehmet döneminde Karaca bey’in 1456-1457 yıllarında yaptırdığı öğrenilmektedir.

Cami, yan mekanlı, ters T planlı zaviyeli camiler grubundandır. Caminin son cemaat yerinden sonra peş peşe sıralanmış iki kubbeli mekan ile onların yanındaki yine kubbeli iki yan kanattan meydana gelmiştir. Son cemaat yeri altı sütunun taşıdığı ve birbirleri ile cami duvarına bağlantılı kemerlerin oluşturduğu üzerleri kubbeli beş bölümden meydana gelmiştir. Bunlardan ortadaki bölüm girişi belirttiğinden daha gösterişlidir. Çok renkli taş ve mermer işçiliği burada uygulanmıştır. Caminin girişi iki renkli taşlarla, palmet motifleri ile şekillendirilmiştir. İbadet mekanının ilk bölümü kare planlı olup, üzeri pandantifli bir kubbe ile örtülmüştür. Diğer ibadet bölümünden sivri bir kemerle ayrılmaktadır. Bu bölüm de pandantifli ve kubbelidir. Burada bulunan mihrap, beş cephelidir. Mihrabın iki yanında birer, iki yan kenarında da ikişer pencere ile aydınlatılmıştır. İki yan kanatlar ile son cemaat yeri arasında bir dehliz bulunmaktadır. Bu dehlizin sağına da minare yerleştirilmiştir. Buradaki yan mekanlar altlı üstlü ikişer pencere ile aydınlatılmıştır.

Minare kübik kaideli, silindirik gövdeli, taştan ve tek şerefelidir. Caminin bütününde iki sıra tuğla ve bir sıra taş örgü görülmektedir.


Kümbetli Cami (Dünbekli Cami) (Karacabey)

Bu caminin ne zaman yapıldığı kesinlik kazanamamıştır. Vakıflar Genel Müdürlüğü arşivindeki vakıf kayıtlarında da bunu belirten bir belgeye rastlanmamıştır.

Cami, doğu-batı yönünde dikdörtgen planlı olup, kuzeyinde ona bitişik yan mekan ve batısında da bir son cemaat yeri bulunmaktadır. Son cemaat yeri kuzey-güney doğrultusunda dikdörtgen planlıdır. Güney duvarında bir pencere, batı duvarında bir giriş ve iki yanında da ikişer pencere bulunmaktadır. İbadet mekanına iki sütunla girilmektedir. Üzeri Türk üçgenleri ile oluşturulan merkezi bir kubbe ile örtülüdür. Yarım yuvarlak olan mihrap nişinin iki yanında ve güney kenarındaki iki sıra halinde, ikişer pencere ile aydınlatılmıştır. Güney duvarının batı köşesine minber, doğu köşesine de vaiz kürsüsü yerleştirilmiştir. Caminin yanındaki yan mekanın ortasında ikisi duvara bitişik üç paye bulunmaktadır. Yan mekanların kuzey cephesinde üstteki iki mazgal penceresi dışında başka bir aydınlatmaya rastlanmamaktadır.

Caminin içerisi, batı ve kuzey cepheleri sıvalıdır. Yan mekanın doğu cephesi kaba moloz taş, tuğla ve devşirme mermerlerden örülmüştür.


Ulu Cami (Karacabey)

Ulu Cami’nin içerisinde 69x83 cm. ölçüsündeki iki satırlı mermer kitabesinde, caminin banisinin ismi bulunmamaktadır. Ebcet hesabına göre de bu cami 1475-1476 yıllarında yaptırılmıştır. Ancak, Ekrem Hakkı Ayverdi’ye göre bu cami Sultan I.Murad Hüdavendigâr (1362-1389) vakfındandır. Cami, Sultan I.Abdülhamid (1774-1789) döneminde onarılmıştır. Yunan işgali sırasında yanmış, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından da 1964 yılında onarılmıştır.

Cami, kuzey-güney doğrultusunda dikdörtgen planlıdır. Kuzeyinde doğu-batı yönünde bir son cemaat yeri yapıya enlemesine eklenmiştir. Doğu cephesinde ise, ibadet mekanı ile son cemaat yerini ayıran duvarın yanında altıgen minare kaidesi görülmektedir. Kuzey duvarındaki bir kapıdan ibadet mekanına girilmektedir. İbadet mekanında yarım yuvarlak mihrap nişi, güney duvarının ekseninde bulunmaktadır. İbadet mekanı doğu ve batı duvarlarında birbirlerine simetrik üçerden altı, güney duvarında da yine birbirlerine simetrik ikişerden dört, kuzey duvarında da iki pencere ile aydınlatılmıştır. İbadet mekanı kuzey, doğu ve batısında U planlı bir mahfil ile çevrelenmiştir. Caminin son cemaat yeri ile ibadet mekanı düz tavanlıdır.

Caminin doğu cephesinde bulunan minare kaidesi altıgen olup, bunun üzerinde pahlı pabuç ve onaltıgen gövdeli, tek şerefeli minaresi yerleştirilmiştir. Orijinal kaide dışında bu minare 1962 yılında yenilenmiştir.

Yapı iki sıra moloz taş, iki sıra tuğla ile örülmüştür. Ekrem Hakkı Ayverdi bu caminin daha alçak iken, sonradan yükseltildiğini ileri sürmektedir. Buna göre caminin bugünkü şekli Sultan I.Abdülhamid dönemine aittir.


Hacı Ali Ağa Camisi (Karacabey)

Karacabey, İsmet paşa Köyü’nde bulunan Hacı ali Ağa Camisi’nin giriş kapısı üzerindeki 32x60 cm. ölçüsünde üç satırlık mermer kitabesinden bu yapının Keisenli hacı Ali Ağa tarafından 1814-1815 yılında yapıldığı öğrenilmektedir.

Cami, kuzey-güney doğrultusunda dikdörtgen planlı olup, üzeri çatı ile örtülmüştür. İbadet mekanına kuzey cepheden iki yanında birer penceresi olan bir kapıdan girilmektedir. Giriş ekseninin güney duvarında yarım yuvarlak mihrabı bulunmaktadır. Mihrabın iki yanında birer pencere, doğu ve batı duvarlarında da ikişer penceresi vardır.

Caminin kuzeybatısındaki minare kaidesi kesme taştan, beden duvarları ise moloz taştan yapılmıştır. Minare gövdesi ile pencere kemerleri tuğladandır. Bu cami depo olarak kullanılmıştır.


Eski Cami (Karacabey)

Karacabey Ulubat Köyü’nde bulunan bu cami halk tarafından Eski Cami, Valide Sultan Camisi veya Yıldırım Camisi isimleri ile tanınmaktadır. Kitabesi günümüze ulaşmamıştır. Kaynaklarda da bu cami ile ilgili belirli bir bilgiye rastlanmamaktadır. Yapı üslubundan XIV.yüzyılın sonlarında veya XV.yüzyılın başlarında yapıldığı sanılmaktadır. Halk arasındaki bir söylentiye göre de Bursa Ulu Camisi’nin yapımından sekiz yıl sonra, 1408’de yapılmıştır. Ayrıca bu caminin yanında bir hamam ve han bulunduğu da belirtilmektedir. Bunlardan günümüze herhangi bir iz gelmemiştir.

Cami 1952 yılında büyük bir onarım geçirmiş ve bu sırada da kuzeyine yeni bir son cemaat yeri eklenmiştir.

Eski Cami, kuzey-güney doğrultusunda dikdörtgen planlıdır. İbadet mekanı kare planlı olup, son cemaat yeri de onun kuzeyine doğu-batı doğrultusunda dikdörtgen planlı olarak eklenmiştir. Son cemaat yeri batısındaki bir duvarla ikiye bölünmüştür. Batı bölümü kapı ve penceresi ile ibadet mekanına açılmaktadır. Doğu bölümü ise kuzey duvarındaki pencere ile dışa ve batı duvarındaki kapı ve pencere ile de batı bölümüne açılmaktadır. Güneyinde bir niş, doğuda da dört basamaklı bir merdivenle çıkılan minare kapısı bulunmaktadır. Bugün bu kapı örülerek kapatılmıştır. Caminin kuzey köşesinde de minare kaidesi görülmektedir. Minare kaidesi düzgün taş ve mermer devşirme parçalar ile tuğlalardan örülmüştür. Minare taşları arasına yer yer dikine tuğlalar yerleştirilmiştir. İbadet mekanı düz tavanla örtülmüş, güney duvarına kenarları içe doğru çıkıntılı yarım yuvarlak mihrap nişi yerleştirilmiştir. Bunun iki yanında sekiler, batısında da minberi bulunmaktadır. Cami doğu ve batı duvarlarındaki ikişer pencere ile aydınlatılmıştır.


Dedeler Köyü Camisi (Keles)

Keles, Dedeler Köyü Camisi’nin kitabesi bulunmadığından ve onunla ilgili kaynaklarda herhangi bir bilgiye rastlanmadığından, ne zaman ve kimin tarafından yapıldığı bilinmemektedir. Cami değişik dönemlerde onarım gördüğünden orijinalliğinden oldukça uzaklaşmış, mimari üslubu da bu konuda yeterli bir bilgi vermemektedir.

Dedeler Köyü Camisi bugünkü görünümüyle kuzey-güney doğrultusunda dikdörtgen planlı, çatılı bir camidir. Güney duvarında yarım yuvarlak mihrap nişi, kuzey duvarında da ibadet mekanının giriş kapısı bulunmaktadır. İçerisi güney yönünde mihraba simetrik iki, batıda da biri altta, biri üstte doğuda da iki dikdörtgen pencere ile aydınlatılmıştır. Bunun dışında caminin mimari yönden bir özelliği bulunmamaktadır.


Sarıyer Mahallesi Camisi (Turabi Efendi Zaviyesi) (Keles)

Keles, Denizler Köyü’nde bulunan bu cami, kitabesinden öğrenildiğine göre Valide Sultan’ın Kethüdası Yusuf Efendi tarafından 1797-1798 yıllarında yaptırılmıştır. Caminin güneyindeki haziresinde Turabi Efendi’nin şeyhlerinden Şeyh Hasan’ın, Derviş Habib’in mezar taşları bulunmaktadır.

Cami, kuzey-güney doğrultusunda dikdörtgen planlı, ahşap tavanlı ve çatılıdır. Kuzey yönünden girilen caminin ekseninde yarım yuvarlak mihrap nişi bulunmaktadır. Mihraba simetrik iki, kuzey duvarındaki pencerelerle aydınlatılmaktadır. Çeşitli dönemlerde onarım geçirdiğinden orijinalliğinden uzaklaşmış olup, mimari yönden bir özelliği bulunmamaktadır.


Harmanalan Köyü Camisi (Keles)

Keles, Harmanalan Köyü’ndeki bu caminin de kitabesi bulunmadığından yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır. Ancak haziresindeki mezar taşında Pir Mehmet Efendi’nin halifesi Saçlı Habib Efendi’nin 1837-1838 tarihli mezar taşı bulunmaktadır. Cami içerisindeki sancakta da 1864-1865 tarihi yazılıdır. Buna göre caminin XIX.yüzyılın ortalarında yapıldığı sanılmaktadır.

Cami, dikdörtgen planlı ve çatılıdır. Güney duvarında yarım yuvarlak mihrap nişi bulunmaktadır. İbadet mekanı mihrabın iki yanındaki birer, doğu ve batı duvarında da alt ve üstlü birer pencere ile aydınlatılmıştır. Caminin giriş kapısının ahşap çerçevesi orijinaldir. Duvarları moloz taştan yapılmış ve ahşap hatıllarla desteklenmiştir. Çeşitli onarımlar geçiren caminin minaresi 1969 yılında yapılmıştır.


Kemaliye Köyü Camisi (Keles)

Keles, Kemaliye Köyü’ndeki caminin giriş kapısı üzerindeki tarih yazıtından 1874-1875 tarihinde yapıldığı öğrenilmektedir. Banisi belli değildir.

Cami, dikdörtgen planlı olup, üzeri çatı ile örtülüdür. Güney duvarında yarım yuvarlak mihrap nişi vardır. İçerisi mihrabın iki yanındaki birer, doğu, güney, batı ve kuzey yönlerindeki duvarlardaki birer pencere ile aydınlatılmıştır. Caminin içerisinde kalem işleri ve ahşap süslemeleri bulunmaktadır. Özellikle tavan çıtalarla bölümlere ayrılmış ve içerisi çeşitli motiflerle süslenmiştir. Aynı bezemeler ajur tekniği ile yapılmış minberde de görülmektedir. Caminin duvarlarında, pencere kenarlarında ve mihrapta başta selvi olmak üzere çiçek motifleri, kıvrık dallarla bezeli kalem işleri dikkati çekmektedir.

Son cemaat yeri doğu-batı yönünde düzensiz beşgen planlıdır. İbadet mekanı ve son cemaat yeri çeşitli dönemde yapılan onarımlarla orijinalliğinden uzaklaşmıştır. Bu arada camiye 3-4 m. uzaklıkta yeni bir minare yapılmıştır.


Kıranışıklar Köyü Eski Camisi (Keles)

Keles’in Kıranışıklar Köyü’nde bulunan Eski Cami’nin yanındaki bir çeşmeden 1719 yılında yapıldığı öğrenilmektedir.
Cami, kuzey-güney doğrultusunda dikdörtgen planlı ve ahşap çatılıdır. Caminin kuzey yönünde ibadet mekanına giriş kapısı yer almaktadır. Ancak bu kapı mihrap ekseninden aynı doğrultuda olmayıp, yana kaymıştır. İç mekan güney cephede ikişer, doğu cephede birer ve kuzey cephede de ikişer dikdörtgen pencere ile aydınlatılmıştır. Ahşap tavan dikdörtgen çerçeve içerisine alınmış 16 dilime bölünmüş ve içerisi çeşitli motiflerle bezenmiştir. Yarım yuvarlak mihrap nişi alçıdandır ve profilli bir çerçeve ile sınırlandırılmıştır.

Çeşitli dönemlerde onarım gören yapı moloz taştan olup, duvarlar ahşap hatıllarla desteklenmiştir.


Yağcılar Köyü Camisi (Keles)

Keles, yağcılar Köyü’ndeki caminin minare kaidesindeki mermer kitabede Hacı Mehmet tarafından 1892-1893 yılında yapıldığı yazılıdır. Yine buradaki ikinci bir kitabeden de minarenin 1907-1908 yıllarında Hacı Osman tarafından Şükrü ve Mustafa isimli ustalara yaptırıldığı öğrenilmektedir.

Cami, kuzey-güney doğrultusunda dikdörtgen planlı, ahşap çatılıdır. Caminin kuzey cephesinde giriş kapısı bulunmaktadır. Mihrap yarım yuvarlak olup güneydedir. Mihrabın batısında minber, kuzeyinde de iki sıra halinde ikişer desteğin taşıdığı kadınlar mahfeli vardır. İbadet mekanı giriş kapısının ekseninde altlı ve üstlü ikişer, doğu ve batı duvarında altta ikişer, doğu cephesinde de üç üst pencere ile aydınlatılmıştır.

Caminin kuzeybatısındaki minare kare kaideli olup, bunun üzerine silindirik gövdeli ve tek şerefelidir. İçeriden ve dışarıdan sıvalı olan cami moloz taştan yapılmıştır.


Tekke-i Cedid Camisi (Koca Ali Efendi Camisi-Hacı Mehmet Ağa Mescidi) (Mudanya)

Caminin haziresindeki mezar taşında Hacı Mehmet Ağa’nın 1685-1686 yılında öldüğü ve bir mescit yaptırdığı belirtilmiştir. Avlu kapısındaki kitabede 1877-1878 yılında yapıldığı belirtilmiştir. Haziredeki mezar taşında 1685 ve 1686 tarihleri yazılıdır. Bu durumda caminin banisinin ölüm tarihi ile caminin yapımı arasında yaklaşık dokuz yıllık bir fark bulunmaktadır. Buna dayanılarak caminin Hacı Mehmet Ağa tarafından yaptırıldığı sanılmaktadır.

Cami yapılan onarımlarla özelliğini büyük ölçüde yitirmiştir. Eski minare korunarak buraya modern bir cami yapılmıştır. Orijinal minare kare kaideli 16 cepheli ve tek şerefelidir. Şerefenin altı testere dişli bir frizle bezenmiştir.


Halil Ağa Camisi (Eski Cami) (Mudanya)

Halil Ağa Camisi’nin giriş kapısı üzerindeki iki satırlı kitabesinde Kethüda Halil Efendi tarafından 1643-1644 yıllarında yapıldığı yazılıdır.

Cami kare planlıdır. Üzeri kubbe ile örtülmüştür. Kuzey duvarından girilen ibadet mekanının mihrabı beş cepheli olup, doğu yönüne kaydırılmıştır. Mihrabın ve girişin iki yanında ikişer pencere, doğu ve batı duvarlarında altlı üstlü ikişer pencere ile aydınlatılmıştır. Cami moloz taş ve tuğladan yapılmış, pencere kemerleri ve saçak altında da testere dişi frizler uygulanmıştır. Caminin güneyinde ikinci bir giriş bulunmaktadır.

Caminin kuzey köşesinde beşgen minare kaidesi, kesme taştan olup, gövde ve şerefe ve petek tuğladan yapılmıştır. Cami içerisindeki kalem işi ve ahşap süslemeleri ile dikkati çekmektedir. Kubbe eteğinde kıvrık dal motifleri, kubbenin ortasında güneş ışınlarını andıran bir yarım daire ve bunun çevresinde çiçekli dal motifleri bulunmaktadır. Ahşap süsleme ise, mihrap önündeki tavan göbeğinde ve minberde görülmektedir. Özellikle minber korkulukları ajur tekniği ile yapılmıştır.


Hasan Bey Camisi (Hasan Mısrî Bey Camisi) (Mudanya)

Hasan bey Camisi’nin kuzey cephesindeki giriş kapısı üzerindeki dokuz satırlık kitabesinden caminin Hasan Bey tarafından 1652-1653 yıllarında yaptırıldığı öğrenilmektedir. Cami içerisindeki bir diğer kitabeden de Mirliva-i Mısır Hasan bey ismi yazılıdır. Vakıflar Genel Müdürlüğü’ndeki vakıf kaydına göre de Hasan Mısri Bey tarafından yapıldığı belirtilmiştir.

Cami, kuzey-güney doğrultusunda dikdörtgen planlıdır. Ayrıca cami kuzey ve doğudan L biçimli düz tavanlı bir son cemaat yeri ile çevrilmiştir. Batı cephesinin kuzeyinde son cemaat yeri ile ibadet mekanının birleştiği yere de kare kaideli minaresi yerleştirilmiştir. İbadet mekanına kuzey cephenin ortasındaki bir kapıdan girilmektedir. İbadet mekanının güney duvarı ortasında yedi köşeli bir mihrap bulunmaktadır. Mihrabın iki yanında altlı üstlü ikişer, doğu duvarında beş alt, batı duvarı ile kuzey köşelerinde de daha geniş birer pencere vardır. İbadet mekanının üzeri kaplama tekniğinde yapılmış bir tavanla örtülmüştür. Bu tavanın üzerinde ve mihrap nişinde de çeşitli bitkisel motifler bulunmaktadır. Pencerelerin ahşap çerçevelerinde yine kalem işleri görülmektedir. Bunlar yeşil zemin üzerine kırmızı renkte karanfiller, laleler ve kıvrık dallar ile hançer yapraklarıdır.

Caminin kuzey cephesinin batısında yer alan taş kaideli minare gövdesi silindirik ve tek şerefeli olup, tuğladan yapılmıştır.


Tekke-i Atik Camisi (Hacı Ali Zagili Magrabi Camisi-Eski Cami) (Mudanya)

Tekke-i Atik Camisi’nin batı duvarı üzerindeki bir kitabede Müezzin Molla Hasan ismi ve 1760-1761 tarihi yazılıdır. İkinci kitabede ise, Kaymakam Hasan Fehmi Bey ismi ile 1893-1894 tarihi yazılıdır. Caminin girişi üzerindeki yakın tarihlerde konulmuş kitabede de “Tekke-i Atik Camisi ve 1453” tarihi yazılıdır. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nde bununla ilgili üç vakıf kaydı bulunmaktadır. Buna göre; Hacı Ali Zagili Magribi, Eski Cami, Cami-i Atik ve Tekke-i Atik isimleri geçmektedir. Mudanyalıların Tekke-i Atik Camisi dedikleri bu yapının banisi ve yapım tarihi bu nedenle aydınlanamamıştır.

Cami, kuzey-güney doğrultusunda dikdörtgen planlıdır. Kuzeyinde ahşap tavanlı bir son cemaat yeri olup, bunun orta kısmı sundurma şeklinde ahşap çatılı olarak üçgen bir alınlıkla ileriye uzanmaktadır. Bu sundurma ve ahşap tavan dört ahşap sütunla desteklenmiştir. Son cemaat yerinden ahşap çerçeveli dikdörtgen ve üzerinde yuvarlak bir penceresi olan kapıdan ibadet mekanına girilmektedir. İbadet mekanı kareye yakın dikdörtgen planlı olup, üzeri düz bir tavanla örtülmüştür. Yarım yuvarlak mihrap nişi güney duvarının ortasında yer alır. Bunun iki yanında birer, doğu ve batı yönlerinde de ikişer pencere ile içerisi aydınlatılmıştır. Bu pencerelerin ikinci sırasındakiler dışa doğru daralmaktadır.

Yapının üstü kırma çatı ile örtülüdür. Doğu yönünde kare minare kaidesi bulunmaktadır.

Bursa Cami ve Mescitleri 4


İbrahim Çelebi Camisi (Mudanya)

Mudanya Kaymakoba Köyü’ndeki İbrahim çelebi Camisi’nin kitabesi günümüze ulaşamamıştır. Ayrıca vakıf kayıtlarında yalnızca ismi geçtiğinden ne zaman ve kimin tarafından yapıldığı bilinmemektedir.

Büyük olasılıkla İbrahim Çelebi’nin yaptırdığı bu cami kuzey güney doğrultusunda dikdörtgen planlıdır. Üzeri ahşap çatı ile örtülü caminin güney duvarında yarım yuvarlak mihrap nişi bulunmaktadır. Mihrap nişinin iki yanında duvarlar boyunca uzanan bir seki vardır. Güney batı köşesinde de minberi vardır. Cami kuzey ve güney duvarlarında üçer pencere ile aydınlatılmaktadır.

Caminin sıvalı olan duvarları içerisinde yer yer, tavan eteğinde, pencere çevresinde ve mihrap nişinde kalem işi bezemeler bulunmaktadır.


Ahmet Ağa Camisi (Mudanya)

Mudanya Mirzaova Köyü’nde bulunan Ahmet Ağa Camisi’nin kitabesi bulunmamaktadır. Vakıflar Genel Müdürlüğü kayıtlarında bu caminin yalnızca ismi verilmiştir. Yanındaki çeşmede ise 1812-1813 tarihi okunmaktadır. Büyük olasılıkla bu cami çeşme ile birlikte XIX.yüzyılın başlarında yapılmıştır.

Cami, kuzey-güney doğrultusunda dikdörtgen planlı olup, üzeri ahşap çatılıdır. Kuzeydoğu köşesinde de kare kaideli minaresi bulunmaktadır. Kuzey cephesindeki giriş kapısı çift kanatlı olup, üzerinde ve iki yanında birer küçük penceresi vardır. Girişin karşısındaki altı sıra mukarnaslı mihrap, yarım yuvarlak olup, batı köşesinde de minber bulunmaktadır. Cami batı, güney ve kuzey yönünde altlı üstlü kemerli ikişer pencere ile aydınlatılmaktadır.

Caminin duvarları moloz taş ve kerpiçten yapılmıştır. Ayrıca batı ve kuzey cephelerinde de beş yatay hatıl ile duvarlar kuvvetlendirilmiştir. Minare kare kaideli olup, oldukça alçak boylu ve yuvarlak gövdelidir.


Fatih Camisi (H.Stephanos Kilisesi) (Mudanya)

Mudanya, Zeytinbağı bucağında olan fatih Camisi aslında bir Bizans kilisesidir. T.Evangelidis’e göre 720-730 yıllarında yapılmıştır. Giriş kapısının hizasında saçak altında bulunan beş satırlık mermer kitabesinde Hacı Hasan tarafından 1560-1561 yıllarında Fatih Camisi ismi ile camiye dönüştürüldüğü belirtilmiştir.

Cami doğu-batı doğrultusunda olup, narteksi son cemaat yerine çevrilmiştir. Ayrıca bunun önüne dört direğin taşıdığı ikinci bir giriş eklenmiştir. İbadet mekanının ortasındaki dört sütun yüksek kasnaklı kubbeyi taşımaktadır. Kapalı Yunan haçı planındaki bu yapıda kubbenin dışında kalan bölümler tonozlarla örtülmüştür. Kilisenin absidi dışa taşkın ve iki bölümlü olup, bunlardan bir tanesi mihrap olarak kullanılmaktadır. Absit üstte üç yuvarlak kemerli pencere ile dışa açılır. Bunun dışında kapalı haçın kollarında sivri kemerli dörder pencere ile içerisi aydınlatılmıştır.

Cami, düzgün tuğla sıraları, moloz taşlar ve yer yer de kesme taşlardan örülmüştür. Pencere ve hafifletme kemerleri tuğladandır. Sütunlar, başlıklar, kapı söve ve lentoları mermerdendir. Cami içerisinde dikkati çeken bir bezeme bulunmamaktadır.


Hamza Bey Camisi (Mustafakemalpaşa)

Hamza Bey camisi’nin yapım tarihini belirten bir kitabe günümüze ulaşamamıştır. Bununla beraber caminin güneyindeki türbenin kuzey cephesinde ve giriş kapısı yanında iki kitabe bulunmaktadır. Bu kitabelerde de Murat bey’in oğlu Hamza Bey’in 1462-1463 yılında bazı vakıflarda bulunduğu yazılıdır. Ekrem Hakkı Ayverdi, Hamza Bey’in Lala Şahin paşa’nın torununun çocuğu veya torununun torunu olduğunu belirtmiştir. Buna dayanılarak yapının Fatih döneminde (1451-1481) yapıldığı sanılmaktadır.

Bu cami 1950 yılında tamamen yenilenmiş ve özelliğini kaybetmiştir. Yeni yapılan caminin planı ile eski caminin planı arasında hiçbir bağlantı bulunmamaktadır.


Lala Şahin Paşa Külliyesi (Mustafakemalpaşa)

Mustafakemalpaşa’daki Kirmasti Çayı’nın yanında yer alan külliyeden minare, türbe ve medrese kalıntısı günümüze gelebilmiştir. Lala Şahin Paşa’nın 1384 tarihli vakfiyesinde Kirmasti’de (Mustafakemalpaşa) bir cami ve karşısında zaviye yaptığını belirtmiştir. Bu vakfiyede lala Şahin paşa’nın Bursa’daki medresesi belirtmişse de Mustafakemalpaşa’daki medreseden söz edilmemiştir. Günümüzde türbenin kuzeydoğusunda ne zaman yıkıldığı bilinmeyen caminin minaresi, güneydoğusunda da medresesi bulunmaktadır. Bu yapının kitabesi olmadığından kesin bir tarih verilememektedir. Bununla beraber Ekrem Hakkı Ayverdi bu yapıların Orhan Gazi döneminde (1324-1362) yapıldığını ileri sürmektedir. Bu külliye, Mustafakemalpaşa civarındaki bir kalenin yakınında olan Yalak Abad Savaşı sırasında elde edilen ganimetle yapılmıştır.

1787 tarihli bir kadı siciline göre caminin duvarlarının 1.14 m. kalınlığında ve 6.82 m. yüksekliğinde ve 12 penceresinin olduğu yazılıdır. Günümüze gelen minare kaidesinde bulunan kitabeye göre 1823 tarihinde onarılmıştır. Ekrem Hakkı Ayverdi’ye göre yalnızca minare gövdesi onarılmış kaidesi eskiden kalmadır. Bu minarenin evvelce Kirmasti Çayı’nın kenarında olduğu, sonradan yerinin değiştirildiği ileri sürülmüştür. Minare köşeli taş kaideli, silindirik gövdelidir. Kaidesi bir sıra kesme taş, üç sıra tuğla ile örülmüştür. Gövde kısmı tuğladandır. Ayrıca kaidede yer yer devşirme parçalardan da yararlanılmıştır.


Şeyh Müftü Camisi (Mustafakemalpaşa)

Şeyh Müftü Camisi’nin giriş kapısı üzerinde yer alan üç satırlık mermer kitabesinde bu caminin Naip Şefik Bey’in yardımı ile 1894-1895 yılında yapıldığı yazılıdır.

Cami kuzey-güney doğrultusunda dikdörtgen planlı olup, sonraki dönemde kuzey yönüne bir son cemaat yeri eklenmiştir. Batı cephesinin kuzey köşesine de minare yerleştirilmiştir. İbadet mekanının ortasında dört sütunun taşıdığı bir kubbe, bunun dışında kalanlar da ahşap çatı ile örtülüdür. Güney duvarı ekseninde bulunan mihrap beş cepheli olup, iki yanına simetrik üçer pencere açılmıştır. Güney, doğu ve batıdaki pencereler sivri kemerli, dışa doğru daralmaktadır. Ayrıca kuzey duvarındaki giriş kapısı yanında da iki pencere görülmektedir.

Batı cephesinin güneyinde yer alan minare kare kaideli, kesme taştan, silindirik gövdeli ve tek şerefelidir. Cami moloz taş ve tuğladan yapılmış, köşelerde kesme taş kullanılmıştır. Caminin içerisinde bezeme olarak kıvrık dal, rûmi ve hatayilerden meydana gelen kalem işleri bulunmaktadır. Ayrıca ahşap tavanda da geometrik süslemeler görülmektedir. Caminin yanında Şeyh Müftü’nün türbesi bulunmaktadır.


Ayas Köyü Camisi (Mustafakemalpaşa)

Mustafakemalpaşa Ayas Köyü’nde bulunan bu caminin girişi üzerinde bulunan üç satırlık mermer kitabede minarenin 1899-1900 yıllarında yapıldığı, banisinin de Muhammed isimli bir kişi olduğu belirtilmiştir:

Ne dikleş sürete girmiş binâsı bu minârenin
Sanurmısın olur bihûde mesâ’isi bâninin
Muhammed eyledi refik çünki hasbeten lillâhdır sa’yi
“Ve’l-bâkıyâtu’s-sâlihât”dır müjdesi anın
Atâyi hakkıile târihin didin “âbd-i muhtâr”
Aranur ise bilinsün vakt-i inşâsı bunun 1317.

Caminin minaresi orijinal olup, onun dışında kalan bölümleri tamamen yeni ve hiçbir özellik taşımamaktadır. Kare kaideli yuvarlak gövdeli tek şerefeli minare taştan yapılmıştır.

Caminin yanında Hamza Bin Aysa Bey’in türbesi bulunmaktadır.


Tatkavaklı Köyü Camisi (Mustafakemalpaşa)

Mustafakemalpaşa’nın Tatkavaklı Köyü’nde bulunan bu caminin kapısı üzerindeki mermer kitabeden 1905-1906 yıllarında yapıldığı belirtilmiştir. Vakıflar Genel Müdürlüğü’ndeki kayıtlarda da 1887-1888 tarihi yazılıdır. Cami 1965 yılında tamamen yenilenmiş ve orijinal özelliğinden uzaklaşmıştır. Yalnızca son cemaat yerinin batı duvarındaki kübik kaideli silindirik gövdeli ve tek şerefeli minaresi orijinaldir. Şerefe korkuluğundaki bezemeler dışında başka bir özelliği bulunmamaktadır. Bu bezemelerde kesme taş üzerine kabartma tekniği ile geometrik bezemeler ve ibrik motifleri yapılmıştır.


Hacı Hasan Camisi (Mustafakemalpaşa)

Mustafakemalpaşa, Kestelek Köyü’ndeki bu cami yeniden yapılmıştır. Yalnızca avlusunda 33x66 cm. boyunda üç satırlık mermer kitabesi eski camiye aittir. Bu kitabede caminin 1886 yılında yapıldığı belirtilmiştir:

Bed’olundu işbu câmi-i şerîf i’mârına
Üç senede çün nasib oldu bunun itmâmına
Ger hulûs ile muvaffak olduk ise bu işe
Olmadık ise ne yüzle varuruz dizarına (didarına)
Li hamsetun utfiu bihâ harra’l-vebâ’l-hâtuıma
El-Mustafâ ve’l-Murtazâ ve’bnâhumâ ve’l-Fâtıme
Sene 1304 (1886) Muharrem.


Yenice Köyü Camisi (Mustafakemalpaşa)

Mustafakemalpaşa Devecikonağı bucağındaki yenice Köyü Camisi’nin 51x62 cm. ölçüsündeki mermer kitabesinden Hızır Paşa tarafından 1901 yılında yaptırıldığı yazılıdır.

Cami kuzey-güney doğrultusunda dikdörtgen planlı olup, buna sonradan bir de son cemaat yeri eklenmiştir. Ahşap çatı ile örtülü olan caminin güney duvarının ortasında yarım yuvarlak mihrabı, kuzey kapısında da giriş kapısı bulunmaktadır. Caminin güney duvarından altlı ve üstlü ikişer, doğu ve batı duvarında ikişer alt, üçer üst, kuzey duvarında da iki alt pencere ile aydınlatılmıştır. Bu pencerelerden alttakiler yuvarlak kemerli üsttekiler de dikdörtgendir.


Kilise Camisi (H.Paraskeva Kilisesi) (Mustafakemalpaşa)

Mustafakemalpaşa Söğütalan, Akçapınar Köyü’nde bulunan bu caminin orijinal yapısı kilisedir. Giriş kapısı üzerindeki kitabede de camiye çevrildiği 1928 tarihi yazılıdır.

Yapı bazilika planlı olup, doğu batı doğrultusundadır. İbadet mekanı (naos) ahşap sütunlarla üç nefe ayrılmıştır. Doğu duvarında bugün mihrap olarak kullanılan yarım yuvarlak apsit ve iki yanında da birer dikdörtgen niş bulunmaktadır. Yapının güney duvarında üç basık kemerli büyük bir pencere, batıda da kare pencere, kuzey duvarında da üç basık kemerli pencereler yer almaktadır. Yapı oldukça harap durumdadır.

Erenler Köyü Camisi (Orhaneli)

Bu caminin kitabesi günümüze gelemediğinden, vakıf kayıtlarında bununla ilgili bir belgeye rastlanmadığından ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir.

Cami, kuzey-güney doğrultusunda dikdörtgen planlı olup, üzeri ahşap çatı ile örtülmüştür. Kuzeydeki son cemaat yeri de doğu batı doğrultusunda dikdörtgen planlı ve ahşap tavanlıdır. İbadet mekanının güney duvarında yarım yuvarlak mihrap nişi, üzerinde de yuvarlak kemerli iki penceresi bulunmaktadır. Caminin doğu duvarında dört, üzerinde yuvarlak kemerli iki küçük penceresi; kuzey duvarında ibadet mekanına açılan kapının doğusunda kareye yakın dikdörtgen bir pencere bulunmaktadır. Batı duvarında da zeminden yaklaşık 1.80 m. yüksekliğinde yuvarlak kemerli üç penceresi bulunmaktadır. İbadet mekanının duvarları ve mihrap dışında bitkisel motifli kalem işleri vardır.

Mimari yönden bir özelliği bulunmamaktadır.


Harmancık Merkez Camisi (Hacı Osman Alan Mescidi) (Orhaneli)

Orhaneli Harmancık bucağındaki bu caminin minare kaidesi üzerindeki bir kitabeden 1904 yılında yaptırıldığı öğrenilmektedir. Caminin banisi bilinmemekle beraber bu kitabede yalnızca ustaların ismine yer verilmiştir.

Cami kuzey-güney doğrultusunda dikdörtgen planlı olup, üzeri çatı ile kapatılmıştır. Güney duvarının ortasında yarım yuvarlak mihrap nişi bulunmaktadır. Caminin doğu ve batı duvarlarında yaklaşık eşit ölçülerde ve eşit aralıklarda pencereler sıralanmıştır. Doğu duvarında 7, batı duvarında da 5 pencere bulunmaktadır. Batı duvarındaki ikinci pencerenin yerine de minare kapısı açılmıştır. Ayrıca kuzey duvarındaki giriş kapısının yanında iki pencere vardır. Caminin son cemaat yeri ile ibadet mekanı arasında seviye farkı bulunmakta ve bu yüzden buraya basamakla çıkılmaktadır. İbadet mekanının güneyinde, köşede vaiz kürsüsü ve minberi bulunmaktadır. Kare kaideli minare caminin batı cephesine bitişiktir.


Hacı Mehmet Camisi (Orhaneli)

Orhaneli, Çakmak Köyü’ndeki Hacı Mehmet Camisi’nin de kitabesi bulunmamakta ve vakıf kayıtlarında onunla ilgili bir belge olmadığından ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Büyük olasılıkla banisi Hacı Mehmet isimli bir kişidir.

Cami, kuzey-güney doğrultusunda, dikdörtgen planlı ahşap çatılıdır. Güneyde yarım yuvarlak mihrabı bulunmaktadır. Yapının kuzeyinde doğu batı doğrultusunda dikdörtgen planlı, üzeri tavanla örtülü bir son cemaat yeri vardır.

Mihrap nişinin doğusunda bir altlık ve üstlük, batısında da yalnızca bir üstlük pencere bulunmaktadır. Doğu duvarında ise iki altlık ve üstlük pencere vardır.


Murat Çelebi Camisi (Cuma Camisi) (Orhaneli)

Orhaneli ilçesinin Nalbant Köyü’nde bulunan Murat Çelebi Camisi’nin kitabesi bulunmadığından ve vakıf kayıtlarında da bununla ilgili bir bilgiye rastlanmadığından kimin tarafından ve ne zaman yaptırıldığı bilinmemektedir.

Cami, kuzey-güney doğrultusunda, dikdörtgen planlı ahşap çatılıdır. Son cemaat yeri iki katlıdır. İki sütun ve bir ahşap desteğe oturmaktadır. İbadet mekanı düz tavanlı olup, tavanı taşıyan iki destek bulunmaktadır. Güney duvarı ekseninde yarım yuvarlak bir mihrap nişi, batısında da bir minber bulunmaktadır. Cami doğu ve batı duvarlarında birbirlerine eşit ikişer pencere, kuzeydeki giriş kapısı yanında birer pencere ile aydınlatılmaktadır.


Orhan Gazi Camisi (Orhangazi)

Orhan Gazi Camisi’nin yapım tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber Orhan Gazi dönemi (1324-1362) eserleri arasındadır.

Cami kareye yakın dikdörtgen planlı ve ahşap çatılıdır. Caminin önünde iki yanlı merdivenle çıkılan bir son cemaat yeri bulunmaktadır. İki katlı son cemaat yeri dört sütunlu olup, üzeri ahşap çatı ile örtülüdür. Girişin sağ ve solunda iki mihrapçık ve iki de pencere bulunmaktadır. Ayrıca sağ köşesine minaresi yerleştirilmiştir. Kare planlı olan ibadet mekanının güney duvarında yarım yuvarlak mihrap nişi bulunmaktadır. Mihrap dokuz sıra testere dişi ile bezelidir. Mihrabın iki yanında iki, doğu ve batı duvarlarında da üçer pencere ile içerisi aydınlatılmıştır. Dikdörtgen çerçeveli bu pencereler iki katlı olup, bunlardan bazıları dıştan örülerek nişe dönüştürülmüştür. Mihrabın kuzey köşesine de minberi yerleştirilmiştir. Girişin sağ ve solunda ikişer ahşap sütunun taşıdığı kadınlar mahfeli bulunmaktadır.

Caminin yapımında moloz taş kullanılmış, köşelerde kesme taş kullanılmıştır. Yer yer ahşap hatıllar görülmektedir. Saçak altına rastlayan yerlerde tuğladan testere dişleri ile hareketli bir görünüm verilmiştir. Cami içerisinde yer yer kalem işi kalıntıları görülmektedir. Bunlar kıvrık dal ve yapraklardır.

Minare dikdörtgen prizma kaideli olup, silindirik gövdeli ve tek şerefelidir. Şerefe altı dört sıra testere dişi ile bezenmiştir.
Merkez Camisi (Büyükorhan)

Büyükorhan Kayapa Köyü’ndeki bu caminin kuzey cephesinde üst üste iki kitabe bulunmaktadır. Bunlardan birinci kitabede 1759-1760 tarihi ile Hacı Mehmet Ağa’nın ismi yazılıdır. İkinci kitabede 1806-1807 tarihi ve Hacı Mustafa Ağa’nın ismi yazılıdır. Ayrıca caminin orijinal minaresinin kaidesinin üç cephesinde de birer mermer kitabe bulunmaktadır. Bu kitabelerin birincisinde 1757-1758, ikincisinde 1759-1760 tarihleri olup, minarenin Hacı İbrahim tarafından yaptırıldığı yazılıdır. Üçüncü kitabede ise hayır sahibi Hacı Hüseyin’in ismi geçmektedir. Caminin kuzeybatısındaki çeşmede ise, çeşmenin İstanbullu Hacı Osman Efendi tarafından 1654-1655 tarihlerinde yaptırıldığı yazılıdır.

Caminin giriş kapısı üzerindeki ilk kitabede ismi geçen Hacı Mehmet Ağa’nın bu camiyi yaptırdığı sanılmaktadır. Büyük olasılıkla da kitabedeki 1759-1760 tarihinin caminin yapım tarihi olduğu sanılmaktadır. Belirli zamanlarda onarım geçirdiğinden orijinal durumundan uzaklaşmış basit bir köy camisidir.


Tahtalı Köyü Camisi (Nilüfer)

Nilüfer ilçesi Tahtalı Köyü’ndeki bu caminin eski minare kaidesinden kalma beş satırlık mermer kitabesinde minarenin 1855-1856 yılında Halil Ağa tarafından yaptırıldığı belirtilmiştir. Bunun dışında caminin yapımı ve banisi hakkında da bir bilgi bulunmamaktadır.

Minare kitabesi;

Şâd ola Hazret-i ol rûh-ı Bilal-i Habeşi
Hams evkâtda şehâdetle okundukça ez3an
Buyturub hakk-ı müezzinde hadis-i fahr-i rusül
Didi etvâl görünür nâsa o yevmu’l-miân
Rûh-ı pâkine salât ile selâm it şeb (ü) rûz
Mahzar-ı ‘afv (Ü) şefâat olasın ande hemân
O kerem kânı Halil Ağa olubdur bâni
Sayini hayra muvaffak ide dâim Mennân
……. Söyle dua tarz-ı mücevher târih
Tanrıyâ sakla hatâdan bu menârı elân 1272 (1855-56).


Hacı Recep Camisi (Nilüfer)

Nilüfer Akçalar Köyü’ndeki bu caminin kitabesi günümüze gelememiştir. Vakıflar Genel Müdürlüğü kayıtlarında da bu köyde yalnızca El-Hac Recep Camii Şerifi ismi geçmektedir. Minare kaidesinin kuzey cephesinde de 1767-1768 tarihi bulunmaktadır.

Cami kuzey-güney doğrultusunda dikdörtgen planlı, ahşap çatılıdır. Kuzeydeki son cemaat yeri batı-doğu doğrultusunda olup, dikdörtgen planlı ve ahşap çatılıdır. Bu bölüm kuzeyde dört, batıda da bir ahşap sütunla desteklenmiştir. Kuzeydoğu köşesine de kare kaideli silindirik gövdeli ve tek şerefeli bir minare eklenmiştir. Cami altta üç büyük yuvarlak kemerli, üstte de üç yuvarlak kemerli pencerelerle aydınlatılmıştır. Duvarları ve mihrabı kalem işleri ile bezenmiştir. Güney duvarında da mihrap nişi yuvarlak olarak dışarıya çıkıntılıdır.


Gölyazı Köyü Camisi (Nilüfer)

Nilüfer ilçesinin Gölyazı Köyü’ndeki bu caminin kitabesi bulunmamaktadır. Ancak Vakıflar Genel Müdürlüğü’nde Gölyazı’daki bir camiye ait vakıf kaydı bulunmaktadır.

Cami bilinmeyen bir tarihte doğuya doğru genişletilmiş ve buraya sonradan iki katlı bir son cemaat yeri eklenmiştir. Doğu-batı yönündeki dikdörtgen planlı ibadet mekanı, doğu duvarında iki, batı ve güney duvarında da üçer pencere ile aydınlatılmıştır. Güney duvarına beş cepheli mihrap yerleştirilmiştir. Bu bölümün doğusunda beş cepheli minare bulunmaktadır. İbadet mekanının üzeri düz bir tavanla örtülmüştür.Cami mimari yönden bir özellik taşımamaktadır.


Hacı Mustafa Ağa Camisi (Nilüfer)

Nilüfer ilçesi, Hasanağa Köyü’ndeki bu camiyi, kitabesinden öğrenildiğine göre Hacı Mustafa Ağa 1852-1853 yılında yaptırmıştır.

Üç satırlık kitabesi;
Sahibü’l hayrat ve’l hasenat
Mütevelli oğlu el-hac Mustafa Ağa 1269 (1852-53)

Cami mimari yönden bir özellik taşımamaktadır.


Babasultan Camisi (Kestel)

Kestel Babasultan Köyü’ndeki Babasultan Camisi, Geyikli Baba Camisi ismi ile de tanınmaktadır. Caminin yanında ayrıca türbe ve hamam da bulunmaktadır. Osmanlı kaynaklarına göre bu cami ve türbenin banisi Orhan Gazi’dir (1324-1362). Aşıkpaşazade tarihi Orhan Gazi’nin Geyikli Baba ismi ile tanınan bir dervişin üzerine kubbe, yanına tekke ve bir de mescit yaptırdığını yazmaktadır. XVI.yüzyıl Osmanlı tarihçilerinden Neşrî de Orhan Gazi’nin bu derviş öldükten sonra türbe, dergâh ve bir de cami yaptırdığını belirtmektedir. Vakıflar Genel Müdürlüğü’ndeki bir vakıf kaydı Geyikli Baba’nın Bursa’nın fethi sırasında İnegöl’de Keşiş Dağı (Uludağ) yöresine yerleştiğini belirtmektedir. Asıl ismi bilinmeyen bu derviş, Baba İlyas’ın müritlerinden olup, Osman Gazi’nin yakın dostluğunu kazanmış ve bu arada da Orhan Gazi ile de tanışmıştır.

Baba Sultan Camisi, iki ayrı mekandan yapılmış olup, bunlardan batıdaki bölüm XIX.yüzyılın sonlarına aittir. Cami ve türbe Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce 1958’de Bursa Eski Eserleri sevenler Kurumu tarafından da 1963-1964 yıllarında onarılmıştır.

Caminin doğudaki bölümü kuzey-güney doğrultusunda dikdörtgen planlıdır. Kuzeyindeki son cemaat yeri iki yuvarlak kemerle üç bölüme ayrılmış ve bunların üzeri aynalı tonozlarla örtülmüştür. İbadet mekanı kare planlı olup, üzeri Türk üçgenlerinin taşıdığı bir kubbe ile örtülmüştür. Güney duvarının ortasında yarım yuvarlak mihrap ve ona simetrik iki altlık ve iki üstlük pencere bulunmaktadır. Ayrıca doğu duvarının güneyinde biri altlık ve biri üstlük olmak üzere birer; kuzeyinde de türbeye açılan bir pencere bulunmaktadır. Bu bölüm 4.74 m. genişliğindeki yarım yuvarlak bir kemerle batı mekanına bağlanmıştır. Batı bölümünün kuzey duvarında yuvarlak kemerli giriş kapısı, güney duvarı ekseninde de yarım yuvarlak mihrap nişi bulunmaktadır. Burası da güney ve kuzeyinde iki, batısında da dört pencere ile aydınlatılmıştır. Doğu mekanı ile türbe arasına minare yerleştirilmiştir. Bu minare silindirik gövdeli ve tek şerefelidir.

Cami tuğla ve taştan yapılmış olup, iki sıra tuğla ve bir sıra taş dizisi peş peşe kullanılmıştır. Ayrıca kapı ve pencerelerin kemerleri de tuğladandır. Yapının üzeri kırma bir çatı ile örtülmüştür.


Vani Mehmet Efendi Camisi (Kestel)

Kestel’deki Vani Mehmet Efendi Camisi, kuzeydeki giriş kapısı üzerinde bulunan dört satırlık mermer kitabeden Şeyh Mehmet Vani tarafından 1673-1674 yıllarında yaptırıldığı öğrenilmektedir.

Vani Mehmet Efendi, Sultan IV.Murad (1623-1640), Sultan İbrahim (1640-1648) ve Sultan IV.Mehmed (1648-1687) döneminde yaşamış, İstanbul’da Bozğaziçi’ndeki Vaniköy’e yerleşmiştir. Müderris ve Vaiz olan Mehmet Vani Efendi II.Viyana kuşatmasına ordu vaizi olarak katılmış, kuşatmanın başarısız olmasından ötürü Kestel’e sürülmüş ve orada 1684-1685 yılında ölmüştür. Kestel’deki cami, medrese ve imaretini sürgün edilmeden önce yaptırmıştır.

Cami, kuzey-güney doğrultusunda dikdörtgen planlı, ahşap çatılıdır. Yapının kuzey ve doğu cephesinde L şeklinde bir son cemaat yeri uzanmaktadır. Son cemaat yerinin kuzeyinde giriş kapısı ve bunun çevresinde de dokuz penceresi bulunmaktadır. İç mekanın kuzeyinde mahfil, güney duvarı ekseninde de yarım yuvarlak mihrap nişi bulunmaktadır. İbadet mekanı güney duvarında, mihrabın iki yanında birer, doğusunda dört, batısında üç ve kuzeyinde de giriş kapısının iki yanında birer tane olmak üzere on bir pencere ile aydınlatılmıştır. Caminin içerisi bitkisel ve geometrik motiflerin oluşturduğu kalem işleri ile bezenmiştir.

Minare kaidesi bir sıra kesme taş, iki sıra tuğla olmak üzere yapılmıştır. Minare yuvarlak gövdelidir.


Cumalıkızık Köyü Camisi (Yıldırım)

Cumalıkızık Köyü Camisi’nin kitabesi günümüze ulaşamadığından ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nde, Cumalıkızık Köyü’nde ismi belirtilmeyen bir cami olduğuna işaret eden bir kayıt bulunmaktadır. Yörede yaşayanların söylediğine göre bu cami, 1916 yılında onarılmış, 1950-1955 yıllarında yapılan bir başka onarımla doğu yönüne doğru genişletilmiş, ahşap tavanı da tamamen yenilenmiştir. Bu onarım sırasında da caminin ilk yapısına ait güney duvarında mihrap nişi bulunmuş ancak üzeri kapatılmıştır.

Cami, doğu batı doğrultusunda dikdörtgen planlı üzeri çatı ile örtülü bir yapıdır. Güney duvarında dışarıya çıkıntılı yarım yuvarlak bir mihrap nişi bulunmaktadır. Caminin iki giriş kapısı vardır. Bunlardan biri doğu, diğeri de batı duvarının kuzeyindedir. Bu girişlerin önüne de revaklar eklenmiştir. Yol seviyesinden ötürü merdivenle bu girişlere çıkılmaktadır. Batı yönündeki minaresi 1972-1973 yıllarında yapılmıştır.

İbadet mekanı ahşap bir tavanla örtülü olup, kuzey-güney eksenindeki bir paye üzerine oturan kemer burasını ikiye ayırmaktadır. Mimari yönden herhangi bir özelliği bulunmamaktadır.

Bursa İmaretleri


Sultan I.Murad (Hüdavendigâr) İmareti (Osmangazi)

Bursa, Çekirge’de Sultan I.Murad, Hüdavendigâr Camisi’ni 1365-1366 yıllarında yaptırmıştır. İmareti de bu külliyeye eklenmiştir. Ancak bu yapı daha sonra yıkılmış, Sultan II.Abdülhamid tarafından 1904 yılında temelinden itibaren yeniden yapılmıştır. Bu onarımla ilgili kitabe sülüs yazı ile giriş kapısı üzerine yerleştirilmiştir:

Emirü’l-Mü’minin imâmü’l-Müslimin Halifet-i Resûl’ül-alemin Şevketlû
Kudretlû Gazi Sultan Abd’ül-Hamid Han-ı Sâni halledallahü Hilâtehu
Ve saltanatahû Efendimiz Hazretleri acd3ad-ı me’âliniyad-ı Hümayanlardan
Cennetmekân Hüdavendigâr-ı Gazi Hazretlerinin cümle-i müberrât-ı
Senniyelerinden olan bu imareti tecdiden inşa buyurmuşlardır.
Fi 12 Recep 1324 Fi 19 Ağustos 1322 (1904).

İmaret Hüdavendigâr Camisi’nin kuzey-güney uzantısında olup, Sultan II.Abdülhamid’in yaptırdığı onarımla orijinalinden büyük ölçüde uzaklaşmıştır. Yeni yapı büyük salonlara ayrılmış, üzeri de ahşap bir çatı ile örtülmüştür. İçerisinde beş tane ocak yeri olup, bunların tuğla bacalarından üçü günümüze kadar gelebilmiştir. Ocak yerlerinin üzeri açık avlu şeklindedir.

İmaret üç sıra tuğla bir sıra moloz taş ile yapılmış olup, pencere ve kapıları köfeki taşındandır. Kemerler tuğla ile örülmüştür. İmaretin girişi doğu yönündedir.

Vakıflar Genel Müdürlüğü 1976 yılında imareti onarmıştır.


Sultan II.Murad (Muradiye) İmareti (Osmangazi)

Bursa, Muradiye Mahallesi’nde Sultan II.Murad, 1425-1426 yılında yaptırdığı caminin yanına bir de imaret eklemiştir.

Muradiye Camisi’nin güneybatısında yer alan imaret 13x40 m. ölçüsünde dikdörtgen bir alan üzerindedir. Yapımında üç sıra tuğla, bir sıra da moloz taş kullanılmıştır. Giriş kapısında baklava ve yıldız motiflerinin bulunduğu süslemeler dikkati çekmektedir. Giriş oldukça geniş olup, burada beş yuvarlak kemerli pencere bulunmaktadır. İmaretin dikdörtgen salonu, fırını, ocağı ve su kaynakları bulunmaktadır. Özellikle doğu yönünde yedi ayrı fırını vardır. Bunlara bitişik olan yemek yenilen küçük salonun üzeri de stalaktitli, sekizgen kasnaklı küçük bir kubbe ile örtülmüştür.


Yeşil İmareti (Osmangazi)

Çelebi Sultan Mehmet’in Hacı İvaz Paşa’ya 1415-1419 yıllarında yaptırmış olduğu Yeşil Külliye’nin bir bölümünü imaret oluşturmaktadır. Bu imaret yıkılmış ve yakın tarihlere kadar yalnızca yemekhane kısımlarına ait duvar kalıntısı gelebilmiştir.

İmaretin 9.40x4.30 ölçüsünde mutbak kısmı iki kubbeli idi. Bunun dışında bütünüyle imaret 42.43x17.80 m. ölçüsünde idi. İmaretin bölümleri çevredeki yapılanmaların altında kalmıştır.


Nilüfer Hatun İmareti (İznik)


Sultan Orhan Gazi’nin eşi Nilüfer Hatun İznik’te 1388 yılında bir zaviye- imaret yaptırmıştır. Yeşil Cami’nin kuzeybatısında, Müze, Türbe ve Lefke sokaklarının bulunduğu yerde olan imaret günümüzde İznik Müzesidir.

İmaretin doğu cephesindeki giriş kapısı üzerinde üç satırlık, 48x151 cm. ölçüsünde bir kitabesi bulunmaktadır. Bu kitabede Sultan Murad’ın (1362-1389) annesi Nilüfer Hatun için 1388’de bu imaretin yapılmasını emrettiği belirtilmiştir.

Kitabenin Türkçe’si:
Bu mamur olarak sürecek olan mübârek ve şerefli imaretin yapılmasını büyük hükümdar, kerem sahibi Hakan
Sultan oğlu Sultan, Orhan’ın oğlu Murad emretti. Annesi merhume ve makfure
Nilüfer Hatun için yedi yüz doksan senesinin Cumade’l-evvelinin başında.

İmaret doğu-batı doğrultusunda peş peşe uzanan giriş ve ibadet mekanı ile buna bitişik kuzey yönündeki iki yan kanat ve önündeki son cemaat yerinden meydana gelmiştir. Yapı bir bakıma yan mekanlı, ters T planlı yapılar grubundandır. Kare mekanlı giriş pandantifli bir kubbe ile örtülmüştür. Bu kubbenin ortasında yuvarlak bir aydınlık feneri vardır. Buradaki giriş kapısının iki yanında da iki pencere bulunmaktadır. Giriş mekanından sonra 0.63 m. yüksekliğinde doğu-batı doğrultusunda dikdörtgen planlı bölüm kemerle ikiye ayrılmıştır. Bunlardan doğudaki bölümün ortasında sekiz dilimli, batısında da yuvarlak kubbeler bulunmaktadır. Büyük kubbeli kısımdan sonraki bölüm mescit bölümüdür. Burası bir kemerle ayrılmış ve üzeri iki küçük kubbe ile örtülmüştür. Mihrap girişin karşısında olmayıp, kıbleye yönelik sol duvarın ortasındadır. Ancak yapının son onarımı sırasında imaretin bu özelliği dikkate alınmamış, duvar sıvanmış ve mihrap ortadan kalkmıştır. İmaretin kuzey ve güney doğrultusundaki dikdörtgen yan kanatlar, kemerlerle kareye dönüştürülmüş ve üzerleri Türk üçgenleri ile geçişi sağlanan kubbe ile örtülmüştür. Aynı zamanda bu kubbeli ve ocaklı bölümler zaviyenin misafir odaları olarak da nitelenebilir. Batı ve yan duvarlarında altlık ve üstlük olmak üzere birer pencere bulunmaktadır. Doğu duvarında ise ocak nişi ile mazgal pencereler vardır.


İmaretin önünde, kuzey-güney doğrultusundaki dikdörtgen son cemaat yeri, iki taraftan yan kanatların bir bölümünü açıkta bırakmıştır. Cephelerde tuğla ve taşlardan oluşturulmuş çeşitli motifler dikkati çekmektedir. Ayrıca giriş cephesindeki pencerelerin kemerleri testere dişi şeklinde frizlerle çevrilmiştir. Bunların alınlıkları kesme taş ve tuğladan motifler içermektedir. İçlerinden bir tanesi de dama taşı şeklindedir. Ayrıca zengin biçimde alçı kabartmalara da rastlanmaktadır.

XIX.yüzyıl sonlarına kadar imaret işlevini sürdüren bu yapı, İznik’i Yunan işgali sırasında büyük ölçüde tahrip olmuştur. Cumhuriyet döneminde bir süre depo olarak kullanılmış, bu arada onarılmış, binanın çevresini kuşatan ekler ortadan kaldırılmış ve bugünkü görünümünü almıştır. Kültür Bakanlığı’nca 1955 yılında müze olarak ziyarete açılmıştır.


Orhan Gazi İmareti (İznik)

Yenişehir Kapısı dışında, Orhan Gazi’nin 1334-1335 yıllarında yaptırdığı imaret günümüze gelememiştir. Orhan Gazi imareti yaptırdıktan sonra, burada kendi eliyle ilk aşı halka dağıtmıştır.

İmaretin temelleri ve bugün İznik Müzesinde bulunan kitabe parçaları 1963 yılında yapılan kazı sırasında ortaya çıkarılmıştır. Bu kalıntılara dayanılarak imaretin duvarlarının çini ile kaplı olduğu, üzerinin de kubbe ile örtülü olduğu anlaşılmıştır. İmaretin üzeri kubbe ile kaplı bir avlusu, bunun ardında bir mescidi, iki yanında da misafirhane olarak da kullanılan mekanlar bulunuyordu.

İznik’te Çandarlı Hayreddin Paşa, İbrahim Paşa ve Halil Paşa buradan geçenlerin misafir edilmeleri ve doyurulmaları için bir takım zaviye-imaretler yaptırmıştır. Ayrıca bunlar için de vakıflar hazırlamışlardır. Bu imarethanelerin kitabeleri İznik Müzesinde bulunmalarına rağmen onlarla ilgili hiçbir iz günümüze gelememiştir.


Karacabey İmareti (Karacabey)

Karacabey İmareti Fatih Sultan Mehmet döneminde Abdullah oğlu Dayı Karaca Beg’in emri ile 1456-1457 yılında yapılmıştır. Giriş kapısının kemeri üzerinde 2.65x0.72 m. ölçüsünde üç satırlık mermer bir kitabe bulunmaktadır. Bu kitabede:

Bu imaretin yapılmasını sekiz yüz altmış bir hicri tarihinde Murat Han oğlu Sultan Mehmet’in devleti günlerinde, Allah’ın rahmetine muhtaç, merhum, mağfur, saadetli ve şehit, büyük emir, hatırlı komutan Abdullah oğlu Dayı Karaca Beg emretmiştir. Yazılıdır.

Ekrem Hakkı Ayverdi 1455 tarihli Vakıf Defterine göre, bu imaretin kitabesinde belirtilen tarihten önce yapıldığını ileri sürmektedir. İmaret 1853 depreminde harap olmuş, daha sonra Yunanlılar tarafından tahrip edilmiş, 1971-1972 yıllarında Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce onarılmıştır. Yapı halen cami olarak kullanılmaktadır.

İmaret Erken Osmanlı döneminde uygulanan ters T zaviyeli plan düzenindedir. Ön kısmında altı sütunun birbirleri ile ve duvarlarla bağlantısını sağlayan kemerlerle beş bölüme ayrılmıştır. Bunların üzerleri küçük pandantifli kubbelerle örtülmüştür. Girişte kubbeli iki kare mekan bulunmaktadır. Bunlardan öndeki daha geniş olup, bir kemerle arkadaki ibadete ayrılan bölümden ayrılmıştır. Girişin hemen sağ ve soluna da imaretin yan kanatları eklenmiştir. Bunların üzerleri pandantifli birer kubbe ile örtülmüştür. Son cemaat yeri ile bu bölümler arasındaki holün sağ tarafına da sonradan yapılan bir minare eklenmiştir.


Sinan Paşa İmareti (Yenişehir)

Osmanlı Sadrazamı ve Yemen Fatihi Sinan Paşa Yenişehir’de cami ve medreseye 1572-1573 yıllarında bir imaret eklemiştir.

Sinan Paşa Medresenin kuzeydoğusunda yer alan imaret L planı şeklindedir. Biri eğri, diğer ikisi dikdörtgen olan mekanlardan meydana gelmiştir. Bunlardan kuzeydeki bölüm dikdörtgen planlı olup, kemerlerle kareye dönüştürülmüş ve üzerleri kubbe ile örtülmüştür. Güney duvarındaki bir kapı, kuzey duvarında da birer mazgal penceresi bulunmaktadır. İmaretin duvarları dışa kapalıdır. Ayrıca doğu-batı doğrultusunda dikdörtgen planlı diğer mekan yine bir kemerle ikiye bölünmüştür. Her iki bölümün de üzeri birer kubbe ile örtülüdür. İmaretin üçüncü bölümü doğu-batı doğrultusunda dikdörtgen planlıdır. İki kemerle de birbirine eşit, üzerleri kubbeli üç bölüme ayrılmıştır. İmaretin doğu kanadındaki mekan ise, yine dikdörtgen planlı olup, burası da bir kemerle ikiye ayrılmış ve üzeri kubbe ile örtülmüştür.

İmaret yanındaki medrese duvarları gibi moloz taş ve tuğla ile yapılmıştır. Duvar örgüsü düzenli olmayıp, 1-2 moloz taş ve yine aynı şekilde tuğladandır. İmaretin kapı ve pencere kemerleri, aydınlık fenerleri, testere dişi tuğla frizlerle hareketlendirilmiştir. Yalnızca kapı ve pencere söveleri, lentoları taştandır.

Bursa Hamamları 1


Armutlu Hamamı (Osmangazi)

Bursa Çekirge Caddesinin altında yer alan Armutlu Hamamı Eski Kaplıca ismi ile de tanınmıştır.

Bursa’nın en büyük hamamlarından biri olup Sultan I.Murad döneminde 1394 yılında yapılmış, Sultan Yıldırım Bayezid döneminde de hamama bir soğukluk eklenmiştir.
Hamamın giriş kapısı üzerine mermerden onarım kitabesi yerleştirilmiştir:

Kaplucenin binası ve cümle yer yapıldı
Sn gülab tyneti oldu miskile tağmir

Feyyaz zulmenend-in feyz-i iyanet erdir
İt’mame dendi tarih kapluca oldu tamir 917 h.(1511)

Hamam taş ve tuğla dizilerinden yapılmış olup yer yen Bizans devşirme parçalarından da yararlanılmıştır. Soyunmalık bölümünün ortasına büyük bir şadırvan yerleştirilmiş olup üzeri iki kubbe ve iki yarım kubbe ile örtülmüştür.Buradan geçilen sıcaklık yine kubbelidir ve sekiz sütuna oturan yuvarlak kemerlerin taşıdığı kubbeli bir mekana geçilmektedir. Sıcaklık 7.00 m. çapında havuz çevresinde çokgen bir plan geliştirilmiş,çevresine de tonozlu nişler yerleştirilmiştir. Bu bölüme aslan ağzı başlıklardan sıcak sular akmaktadır.Bu bölüme1675 tarihli Farsça bir kitabe yerleştiriliş kitabe günümüze kadar gelebilmiştir:
“Hamamın tarihini cevat dinle Ya Rab daima su ve kuvvet ver”

Hamamın üst örtüsü ilk yapılışında kurşun kaplı iken 1612 yılında bunlar sökülmüş yerini kiremit örtü almıştır. XIX.yüzyıldan sonra hamamın çevresine yapılan eklerle dış görünüşü orijinal şeklinden uzaklaşmış ve etrafındaki yapıların arasında kaybolmuştur.


At Pazarı (Dayıoğlu) Hamamı (Osmangazi)

Bursa , Ahmet Dai Mahallesinde, Cumhuriyet Caddesi ile Ahmed Dai Sokağının kesiştiği yerde bulunan At Pazarı Hamamının kimin tarafından yaptırıldığı kesinlik kazanamamakla beraber vakfiyesinden 1604 yılında yaptırıldığı ve Emir Sultan’a vakfedildiği öğrenilmiştir. Hamam 1664 ve 1758 yıllarında onarım görmüş ve orijinalliğinden kısmen de olsa uzaklaşmıştır.

Hamam soyunmalık, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden oluşmaktadır. Ortasında asıl yıkanma yeri ve buradan geçilen sıcaklık yer almaktadır. Aynı zamanda ılıklığa üzeri tonoz örtülü helalar eklenmiştir. Hamamın tümü kubbelerle örtülüdür. Soğukluk kare planlı olup üzeri pandantiflerin taşıdığı sekiz köşeli bir kasnağın taşıdığı kubbe ile örtülüdür. Soğukluktan kubbeli ve tek eyvanlı sıcaklığa oradan da halvet odalarına geçilmektedir.


Başcı İbrahim Hamamı (Osmangazi)

Bursa, Maksem semti yakınında, Başcı İbrahim Camisi’nin yanındadır. XV.yüzyılda Başcı İbrahim Bey tarafından tek hamam olarak yaptırılmıştır.

Osmanlı hamam tipleri arasında tek hamam gurubundan olup soğukluk kare planıdır, üzeri sekizgen bir kasnağın taşıdığı bir kubbe ile örtülüdür.Soğukluk kısmı sıcaklık bölümünden daha büyük ölçüdedir. Buradan dikdörtgen planlı sıcaklığa ve iki kubbeli halvete geçilmektedir. Ilıklığın her iki yanına üzerleri kubbeli helalar yerleştirilmiştir. Sıcaklık 6.55 X 10.60 m. ölçüsünde olup bununda üzeri pandantifli kubbe ile örtülmüştür. Sıcaklıktan sonra iki halvet hücresi bulunmaktadır.

Hamam tuğla ve moloz taş duvarlıdır.Bunların arlarına yer yer tuğla hatıllar yerleştirilmiştir. Bu örgü sistemi yerden 2.00 m. yüksekliğe kadar olup üzeri tamamen tuğla örgülüdür.
Hamam uzun süre kendi haline terkedilmiş,bir ara dokuma atölyesi olarak kullanılmıştır.


Gırçık (Cıkcık) Hamamı (Osmangazi)

Bursa, Çekirge semtinde, Hüdavendiğar Camisi’nin doğusundadır. Hamamın kitabesi bulunmadığından ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Büyük olasılıkla Hüdavendiğar Camisi ile birlikte yaptırılmış olup XIV yüzyıla ait bir hamamdır.

Hamamın önündeki giriş bölümü yıkılmış, günümüze sıcaklık ile helalar ve güneydeki iki küçük bölüm gelebilmiştir. Hamam 6.60 X 6.60 m. ölçüsünde olup üzeri oldukça büyük tek bir kubbe ile örtülmüştür. Pandantiflerin taşıdığı, dıştan kiremit kaplı kubbe onikigen kasnağa oturmaktadır. Kubbe eteğinde biri ince diğeri daha kalın iki şerit halinde frizler bulunmaktadır.

Hamamın güneyindeki tonoz örtülü iki hücre bulunmaktadır. Bunlardan kapıya daha yakın olanı 1.35X 12.00 m. ölçüsünde olup içerisindeki devamlı akan sıcak su ile halk ücretsiz yıkanabilmektedir.


Çakır Ağa Hamamı (Osmangazi)

Bursa, Tophaneye çıkan yolun solunda, Timurtaş Paşa Türbesi yakınında, kalenin de eteğinde bulunan Çakır ağa hamamını Sultan II. Murad döneminde Sekban Başa ve aynı zamanda Çakırcı başı görevlerini yapmış olan Çakır Ağa yaptırmıştır.

XV.yüzyılın ilk yarısına tarihlenen hamam çifte hamamlar plan düzenindedir.Oldukça geniş olan kadınlar ve erkekler kısmının sıcaklığının sonunda iki halvet hücresi eklenmiştir. Soyunmalık bölümleri kare planlar halinde olup, üzerleri kubbelerle örtülüdür. Kubbelerin oturduğu kasnakların üzerine ikinci bir kasnak oturtulmuş ve böylece oldukça yüksek bir kasnak elde edilmiştir. Sıcaklığın ortasında oldukça geniş bir göbek taşı bulunmaktadır. Hamamın erkekler kısmı kadınlar kısmına göre çok daha geniştir. Ayrıca hamam gelir sağlamak amacıyla kuzey v batısına dükkanlar eklenmiştir.

Hamamın yapı malzemesi taş ve tuğladandır. Çakır Ağa hamamı1962 yılında orijinal durumuna uygun biçimde onarılmıştır.Günümüzde hamam işlevini sürdürmektedir.


Çekirge Hamamı (Osmangazi)

Bursa Çekirge Semtinde I.Murad Caddesi’nin yol seviyesinin altında kalan Çekirge Hamamı XIV.yüzyılda yapılmıştır.

Bursalı kadınlarca şifalı ve kutsal bilinen bu hamam başlangıçta halka açık, ücretsiz olarak yapılmıştır. Yolun birkaç basamak altında girişi bulunan hamamın kapısı üzerinde tuğla ile deniz dalgalarına benzeyen bir motif işlenmiştir. Girişten sonra oldukça uzun bir koridordan soğukluk bölümüne ulaşılmaktadır. Soğukluk, trompların yardımı ile tek bir kubbe ile örtülmüştür. Soğukluktan dikdörtgen planlı bir başka koridorda sıcaklık ve helalar bulunmaktadır. Sıcaklığın üzeri de kasnaklı bir kubbe ile örtülmüştür.

Çekirge Hamamı kesme taş ve tuğladan yapılmış olup, örgü sıraları arasına iki sıra, bazen de üç sıra tuğlalar yerleştirilmiştir. Bunun yanı sıra taşların arasında dikey olarak tek tuğlalar da görülmektedir. Hamamın yan duvarları diğerlerinden farklı olup, kesme taş yerine kaba ve oldukça iri taşlardan yapılmıştır.

Günümüzde hamamın kubbeleri beton ile kaplanmıştır.


Davut Paşa Hamamı (Osmangazi)

Bit Pazarının bulunduğu yerde olan Davut Paşa Hamamını 1485 yılında Sultan II.Beyazıt’ın sadrazamı Davut Paşa yaptırmıştır.

Osmanlı hamam mimarisi içerisinde tek hamam plan düzeninde olup, soğukluk bölümü sekizgen planlı ve üzeri kubbelidir. Beden duvarlarından kubbeye geçiş baklavalı bir kuşakla sağlanmış, dıştan da iki katlı bir kasnak üzerinde kubbe oturtulmuştur.

Hamamın ılıklık kısmına bir merdivenle çıkılmaktadır. Ortasında iki duvar üzerine oturtulmuş kubbeli bir bölüm ve bununla bağlantılı, üzeri kubbeli üç ayrı bölüm daha bulunmaktadır. Bu bölümler aynı zamanda hela görevini de yapmaktadır. Ilıklık bölümünün ortasındaki bir geçitten sekizgen plan düzenindeki sıcaklığa geçilmektedir. Sıcaklık iki eyvan ve beş küçük hücre ile dört ayrı halvetten oluşmaktadır.

Osmanlı kaynaklarından öğrenildiğine göre bu hamam, 1544, 1570, 1571, 1785 ve 1903 yıllarında onarılmıştır. Bu onarımlar sonunda da özelliğini büyük ölçüde yitirmiştir.


Demirtaş (Timurtaş) Hamamı (Osmangazi)

Bursa Gazcılar Mevkiinde yer alan bu hamam, Yıldırım Beyazıt döneminde Demirtaş Paşa’nın oğlu Oruç Bey tarafından yaptırılmıştır. XIV.yüzyıla ait tek hamamlar grubundandır.

Osmanlı kaynakları bu hamamın XVI.yüzyılın ilk yarısında harap olduğunu, Rüstem Paşa’nın hamam taşlarını satın alarak yeni kaplıcanın yapımında kullandığını belirtmektedir. Sonraki yıllarda Molla Çelebi bu hamamı satın almış ve 1567 yılından önce de onarmıştır. XX.yüzyılın ikinci yarısında bu hamam Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Bursa Eski Eserleri sevenler Derneği tarafından onarılmıştır.

Kuzey yönündeki giriş kapısı üzerinde yedi sıra stalaktitli bir kapısı bulunmaktadır. Soğukluk 15.75x17.85 m. ölçüsünde olup, üzeri kubbe ile örtülüdür. Kubbeye geçiş Türk üçgenleri ile sağlanmıştır. Soğukluğun doğusundaki bir kapıdan girilen ılıklığın üzeri tonoz ve kubbe ile örtülüdür. Buna bağlı olarak halvet ve helalar da ayrı bir kubbe ile örtülmüştür. Buradaki kemerli bir geçitten içerisinde göbek taşının da bulunduğu sıcaklığa geçilmektedir. Sıcaklıkta iki büyük halvet vardır ve bunun üzeri de kubbe ile örtülüdür.

Hamamın külhan kısmı doğusunda yer almaktadır. Yapı malzemesini bir sıra tuğla ve bir sıra moloz taş oluşturmaktadır.


Emir Sultan Hamamı (Yıldırım)

Bursa Emir Sultan semtinde, Emir Sultan Camisi’nin güneyinde bulunan bu hamamı Yıldırım Beyazıt’ın kızı, Emir Sultan’ın eşi Hundi Sultan 1426’da yaptırmıştır.

Hamam 12.35x34.75 m. ölçüsünde dikdörtgen planlı olup, soğukluğu kare planlıdır. İlk yapılışında üzeri kubbeli olan bu bölüm, sonradan düz çatılı bir konuma getirilmiştir. Soğukluktan kare planlı üzeri kubbeli bir bölümden ılıklığa geçilmektedir. Ilıklığın çevresinde iki halvet hücresi ve hela bulunmaktadır. Buradan da üç eyvanlı ve iki halvetli sıcaklık bölümüne geçilmektedir. Göbek taşının bulunduğu sıcaklığın üzeri de kıvrımlı bir kuşağın bulunduğu bir kasnak ve kubbe ile örtülmüştür.

Emir Sultan Hamamı 1622, 1670 ve 1712 yıllarında onarılmıştır.


İbrahim Paşa Hamamı (Eski Hamam) (Osmangazi)

Bursa Kale içerisinde, Devlet Hastanesi yanında yer alan bu hamamı, Sadrazam Çandarlı Halil Paşa’nın oğlu Sadrazam İbrahim Paşa eşi Hatice Hatun için XV.yüzyılın ikinci yarısında yaptırmıştır.

Osmanlı mimarisinde tek hamamlar grubu içerisinde yer alan bu hamam, bir sıra kesme taş ve üç sıra tuğladan yapılmıştır. Hamamın girişi oldukça yüksek olup, iç içe iki kemer halindedir. Soğukluk bölümünün iki duvarı ile kubbesi yıkılmıştır. Bugün ılıklığa köşeye yakın bir kapıdan girilmektedir. Ilıklığın üzeri bir tam ve iki yarım kubbeden meydana gelmiştir. Üzerini örten kubbede dört sıra halinde stalaktitler bulunmaktadır. Buradaki sivri kemerlerin arasında kalem işlerinin bulunduğu izlerden anlaşılmaktadır.

Hamamın sonundaki halvet kısmı iki bölümlü olup, bunlara çapraz iki kapıdan girilmektedir. Halvetlerin üzeri küçük birer kubbe ile örtülüdür. Kubbelerde aydınlık fenerleri bulunmaktadır.


Eski Yeni Hamam (Ördekli Hamam) (Osmangazi)

Bursa Abdal Mehmet Mahallesi, Güzel Kız Sokağı’nda bulunan bu hamamın yapımına Yıldırım Beyazıt döneminde başlanmış, ancak Timur’un istilası sırasında yarım kalmıştır. Sonradan Çelebi Sultan Mehmet döneminde tamamlanmıştır.

Osmanlı mimarisinde çifte hamamlar grubu içerisinde bulunan hamam, tuğla ve taştan yapılmıştır. Duvarlarında üç sıra tuğla ve bir sıra da kesme taş kullanılmıştır.

Hamamın kadınlar bölümünün soyunmalığı 10.50 m. çapında sekizgen bir kasnağa oturan, 7 m. çapında tek bir kubbe ile örtülüdür. Soyunmalıktan sıcaklık bölümüne geçilmekte olup, sıcaklık dikdörtgen planlıdır. Buradan da iki yanında birer eyvan bulunan dar bir kapı ile halvetlere geçilmektedir. Halvetlerin üzeri kubbe ile örtülüdür.

Erkekler bölümü de kadınlar bölümü ile aynı plan düzenindedir. Hamam günümüzde harap durumdadır.


Eyne Hamamı (Osmangazi)

Eyne Bey Medresesi’nin bitişiğinde yer alan bu hamamı Eyne Bey subaşılığı sırasında, 1674 yılında medrese ile birlikte yaptırmıştır.

Osmanlı mimarisindeki tek hamamlar plan düzeninde olup, küçük ölçüdedir. Cephesi ahşapla kaplı soyunmalık bölümünden ılıklığa geçilmektedir. Ilıklığın üzeri altı köşeli bir kasnağa oturan bir kubbe ile örtülüdür. Sıcaklık da Türk üçgenleri üzerine oturtulmuş kubbe ile örtülü olup, dıştan kasnaklıdır.

Hamam günümüzde işlevini sürdürmektedir.


Hanzade Hamamı (Hançerli Hamam) (Osmangazi)

Bursa Pir Emir Mahallesi’nde bulunan bu hamamı Sultan II.Beyazıt’ın oğlu Şehzade Mahmut’un kızı Hançerli Fatma Sultan 1524 yılında yaptırmıştır.

Günümüze harap ve kısmen yıkılmış olarak gelebilen bu hamamın duvar izlerine dayanılarak planı çıkarılmıştır. Buna göre; 9.12x13.90 m. ölçüsündeki bir soyunmalıktan ılıklığa geçilmektedir. Ilıklık 2.25x2.25 m. ölçüsünde kare planlı olup, üzeri pandantifli bir kubbe ile örtülüdür. Bu bölümde hücreler ve helaların bulunduğu anlaşılmaktadır. Üzeri pandantifli bir kubbe ile örtülmüştür. Kubbe üzerinde de on iki adet aydınlık delikleri bulunmaktadır. Sıcaklık 5.60x6.70 m. ölçüsünde olup bunun da üzeri pandantifli dıştan sekizgen kasnaklı kubbe ile örtülüdür. Bu kubbenin ortasında altıgen aydınlık pencereleri yer almıştır. Kubbe eteğindeki stalaktitli kuşağın orijinal izleri görülmekle beraber büyük bir bölümü dökülmüştür.

Hamamın güney duvarı boyunca kemerli nişler sıralanmıştır. Sıcaklığın kuzeybatı yönünde de 2.15x2.20 m. ölçüsünde hücreler bulunmaktadır. Bu bölümlerin üzeri de kubbelidir. Hamamın güneyine su deposu yerleştirilmiş, üzeri de tonozla örtülmüştür.


Haydarhane Hamamı (Osmangazi)

Bursa Haydarhane Mahallesi’ndeki bu hamamı, XV.yüzyılda Fenari Ahmet Paşa yaptırmıştır. Bu hamam aynı zamanda İstanbul’daki Fenari İsa Camisi’nin vakfıdır.

Moloz taş ve tuğladan yapılan hamamın soğukluk bölümü diğer bölümlere göre çok daha fazla büyük tutulmuş olup, 10.20x10.20 m. ölçüsünde kare planlıdır. Üzeri pandantifli tek bir kubbe ile örtülmüştür. Buradan ılıklığa geçilmektedir. Ilıklığın yanında helalar bulunmaktadır. Ilıklıktan da kare planlı, ortasında göbek taşı bulunan kubbeli sıcaklığa geçilir. Sıcaklığın iki yanında, ana bölümden kemerlerle ayrılmış iki eyvan bulunmaktadır.


Horhor Hamamı (Osmangazi)

B ursa Çekirge’de, Havuzlu Parkın içerisinde yer alan bu hamam kadın ve erkekler olmak üzere iki bölümden meydana gelmiştir. Kitabesi günümüze ulaşmamış, kaynaklarda da onunla ilgili bir bilgiye rastlanmamıştır. Bu nedenle de ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı kesinlik kazanamamıştır. Değişik dönemlerde yapılan onarımlarla da orijinalliğinden uzaklaşmıştır.


İncirli Hamam (Osmangazi)

Bursa İncirli Caddesi üzerindeki bu hamamı Fenari Ahmet Paşa’nın kardeşi Alaaddin Ali Bey XV.yüzyılın sonlarında yaptırmıştır.

Taş ve tuğladan yapılan bu hamam tek hamamlar grubundandır. Değişik zamanlarda yapılan onarımlar nedeni ile özelliğini yitirmiştir.


Kayan Hamamı (Kaygan-Dölger Hamamı) (Osmangazi)

Kayan Camisi’nin batısında yer alan bu hamamı, XV.yüzyılın başlarında Vezir Koca Mehmet Paşa yaptırmıştır.

Osmanlı hamam mimarisinde çifte hamamlar grubundan olan bu hamamın, erkekler bölümünün soğukluğu diğerinden daha geniş olup, 13x13 m. ölçüsünde kare planlıdır. Üzeri baklavalı bir kuşağa oturan bir kubbe ile örtülmüştür. Buradan 7.40x5.20 m. ölçüsünde kubbeli ılıklığa geçilmektedir. Sıcaklık sekiz köşeli bir kasnağın taşıdığı kubbe ile örtülüdür. İçerisinde kare planlı iki halvet bulunmaktadır.

Hamamın kadınlar kısmının soğukluğu 9.80x12.85 m. ölçüsündedir. Bunun üzeri Türk üçgenlerinden oluşmuş bir kuşağın taşıdığı kubbe ile örtülüdür. Soğukluktan iki ayrı kapı ile ılıklık ve sıcaklık bölümlerine geçilmektedir. Yedi bölümden oluşan bu mekanın üzeri yine kubbe ile örtülmüştür. Hamamın yapı malzemesini taş ve tuğla oluşturmuş, üzeri de sıvanmıştır.


Keçeli Hamam (Osmangazi)

Bursa Çekirge semtinde, I.Murad Caddesi ile Selvi Sokağı’nın kesiştiği köşede yer alan bu hamamın kitabesi bulunmadığından ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Yapının mimari üslubundan Fatih döneminden önce, XIV.yüzyılda yapıldığı anlaşılmaktadır.

Kare planlı olan hamam, kubbe ve kiremit çatı ile örtülmüştür. Çatı ile örtülü soyunmalık bölümü 6.40x9.90 m. ölçüsünde dikdörtgen planlıdır. Ilıklık kare planlı olup, kubbelidir. Sıcaklık da dikdörtgen planlı olup, üzeri kubbe ile örtülüdür.


İbrahim Paşa Hamamı (Mahkeme Hamamı) (Osmangazi)


Bursa Başak Caddesi üzerinde, İbrahim Paşa Camisi’nin de yanında yer alan bu hamam vakfiyesinden öğrenildiğine göre; Çandarlı İbrahim Paşa’nın oğlu İbrahim Paşa tarafından 1421 tarihinde yaptırılmıştır. İbrahim Paşa İznik’teki imaretine bu hamamı ile birlikte yedi köyü de vakfetmiştir.

Hamam Osmanlı mimarisindeki çifte hamam grubundan olup, kubbeli mekanlarının yanı sıra iç içe eyvanlar da uygulanmıştır. Hamamın ılıklık bölümü olmayıp, doğrudan doğruya sıcaklığa geçilmektedir.

Hamam taş ve tuğladan yapılmıştır. Hamamın erkekler kısmına sivri kemer içerisine yerleştirilmiş stalaktitli bir nişten girilmektedir. Soyunmalık 11.00x11.00 m. ölçüsünde kare planlıdır. Üzeri yarım kubbelerin desteklediği bir kubbe ile örtülmüştür. Sıcaklık bölümü de sekiz köşeli bir kaide üzerindedir. İçerisinde renkli mermerlerden yapılmış göbek taşı ile fıskiyeli bir havuzu bulunmaktadır. Buradaki dilimli kemerli iki eyvandan kubbeli üç halvete geçilmektedir.

Hamamın kadınlar bölümü de erkekler kısmına benzer bir plan göstermektedir. Ancak buradaki eyvanlar diğerinden farklı yerlere yerleştirilmiş olup, üzerleri tonozla örtülmüştür.

Vakıf kayıtlarından öğrenildiğine göre bu hamam 1490, 1593 yıllarında onarılmıştır.


Muallimzade Hamamı (Osmangazi)

Bursa Davutkadı semtinde, Davutkadı Camisi’nin karşısında yer alan bu hamamı, Muallimzade Ahmet Efendi 1572 yılında yaptırmıştır. Muallimzade Ahmet Efendi bu hamamı Zeyniddin Hafi Mahallesi ile Aksu’daki cami, sıbyan mektebi ve zaviyesine gelir getirmek amacıyla yaptırmıştır.

Osmanlı hamam mimarisinde tek kubbeli hamamlar grubuna dahil olan bu hamam, kesme taş ve tuğladan yapılmıştır. Ancak yapılan onarımlar sonucunda orijinalliğini yitirmiştir.


Muradiye Hamamı (Osmangazi)

Bursa Muradiye semtinde, Muradiye Medresesi’nin batısında yer alan bu hamamı Sultan II.Murad 1426 yılında yaptırmıştır. Hamam soğukluk, ılıklık, iki halvet ve külhan bölümlerinden meydana gelmiş olup, günümüzde oldukça harap bir durumdadır.

Hamama sivri kemerli anıtsal bir kapı ile girilmektedir. Soğukluk kısmı 9.95x9.95 m. ölçüsünde kare planlıdır, üzeri sekizgen iki ayrı kasnağa oturmuş kubbe ile örtülüdür. Dıştan kubbelerin üzeri kiremitle kaplanmıştır. Soğukluktan ılıklık bölümüne geçilir. Ilıklığın iki yanında üzerleri kubbeli eyvanlar sıralanmıştır. Buradan da halvete geçilmektedir.

Hamam 0.50 m. kalınlığında duvarları olan üç sıra moloz taş, üç sıra tuğla hatıllardan yapılmıştır. Kemerler ve kasnaklar kesme taştandır.

Kaynaklardan öğrenildiğine göre, 1523, 1634 ve 1742 yıllarında onarılmıştır. Uzun süre depo olarak kullanılmıştır.


Nalıncılar Hamamı (Osmangazi)

Bursa Tuz Pazarı Çarşısında bulunan hamam, Hüdavendigâr, Galle Pazarı, Postacılar ve Tahıl Pazarı isimleri ile de tanınmıştır. Depo ve imalathane olarak kullanılmış, bu nedenle de özelliğini yitirmiştir. Kitabesi bulunmadığından ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Yapı üslubundan XIV.yüzyılın sonlarında veya XV.yüzyılın başlarında yapıldığı sanılmaktadır.

Osmanlı mimarisinde çifte hamam plan düzeninde yapılan bu hamam, taş ve tuğla duvarlı olup, 28.00x50.00 m. ölçüsündeki bir arsa üzerindedir. Kadınlar kısmının soyunmalık ve ılıklık bölümleri tamamen yıkılmıştır. Sıcaklığın kubbeli bölümü ile iki yanındaki eyvanları ve kubbeli halvetleri günümüze gelebilmiştir. Erkekler bölümünün de soyunmalık kubbesi çökmüştür. Ilıklık 8.30 m. çapında 22 dilimli bir kubbe ile örtülmüştür. Burada helalar bulunmaktadır. Sıcaklık bölümü haçı andıran bir plan düzeninde olup, dört yanına eyvanlar yerleştirilmiştir. Ayrıca haçın kolları arasında da dört halvet hücresi yerleştirilmiştir.

Hamam, belgelerden anlaşıldığına göre 1572, 1631 ve 1791 yıllarında onarılmıştır.


Nasuh Paşa Hamamı (Yıldırım)

Bursa Setbaşı’ndaki köprünün yakınında yer alan bu hamamı Sultan II.Beyazıt’ın sadrazamı Mesih Mehmet Paşa XV.yüzyılın sonlarında yaptırmıştır. Mesih Paşa tarafından yaptırılan bu hamama Nasuh Paşa denilmesinin nedeni de buraya uzun süre mütevellilik yapan Mevlâna Nasuh ve oğlu Mehmet’ten kaynaklanmaktadır.

Hamam ilk yapılışında çifte hamam olarak yapılmış, daha sonra kadınlar kısmı yıkılarak satılmıştır. Günümüze yalnızca erkekler kısmı gelmiştir. Kesme taş ve tuğladan yapılmış olan hamamın üzeri kiremit örtülü kubbelidir. Bu bölüm soğukluk, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden meydana gelmiştir. Soğukluk bölümü 10.70x10.70 ölçüsünde, kare planlıdır. Üzeri de tromplu bir kubbe ile örtülmüştür. Bu tromplar stalaktitlerle bezenmiştir. Kubbe dıştan kasnaklı bir görünüme sahiptir. Soğukluk bölümü altlı, üstlü pencerelerle aydınlatılmış olup, buradan ılıklığa geçilmektedir. Kubbeli olan bu bölüm aydınlık feneri ve tepe camları ile aydınlatılmıştır. Sıcaklık bölümü altıgen planlı ve beş eyvanlıdır. Bunun da üzeri kubbelidir. Buradaki yan eyvanlar tonozlu olup, tepe camlı kubbeciklerle örtülmüştür. Yanlardaki iki halvete geçiş XV.yüzyıl çinileri ve mermerlerle kaplıdır.

Eski kaynaklardan öğrenildiğine göre hamam, 1555, 1568 ve 1588 yıllarında onarılmıştır. Günümüzde hamam işlevini sürdürmektedir.


Omur Bey (Umur Bey) Hamamı (Osmangazi)

Bursa Umur Bey Mahallesi’nde, Umur Bey Camisi’nin yakınında bulunan Omur Bey Hamamını Kara Timurtaş Paşa’nın oğlu Omur Bey 1430 yılında yaptırmıştır.

Osmanlı mimarisi hamamları arasında tek hamam gurubundan olan hamam dikdörtgen bir plan düzenindedir. Duvarları üç ve iki sıra tuğla,iki sıra kesme taşlarla örülmüştür. Bunların aralarına da birer dikey tuğla yerleştirilmiştir. Soğukluk bölümü 10.75 X 11.00 m. ölçüsünde olup üzeri sekizgen bir kasnağın taşıdığı tek kubbe ile örtülmüştür. Soğukluk kısmından 3.37 X 3.82 m. ölçüsündeki ılıklık bölümüne yedi basamaklı bir merdivenle çıkılmaktadır. Buradan da iki eyvanlı, dört halvetli sıcaklığa geçilmektedir. Halvetlerin üzeri küçük kubbelerle örtülüdür.


Orhan Gazi Hamamı (Osmangazi)

Bursa Koza Hanı yanında yer alan bu hamamı Orhan Gazi 1339 yılında yaptırmıştır. Aynı zamanda Orhan Gazi’nin Bursa’da yaptırdığı ikinci hamamdır. Orhan Gazi bu hamamın gelirlerini Tophane’de günümüze gelememiş olan medresesine vakfetmiştir. Orhan Gazi Hamamı aynı zamanda Hallaçlar, Bıçakçılar, Aynalı Çarşı hamamları ismi ile de tanınmaktadır. Bursa üzerinde araştırmaları olan Y.Mimar Sedat Çetintaş 1943-1945 yıllarında bu hamamın rölövelerini çıkarmıştır.

Osmanlı Mimarisinde çifte hamam plan düzeninde yapılmış olan bu hamamın 12.00 x 12.00 m. ölçüsünde bir soyunma ve ılıklık bölümleri vardır. Dört eyvanlıdır. Kadınlar bölümü de ona bitişik olarak 10.00 x10.00 m. ölçüsündedir.

Hamamın duvarları kesme taştan üzerini örten kubbelerin kasnakları üç sıra tuğla bir sıra kesme taştan yapılmıştır.

Orhan Gazi Hamamı 1958 Bursa yangınından sonra yanmış, Vakıflar Genel Müdürlüğünce onarılmış ve çarşıya dönüştürülmüştür. Onarım sırasında hamamın duvarları,kubbesi ve saçaklıkları orijinaline uygun biçimde yenilenmiş, yalnızca ortasındaki göbek taşı ortadan kaldırılmıştır. Yapının restorasyonunu Y.Mimar Süreyya Yücel yapmıştır.


Perşembe Hamamı (Kadı-Hamam-ı Atik) (Osmangazi)

Bursa Cumhuriyet Caddesinde, Tayakadın semti yakınında yer alan Perşembe Hamamını Hasanzade Kadıasker Mustafa Efendi XV.yüzyılın sonlarında yaptırmıştır. Mustafa Efendi bu hamamı İstanbul’da Haydar semtindeki cami ve medresesine vakıf olarak yaptırmıştır.

Hamamın soğukluk bölümü önünden yol geçmesi nedeniyle kısmen kesilmiştir. Hamam üç sıra tuğla bir sıra moloz taşla yapılmıştır. Soğukluk bölümü kare planlı olup, üzeri pandantifli bir kubbe ile örtülmüştür. Bu bölümün yanındaki bir kapıdan küçük bir mekana, oradan da helaların da bulunduğu ılıklığa geçilmektedir. Sıcaklık üç eyvanlıdır ve köşelerine hücreler yerleştirilmiştir. Sıcaklık merkezi bir kubbe ile, yan bölümler de tonozlarla örtülüdür.

Hamam zamanla toprak dolgusu yüzünden çukurda kalmıştır.


Reyhan Hamamı (Osmangazi)

Bursa Reyhan Mahallesinde,Cumhuriyet Caddesi üzerinde yer alan Reyhan Hamamını Sultan II.Murad’ın harem ağalarından Reyhan Bey 1431’de yaptırmıştır. Reyhan Bey’in bu hamamı Yenişehir’deki zaviyesine gelir getirmesi için yaptırdığı kayıtlarda yazılıdır.

Osmanlı Mimarisindeki tek kubbeli hamamlar gurubundan olan hamam soğukluk, ılıklık, sıcaklık bölümlerinden meydana gelmiştir. Bu bölümlerin üzerleri ayrı ayrı küçük kubbelerle örtülmüştür.

Hamam 1484 ve l969 yılında onarılmış,günümüzde de depo olarak kullanılmıştır.


Servinaz Hamamı (Osmangazi)

Bursa, Çekirge semtinde yer alan bu hamamın ismi Bursa Şer’i Sicillerinde, Servinaz ismi ile tanınan Molla Mehmet Hamamı olarak geçmektedir.

Hamam çeşitli dönemlerde yapılan onarımlar nedeniyle orijinalliğini tümüyle yitirmiştir. Yalnızca sıcaklığın içerisindeki 7.00 m. çapındaki kubbe ile örtülü bölüm özgünlüğünü
korumuştur.


Şengül Hamamı (Osmangazi)

Ulu Cami’nin kuzeyinde bulunan bu hamamı Yıldırım Beyazıt camiye vakıf olarak yaptırmıştır.

Hamam yangınlar nedeniyle harap olmuş, depo olarak kullanılmıştır. Soğukluk bölümünün bazı duvarları yıkılmıştır.Günümüze sıcaklığın sekiz köşeli kasnak üzerine oturtulmuş kubbeli kısmı ile yanındaki iki eyvanı gelebilmiştir. Soğukluktan küçük bir mekana, oradan da üzeri sekiz köşeli sıcaklığa geçilmektedir. Hamamın batısında da külhan kısmı bulunmaktadır.

Bursa ile ilgili kaynaklarda hamamın 1551 ve 1718 yıllarında onarıldığı yazılıdır.


Tavuk Pazarı Hamamı (Osmangazi)

Bursa, Cumhuriyet Caddesi üzerinde Pirinç Hanının yanında bulunan Tavuk Pazarı Hamamını Sultan II.Murad XV.Yüzyılın başlarında yaptırmıştır.

Osmanlı hamam mimarisinde çifte hamam plan düzenine göre yapılan hamamın önünden yol geçmesi nedeniyle bir bölümü yıkılmıştır. Soğukluk kısmı tamamen ortadan kalkmış, kalan bölümleri de çeşitli esnaf guruplarınca kullanılmaktadır.

Hamamın iki sıra moloz taş ve bir sıra tuğla ile örülmüş duvarları vardır. Hamamın kadınlar kısmı erkekler bölümüne göre daha fazla zarar görmüş ve yıkılmıştır. Günümüze gelebilen erkekler kısmının ılıklık bölümünün üzerini örten kubbe sekiz köşeli bir kasnak üzerine oturtulmuştur. İçeriden kubbeyi stalaktitli pandantifler taşımaktadır. Ayrıca yanındaki eyvanın üzeri de kubbelidir. Sıcaklık bölümü de yine sekizgen bir kasnağın taşıdığı kubbe ile örtülüdür. Bunun da köşeleri stalaktitlidir. Ayrıca sıcaklığın yanındaki halvetlerin üzeri de mukarnaslı kubbe ile örtülüdür.

Hamam 1479, 1524,l617 ve 1818 yıllarında onarılmıştır.


Yahudiler Hamamı (Osmangazi)

Bursa Altıparmak semtinde,Yahudi Mahallesi’nde yer alan hamam bu nedenle Yahudiler Hamamı olarak tanımıştır. Hamamı Civan Kapıcı Başı Rüstem Paşa 1552 yılında İstanbul’daki eserlerine gelir getirmesi için yaptırmıştır.

Osmanlı mimarisinde tek kubbeli hamamlar gurubu içerisinde yer alan hamam taş ve tuğla örgülü bir yapı üslubu göstermektedir. Orijinalliğinden uzaklaşmıştır.


Yeşil Hamam (Yıldırım)

Bursa, Yeşil Caddesi üzerinde, Yeşil Türbe’nin batısında bulunan bu hamamı Fatih Sultan Mehmet döneminde Sofu Bedreddin ve Köse Bedreddin isimleri ile tanınan Köse Ali Paşa yaptırmıştır. Hamam bugün yıkılmış olan Yeşil Medreseye gelir getirmesi için yaptırılmıştır.

Osmanlı hamam mimarisinde tek kubbeli hamamlar gurubundan olan bu hamamın soğukluk bölümü tek kubbe ile örtülüdür. Bunun ortasına sekizgen mermer bir havuz yerleştirilmiştir. Soğukluktan geçilen ılıklık sağında kare bir mekan solunda da helalar bulunmaktadır. Kare planlı sıçanlığın üzeri de kasnaklı bir kubbe ile örtülmüştür.


Yıldırım Hamamı (Yıldırım)

Yıldırım Beyazıt Camisi’nin batısında, eğilimli bir arazide yer alan hamamı Yıldırım Beyazıt yaptırmıştır. XV.yüzyıl eseri olan hamam cami, medrese ve imaret ile birlikte yapılmıştır.Yapımında moloz taş kullanılmıştır.

Hamamın soyunmalık bölümü 8.30 X 8.30 m. ölçüsünde kare planlı olup üzeri pandantifli bir kubbe ile örtülmüştür. Bu bölümün sağındaki bir kapıdan ılıklığa geçilmektedir. Ilıklık da kare planlı olup üzeri 4.30 m. ölçüsünde küçük bir kubbe ile örtülüdür. Buradan da kubbeli eyvan ve iki halvete geçilmektedir.

Hamam l605 ve l671yıllarında onarılmıştır.

I.Murat Hamamı (Meydan-Büyük Hamam) (İznik)

İznik ilçe merkezinde, İstanbul Kapısına giden Atatürk Caddesi’nin doğu kenarında yer alan bu hamamın kitabesinin olmayışı ve yazılı kaynaklarda da yeterli bilgi bulunmamasından ötürü ne zaman ve kimin tarafından yapıldığı konusunda çelişkiler bulunmaktadır. İzniklilerce Büyük Hamam, I.Murat Hamamı ve Eski Hamam isimleri ile anılan hamamın mimari yapısının incelenmesi sonucunda XIV.yüzyıl ile XV.yüzyılın başlarında yapıldığı anlaşılmıştır. Bu tarihler arasında Osmanlı tahtında Sultan I.Murat, Yıldırım Beyazıt, Çelebi Sultan Mehmet ve Sultan II.Murat bulunuyordu.

Prof.Dr.Semavi Eyice bu hamamı XIV.yüzyılın ikinci yarısı ile XVI.yüzyılın ilk yarısına tarihlendirmiştir. Y.Mimar Ali Saim Ülgen ile hamamın soyunma bölümünü tekke olarak tanıtan K.Otto-Dorn yapının XV.yüzyıla ait olduğunu ileri sürmüşlerdir.

Hamam günümüzde evler arasında sıkışıp kalmış, erkekler ve kadınlar bölümleri ayrı ayrı olmak üzere çifte hamam düzenindedir. Dikdörtgen planlı, doğu-batı uzantısındaki hamamın batı cephesinde üç sivri kemerin sınırladığı bölümün ortasında dikdörtgen silmeli, yuvarlak kemerli giriş kapısı bulunmaktadır. Bu kapıdan 9.00x9.00 m. ölçüsünde kare planlı trompların taşıdığı sekiz köşeli kasnak üzerine oturtulmuş kubbeli soğukluk kısmına girilmektedir. Ortasında sekiz köşeli aydınlık fenerinin bulunduğu kubbenin başlangıcında zencerek motifleri, stalaktitler ve sağır kemerler dikkati çekmektedir. Buradan geçilen ılıklık dikdörtgen planlı olup, üzeri aynalı bir tonozla örtülmüştür. Güney duvarında açılmış bir nişten ve kuzey duvarının batısındaki bir kapıdan ayna tonozlu koridora, oradan da küçük mekanlar ile helalara geçilmektedir. Ilıklığın kuzeydoğusundaki kapıdan kuzey ve güneyi eyvanlı, ortası Türk üçgenlerinin taşıdığı bir kubbe ile örtülü sıcaklığa geçilmektedir. Sıcaklığın doğu duvarı ortasında beş cepheli bir niş, bunun iki yanında da kare planlı, tromplu kubbeli iki halvete açılan kapılar bulunmaktadır.

Kadınlar bölümü, erkekler bölümünün benzeridir. Bu bölüme doğudaki bir kapıdan geçilmektedir. Kadınlar kısmının girişi orijinal konumu ile günümüze gelebilmiştir. Hamamın kuzeyinde doğu-batı uzantısında bir su deposu, doğusunda da dikdörtgen planlı ayna tonozla örtülmüş bir depo bulunmaktadır.

Uzun süre harap bir durumda kalan ve depoya dönüştürülen hamam, günümüzde de harap durumdadır.


Hacı Hamza Hamamı (II.Murat Hamamı-Belediye Hamamı) (İznik)


Mahmut Çelebi Camisi'nin kuzeydoğusunda Maltepe Sokak ile Belediye Sokağın kesiştiği köşede yer alan bu hamamın kitabesi olmadığından ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı kesinlik kazanamamıştır. Hamamın plan şekli, duvar yapım tekniği ve erkekler kısmının giriş eyvanının Yeşil Cami’ye, soğukluk kubbe kasnağının Bursa’daki Eski kaplıcaya benzerliğinden ötürü XIV.yüzyılın sonu ile XV.yüzyılın başlarında yapıldığı sanılmaktadır.

Osmanlı mimarisi hamam tipleri arasında çifte hamam olarak nitelenen gruptandır. Günümüzde erkekler bölümü hamam olarak işlevini sürdürmekte, kadınlar bölümü ise kubbe çatlaklarından ötürü kullanılmamaktadır. Hamamın erkekler kısmına güney yönündeki beş basamaklı bir merdivenle inilip, sivri bir kemerli kapıdan geçildikten sonra girilmektedir. Bu kapının doğusunda bulunan pencereler kapatılmış ve nişe dönüştürülmüştür. Buradan girilen soğukluk doğu duvarının doğrultusunda olup, üzeri tromplu kubbelerle örtülmüştür. Bu bölümün içerisinde de örülerek kapatılmış pencereler, kuzeyinde dikdörtgen bir niş, kuzey duvarında da yine iki niş bulunmaktadır. Bu bölümün etrafı oturma sekileri ile çevrelenmiştir. Soğukluğun batı duvarındaki bir kapıdan ılıklığa geçilmektedir. Ilıklık kuzeyde sivri, güneyde çapraz tonozlu bölümlerden oluşmakta olup, aynı zamanda güneyde iki hela bulunmaktadır. Sıcaklık bölümünün ortasında sekizgen mermer bir göbek taşı, bunun çevresinde de beşik tonozlu, dört eyvanlı, kare planlı halvet vardır. Halvetlerin üzeri kubbe ile örtülüdür. Bu bölümün bütün kubbeleri onarımlar sırasında betonla sıvanmış ve özelliğini yitirmiştir. Hamamın batısında külhan ve su depoları tüm cepheyi boydan boya kaplamaktadır.

Hamamın kadınlar kısmı erkekler bölümünün kuzeyinde yer almaktadır. Bu bölümün soğukluk kısmına da doğudaki beş basamakla inilen bir kapıdan girilmektedir. Buradaki sivri kemerli giriş kapısı erkekler bölümüne göre daha sadedir. Soğukluk 9.30x9.30 m. ölçüsünde kare planlıdır. Bunun üzeri de tromplu sekizgen kasnaklı bir kubbe ile örtülü olup, üzeri kiremit kaplıdır. Soğukluğun batısındaki bir kapıdan dikdörtgen planlı ılıklığa geçilmektedir. Ilıklığın kuzeyinde bir eyvan, güneyinde de kubbe ile örtülü, bir başka bölüm daha bulunmaktadır. Ilıklığın güneyindeki bir kapıdan helalara geçilmektedir. Diğer bir kapıdan da üzeri stalaktitli bir kubbenin örttüğü kare planlı sıcaklık ve halvete girilmektedir.

Hamamın duvarları kaba moloz taştan yapılmıştır. Bunun üzerinde bir taş sırasını iki sıra tuğla izlemektedir. Bu duvar örgüsünün aralarına da yer yer dikey tuğlalar yerleştirilmiştir. Köşelerde mermer blok taşlar kullanılmıştır. Bu taşların bazıları antik döneme tarihlendirilmektedir. Ayrıca pencere kemerlerinde üç sıra tuğla ve bir sıra da kesme taş kullanılmıştır.


İsmail Bey Hamamı (Selçuk Hamamı) (İznik)

İznik’in kuzeyinde, İstanbul Kapısı’nın güneydoğusundaki Akçeşme yolunda bulunan bu hamam halk arasında Mescit Hamamı olarak da anılmaktadır. Hamamın kitabesi günümüze ulaşamamıştır. Ayrıca kaynaklarda da yeterli bir bilgiye rastlanmamaktadır. Bu nedenle hamamın ne zaman ve kimin tarafından yapıldığı kesinlik kazanamamıştır. Türk sanatı yönünden önemli bir yapı olan bu hamam çeşitli yayınlarda XIV-XVII.yüzyıl arasında yapıldığı konusunda iddialar ortaya atılmıştır. K.Otto-Dorn mimari özelliklerine, duvar tekniğine dayanarak XV.yüzyılın ortasında yapıldığını ileri sürmüştür. Y.Mimar Ali Saim Ülgen XIV.yüzyıl başına, G.Goodwin XVI.yüzyıl, K.Klinghardt XVII.yüzyıla tarihlendirmiştir. Hamam üzerinde son yıllarda araştırmalar yoğunlaşmış, 1989-1990 yıllarında koruma altına alınmıştır.

Hamamın içerisine kuzeybatısındaki bir kapıdan girilmektedir. Temel kalıntılarına dayanılarak bu yapının kemerlerin ve pandantiflerin taşıdığı kubbe ile örtülü olduğu sanılmaktadır. Burada girişten sonra 2.80x2.60 m. ölçüsünde kareye yakın planlı soğukluk kısmına geçilmektedir. Bu bölümün üzeri üçgen prizmalardan oluşan bir kasnak üzerine oturtulmuş kubbe ile örtülüdür. Kubbenin kaburgalarla sekiz bölüme ayrılmış oluşu mimari yönden ilginç bir görünüm ortaya koymuştur. Kubbe dilimlerinin her birinde beşer aydınlık penceresi bulunmaktadır. Buradaki bezemenin büyük bir bölümü ile duvarlardaki alçı süslemelerden çok azı günümüze gelebilmiştir. Bugün kubbenin büyük bir bölümü çökme tehlikesi arz etmektedir.

Hamamın duvarları çeşitli taşlarla örülmüş, aralarına iki sıra tuğla dizileri yerleştirilmiştir. Hamamın soğukluk, ılıklık, sıcaklık, halvet, külhan ve su depoları sistemli bir kazı çalışması yapılmadığından planı tam olarak anlaşılamamıştır.


Orhan Gazi Hamamı (İznik)


İznik Yenişehir Kapısı dışında Orhan Gazi Camisi’nin güneydoğusunda yer alan yapı kalıntısını K.Otto-Dorn imaret, Ekrem Hakkı Ayverdi Orhan Gazi Hamamı olarak nitelendirmiştir. Bu araştırmalar belirli bir tarih ortaya koyamamakla beraber Orhan Gazi dönemi eserleri arasında değerlendirilmiştir. Hamam olarak nitelenen bu kalıntıda Prof.Dr Oktay Aslanapa 1964 yılında bir kazı çalışması yapmış ve hamam olarak değerlendirmiştir.

Günümüze yalnızca kalıntıları gelebilen bu yapı, moloz taş, kaba yontma taş ve tuğladan düzensiz bir teknikte yapılmıştır. Büyük olasılıkla da Orhan Gazi’nin İznik’i kuşattığı sırada yapıldığı sanılmaktadır. Son araştırmalara göre hamam, merkezi kubbeli, dört eyvanlı ve köşe mekanları da kubbeli bir plan şeması göstermektedir. Buradaki tonozlu eyvanların bir tanesinin ılıklık olduğu sanılmaktadır.


Küçük Hamam (İznik)

Bu hamamı K.Otto-Dorn bulmuş ve yayınlamıştır. Ancak belirli bir döneme tarihlendirmemiştir. Bu nedenle ne zaman ve kimin tarafından yapıldığı bilinmemektedir.

Hamam doğu-batı doğrultusunda uzanan dikdörtgen planlı bir yapı olup, biri büyük diğeri küçük iki mekandan meydana gelmiştir. Bunlardan kuzey-güney yönündeki bölümün üzeri pandantifli bir kubbe ile örtülmüştür. Güney duvarından diğer mekana açılan hamamın bu bölümü de pandantifli bir kubbe ile örtülüdür. Hamam içten sıvalı olup, duvarları moloz taş ve bir veya iki tuğla dizisinin birlikte kullanılması ile yapılmıştır.


Demirışık Köyü Hamamı (İznik)

Bu hamamın ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemekte olup, 1964 yılında onarılmıştır.

Hamamın kuzey-güney doğrultusunda dikdörtgen bir girişi, ortasında kare planlı ılıklığı ve sıcaklığı, doğusunda da dikdörtgen su deposu bulunmaktadır. Bunlardan giriş, helalar ve su deposu beşik tonozla; ılıklık tromplu kubbe ile, sıcaklık ise pandantifli kubbe ile örtülüdür. Ilıklığın kuzey ve güney duvarlarında birer dikdörtgen niş, güney duvarının batısında da sıcaklığa açılan kapısı bulunmaktadır. Sıcaklığın batı duvarında dikdörtgen bir niş, doğu duvarında ise su deposuna açılan bir bölüm vardır.


Çandarlı Hamamı (İznik)

İznik Elbeyli Köyü’nün güneybatısında Çandarlı Mevkiinde, Çandarlı Camisi ile hamamı bulunmaktadır. Bu yapı topluluğunun kitabesi ve vakıf kayıtları bilinmemektedir. İ.A.Yüksel’e göre; büyük olasılıkla Çandarlı İbrahim Paşa tarafından yaptırılmıştır. Çandarlı İbrahim Paşa’nın 1429-1430 tarihlerinde öldüğü dikkate alınacak olursa cami ile birlikte hamamın da bu tarihten önce yapıldığı sanılmaktadır.

Günümüze oldukça harap bir durumda gelen bu yapı kuzey-güney doğrultusunda dikdörtgen planlı olup, içerisine doğu cephesinden girilmektedir. Giriş kare planlı ve pandantifli bir kubbelidir. Buradan dikdörtgen planlı, beşik tonozlu bir mekana geçilmektedir. Sıcaklık kare planlı olup, bunun da üzeri pandantifli bir kubbe ile örtülmüştür. Hamamın güney cephesinde büyük ölçüde tahrip olmuş su deposu bulunmaktadır.

Hamamın duvarları moloz taş ve tuğla hatıllıdır. Bunların arasına yer yer tuğlalarla hareketli bir görünüm verilmiştir. Ayrıca giriş kapısının kemeri de tuğladandır.

Büyük Hamam (Gemlik)

Günümüze harap bir durumda gelebilen ve yer yer yıkılmış olan bu hamamın ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir.

Hamam doğu-batı doğrultusunda dikdörtgen planlı olup, doğudan batıya doğru hamamı oluşturan mekanlar peş peşe sıralanmıştır. Bunlardan ilk mekan dikdörtgen planlı olup, üzeri ayna tonozludur. Doğu duvarının ortasında hamamın giriş kapısı bulunmaktadır. Buradan tromplu bir kubbe ile örtülü mekana, oradan da ılıklık ve sıcaklığa geçilmektedir. Bölümlerin üzerini örten kubbelerin büyük çoğunluğu yıkılmıştır. Günümüze gelebilen kalıntılardan içerisinin malakari rumili, damla motifli, yıldızlı, palmetli bezemelerinin olduğu anlaşılmaktadır. Hamam içeride ve dışarıda moloz taş ve düzensiz tuğlalardan örülmüştür.


Küçük Hamam (Gemlik)

Bu hamamın da ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Dikdörtgen planlı bir yapı olup, üzeri pandantifli bir kubbe ile örtülmüştür. Buradan yan mekanlara açılan kapı ile pandantifli, kubbeli sıcaklık ve ılıklığa geçilmektedir.

Hamamın yapımında moloz taş ve tuğla kullanılmış, giriş kapısı ile içerisindeki nişler sivri kemerlidir.


Engürücük Köyü Hamamı (Gemlik)

Engürücük Köyü’ndeki bu hamamın kitabesi bulunamamış, Vakıflar Genel Müdürlüğü arşivlerinde de kaydına rastlanmamıştır. Ancak Engürücük Köyü’nde Fatma Hatun Camisi’ne ait bir vakıf kaydı tespit edilmiştir. Hamamın bununla bağlantılı olup, olmadığı da kesinlik kazanamamıştır. Hamam uzun süre depo olarak kullanılmış ve günümüze de harap bir durumda gelebilmiştir.

Hamam kuzey-güney doğrultusunda 16.00x7.75 m. ölçüsünde dikdörtgen planlıdır. Güneyine de bir su deposu eklenmiştir. Güney duvarındaki bir kapıdan kare planlı, üzeri pandantifli bir kubbe ile örtülü soğukluk kısmına girilmektedir. Buradan da yine dikdörtgen planlı, ayna tonozlu ve duvarlarla ikiye bölünmüş ılıklık kısmına girilmektedir. Sıcaklık kısmının üzeri sekiz cepheli bir kubbe ile örtülüdür. Hamamın içerisinde nişler bulunmaktadır. İçeriden ve dışarıdan sıvalı olan hamamın duvarları moloz taş ve tuğladan yapılmıştır.


Arap Hamamı (Gemlik)

Gemlik Küçük Kumla Köyü’nde bulunan bu hamamın ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Bölgenin en anıtsal yapısı olan bu hamam doğu-batı doğrultusunda dikdörtgen planlıdır. Bunu tamamlayan bölümler tromplu bir kubbe ile örtülmüştür.

Günümüze oldukça harap durumda gelen bu hamamın içerisinde mermer bir şadırvan bulunmaktadır. Ayrıca duvarlarda nişler ve yuvarlak kemerli kapıları vardır. Üst örtünün eteğinde mukarnaslı bir silme yer almaktadır. Büyük kubbenin üzerinde aydınlık feneri, bunun çevresinde de halat örgülü bir friz bulunmaktadır. Hamamın duvarları moloz taş ve tuğladan örülmüştür.


Kapaklı Köyü Hamamı 1 (Gemlik)

Gemlik, Armutlu Kapaklı Köyü’nde Hamam Mevkii denilen yerde bulunan bu hamam harap bir durumdadır. Üst örtüsü ve beden duvarlarının büyük bir bölümü yıkılmıştır. Kalıntılarından dikdörtgen planlı olduğu ve peş peşe sıralanmış iki kare ve iki dikdörtgen bölümden meydana geldiği anlaşılmaktadır. Kuzey duvarının doğusundaki sivri kemerli bir kapıdan girilen hamamın ılıklığı beşik tonozlu olup, doğu duvarının bir bölümü ayaktadır. Bunun yanındaki sıcaklık ise pandantifli bir kubbe ile örtülmüştür. Hamamın diğer bölümlerinin kalıntılarından yeterli bir bilgi edinilememektedir.

Hamamın yapımında kaba moloz taş ve tuğla kullanılmıştır. Yer yer bunların arasına düzensiz biçimde tuğlalar yerleştirilmiştir.


Kapaklı Köyü Hamamı 2 (Gemlik)

Gemlik, Armutlu Kapaklı Köyü’nde bulunan bu hamamın ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Günümüze harap bir durumda gelen hamam doğu-batı doğrultusunda dikdörtgen planlıdır. Batı cephesinin kuzeyine doğru giriş kapısı açılmıştır. İç mekan doğu-batı ekseninin güneyinde bir sütunlu, iki yuvarlak kemerli peş peşe uzanan iki ana bölümden meydana gelmiştir. Bunların üzeri tromplu birer kubbe ile örtülmüştür. İç mekandaki kubbelerin üzerlerinde aydınlık fenerleri bulunmakta olup, duvarları moloz taş ve tuğladan yapılmıştır.

Sinan Bey Hamamı (İnegöl)
(Yeni Hamam-Çifte Hamam-Kaptanlar Hamamı)

Bu hamamın kitabesi günümüze ulaşamamış, vakıf kayıtlarına da rastlanmamıştır. Bununla beraber K.Klinghardt kaynak göstermeden bu hamamı Sinan Bey Hamamı olarak tanımlamış ve yapımı ile ilgili de herhangi bir tarih vermemiştir.

Sinan Bey Hamamı çifte hamam plan düzeninde olup, birbirlerine eşit ölçüde kadınlar ve erkekler kısmından meydana gelmiştir. Kadınlar kısmı doğu-batı doğrultusunda dikdörtgen planlı olup, soyunmalık, ılıklık, kare planlı sıcaklık, iki halvet ile kuzey-güney yönündeki dikdörtgen bir su deposundan meydana gelmiştir. Hamamın doğu duvarının ortasındaki bir kapıdan kadınlar kısmının soyunmalığına girilmektedir. Buradan iki bölümlü ılıklığa geçilmektedir. Sıcaklık tromplu bir kubbe ile örtülüdür. Sıcaklığın ortasına bir de havuz yerleştirilmiştir.

Kadınlar kısmının güneyine bitişik olan erkekler kısmı aynı plan özelliklerini göstermektedir. Güney duvarının doğu köşesindeki bir kapıdan soyunmalık bölümüne girilmektedir. Batı duvarındaki bir kapıdan da ılıklığa geçilir. Burası doğu-batı yönündeki bir kemerle ikiye ayrılmıştır. Sıcaklık ve halvetler tromplu birer kubbe ile örtülmüştür. Bu bölümün de batı duvarına su deposu yerleştirilmiştir.


Yıldırım Hamamı (İnegöl)

İnegöl’de Yıldırım Hamamı ve Salı Hamamı isimleri ile tanınan bu hamamı, Ekrem Hakkı Ayverdi Yıldırım Beyazıt dönemi eserleri arasında (1389-1402) saymaktadır. Hamam doğu-batı doğrultusunda dikdörtgen planlı olup, soyunmalık, ılıklık, sıcaklık, su deposu ve helalardan meydana gelmiştir. Hamamın soyunmalığına güney duvarında açılmış bir kapıdan girilmektedir. Ilıklığa açılan kapı giriş ekseninden kuzeye doğru kaydırılmış olup, dikdörtgen planlı ve üzeri ayna tonozludur. Batı duvarındaki bir kapı ile sıcaklığa geçilir. Dikdörtgen planlı olan sıcaklık yanlardaki duvar payelerine dayanan sivri kemerlerle ortada kare, yanlarda da eş boyutlu olarak üç bölüme ayrılmıştır. Bu bölümlerin üzeri kubbelerle örtülüdür. Hamamın su deposu kuzey-doğu doğrultusunda olup, dikdörtgen planlı ve beşik tonozludur.

İnegöl’ün Alibeyköyü’nde ismi bilinmeyen bir hamam, Bekceviz Köyü’nde Eski Hamam, Edebey Köyü’nde ismi bilinmeyen bir hamam, Hamzabey, Kayapınar, Kulaca, Ortaköy, Sungurpaşa, Şipali, Yenice köylerinde de isimleri belli olmayan basit bir mimari yapı tarzı gösteren ve bir çoğu harap durumda olan hamamlar bulunmaktadır.


Yakup Bey Hamamı (Keles)

Keles’te Yakup Bey Hamamı olarak tanınan bu yapının Ekrem Hakkı Ayverdi I.Sultan Murad zamanında (1362-1389) yaptırıldığını belirtmiştir. Günümüzde de hamam olarak kullanılan yapıyı 1972 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü restore ettirmiştir.

Hamam doğu-batı doğrultusunda dikdörtgen planlı olup, peş peşe ılıklık, sıcaklık gibi bölümlerden oluşmaktadır. Doğu cephesindeki kare planlı, tromplu bir kubbenin bulunduğu mekandan içerisine girilen hamamın ılıklık ve sıcaklık bölümleri kubbe ile örtülüdür. Bu bölümlerde duvarlara nişler açılmıştır. Moloz taş ve üç sıra tuğla ile örülü bir duvar işçiliği gösteren yapının tümü son onarım sırasında özelliğinden büyük ölçüde uzaklaşmıştır.


Tahir Ağa Hamamı (Mudanya)

Kitabesinden öğrenildiğine göre bu hamam, Bursa Meclis azası Tahir Ağa tarafından 1870-1871 yıllarında yaptırılmıştır. Çifte hamam plan düzeninde olan hamamın erkekler bölümünün giriş kapısı üzerinde yedi satırlık mermer kitabesi bulunmaktadır.

Cenâb-ı bü’l-himem Tâhir Ağa kim ehl-i dânişden
Bursa meclisi a’zâlığıyla oldu ol dişâd
Vücuh u eşrâf-ı Bursa istabl-ı Âmire pâye
Hemsâz-ı ahâli fâiku’l-akran sâhib-i dâd
Bu zâtın tab-ı mi’mâriyesi meşhûr-ı âlemdir
Olundu emr üre’yiyle nice ebniyeler inşâd
Ahâli-i Mudanya cûy-i lutfundan ola seyrâb
Derûn-ı çârşûda bir hamam yapdı nev-icâd
Bu hamamın akan her lülesinden mâ-i tâhirdir
Olur halvetleri her müşteriye bir neşât-âbâd
Cihan durdukça dursun banisiyle bezm-i âlemde
Bina ve bânisinden menfa’at görsün bütün ‘ubbâd
Yazarken cevherin târih Sâlim, ağabeyyle yazdım
Bu nev germâbe kim Tahir Ağa kıldı bu yıl bünyâd

Günümüzde kullanılan hamamın erkekler kısmı kuzey-güney doğrultusunda, dikdörtgen planlıdır. Kuzey duvarının ortasındaki bir kapıdan girilen soyunmalık kısmı kare planlı, kubbeli olup, etrafını bir galeri çevirmektedir. Buradan dikdörtgen planlı ılıklık bölümüne geçilir. İki duvar arasındaki bir kemerle iki bölüme ayrılan ılıklığın çevresinde helalar bulunmaktadır. Sıcaklık kare planlı olup, üzeri pandantifli bir kubbe ile örtülmüştür. Sıcaklığın ortasında dikdörtgen bir göbek taşı, güneybatı köşesinde de iki halvet yeri bulunmaktadır. Erkekler bölümünün batısında da yine dikdörtgen bir su deposu yerleştirilmiştir.

Hamamın kadınlar bölümüne kuzey duvarındaki bir kapıdan girilir. Kare planlı olan ılıklık düz bir tavanla örtülmüştür. Aynı zamanda burası dört yöndeki direkler üzerine oturtulmuş iki katlı bir galeri ile çevrilmiştir. Ilıklık doğu-batı doğrultusunda dikdörtgen planlıdır. Burası da sivri bir kemerle iki bölüme ayrılmıştır. Bu bölümlerin üzeri de pandantifli birer kubbe ile örtülmüştür. Pandantifli bir kubbe ile örtülü olan sıcaklığın ortasında dikdörtgen bir göbek taşı bulunmaktadır. Bunun çevresine kurnalar yerleştirilmiştir.


Zeytinbağı Bucağı Hamamı (Mudanya)

Zeytinbağı Bucağında bulunan Fatih Camisi yakınındaki hamamın ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Çeşitli onarımlar geçirdiğinden, yapı üslubundan da herhangi bir bilgi edinilememektedir.

Hamam doğu-batı doğrultusunda dikdörtgen planlı olup, peş peşe beş ayrı mekandan meydana gelmiştir.Hamamın girişi doğu duvarındadır. Soyunmalık ve onu izleyen mekan ayna tonozla örtülüdür. Buradan küçük bölümlere ve sıcaklığa geçilmektedir. Sıcaklık bölümü doğu-batı yönündeki bir sivri kemerle iki bölüme ayrılmış, üzerleri de kubbelerle örtülmüştür. Sıcaklığın çevresi Bursa üslubunda nişlerle çevrilmiş, bunların altına birer kurna yerleştirilmiştir. Ayrıca hamamın içerisine küçük dikdörtgen bir havuz yerleştirilmiştir.


Kızılay Hamamı (Mustafakemalpaşa)

Bu hamamın kitabesi bulunmadığından ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Hamam çeşitli değişikliklere uğradığından yapı üslubundan da bir bilgi edinilememektedir.

Hamamın ılıklık bölümü kare planlı ve kubbelidir. Buradan geçilen soyunmalık ve sıcaklık bölümleri de Türk üçgenlerinin oluşturduğu kubbelerle örtülüdür. Hamamın güney duvarına tonozlu bir su deposu yerleştirilmiştir. Yapı içeriden ve dışarıdan sıva ile örtülü olduğundan, duvar işçiliği konusunda da bir bilgi edinilememektedir.


Karaoğlan Köyü Hamamı (Mustafakemalpaşa)

Mustafakemalpaşa Karaoğlan Köyü’nde bulunan bu hamamın da kitabesi bulunmadığından ve vakıf kayıtlarında da ismine rastlanmadığından ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı kesinlik kazanamamıştır.

Hamam kuzey-güney doğrultusunda uzanan dikdörtgen bir yapıdır. Sıcaklık, iki halvet, su deposu, helalardan meydana gelmiştir. Sıcaklığın güneyine sonraki dönemlerde soyunmalık ile bir külhan eklenmiştir. Hamamın batı cephesinin ortasındaki bir kapıdan girilen soyunmalık yeri dikdörtgen planlı ve düz tavanlıdır. Buradan geçilen sıcaklık tromplu bir kubbe ile örtülmüştür. Sıcaklığın güneyinde halvetler yine birbirine eşit kare planlı mekanlar olup, üzerleri tromplu birer kubbe ile örtülmüştür.

Hamam moloz taş ve tuğladan yapılmış olup, köşeleri de kesme taşlarla örülmüştür. Kemerler tuğladan, üst örtü kiremit kaplıdır.

Bursa Hanları



Koza Hanı (Osmangazi)


Bursa Ulu Camisi ile Orhan Camisi arasında bulunan Koza Hanı’nı, Sultan II.Beyazıt’ın İstanbul’da yaptırdığı Beyazıt Külliyesine akar olarak 1490-1491 tarihleri arasında yaptırılmıştır. Mimarı Abdul-ûlâ bin Pulad Şah, inşaat emini de Sücca bin Karaca’dır.

Koza Hanı çeşitli dönemlerde Han-ı Cedid Evvel, Şimşek Hanı, Sırmakeş Hanı, Beylik Kervansaray, Beylik Han-ı Cedidi Amire, Beylik Yeni Kervansaray isimleri ile de anılmıştır.

Han dikdörtgen bir avlunun çevresinde iki katlı olarak yapılmıştır. Doğusunda ise ahır ve depoların bulunduğu ikinci bir avlu bulunmaktadır. Hanın kuzeyindeki giriş kapısı taş kabarma bezeli abidevi bir görünümdedir. Girişin iki yanında dükkanların sıralandığı bir üst yapıya sahiptir. Üst kattan güneye, avluda depolara ve Orhan Camisi yönüne açılan üç kapısı daha bulunmaktadır. Üst katta 50, alt katta 45 odası olan hanın avlusunun ortasına bir mescit yapılmıştır. Sekiz yüzlü olan mescit, köşelerindeki sekiz ve arkadaki bir ayak üzerindedir. Alt kısmında şadırvan vardır.

Orijinal durumunda hanın üzeri kubbe ile örtülü iken, yapılan onarımlarla üst örtüsü çatıya dönüştürülmüştür.





Fidan (Mahmut Paşa) Hanı (Osmangazi)

Bursa’nın en güzel hanlarından biri olan Fidan Hanı, Sadrazam Mehmet Ağa’nın oğlu İbrahim Paşa tarafından yaptırılmıştır.

XV.yüzyıl yapısı olan han iki avluludur. Ahırlar ve diğer yan bölümlerin bulunduğu kısım bugünkü dükkanların olduğu yerdedir. Hana güneydeki çarşıdan girilmektedir. İç avlu 46.00x42.00 m. ölçüsünde kareye yakın dikdörtgen planlı olup, iki katlı revakların ayakları ve kemer yüzleri tuğla ve moloz taşla işlenmiştir. Ortasında bir havuz ve mescidi vardır. Birinci avlu üzerindeki hanın altta 48, üstte 50 olmak üzere 98 odası vardır. Alt kattaki odalar ve revaklar tonozlarla, üst katta revaklar kubbeli, odalar ise tonozla örtülmüştür. Çarşı tarafındaki alt kat odaları dışında kalan odalar birer pencere ile aydınlatılmıştır.

Fidan Hanı 1561, 1603, 1656, 1760 yıllarında onarılmış, yapılan bir çok eklerle orijinalliğinden kısmen de olsa uzaklaşmıştır.


Geyve (Lonca) Hanı (Osmangazi)

Demirkapı Çarşısı’nda olan bu han eskiden Lonca Hanı olarak anılıyordu. XV.yüzyılda İvaz Paşa tarafından Yeşil Cami’ye gelir sağlamak amacıyla yapılmış ve Çelebi Sultan Mehmet’e hediye edilmiştir.

Tuğla ve moloz taştan inşa edilen han, iki katlı olup, alt katta yirmi altı, üst katta da otuz odası bulunmaktadır. Dört cephesinde de giriş kapısı vardır. Batıdaki giriş kapısı iki tarafı kemerli beşik tonozludur.

Han 1647, 1669, 1742 ve 1775 yıllarında onarım geçirmiştir. Orijinalinde çatı örtüsünün kurşunları sökülmüş, yerine kiremitle örtülmüştür.


Pirinç Hanı (Osmangazi)

Bursa Ulu Cami’den aşağıya inen yolun sonunda, İvaz Paşa Camisi’nin karşısındadır. Sultan II.Beyazıt, Koza Hanı’nda olduğu gibi bu hanı da İstanbul’da yaptırdığı Beyazıt Külliyesi’ne gelir sağlamak amacıyla 1508’de yaptırmıştır. Mimarı Yakupşah bin Sultanşah ve Ali bin Abdullah’tır. Bina emini ise Ecebey bin Abdullah ve Nazır Muhiddin’dir.

Pirinç Hanı büyük bir avlu etrafında iki katlı olarak yapılmıştır. Hanın doğu yönünde taş kabartma motifleriyle bezeli muhteşem bir kapısı vardır. Ancak depremlerde büyük hasara uğramıştır. Orijinalinde alt katta otuz sekiz, üstte de kırk odası bulunuyordu. Hanın önünde doğuya doğru uzanan iki sıra dükkan 1519 yılında yanmış ve bunlar sonradan onarılmıştır. Avlu ortasındaki mescit de harap durumdadır. Odalar tonozludur. Üst örtüsündeki kurşunlar sökülüp XVII.yüzyılda yerine kiremitle kaplanmıştır.

Han 1519, 1630, 1644, 1670 ve 1677 yıllarında onarılmıştır.


İpek Hanı (Arabacılar Hanı) (Osmangazi)

İvaz Paşa Camisi’nin yanında olup, Bursa’nın en büyük hanlarındandır. Arabacılar, Sultan ve Eski İpek Han olarak da isimlendirilen hanı, Çelebi Sultan Mehmet Mimar İvaz Paşa’ya, Yeşil Külliyesi’ne gelir sağlamak amacı ile yaptırmıştır.

Yontma taş ve tek sıra tuğladan inşa edilen ve kaynaklardan bu hanın avlu etrafında iki katlı olup, alt katında otuz dokuz, üst katında da kırk iki odası olduğu öğrenilmektedir. Son yıllarda yapılan restorasyonlar sırasında han ilk yapımından oldukça uzaklaşmış, yalnızca batı bölümü ayakta kalabilmiştir. Yine kaynaklardan öğrenildiğine göre avlu ortasında 12 köşeli, kaba yontma taş ve tuğladan yapılmış bir mescit bulunuyordu.

Han, 1557, 1632, 1742 ve 1775 yıllarında onarım geçirmiştir.


Emir (Bey) Hanı (Osmangazi)

Ulu Cami’nin kuzey doğusunda, Orhan gazi tarafından yaptırılmıştır. 1522 yılına kadar Eski Bezâzıstan olarak bilinen han, daha sonra Emir (Bey) Hanı ismini almıştır.

Bu han Osmanlı hanlarının ilk örneklerinden biri olup, şehir içi ticaretine uygun olarak yapılmıştır. 48.00x50.00 m. ölçüsünde kareye yakın dikdörtgen planlı, iç avlunun çevresinde iki katlı revaklar ve bunlara açılan odalardan oluşuyordu. Ayrıca hanın arkasında küçük bir de ahırı bulunuyordu.

Han yapıldığı tarihten günümüze kadar bir çok yangın ve deprem geçirdiğinden büyük hasara uğramıştır. Yapı kesme taş ve tuğla ile örülmüştür. Fil ayaklara oturan, tonozla örtülü iki katlı revak ve revaklara açılan tonozlu odalardan meydana gelmiştir. Alt kattaki revaklı, penceresiz eşya depolarının üzerine, üst kata pencereli, ocaklı odalar yerleştirilmiştir. Alt katta otuz altı, üst katta da otuz yedi odası vardır.

Han, 1544, 1634, 1674, 1788, 1962-1963 yıllarında onarılmıştır.


Çukur (Kütahya) Han (Osmangazi)

Çukur Han Tüzpazarı Caddesi’nde bulunmaktadır. Sultan II.Murad döneminde Yıldırım Beyazıt’ın damadı Buharalı Emir Efendi tarafından yaptırılmıştır.

Kesme taş ve tuğladan yapılan bu han da diğer hanlar gibi bir avlu çevresinde, iki katlı olup revak ve odalardan oluşuyordu. Günümüze bu handan yalnızca güney tarafındaki zemin kat odalarından üçü ile batıdaki kapı kemeri, merdivenleri ve birkaç odası gelebilmiştir.


Eski Yeni Han (Tahıl Hanı) (Osmangazi)

Cumhuriyet Caddesi üzerinde bulunan bu hanı XVI.yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman’ın Sadrazamı Semiz Ali Paşa yaptırmıştır. Cumhuriyet Caddesi’nin açılması nedeni ile bu han ikiye bölünmüş ve orijinalliğinden uzaklaşmıştır.

Handan günümüze gelen kalıntılardan öğrenildiğine göre, dikdörtgen planlı, iki katlı olup revakların arkasında odalar sıralanmıştır. Kesme taş ve tuğladan yapılmış odaların üzerleri tonozlarla örtülmüştür. Günümüze gelebilen kalıntıları bugün zahire deposu olarak kullanılmaktadır.

Bu han 1690 ve 1844 yıllarında onarım geçirmiştir.


Kapan Hanı (Osmnagazi)

Kapan hanı Atatürk Caddesi üzerinde olup, XIV.yüzyılın ikinci yarısında Sultan I.Murad Hüdavendigâr tarafından yaptırılmıştır.

Bu han da dikdörtgen büyük bir avlunun çevresinde iki katlı revaklar ve bunların arkasındaki odalardan meydana gelmiştir. Atatürk Caddesi’nin genişletilmesi nedeniyle de hanın güney tarafı tamamen yıkılmıştır. Günümüze tonoz örtülü birkaç odası gelebilmiştir.


Günümüze Gelemeyen Bursa Hanları

Bursa’da günümüze gelemeyen diğer hanlar hakkındaki bilgiler eski kaynaklardan edinilmekte olup, bunların başında; Bali Bey Hanı, Bezir Hanı, Doğan Gözü Hanı, İvaz Paşa Hanı, Hacı İvaz Paşa Çarşısı, Kamberler Hanı, Karacabey Hanı, Katır Hanı, Molla Hüsrev hanı, Nalbur Hanı, Yeşil Hanı ve Yoğurt Hanı gelmektedir.

Beylik Han (Cafer Paşa) Hanı (İnegöl)

Akarsu, Güven Çarşısı veya Cafer Paşa Hanı isimleri ile bilinen Beylik Hanı, Vakıflar Genel Müdürlüğü’ndeki bir kayda göre 1827-1828 yıllarında Cafer Paşa tarafından yaptırılmıştır.

Kuzeybatı-güneydoğu yönünde dikdörtgen planlı, açık avlulu hanın dikey kenarlarında birer kapısı bulunmaktadır. Hanın avlusu 35.70x9.65 m. ölçüsünde olup, kesme taştan yapılmıştır. Saçak altındaki üç sıra testere dişi motiften başka handa başka bir bezemeye rastlanmamaktadır.

Beylik hanı 1950’li yıllarda onarılmış, eski özelliğini yitirmiştir. Yalnızca güneybatıdaki giriş kapılarından birisi orijinalliğini korumaktadır.


Rüstem Paşa Hanı (Eski Han) (İznik)

İznik Atatürk Caddesi, Karahan ve İskele sokakları arasındaki 106 m2.lik bir alanı kaplayan bu han ile ilgili kaynaklarda yeterli bilgi bulunmamaktadır. Yalnızca Evliya çelebi İznik’teki hanlardan söz ederken “Tımar Hanı olarak Rüstem Paşa Kervansarayı vardır ki Mimar Sinan yapısıdır” demektedir. Bu konuda C.Texier ile Prof.Dr.Semavi Eyice’nin bu konudaki tanımları birbirini tutmamaktadır.

Bu han kesin olmamakla beraber Kanuni Sultan Süleyman zamanında, XVI.yüzyılda yapılmıştır.

Rüstem Paşa Hanı’nın günümüze yalnızca kuzey ve batı duvarlarının kalıntıları gelebilmiştir. Buna dayanılarak hanın 30x60 m. ölçüsünde olduğu sanılmaktadır. Kuzey duvarında bir mazgal penceresi, batı duvarında ise sonradan açılan bir giriş yeri bulunmaktadır. Hanın duvarları moloz taş ve tuğladan örülmüştür. Bunların arasında yer yer bir ve iki sıra halinde tuğlalar da görülmektedir.


Issız Han (Karacabey)


Karacabey, Seyran Köyü’ndeki Issız Han’ın güney cephesindeki giriş kapısı üzerindeki iki satırlık mermer kitabeden 1394-1395 yılında Celalüddin Eyne Bey Bin Felek Meliküddin tarafından yaptırıldığı öğrenilmektedir.

Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün Subaşı İne Bey Bin-i Mehmed Feleküddin adına 1402 tarihinde düzenlenen vakfiyesinde bu handan söz edilmemektedir. Ancak, XVI.yüzyıldan itibaren buraya gelen gezginlerden A.D.Sestini, S.Gerlach bu handan söz etmişlerdir.

Issız Han kuzey-güney doğrultusunda dikdörtgen planlı olup, güneyde giriş eyvanı bulunmaktadır. Bu eyvan doğu ve batı duvarları eksenindeki nişlerle genişletilmiştir. Giriş kapısından sonra hanın içerisinde iki sıra halinde üçerli paye dizisi hanı üç bölüme ayırmıştır. Ayrıca girişin iki yanında da tonoz örtülü dikdörtgen iki mekan daha bulunmaktadır. Hanın avlusunu çevreleyen odalar beşik tonozlu olup, bunların iç mekana açılan kapıları kuzey duvarındadır. Ayrıca bu bölümler birer mazgal penceresi ile dışa açılırlar. Hanın yan bölümleri altta ikişer, üstte altışar mazgal pencere ile dışa açılmışlardır. Yapının güney bölümü ve kuzeyi çatı ile örtülmüştür. Yan duvarlardaki sivri kemerli nişler yatay ve dikey tuğla dizileri ile bezenmiştir. Hanın basık kemerli giriş kapısı sivri bir kemer içerisine alınmış, üzerine de küçük dikdörtgen bir pencere yerleştirilmiştir.

İç mekanda yolculara ayrılan bölüme üç basamaklı bir merdivenle çıkılmaktadır. Ortadaki iki ocak dörder granit sütunla çevrelenmiştir. Bu sütunlar basık kemerlerle birbirlerine bağlanmış olup, bunların üzeri kademeli tuğladan bir baca şeklindedir.

Hanın cephesi iki sıra kesme taş, dört sıra tuğla ile örülmüştür. Üst örtü sistemleri, kemerler, bacalar, nişler tuğladan yapılmıştır. Giriş kapısının kemeri mermer, onu çevreleyen kemer ise çift renkli kesme taştan yapılmıştır.


Bali Bey Hanı (Yenişehir)

Bali Bey Hanı günümüze gelememiştir. Ancak bu hanın Bali Bey vakfiyesine göre 1825-1826 yıllarında yapıldığına dair bir not bulunmaktadır. Yenişehir’de araştırma yapan Tülay Reyhanlı bu hanın yalnızca bir temel kalıntısının bulunduğunu, bunun dışında herhangi bir ize rastlanmadığını ileri sürmektedir. Ekrem hakkı Ayverdi ise handan günümüze hiçbir izin gelemediğini belirtmektedir.

Bali Bey Hanı’ndan günümüze gelebilen kapı, çarşı içerisindeki Kasaplar Sokağı’ndadır. Bu kapının kemeri 3.15 m. genişliğinde, 2.65 m. yüksekliğindedir. Çevresindeki duvar kalıntıları dükkanlar arasında kalmıştır. Buna dayanılarak, bu hanın 37 m. uzunluğunda olduğu sanılmaktadır. Mevcut izlere göre de bir sıra kesme taş, iki sıra tuğladan örülmüştür.

Çatalağıl Köyü Hanı ( Nilüfer)

Nilüfer İlçesi Çatalağıl Köyü’ndeki hanın ne zaman ve kimin tarafından yapıldığını belgeleyecek bir bilgiye kaynaklarda rastlanılmamıştır.Günümüze bu hanın yalnızca temelleri gelebilmiş , yakın tarihlerde üzerine başka bir yapı yapılmıştır.

Temel kalıntılarına göre güney-kuzey doğrultusunda dikdörtgen planlı olduğu anlaşılmaktadır.Bunun dışında bilgi verebilecek kalıntılara rastlanılmamıştır.


Hoca Tursun Hanı (Kestel)

Kestel ilçesi, Aksu Köyü’nde bulunan bu hanın giriş kapısı üzerindeki üç satırlık kitabeden Hoca Tursun bin Muhammed isimli bir tüccar tarafından 1498 yılında yaptırıldığı anlaşılmaktadır.

Kitabe:

Ne saadet o kişiye ki alemde adını
Bu.hayır sahibi, tacirlmerin iftiharı Hoca Tursun bir
Muhammed’in binasıdır. Konstantaniyye şehrinde tamamlanması dokuzyüzdört yılının Muharrem ayındadır.

Hanın kuzey yönündeki giriş kapısı,kapı kemeri ve üzerindeki kitabesi yakın tarihlere kadar ayakta kalabilmiştir. Bugün çevresine evler yapılmıştır. Hanın iç mekanına ait duvar kalıntıları ayakta kalabilmiştir.

Han kuzey-güney doğrultusunda dikdörtgen planlı olarak uzanmaktadır. Büyük olasılıkla 16.85 x 34.82 m. ölçüsündedir. Kalıntılara dayanılarak hanın iki yanında iki yan mekan olduğu sanılmaktadır. Hanın duvarları düzenli sıralar halında kaba yontma taşlardan yapılmıştır. Kemerleri tuğladandır.


Aksu Köyü Hanı (Kestel)

Kestel Aksu Köyü’nde bulunan bu hanın ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Kaynaklarda da bununla ilgili bir nota rastlanılmamıştır.

Han kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda dikdörtgen planladır. İç mekanı 18.90 x 36.60 m. ölçüsündedir. Hanın kuzeydoğu,güneybatı duvarlara kısmen ayaktadır. Güneybatı duvarında, altta üç dikdörtgen, üstte de bir yuvarlak niş ve dışa doğru daralan iki mazgal penceresi bulunmaktadır.


Yeşil Medrese (Osmangazi)


Çelebi Sultan Mehmet’in isteği ile 1415-1919 yıllarında yapılan Yeşil Cami Külliyesi, cami, medrese, hamam, imaret ve medreseden meydana gelmiştir. Yapı topluluğundan, caminin cümle kapısı üzerindeki kitabeden öğrenildiğine göre mimarı Hacı İvaz Paşa’dır.

Yeşil Medrese Çanlı (Yeşil) Deresi’nin yanında, Babacan Köprüsü’nün yakınındadır. Sultaniye Medresesi olarak da bilinen Yeşil Medrese'nin yapımını Çelebi Sultan Mehmed diğer külliye yapıları ile birlikte 1419 yılında başlatmıştır.

Anadolu Selçuklu medreselerinin bir devamı niteliğinde olan Yeşil Medrese plan olarak Yıldırım Medresesine de çok yakındır. Medreseye kuzeydeki üzeri çapraz tonozlu bir eyvandan girilmektedir. Geniş bir avlusu bulunan medresenin avlusunda mermerden bir havuz bulunmaktadır. Medrese bu avlunun etrafında revaklı bir gezi yeri ve bunun arkasında 14 medrese odasından meydana gelmiştir. Bu odalardan beşi doğu, diğer beşi batı yönünde olup, girişin iki yanında da ikişer oda bulunmaktadır. Avluyu üç taraftan kuşatan odaların önündeki revak, 18 sütunun birbirine sivri kemerlerle bağlanması ile meydana gelmiştir. Buradaki sütun gövdeleri ile başlıkların bir kısmı Bizans dönemine ait devşirme parçalardır. Bu revakların üzeri de yakın tarihlerde yapılan onarımlar sırasında çatı ile örtülmüş ancak orijinalinde bunların küçük birer kubbe ile örtülü olduğu bilinmektedir.


Giriş kapısının karşısına gelen kısımda iki taraftan merdivenle çıkılan, üzeri sekiz kasnaklı kubbeli bir dershane bulunmaktadır. Kare planlı bu dershanenin üst örtüsü Türk üçgenleri yardımıyla kubbe ile tamamlanmıştır.

Medresenin iki yanında bulunan küçük eyvanlardaki iki merdiven medresenin başlangıçta iki katlı olarak düşünüldüğünü göstermektedir. Ancak, ikinci kat yapılmamıştır. Yeşil Medrese yapımından sonra 1572, 1583, 1617, 1670, 1688, 1742, 1767, 1770, 1775, 1825 ve 1974-1975 yıllarında onarılmıştır.

Cumhuriyetin ilanından sonra, 1923 yılında Yeşil Medrese’de Bursa Arkeoloji Müzesi kurulmuştur. Yeşil Medrese 1975 yılından itibaren Bursa Arkeoloji Müzesine bağlı Türk ve İslam Eserleri Müzesi’dir.



Muradiye Medresesi (Osmangazi)


Muradiye yapı topluluğunun bir bölümünü meydana getiren Muradiye Medresesi caminin batısında bulunmaktadır. XV.yüzyılın başlarında Sultan II.Murad tarafından yaptırılmıştır. Kitabesi günümüze gelememiştir.

Medrese plan olarak Bursa Yıldırım ve İznik Süleyman Paşa medreselerine benzemektedir. Taş ve tuğladan yapılan medreseye sivri kemerli bir kapıdan girilmektedir. Bu girişin sağında ve solunda üçer tane sivri kemer alınlıklı pencere ve yedi sıra stalaktitli bezeme bulunmaktadır. Bu giriş eyvanın sekizgen kasnağa oturan bir kubbe ile üzeri örtülmüştür.

Girişten, 16.80x16.80 m. ölçüsünde ortasında sekiz köşeli havuzun bulunduğu bir iç avluya girilmektedir. Bu avlunun üç tarafı revaklarla çevrilidir. Yan revaklar kubbeli, girişin yanındakiler ise çapraz tonozludur. Buradaki revak ayaklarından giriş eyvanındaki iki ayak Bizans başlıklı ve mermerdendir. Diğer ayaklar tuğladan yapılmıştır. Revakların arkasında 14 oda bulunmaktadır. Odaların her birisinde bir ocak ve bir pencere vardır. Yalnızca köşe odalarında ikişer pencere bulunmaktadır. Girişin karşısına gelen ana eyvan dershanedir. Bu bölüm avludan daha yüksekte olup, birkaç basamakla çıkılmakta olup, üzeri sekizgen kasnağın taşıdığı bir kubbe ile örtülüdür. Dershanenin duvarları 2.60 m. yüksekliğinde, altı köşe firuze ve lacivert çinilerle kaplanmıştır. Dershane sivri kemerli bir kapı ile avluya açılmaktadır.

Muradiye Medresesi 1603 ve 1950 yıllarında onarılmış, günümüzde Verem savaş Derneği tarafından Dispanser olarak kullanılmaktadır.


Yıldırım Medresesi (Yıldırım)


Yıldırım Camisi yapı topluluğu içerisinde, caminin kuzeybatısında yer alan medrese, vakfiyesinden öğrenildiğine göre 1399 yılında Yıldırım Beyazıt tarafından yapılmıştır.

Medresenin ön cephesi taştan, diğer bölümleri de taş ve tuğladan yapılmıştır. Medresenin dikdörtgen bir iç avlusu, üç taraftan onu kuşatan revakların arkasında hücreler ve girişin karşısına gelen kubbeli bir dershanesi bulunmaktadır. Bu medrese plan olarak diğer medreselerden daha uzun bir alanda yer almaktadır.

Medreseye giriş kubbe ile örtülü olup, girişin sağ ve solunda ikişer tane stalaktitli niş bulunmaktadır. Ayrıca giriş kenarının iki yanında da küçük sütuncuklar vardır. Buradan ,üzeri kubbeli bir revağa, ardından da avluya geçilmektedir. Avludaki revakların arkasında sağlı sollu sekizer oda bulunmaktadır. Bunlardan kuzeydekiler diğerlerine göre daha büyük yapılmıştır. Odaların hepsi tonozlarla örtülüdür. Odaların içerisinde birer ocak ve ikişer niş bulunmakta olup, bu odaların tamamı ayrı ayrı avluya açılmaktadır.

Girişin karşısına gelen dershane 8.65x8.86 m. ölçüsünde kubbeli bir eyvan şeklindedir. Sekizgen kasnağa oturmuş bu kubbenin köşelerine 13 sıra halinde petekler yerleştirilmiştir. Dershanenin yan ve arka pencerelerinin aynalarında altıgen yıldızlar ve düz tuğlalardan yapılmış bir bezeme bulunmaktadır. Ayrıca burada bir de güneş saati vardır.

Medrese 1640, 1649, 1689, 1671, 1825 ve 1948 yıllarında onarılmıştır. Bu yapı günümüzde dispanser olarak kullanılmaktadır.


Ahmet Paşa Medresesi (Osmangazi)

Bursa, Muradiye’de Beşikçiler caddesi üzerinde bulunan bu medreseyi, Fatih Sultan Mehmet döneminde Şair Veliyüddin oğlu Ahmet Paşa yaptırmıştır. Yapım kitabesi günümüze ulaşamamıştır. Bununla beraber XV.yüzyıl eseri olduğu bilinmektedir. Medrese aynı zamanda Geyikli Medrese ismi ile de tanınmaktadır. Nitekim Ezine’deki Geyikli Köyü bu medreseye vakfedilmiştir.

Medrese kesme taş ve tuğladan yapılmıştır. Dikdörtgen bir plan göstermektedir. Bu medresenin diğer medreselerden ayrılan bir tarafı da girişin 7.56 m. genişliğinde bir açıklık oluşudur. Ortasında bir şadırvan bulunan medrese avlusunda, her iki yanda üçer sütun ve bunların arkasında, her kenarda ayna tonozlu dörder bölüm bulunmaktadır. Girişin sağ ve solunda ayna tonozlu ikişer oda, uzun kenarlarda da dörder oda sıralanmıştır. Bu odaların üzerleri ayna tonozlu olup, yalnızca girişin sağ ve solundaki birer oda kubbe ile örtülüdür. Odalardan her birinde bir ocak ve birkaç niş bulunmaktadır.

Girişin karşısına gelen dershane kare planlı olup, sekizgen kasnaklı bir kubbe ile örtülmüştür. Dışarıya her iki yönde ikişer pencere ile açılmıştır. Medresenin yanında Ahmet paşa’nın türbesi bulunmaktadır. Medrese 1560, 1950 ve 1967 yıllarında onarılmıştır. Günümüzde Halk Eğitim merkezidir.


Beyazıt Paşa Medresesi (Osmangazi)

Beyazıt Paşa Mahallesi’nde Okul Sokak’ta bulunan Beyazıt Paşa Medresesi, Yeşil Külliyenin de doğusundadır. Medreseyi XV.yüzyılda Çelebi Sultan Mehmet döneminde Vezirlik, Rumeli Beylerbeyliği ve Veziriazamlık yapmış olan Beyazıt Paşa yaptırmıştır.

Beyazıt Paşa Medresesinden günümüze yalnızca duvar kalıntıları gelebilmiştir. Bu kalıntılara dayanılarak medrese duvarlarının köşelerinin iri blok taşlardan, diğer bölümleri de tuğla ve taştan yapıldığı anlaşılmaktadır. Kaynaklarda bu medresenin 10-12 odalı olduğu belirtilmiştir. Medrese 1934 yılında şahıslara satılmış, arsası ve kalıntıları üzerine de özel mülkler yapılmıştır.


Eyne Bey (Subaşı) Medresesi (Osmangazi)

Bursa Ebu Şahme Mahallesi’nde bulunan bu medreseyi Yıldırım Beyazıt dönemi Beylerbeyi Subaşı Eyne Bey yaptırmıştır. Sonraki yıllarda 1674’te Sadrazam Hüseyin Paşa medreseyi onarmıştır.

Medrese moloz taş ve tuğladan yapılmıştır. Bir avlu etrafında dokuz odası, bir dershanesi, üst katta da bir kütüphanesi bulunmaktadır. Birkaç basamakla çıkılan sivri kemerli bir niş içerisindeki girişten medrese avlusuna girilmektedir. Avluyu çeviren bu revaklardan sağdaki arazi konumundan ötürü eğimli bir plan düzeni göstermektedir. Avluyu köfeki taşından yapılmış, sivri kemerlerle birbirlerine bağlanmış 12 sütunlu bir revak çevirmektedir. Bu revakların arkasında, her iki sırada dörder tane, bir de giriş yanında olmak üzere 9 hücresi bulunmaktadır. Bu hücrelerin her birisinin içerisinde ikişer küçük niş, bir ocak ve bir de dolap yerleştirilmiştir. Girişin yanındaki bir merdivenle de üst kattaki iki odalı kütüphaneye çıkılmaktadır.

Girişin karşısına gelen dershane, 6.20x6.20 m. ölçüsünde kare planlı olup, üzeri sekizgen kasnağa oturan bir kubbe ile örtülmüştür.

Medrese 1683 ve 1965 yıllarında onarılmıştır. Günümüzde kütüphane olarak kullanılmaktadır.


Lala Şahin Paşa (Hisar) Medresesi (Osmangazi)

Lala Şahin Paşa Medresesi, kale içinde Kavaklı Caddesi üzerinde bulunmaktadır. Orhan Gazi ve Sultan I.Murad’ın kumandanı, Rumeli beylerbeyi Lala Şahin Paşa tarafından 1339 yılında yapılmıştır. Medresenin savaş ganimetleri ile yapıldığı söylenmektedir.

Medrese köfeki taşı ve tuğladan yapılmıştır. Kuzey-güney doğrultusunda tonozlu bir eyvan ile bunun önünde üzeri kubbeli bir kare mekan, iki yanında da sekiz adet tonozlu birbirlerine simetrik odalardan meydana gelmiştir. Medresenin mermer söveli girişinden sonra, zeminden 0.60 m. yüksekliğinde tonozlu bir bölüme geçilmektedir. Buradaki tonoz ile kubbeyi birbirinden ayıran kemer Bizans dönemine ait, Bizans başlıklı iki mermer sütun üzerine oturtulmuştur.

Medrese 1515, 1787, 1818, 1844 ve 1968 yıllarında onarılmıştır. Günümüzde çocuk kütüphanesi olarak kullanılmaktadır.


Vaiziye Medresesi (Osmangazi)

Bursa Atatürk Caddesi üzerinde bulunan Vaiziye Medresesi XV.yüzyılın ilk yarısında Yıldırım Beyazıt tarafından yaptırılmıştır. Mahkeme Medresesi diye de tanınan bu medrese 1854 depreminde, ardından da bir yangın sonucu harap olmuş ve günümüze yalnızca dershanesi ile 10 hücresi gelebilmiştir. Burada 1957 yılında yapılan kazı sonrası medresenin planı ortaya çıkarılmış ve buna dayanılarak da yapının restorasyonu tamamlanmıştır.

Medrese moloz taş ve tuğladan yapılmış olup, bir avlu çevresinde 21 hücre, bir dershane ve doğusunda da kubbeli birkaç odası bulunduğu anlaşılmıştır. Yapının etrafı 37 dükkan ile çepeçevre kuşatılmıştır.

Ali Paşa Medresesi (Osmangazi)

Bursa, Ali Paşa Mahallesi’nde, Ali paşa Camisi’nin yanında bulunan medreseyi Çandarlı Halil hayrettin paşa’nın oğlu, Yıldırım Beyazıt’ın Veziri Ali paşa XIV.yüzyılın sonlarında yaptırmıştır. Ancak bu medrese yıkılmış ve günümüze gelememiştir.


Aşağı İnebey Müftü Ahmet Paşa Medresesi (Osmangazi)

Bursa Ulu camisi yakınındaki bu medreseye Küçük İne Bey, Aşağı İne Bey ve Müftü Ahmet Paşa Medresesi isimleri verilmiştir. Sultan çelebi Mehmet Döneminde Hızır Bey’in oğlu olan ve Müftü unvanı ile tanınan Ahmet Paşa tarafından XIV.yüzyılda yaptırılmıştır.

Medresenin bir kubbeli dershanesi ve 11 adet de hücresi bulunuyordu. Medrese günümüze gelememiştir.


Başçı İbrahim Medresesi (Osmangazi)

Bursa maskem semtinde, Başçı İbrahim Sokağı’nda, Başçı İbrahim Camisi’nin yanında bulunan medrese, cami ile birlikte XV.yüzyılda yapılmıştır. Dershane ve hücrelerden meydana gelen bu medrese de yıkılmış, revaklı kısmı camiye eklenmiştir.


Bıyık Mahmut Medresesi (Osmangazi)

Bursa Yeşil semtinde, Fatih devri alimlerinden Bıyık Mahmut tarafından yaptırılan medrese küçük ölçüde bir yapı idi. Sekiz hücresi ve bir dershanesi bulunan bu medrese de günümüze gelememiştir.


Çendik Medresesi (Osmangazi)

Bursa Kara Şeyh Camisi yakınında bulunan bu medreseyi, Fatih Sultan Mehmet dönemi vezirlerinden Söle Mehmet Paşa yaptırmıştır. Medrese 1906-1907 yıllarına kadar ayakta bulunuyordu. 12 hücreli ve bir de dershanesi olan bu medrese de günümüze gelememiştir.


Fazlullah Paşa Medresesi (Yıldırım)

Yıldırım Emir Sultan semtinde, Selviler Sokağı’nda bulunan medreseyi, Sultan II.Murad dönemi vezirlerinden Fazlullah Paşa yaptırmıştır. Aynı zamanda bu medreseye Tahtakale’deki Yoğurt hanı’nı ve yanındaki dükkanları vakfetmiştir. Bu medrese de bilinmeyen bir tarihte yıkılmıştır.

Ferhadiye Medresesi (Yıldırım)

Yıldırım, Kara Davut ve İncirli caddeleri kavşağında, Yıldırım Beyazıt Külliyesi yakınındaki bu medreseyi, Yıldırım Beyazıt’ın hazinedarı ve veziri Ferhat Paşa XIV.yüzyılın sonlarında yaptırmıştır. Bu medreseden de günümüze herhangi bir iz gelememiştir.


İvaz Paşa Medresesi (Osmangazi)

Bursa Ulu cami yakınında bulunan bu medreseyi Çelebi Mehmet ve II.Murad dönemi vezirlerinden ve aynı zamanda Yeşil Külliyesi’nin mimarı İvaz Paşa XV.yüzyılın ilk yarısında yaptırmıştır.

Medrese bir dershane, 2 sofa ve 14 hücreden meydana geliyordu. Bursa yangınında yanmış, medreseden günümüze hiçbir iz gelememiştir.


Kara Eyne Bey Medresesi (Osmangazi)

Bursa, Tatarlar Caddesi ile Beyazıt Camisi arasında bulunan bu medreseyi, Yıldırım Beyazıt dönemi beylerinden Kara Eyne Bey XV.yüzyılın başlarında yaptırmıştır. Eyne bey bu medreseye bazı vakıflarda bulunmuş, ancak bilinmeyen bir tarihte yıkılmış ve ortadan kalkmıştır.

Bursa medreseleri arasında bulunan, Ebu İshak, Fazıl Abdurrahman, Ferhadiye, Gökdere, Gülçiçek Hatun, Hamza Bey, Hançeriye, Haraççıoğlu, Hundi Hatun, İsa Bey, Kadri Efendi, Kara Hasan Paşa, Karşıduran Süleyman, Kurşunluoğlu İbrahim, Manastır (Orhangazi), Molla Fenari, Molla Hüsrev ve Sarrafiye medreselerinden hiçbir iz günümüze gelememiştir.


İshak Paşa Medresesi (İnegöl)

İshak Paşa yapı topluluğu, 1486 tarihli vakfiyesinden öğrenildiğine göre 1468-1469 yıllarından önce İshak Paşa tarafından cami, medrese ve türbe olarak yaptırılmıştır. İshak Paşa Medresesinin giriş kapısı üzerinde 59x83 cm. ölçüsünde 3 satırlık mermer kitabesinde Sultan II.Beyazıt döneminde 1482-1483 tarihinde yapıldığı belirtilmiştir.

Kitabenin Türkçesi:
Bu şerefli medresenin yapılmasını Osmanlı mirlivalarının büyüklerinden…..(okunamadı) emretti.
Sultan oğlu Sultan Beyazıt bin Muhammed Han-Allah mülkünü ve saltanatını ebedi kılsın-ın zamanında
İnşaatın sona erişi ve açılış Allah’ın yardımı ve başarı inayetiyle “Makamu’t-tedaris” tarihinde vuku bulmuştur.

Medrese kitabesindeki tarih ile vakfiyedeki bilgiler birbiri ile eşdeğerdir. Kitabe 1482-1483’te inşaatın tamamlandığını belirtmektedir. Vakfiyede ise, imaret ve zaviyenin bina edilmesinden sonra h.873’te (1468-1469) emlak ve akarın vakfedildiği, daha sonra binanın hayratını arttırmak amacıyla İnegöl’deki imaretinin yanında medreseyi yaptırdığı belirtilmektedir.

Medrese, açık avlulu medrese plan tipinde olup, U şeklindedir. Medrese avlusu kuzey, doğu ve batıdan medreseyi oluşturan revaklarla çevrelenmiştir. Medresenin güney kısmı dışa açıktır. Dershane avlunun kuzeyinde, giriş ekseninin üzerindedir. Avlunun doğu ve batı kanatlarında dershane ile birleşen her iki kanatta altışardan 12 hücre bulunmaktadır. Kuzeydoğu, kuzeybatı, güneydoğu ve güneybatı köşe hücreleri ikişerden dört, diğerleri de ikişer pencere ile dışarı açılmışlardır. Bu odaların içerisinde nişler ve ocaklar bulunmaktadır. Medrese odalarının avlu tarafında birbirlerine ve duvarlara sivri kemerlerle bağlanmış 12 kare paye, 13 bölümlü bir revağı oluşturmuştur. Ayrıca dershane önündeki revak bölümü ise, kare planlı üçgen pandantifli kubbe örtülüdür. Diğer hücreler ayna tonozlu ve beşik tonoz örtülüdür.

Medresenin kuzey duvarında bulunan dershane, altta iki dikdörtgen, üstte iki sivri kemerli, doğu ve batıda altta dikdörtgen, üstte yine sivri kemerli birer pencere ile aydınlatılmıştır. Dershanenin üzeri onikigen kasnaklı bir kubbe ile örtülmüştür. Kasnakta sivri kemerli, alçı şebekeli pencereler bulunmaktadır.

Medresenin yalnızca güney revağı cephesinde altıgen motifli geometrik bir süsleme görülmektedir. Bu bezemede altıgen tuğla ile oluşturulmuş ve içerisine de kesme bir taş yerleştirilmiştir. Ayrıca yapı içerisindeki dikdörtgen pencerelerin alınlıklarında lotuslu, palmetli ve kıvrık dallardan oluşan kalem işi süslemeler bulunmaktadır.


Süleyman Paşa Medresesi (İznik)

İznik Süleyman Paşa Sokak ile Maltepe Sokağın kesiştiği köşede, Selçuklu medrese mimarisinin etkisinde kalmadan yapılmış, özgün nitelikli ilk Osmanlı medreselerinden birisidir. Kitabesi günümüze ulaşamamıştır. Ancak Sultan Orhan Gazi’nin büyük oğlu olan ilk Rumeli Fatihi Süleyman Paşa’nın ölümünden sonra babası Sultan Orhan Gazi tarafından düzenlenen 1361-1362 tarihli vakfiyesinde bu medreseden söz edilmiştir. Süleyman Paşa İznik’teki bu medrese dışında İznik’te ve Bender Yenişehir’de birer medrese daha yaptırmıştır. Medreseyi yaptıran Süleyman Paşa 1316-1317 yılında doğmuş, 43 yaşında bir av partisinde attan düşerek ölmüş, Gelibolu ve çevresinin fatihi olması nedeniyle Bolayır'a gömülmüştür.

Süleyman Paşa Medresesinin yapımı ile ilgili araştırmacılar çeşitli tarihler ileri sürmüşlerdir. Bu nedenle medresenin mimari yapısı ve Süleyman Paşa’nın yaşadığı dönem dikkate alınarak XIV.yüzyılın ortalarında yapıldığı sanılmaktadır. XIX.yüzyılın sonlarında da medrese onarılmıştır.

Avlulu medreselerin ilk örneklerinden olan bu yapının giriş kısmı dışa olmak üzere U şeklinde bir plan düzeni vardır. Medresede antik yapılardan alınan sütunlar ve sütun başlıkları kullanılmıştır. Girişin karşısında olan dershane bölümü ana eksenden kuzeye doğru kaydırılmıştır. Güneyinde hücrelerle bağlantıyı sağlayan dikdörtgen planlı, yarım beşik tonozla örtülü bir dehliz eklenmiştir. Kare planlı dershanenin üzeri tromplu bir kubbe ile örtülüdür. Avlunun etrafında yedi sütunun ve birbirleri ile duvarlarla sivri kemerli olarak bağlanan, üzerleri kubbeli sekiz bölüm bulunmaktadır. Bu revağın arkasında karşılıklı olarak üzerleri kubbeli dörder oda bulunmaktadır. Hücrelerin üzerindeki kubbeler kiremit kaplıdır. Dershanenin yanındaki iki hücre ile de medresenin toplam hücre sayısı 11 adettir. Bu odalar dışarıya dikdörtgen altlık, üstünde de yuvarlak ve alçı şebekeli pencerelerle açılmıştır. Ayrıca içlerinde ocak nişleri ve dolap yerleri bulunmaktadır. Bunlar avluya basık kemerli kapılarla açılmaktadır.

Medrese, moloz taş ve tuğladan yapılmıştır. Yer yer de bunların aralarına devşirme malzemeler katılmıştır.

Süleyman Paşa Medresesi restore edilmiş olup, günümüzde çiniciler çarşısı olarak kullanılmaktadır.


Orhan Gazi Medresesi (İznik)

İznik Ayasofyası yakınında olduğu sanılan, ancak günümüze hiçbir izi gelemeyen Orhan Gazi Medresesini XIV.yüzyılın ikinci yarısında İznik’i fetheden Orhan Gazi yaptırmıştır. Kaynaklarda Orhan Gazi’nin burada bir medrese yaptırdığı belirtilmiştir. Yine kaynaklardan öğrenildiğine göre, Osmanlı medreselerinin ilk örneklerinden biri olan bu yapıda Kara Hoca, Davud-i Kayseri ve Tacüddin-i Kürdi ders vermiştir. Ancak bu medrese ile ilgili, herhangi bir kazı çalışması yapılmadığından yeterli bilgi bulunmamaktadır.


Hayrettin Paşa Medresesi (İznik)

Hayrettin Paşa Medresesi XIV.yüzyılda hayrettin paşa tarafından Yeşil Cami yakınında, cami ile surlar arasındaki bir alanda yapılmıştır. Bu medreseden günümüze hiçbir kalıntı gelemediği gibi, yeri konusunda da herhangi bir bilgi yoktur. Hadis okutulduğundan ötürü de bu medreseye Darül-Hadis Medresesi ismi verildiği bilinmektedir.


Lala Şahin Paşa Medresesi (Mustafakemalpaşa)

Mustafakemalpaşa’da Lala Şahin Paşa’nın bir medrese yaptırttığı, vakfiyesinde yazılı değildir. Bununla beraber Vakıflar Genel Müdürlüğü arşivinde bir araştırma yapan Prof.Dr.Ş.Yıldız Ötügen, Prof.Hakkı Acun, Doç.Hakkı Acun ve Sacit Pekak 1883-1884 tarihli bir kayıtta “Lala Şahin paşa Mahallesi’ndeki müruru zamanında harap olmuş bir kadı medresesinden” söz etmektedir. Ekrem hakkı Ayverdi ise, bu medresenin vakfiyede kayıtlı olduğunu, yakın tarihlere kadar gelebilen duvar kalıntılarının Lala Şahin Paşa Medresesine ait olduğunu ileri sürmektedir.

Medresenin bulunduğu yere 1923 yılında bir okul yapılmıştır. Okulun yapımı sırasında medresenin kuzey ve batı duvarlarının ayakta olduğu belirtilmiştir. Buna dayanılarak büyük kesme taşlarla yapılan medresenin kuzey duvarında üstte altı, altta da dört yuvarlak pencere o dönemde görülmüştür. Bunun dışında medrese ile ilgili herhangi bir kalıntı günümüze gelememiştir.

Sinan Paşa Medresesi (Yenişehir)

Osmanlı Sadrazamlarından ve Yemen Fatihi olarak tanınan Sinan Paşa Yenişehir’de kendi ismini taşıyan cami, medrese, imaret ve bir arastadan oluşan külliye yaptırmıştır. Topkapı Sarayı Müzesi, Sinan Paşa arşivindeki bir hüccete göre (1598) bu yapı topluluğunun XVI.yüzyılın sonlarında yapıldığı anlaşılmaktadır.

Sinan Paşa Camisinin kuzey-güney doğrultusunda Sinan Paşa’nın medresesi bulunmaktadır. Medrese tek sıra halinde, kare planlı üç eyvan ile dört kapalı mekandan meydana gelmiştir. Medresenin yapımında simetri gözetilmemiştir. Güneyden başlayan kapalı mekan-eyvan düzeni eksenin kuzey yönünde iki kapalı mekan ve bir eyvanla sonuçlanmaktadır. Kuzeydeki kapalı mekan doğu duvarı ekseninde bir, diğer eksenlerde de ikişer pencere ile aydınlatılmıştır. Bu eyvanlar birer kemer ile avluya açılmaktadır. Yapının avluya bakan sivri kemerli doğu cephesi kısmen tahrip olmuştur. Yapının güney cephe duvarına batıda daha alçak bir duvar eklenmiştir. Bu duvarın ortasında da külliyenin giriş kapısı bulunmaktadır. Bu kapı içten yuvarlak kemerli ve iki basamaklıdır.

Medresenin duvarlarında moloz taş ve tuğla kullanılmıştır. Bütün mekanların üzeri küçük pandantifli kubbelerle örtülmüştür.


Bursa Yıldırım Darüşşifası


Bursa Yıldırım Darüşşifası (Yıldırım)

Yıldırım Camisi’nin 250 m. doğusunda bulunan ve Yıldırım Külliyesi ile birlikte darüşşifayı, Yıldırım Beyazıt 1390-1394 yıllarında yaptırmıştır. İlk Osmanlı hastanelerinden biri olan,
akıl ve sinir hastalıklarının tedavisi yapılan bu darüşşifada, Sadrazam Çandarlı İbrahim Paşa da tedavi görüp şifa bulmuştur. Darüşşifanın ilk kuruluşunda 1 başhekim, 2 hekim, 2 eczacı, 2 şerbetçi, 1 aşçı ve bir ekmekçiden oluşan bir kadrosu vardı.

Darüşşifa, 1.560 m2’lik eğimli bir arazide kurulmuş, 30.00x52.00 m. ölçüsünde dikdörtgen planlıdır. Darüşşifanın sivri kemerlerle birbirlerine ve duvarlara bağlı tuğla ayaklara oturan revakların arkasında sıralanmış odaları ve eyvanları bulunmaktadır. Bu odalar 3.30x3.60 m. ölçüsünde, karşılıklı onar tane olup, üzerleri yuvarlak tonozlarla örtülüdür. Odaların dışa açılan birer penceresi ile içerisinde bir de ocakları bulunmaktadır. Girişin iki yanındaki eyvan şeklindeki iki hücre darüşşifaya başvuranların beklediği bölümlerdir.Onların iki yanındaki odalar da tabip ve eczacıların ilaç yaptıkları yerlerdir. Girişin karşısında 7.70x9.50 m. ölçüsünde kubbeli bir eyvan bulunmaktadır.

Darüşşifanın kuzeydoğusuna da bir minare eklenmiştir. Bu minare altıgen tuğla gövdeli olup, şerefe altı stalaktitlidir. Yapı bütünüyle taş ve tuğladan yapılmıştır.

Darüşşifa 1855 Bursa depreminde büyük zarar görmüş bir süre kendi başına terk edilmiştir. Daha sonra baruthane olarak kullanılmıştır. Y.Mimar Sedat Çetintaş’ın 1944-1945 yılında burada yapmış olduğu kazılar sırasında yapının genel planı ve bütünü ortaya çıkarılmıştır.


Bursa Türbeleri 1


Yeşil Türbe (Çelebi Sultan Mehmet Türbesi) (Osmangazi)


Yıldırım Bayezıd'ın oğlu Çelebi Sultan Mehmet tarafından Yeşil Cami ile birlikte 1421 yılında yaptırılmıştır. Türbe kentin doğusunda Yeşil semtinde, Yeşil Cami'nin karşısındaki tepe üzerindedir. Mimarı Hacı İvaz Paşa'dır. Nakkaşları Ali bin İlyas Ali, Mehmed el Mecnun'dur. Türk mezar anıtlarının en gösterişlilerinden biri olan Yeşil Türbe ismi ile ismi ile bilinen türbenin yapımı Çelebi Sultan Mehmet’in ölümünden kırk gün önce h.824 (1421) yılında bitirilmiştir.

Selçuklu kümbet geleneğini sürdüren Yeşil Türbe’nin sekiz köşeli bir planı vardır. Dış görünümünde tek katlı izlenimi verirse de, gerçekte sembolik anlamda sandukaların bulunduğu yer ile bunun altındaki basık tonozlu mezar odasından meydana gelmiştir. Sekiz köşeli bir kasnağa oturan kubbenin yüksekliği 6.60 m. çapı ise 15 m.dir. Kasnağın her tarafında sivri kemerli bir pencere yer almıştır. Bugün sıvalı olan bu kasnağın çinili olduğu sanılmaktadır. Diğer taraftan Evliya Çelebi de kubbenin yeşil sırlı bir kiremitle örtülü olduğundan söz etmektedir.

Yeşil Cami’nin mihrap yönünden, cami ile türbeyi birbirinden ayıran Yeşil Caddesi’nden merdivenle bahçe içerisindeki türbeye girilmektedir. Geniş kapısı üzerindeki sülüs yazılı kitabede “Burası Medfun Said, Şehid Sultan oğlu Sultan Mehmed Bin Beyazıd’ın türbesidir. 824 senesi Cemaziyellülâsında vefat etmiştir” yazılıdır.

Türbenin dış duvarları kubbe kasnağına kadar 6 köşeli, yeşil ve firuze yeşili çinilerle kaplıdır. Girişin solundaki çiniler orijinaldir ve diğerleri geç devirlerde yapılan onarımlar sırasında yenilenmişlerdir. Türbenin kenarlarında ayna kısımları sivri kemerli dikdörtgen birer pencere vardır. Bunların üzerleri açık mavi zemin üzerine renkli sülüs yazılarla süslenmiştir. İstiridye kabuğu şeklinde sonuçlanan kapı nişinin iki yanında ise küçük çinili mihraplar yer almıştır. Ceviz ağacından türbe kapısına geometrik örgü motifleri işlenmiştir. Türk ahşap işçiliğinin en güzel örneklerinden olan bu kapı Tebrizli Ahmet oğlu Hacı Ali’nin eseridir.

İki basamakla girilen türbenin ortasına sekiz köşeli bir kaide ve Çelebi Sultan Mehmet’in sembolik sandukası yerleştirilmiştir. Sandukanın alt kısmında, koyu mavi ve sarı renkli zemine stilize gelincik ve lotus motifleri ile bezenmiş çiniden küçük mihrapçıklar peş peşe sıralanmıştır. Bunların etrafını da celi yazılı, altın yaldızlı bir kitabe çevirmiştir.

Türbede Çelebi Sultan Mehmet’in kızlarından Varna’da şehit olan Karaca Paşa’nın zevcesi Selçuk Hatun, Hafsa Hatun, Ayşe Hatun, Sitti Hatun ve 1429 yılındaki vebadan ölen oğulları Mahmut ve Yusuf ile, 1422’de idam edilen Mustafa ve Daya Hatun gömülüdür.

Türbenin iç duvarları 3 m. yüksekliğe kadar sekiz köşeli, yeşil çinilerle kaplanmıştır. Bunların üzerlerinde de Selçuklu üslubunda madalyonlar, pencere üzerindeki ayna kısmında Hz.Muhammed’in sözlerini içeren yazılar bulunmaktadır.

Edirne, Sultan II.Murat Camisi’nin mihrabına benzeyen Yeşil Türbe’nin mihrabı sözcüğün tam anlamıyla eşsiz bir sanat eseridir. Geometrik şekillerle çerçeve içerisine alınmış olan mihrap, mukarnaslı olarak sonuçlanmaktadır. Kitabelik kısmı kûfi ve celî yazılarla doldurulmuş, köşelerine kıvrık dal ve rûmiler yapılmıştır. Mihrabın ortasına bir kandil, bunun iki yanına da Allah ve Muhammed yazılı şamdanlardan oluşmuş bir kompozisyon yerleştirilmiştir. Mihrap çinilerinde koyu mavi, sarı, yeşil, turkuvaz, siyah ve beyaz renkler bolca kullanılmıştır.

Yeşil Türbe’nin son onarımını Y.Mimar Macit Rüştü Kural 1945 yılında yapmıştır.


Sultan Yıldırım Beyazıt Türbesi (Yıldırım)


Sultan Yıldırım Beyazıt’ın (1360-1403) türbesi,Yıldırım semtinde,Yıldırım Camisi’nin önündeki setin altındadır.Yıldırım Beyazıt külliyesinin bir bölümünü oluşturan türbeyi padişahın oğlu Süleyman Çelebi yaptırmıştır.Yıldırım Beyazıt öldüğü zaman geçici olarak Akşehir’de Şeyh Mahmud Hayrani Türbesine gömülmüştür. Sonradan oğlu, babasının cesedini Bursa’ya getirmiştir. Karamanoğlu Mehmet Bey’in Bursa’yı kuşatmasında Yıldırım’ın sandukasını açarak kemiklerini yaktığı söylenmektedir.

Türbe üzerinde nesih yazı ile 0.60x1.20 m. boyunda kitabesi bulunmaktadır. Bu kitabenin Türkçesi şöyledir:

“Bu cennet bahçesi Murad oğlu Said, merhum makfur Bayezid Han’a aittir. Onu büyük padişah, Arap ve Acem meliklerinin efendisi Bayezid oğlu Süleyman yaptırdı. Allah mülkünü daim etsin. 809 h. Senesi Muharremi
Bu mübarek imaretin yapılması zaif kul Hüseyin oğlu Ali’nin eli ile oldu. Allah ikisini de affetsin 809 h. senesi Rabiul’ahir (Ekim 1406)”.

Türbenin mimarı Ali Bin Hüseyin’dir.Türbe 10.50x10.50 m. ölçüsünde kare planlı olup, üzeri sekizgen bir kasnağa oturmuş bir kubbe ile örtülmüştür. İçeride yuvarlak bir mihrap, ortada Yıldırım Beyazıt’ın yanında oğulları İsa Çelebi (1379-1479) eşi ve ayak ucunda kim oldukları bilinmeyen iki sanduka vardır.

Türbe 1855 depreminde yıkılmış 1649, 1669, 1828 ve1878 yıllarında onarılmıştır.


Osman Gazi Türbesi (Osmangazi)


Bursa Tophane semtinde, Park girişinin solunda, Şehitlik Anıtının yanındadır. Osman Gazi Söğüt’te öldüğü zaman babası Ertuğrul Gazi’nin türbesine gömülmüştür. Bursa’nın Türklerin eline geçişinden sonra cesedi Bursa’ya getirilerek Bizans dönemine ait Saint Elia (Gümüşlü Kümbet) Kilisesine gömülmüştür. İlk önceleri Orhan Gazi ile aynı çatı altına gömülmüşse de 1855 depreminde türbe yıkılınca 1863’de bugünkü türbeyi Sultan Abdülaziz yeniden yaptırmıştır.

Türbe kapısında şair Nevres’in metnini, Hattat Mehmet Zeki Dede’nin (1821-1881) yazdığı, h.1280 (1863) tarihli onarım kitabesi vardır.

“Mefhari Osmaniyan zıllullahi’l-alemin Hazreti Abdülaziz ol padişahı bahrü ber.
Sayesinde oldu hep mâmur mülkü devleti Makdemi ile bulak cayı hilafet zibu fer.
Ceddi paki hazreti Osman Gazi Türbesin kıldı ihya ol şahı farukkussiyer. Namına yapup
nişan kabrine ta’lik eyledi. Hiç müyesser olmadı bir şahe bu bâlâ eser.
Ravzai cennette Yarab ceddi kıldıkça hıram Ola tahtı saltanat ol şahı zişana makam
Mühmelinde çakeri Mevres dadi tarihini. Türbe-i Osman Gazi oldu pür nûr serteser
Ketebehû el Mevlevi Zeki Dede sene 1280”.

Sekizgen planlı, kalın duvarlı türbenin üzeri kubbe ile örtülüdür. Kesme köfeki taşından yapılmış olan türbenin duvarları 1.20 m. kalınlığındadır. Türbenin giriş kapısı dışında her yanında yuvarlak kemerli birer pencere bulunmaktadır.

Türbe içerisinde yedi önde, arkada olmak üzere on yedi sanduka bulunmaktadır. Türbenin ortasında Osman Gazi’nin pirinç parmaklıkla çevrili, son derece gösterişli sandukası vardır. Bunun dışında Sultan I.Murad’ın oğlu Savcı Bey (1362-1385), Alâaddin Paşa (ölm.1337), Osman Gazi’nin oğlu İbrahim (1317-1359), Orhan Gazi’nin eşi Asburçe Hatun ve sultanlara ait sandukalar bulunmaktadır.


Orhan Gazi Türbesi (Osmangazi)


Bursa Tophane semtinde, Tophane Parkı girişinin sağında, Osman Gazi Türbesi’nin karşısındadır. Bizans döneminde tarihlenen Saint Elie Kilisesi kalıntısı üzerine yapılmıştır. Kiliseye ait mozaik kalıntıları döşemelerinde günümüze kadar gelmiştir. Osman Gazi türbesi ile Orhan Gazi türbesi aynı çatı altında iken 1855 depreminde yıkılmış, 1863’de Sultan Abdulaziz tarafından yenilenmiştir.

Türbe kare planlıdır. Duvar kalınlığı 1.30 m.dir. Güney cephedeki girişten içerisine girilen türbenin dört kalın sütunun birbirine bağladığı kemerlerin taşıdığı bir kubbe ile üzeri örtülmüştür. İçerisi on bir pencere ile son derece mükemmel aydınlatılmıştır.Türbenin ortasında Orhan Gazi’nin (1281-1363) gösterişli etrafı dökme pirinç parmaklıklarla çevrili sandukası bulunmaktadır. Ayrıca burada Cem Sultan’ın oğlu Abdullah, Şehzade Korkut, Orhan Gazi’nin oğlu Kasım Çelebi ile karısı Nilüfer Hatun ve kızı Fatma,Yıldırım Beyazıt’ın oğlu Musa Çelebi (1388-1413) Emir Süleyman (1379-1410), Sultan 2.Beyazıt’ın oğlu Korkut’un (1467-1512) sandukaları vardır.


Sultan I.Murad (Hüdavendigâr) Türbesi (Osmangazi)


Çekirge’de Hüdavendigâr Camisi’nin karşısındadır. 1.Kosova Savaşı’nda (1389) şehit olan Sultan 1.Murat’ın türbesini Yıldırım Beyazıt yaptırmıştır. Ancak bu türbe 1855 depreminde yıkılmış, eski temelleri üzerine yeniden yapılmış, zaman zaman da onarılmıştır.

Türbe 17.60x17.60 m. ölçüsünde kare planlıdır. Kalın duvarların çevrelediği türbeyi sekiz sütunun taşıdığı sekizgen kasnaklı bir kubbe örtmüştür. Kuzey cephesi dışarıdan üç payanda ile desteklenmektedir. Türbenin içerisi yuvarlak kemerli dokuz pencere ile aydınlatılmıştır.

Türbenin içerisinde ortada pirinç parmaklıklarla çevrili Sultan 1.Murat’ın sandukası vardır. Bunun yanında torunu Süleyman Çelebi, Yıldırım Beyazıt’ın oğlu Musa Çelebi, Sultan I.Murad’ın oğlu Yakup Çelebi (1364-1389) Süleyman Çelebi’nin oğlu Orhan Çelebi (1395-1429), Sultan 2.Beyazıt’ın oğlu Şehzade Mehmed’in (1476-1504) sandukaları bulunmaktadır.


Gazi Timurtaş Paşa Türbesi (Osmangazi)

Gazi Timurtaş Paşa Türbesi, Atatürk Caddesi ile Cemal Nadir Caddesi’nin kesiştiği köşede, Çakır Hamamının karşısında yer almaktadır.

Sultan I.Murad’ın kumandanlarından, Anadolu Beylerbeyi Gazi Timurtaş Paşa’nın bugünkü türbesini 1945 yılında, Bursa Valisi Haşim İşcan’ın isteğiyle Bursa Eski Eserleri Sevenler Derneği yaptırmıştır.

Kesme taş, üzeri açık ve üç yüzü parmaklıklarla çevrili türbenin içerisinde Gazi Timurtaş Paşa’nın basit bir mezarı vardır. Türbenin kapalı yüzünün iç tarafındaki mermer kitabede şunlar yazılıdır:

“Gazi Timurtaş Paşa Hüdavendigâr Murad’ın emirlerinden, Yıldırım Beyazıt’ın Anadolu Beylerbeyi, İsa Çelebi’nin veziri ve kumandanı olup, Ulubat cenginde 1403’de şehit olmuş ve buraya gömülmüştür. Allah rahmet eylesin”.


Emir Sultan Türbesi (Yıldırım)

Bursa Emir Sultan Camisi’nin avlusunda bulunan türbe, Emir Sultan’ın eşi Hundi Fatma Sultan tarafından yaptırılmış, zamanla harap olmuş, Sultan II.Abdülhamid’in şehzadeliği sırasında 1868’de yenilenmiştir.

Bugün avludan 1 m. daha aşağıda olan türbenin giriş kapısı doğu yönündedir. Bu kapının yanındaki pencerelerden biri üzerinde Sultan Abdülaziz’in talik yazı ile 18 beyitlik yapı kitabesi bulunmaktadır. Bu kitabe 1.50x0.50 m. ölçüsündedir:

Şahinşeh-i derya-neval Sultan memduhu’l-hısal.
Abdülaziz zü’l-kemal âlemlere dâd eyledi.
Hakan-ı din ol kâmkâr-ü kâmbin
Ol mekrime-i ehli yakin terkim-i damat eyledi.
Cennet nazir derler kamu berne-vü-pir.
Emir hep halkı irşad eyledi.
Bu türbeye bunda Yatup Sultan.
Zelzeleden olmuştu harap düşmezdi amma kim türab.
Ruhu Emir kâmyab zira ki imdad eyledi.
Ta’mirin ol şah-ı enam emreyledi.
Hakkı bu lütfu misteham… dil şad eyledi.
Bu Vali bi-kudreti Hüsnü and-i şevketi.
Ber vefk-ı emr-i devleti tesiri bünyad eyledi.
Ol tacıdarın dembedem şükren alâ tilken-niam.
Şükkân-ı dünya ve irem da’vatını yad eyledi.
Ruhu Emir olsun hemin ve her kâr ve emrinde muin.
Hakka ki bir tarz-ı Güzin çok şeyler icad eyledi.
Dilk-i Emel bi-l-iftihar yazdı hemen tarihi tam.
Sultan Emirin türbesin türbesin bünyadü âbâd eyledi.

Türbenin sekiz köşeli bir planı vardır. Üzerini yüksek bir kasnağın taşıdığı kubbe örtmektedir. Camiye bakan pencerelerden biri üzerinde h.1285 (1868) tarihli onarım kitabesi dikkati çekmektedir. İçeride, ortada Sultan Yıldırım Beyazıt’ın damadı, Halveti şeyhi Emir Sultan’ın (1349-1429) parmaklıklarla çevrili sandukası yer almaktadır. Bunun yanında oğlu Emir Ali Çelebi ile Hundi Sultanın ve iki kızının sandukaları bulunmaktadır.


Abdüllâtifi Kudsi Türbesi (Yıldırım)

Bursa Emir Sultan Camisi yakınında, Zeyniler Mahallesi’nde, Zeyniler Camisinin güneybatısında meyilli bir arazidedir. XV.yüzyılda Sultan II.Murad tarafından yaptırılmıştır.

Bursa erenlerinden Abdüllâtif-i Kudsi’nin türbesine küçük bir eyvandan girilmektedir. Kare planlı türbenin üzeri sekizgen yüksek bir kasnağın taşıdığı kubbe ile örtülüdür. Pencereler ve giriş kapısı mermer söveli, sivri kemerlidir. Bunların etrafında değişik şekillerde zencerek motifleri vardır. Duvarlar pencere hizasına kadar moloz, sonra iki sıra tuğla, bir sıra moloz taşla örülmüştür.

Türbe içerisinde altı sanduka bulunmaktadır. Türbeyi Bursa Eski eserleri sevenler Derneği onarmıştır.


Umur Bey Türbesi (Osmangazi)

Bursa Sakaldöken Caddesi’nde, Umur Bey Camisi’nin güneyindedir.

Caminin mihrap duvarına 4 m. uzaklıkta olup, 4.60x4.60 m. ölçüsünde kare planlıdır. Köşelerde tuğla örme kemerlerin taşıdığı bir kubbe ile üzeri örtülmüştür. Türbe içerisinde yalnızca 1461 yılında ölen Umur Bey’in sandukası bulunmaktadır.


Abdal Mehmet Türbesi (Osmangazi)

Bursa Cumhuriyet Caddesi yakınında, Abdâl Caddesi, Tahıl Caddesi ve Gül Sokağı’nın kavşağındaki Abdal Mehmet Camisinin karşısındadır. Türbenin giriş kapısı üzerinde sülüs yazı ile Arapça yazılmış 0.80x0.50 m. ölçüsünde bir satırlık kitabesi bulunmaktadır. Bu kitabeden türbenin yapılmasını Mehmet Han oğlu Sultan Murad’ın h.854 (1450)’de yapılmasını emrettiği yazılıdır.

Sultan II.Murad’ın 1450’de yaptırdığı 6.20x5.85 m. ölçüsünde, kareye yakın planlı olan türbenin üzeri sekiz köşeli bir kasnağın taşıdığı kubbe ile örtülmüştür. Türbeye Bursa kemerli beşik tonozlu kapalı bir eyvandan girilmektedir.

Duvarlar üç sıra tuğla, bir sıra kesme taş ve bunların arasındaki dikey tuğlalarla örülmüştür. Türbe içerisinde Abdal Mehmed’in sandukası bulunmaktadır.


Karıştıran Süleyman Paşa Türbesi (Osmangazi)

Bursa Muradiye Mahallesi’nde, Muradiye türbeleri karşısında, Kaplıca Caddesi üzerindedir. XV.yüzyılda yapılmış olup, 6.14x6.20 m. ölçüsünde kareye yakın planlıdır. Üzeri kubbe ile örtülüdür. Duvarlar taş ve tuğla karışık olarak örülmüş, kenarlara ikişer pencere açılmıştır.

Türbenin içerisinde İstanbul’un ilk vali ve Belediye Başkanlarından Karıştıran unvanı ile tanınmış Süleyman Paşa’nın taş mezarı bulunmaktadır.


Şeyh Muhiddin Üftade Türbesi (Osmangazi)

Bursa Hisar’da, Üftade Mahallesi’nde, Üftade Camisi’nin solunda bulunan Şeyh Muhiddin Üftade Türbesi 1580 yılında yapılmış, 1869 yılında Bursa Valisi Rıza Paşa tarafından onarılmıştır.

Türbe kare planlı olup, üzeri ahşap iken onarım sırasında duvarları sıvanmış ve yapı orijinalliğini kaybetmiştir. Kapısı üzerinde 0.75x0.60 m. ölçüsünde talik yazılı kitabesi bulunmaktadır.

Türbenin içerisinde on dokuz sanduka bulunmaktadır. Şeyh Muhiddin Üftade’den (1489-1580) başka oğlu Şeyh Mustafa (ölm.1608), Şeyh Mehmet (ölm.1586), Buharalı Şeyh Hayreddin (ölm.1593), Şeyh Mustafa (ölm.1722) ve on üç sanduka daha vardır.


Azeb Bey Türbesi (Osmangazi)

Bursa Muradiye semtinde, Kullukçu Sokak’ta, Azeb Bey Mescidi’nin yanındadır. Kapı kitabesinden Azeb Bey tarafından 1449 yılında yaptırıldığı öğrenilmiştir.

Türbe 5.80x5.85 m. ölçüsünde kare planlı olup, üzeri kubbe ile örtülmüştür. Duvarlar iki sıra tuğla, bir sıra kesme taş ve aralarındaki dikey tuğlalarla örülmüştür. Türbenin dış duvarlarında sivri kemerli ikişer pencere açılmıştır. Kuzey cephesindeki sivri kemerli kapısı yanlardaki pencerelere göre daha yüksek ve geniştir. Giriş kapısı üzerinde 0.60x0.40 m. ölçüsünde sülüs yazılı mermer kitabesi bulunmaktadır:

Ahiret evini, şu şerefli imaretin yapılmasını, emirlerin ve büyüklerin iftiharı Abdullah oğlu Azeb Bey h.854 (1450-1451) emretti.

Türbe içerisinde Azeb Bey’in mezarı ile birkaç isimsiz sanduka bulunmaktadır.


Gülçiçek Hatun Türbesi (Osmangazi)

Bursa, Altıparmak semtinde, Sarıklı Değirmen Sokağı’nda bulunan türbe, Sultan I.Murad’ın (Hüdavendigâr) eşi, Yıldırım Beyazıt’ın annesi Gülçiçek Hatun’a aittir. Padişah anaları arasında kendi adına türbesi olan ilk kadındır.

Mermer söveli bir revaktan içerisine girilen türbe 6.00x6.00 m. ölçüsünde kare planlıdır. Üzerini oldukça yüksek, sekizgen kasnaklı bir kubbe örtmektedir. Duvarları üç sıra tuğla, bir sıra köfeki taş dizisi ile örülmüştür. Türbenin her cephesinde ikişer tane olmak üzere toplam sekiz penceresi bulunmaktadır. Pencere aralarına da tuğladan kurs motifleri yerleştirilmiştir.

Gülçiçek Hatun’un sandukasından başka türbede kime ait olduğu bilinmeyen üç sanduka daha bulunmaktadır. Türbe en son 1958 yılında onarılmıştır.


Hamza Bey Türbesi (Osmangazi)

Bursa Hamzabey semtinde, Muradiye’nin batısında, Hamza Bey Camisi’nin güneybatısında avlu içerisindedir. Bu türbe, Sultan Çelebi Mehmed’in kumandanı Sultan II.Murad’ın veziri Hamza Bey’e aittir. İzmir’i fethettikten sonra Eflak’ta elçi olarak görev yaparken Kazıklı Voyvoda tarafından şehit edilen Hamza Bey’in cesedini, oğulları Bursa’ya getirmiştir (ölm.1461).

Hamza Bey Türbesi’nin sekiz köşeli bir planı vardır ve üzerini yine sekiz köşeli bir kasnağın taşıdığı kubbe örtmektedir. Türbe sivri kemer alınlıklı, mermer söveli altı pencere ile aydınlatılmıştır. Bunun üzerinde de alçı şebekeli, renkli camlı sekiz pencere daha bulunmaktadır. Duvarları iki sıra tuğla, bir sıra taştan örülmüş, aralarında dikey tuğlalardan ilaveler yapılmıştır.

Türbe içerisinde Hamza Bey’in sandukasından başka on iki sanduka bulunmaktadır.Türbe Bursa Eski eserleri Sevenler Derneği tarafından 1962 yılında onarılmıştır.


Hamza Bey’in Zevcesinin Türbesi (Osmangazi)

Bursa, Hamza Bey Camisine bitişik olan türbe, XV.yüzyılda yapılmıştır.

Türbe 6.46x6.81 m. ölçüsünde kareye yakın planlıdır. Üzeri tek kubbe ile örtülüdür. Bu kubbe kasnaksız olup, köşe tromplarının yardımı ile ana duvarlar üzerine oturmaktadır. Duvarlar iki sıra tuğla, bir sıra kesme taş dizisinden örülmüştür. Pencere ve kapı kemerleri üzerinde on bir sıra zikzak tuğla dizileri ile bir bezeme yapılmıştır.

Türbe içerisinde Hamza Bey’in zevcesi ve iki kızının sandukaları bulunmaktadır. Türbe, Bursa Eski Eserleri Sevenler Derneği tarafından 1962’de onarılmıştır.


Kara Mustafa Paşa Türbesi (Osmangazi)

Kara Mustafa Paşa Türbesi, Bursa Hamza Bey Camisi’nin kuzeyinde yer almaktadır. Kara Mustafa Paşa Sultan II.Beyazıt’ın kızı Hatice Sultan’ın eşi olup, Sultan Cem olayında taraf tutmasından ötürü 1483 yılında idam edilmiştir. Kara Mustafa Paşa’nın 1477 tarihli vakfiyesinde Pazarcık’taki imareti ve Bursa’daki türbesi için İstanbul’da hamam, evler, İnegöl’de değirmen gibi yapıların gelirlerini vakfetmiştir.

Türbe, 9.88x9.88 m. ölçüsünde kare planlı olup, üzeri sekizgen bir kasnağın taşıdığı kubbe ile örtülüdür. Kapısı üzerindeki h.1291 (1874) tarihli onarım kitabesinden 1855 depreminde yıkılarak yenilendiği öğrenilmektedir. Türbeye doğu yönündeki sivri kemerli bir eyvandan geçilerek girilmektedir. Bu eyvanın sağ ve solunda Bursa kemerli mihraplar bulunmaktadır. Türbenin içerisi alt sırada sivri kemerli yedi, üstte de yine sivri kemerli sekiz pencere ve kasnaktaki dört pencere ile aydınlatılmıştır. Türbe içerisinde sivri kemerli bir de mihrap bulunmaktadır.

Türbe içerisinde Kara Mustafa Paşa’dan başka üç sanduka daha bulunmaktadır. Türbe 1958 yılında Bursa Eski Eserleri Sevenler derneği tarafından onarılmıştır.


Hatice Sultan Türbesi (Osmangazi)

Bursa, Çekirge’den Kükürtlü Kaplıca’ya inen sokağın köşesinde yer almaktadır. Sultan II.Beyazıt’ın kızı, Kara Mustafa Paşa’nın da zevcesi olan Hatice Sultan’ın türbesini, Bursa Subaşısı Mehmet Bey yaptırmıştır.

Sultan II.Beyazıt Hatice Sultan’ın kocasını Cem Sultan olayından ötürü zehirletince Sultan Bursa’da inzivaya çekilmiştir.

Türbe kare planlı olup, üzeri sekizgen kasnaklı bir kubbe ile örtülüdür. Duvarları kesme taş ve tuğla ile örülmüştür. Türbenin içerisi badana yapıldığından bezemesi kaybolmuştur. Yalnızca eski çinilere ait bazı parçalar mihrabın çevresinde bulunmaktadır.

Mimari ve bezeme yönünden önemli bir özelliği olmayan türbe içerisinde Hatice Sultan’ın sandukasından başka on sanduka daha bulunmaktadır. Türbe, Bursa Eski Eserleri sevenler Derneği tarafından 1959’da onarılmıştır.


Süleyman Çelebi’nin Mezarı (Osmangazi)


Bursa’da Çekirge’ye giden cadde üzerinde solda, orman dinlenme alanının yanındadır. Süleyman Çelebi Vezir Ahmet Paşa’nın oğlu olup, Beyazıt zamanında Ulu Cami’de imamlık yapmış, 1409’da Mevlid-i Şerif’i Bursa’da yazmıştır.

Süleyman Çelebi’nin mezarını 1945-1952 yılları arasında Bursa’da valilik yapan Haşim İşcan ve Bursa Eski Eserleri Sevenler Derneği yaptırmıştır. Mezarın projesini İbrahim Sezen ve Nurettin Öz isimli iki mimar hazırlamıştır.

Mezarın yapımı bitince, Ulu Cami bahçesinde gömülü olan Süleyman Çelebi’nin kemikleri buraya nakledilmiştir. Mezar köfeki taşından olup, ortada sekiz ayaklı mermer bir sandukası vardır.


Devletşah Türbesi (Osmangazi)

Bursa Meydan Mahallesi’nde, Hundi Kadın Sokağı’ndadır. Yeşil Cami’den merdivenle inilen türbe, Yıldırım Beyazıt’ın ilk eşi, Germiyanoğlu Yakup Bey’in kızı, Mevlâna’nın torunu, Sultan Çelebi Mehmet’in annesi Devlet Şah’a aittir.

Türbeyi Sultan Çelebi Mehmet 1414 yılında yaptırmıştır. Etrafı açık olan türbenin kenarlarında köşeli aralarında da yuvarlak mermer dört sütun bulunmaktadır. Türbe dıştan 5.75x5.75 ölçüsündedir. Kubbe kasnağının etrafı baklava motifli bir kuşakla çevrelenmiştir. Ayrıca üzerini de on iki köşeli yüksek kasnaklı konik bir külah örtmektedir.


Hatuniye Sultan Türbesi (Osmangazi)

Bursa, Muradiye Camisi’nin doğusunda, bahçe içerisindedir. Ak Türbe ve Hümâ Hatun Türbesi isimleri ile de anılmaktadır. Türbeyi Çelebi Mehmet’in isteği ile Sultan II.Murad yaptırmıştır. Türbe kapısı üzerinde 0.81x.040 m. ölçüsünde bir kitabesi bulunmaktadır:

Allah’a hamdolsun. Efendimiz büyük sultan ve yüce hakan sultan oğlu Sultan Murad Bin Mehmed Bin Beyazıd Han zamanında, Allah mülkünü daim etsin. Gözbebeği peygamberin kendi adı ile tebcil ettiği, asil necip sultan Mehmed Çelebinin annesi, kadınların asili içim emri üzerine bu nurlu türbe yapıldı. Allah o padişahın saltanatını devletine uzun zaman köklü temellerle bağlasın ve izzetinin unsurlarını va’d olunan güne kökleştirsin. Türbe binasının bitmesi h.853 (1449) Recep-ül-fert ayındadır.

Küçük bir girişin yanı sıra altı köşeli türbenin duvarlarında ikişer penceresi vardır. Türbenin üzerini kasnaksız bir kubbe örtmektedir. Türbe tuğla ve taş malzemeden yapılmıştır. Yapının her yüzünde, köşelerde başlayan çıkıntılar birer kemer oluşturmuştur. Türbeye giriş basık kemerli bir kapıdan olup, üzeri stalaktitli iken, bugün yalnızca tuğlaları kalmıştır.

Türbe içerisinde iki sanduka bulunmakta olup, bunlardan biri Sultan Çelebi Mehmed’in annesine ait, diğerinin ise kime ait olduğu bilinmemektedir.


Saraylılar Türbesi (Osmangazi)

Bursa Muradiye Camisi’nin güneydoğusunda yer alan türbenin ne zaman ve kimin tarafından yapıldığına dair bir belgeye rastlanmamaktadır. Ancak türbenin yapı şeklinden XV.yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır.

Türbe içerisinde iki sanduka bulunmaktadır ve bunların kime ait olduğu bilinmemektedir. Bursa’da yaygın bir söylentiye göre de saraya ait iki hanımın türbesidir.

Çevresi açık olan türbenin duvarları, üç sıra tuğla, bir sıra kesme taş ve bunların arasındaki dikey tuğlalardan örülmüştür. Sivri kemerlerle birbirlerine bağlı ayaklar üzerine sekizgen prizma bir külah ile örtülüdür.


Şehzade Alaaddin Türbesi (Osmangazi)

Bursa Muradiye Camisi’nin bahçesinde yer alan türbeye Sultan II.Murad’ın türbesinden geçilerek girilmektedir. Oldukça sade bir yapı olup, duvarları taş ve tuğla ile örülmüştür.

Türbenin içerisinde Sultan II.Murad’ın oğlu Şehzade Alaaddin (1419-1443) ve Sultan II.Murad’ın kızları Fatma ve Hatice Sultanların sandukaları bulunmaktadır.


Şehzade Ahmed Türbesi (Osmangazi)

Bursa Muradiye Camisi’nin güneydoğusunda, bahçedeki ilk büyük türbe olan bu yapı, Sultan II.Beyazıd’ın oğlu şehzade Ahmed’e aittir.

Türbenin içerisine kuzey yönünden dört mermer ayağın taşıdığı küçük bir revaktan girilmektedir. Sekizgen planlı türbenin üzeri yine sekizgen kasnağın taşıdığı kubbe ile örtülmüştür. Kalem işleri ile dikkati çeken türbenin iç duvarları sekizgen turkuvaz çinilerle kaplanmıştır.

Türbenin içerisinde Şehzade Ahmet’ten başka, Sultan II.Beyazıt’ın torunu Şehzade Mehmet (ölm.1512), Sultan II.Beyazıt’ın oğlu Şehzade Şehinşah (1471-1511), eşi Bülbül Hatun, Şehzade Ahmet’in kızı Safa Sultan’ın sandukaları bulunmaktadır.


Sultan II.Murat Türbesi (Osmangazi)


Sultan II.Murad’ın (1403-1451) türbesi, Muradiye’de türbelerin bulunduğu bahçenin en büyük ve görkemli girişin hemen karşısında yer almaktadır. Kitabesinde belirtildiğine göre, Sultan II.Murad’ın 1451 yılında ölümü üzerine, vasiyeti uyarınca oğlu Fatih Sultan Mehmet tarafından 1451 yılında yaptırılmıştır. Ayrıca padişahın ölümünden önce hazırladığı vasiyetine göre 1443 yılında ölen büyük oğlu Alaaddin’in yakınına yalnızca kendisinin gömülmesini istemiştir. Ayrıca Allah’ın rahmetinin üzerine yağması için toprağa gömülerek, üzerinin açık bırakılmasını arzu etmiştir. Bu nedenle, dikdörtgen planlı türbenin üzerindeki sekizgen kasnaklı, sekiz sütunun taşıdığı kubbe yağmuru içeriye alacak biçimde açık bırakılmıştır.

Türbe 13.45x13.45 m. ölçüsünde kare planlıdır. Ortada dört ayak ve dört sütunun taşıdığı bir kasnak üzerine oturmuş bir kubbe ve bunun çevresinde de tonozlu bir galerisi bulunmaktadır. Buradaki sütunlar Bizans döneminden kalmıştır. Ortadaki kubbe sekizgen kasnaklı olup, kubbeye geçişler tromplar aracılığı ile sağlanmıştır. Vasiyeti üzerine de kubbe kilit taşı yerine yuvarlak bir açıklık bırakılmıştır. Mezarının üzeri toprakla örtülü basit bir mezardır.

Son derece sade, duvarları kesme köfeki taşı ile tuğladan yapılmıştır. Ayrıca sedefli motiflerle bezeli kapı saçağının güzel bir ağaç işçiliği vardır. Türbenin doğusundaki pencere kapı haline getirilmiş ve buraya 7.25x7.80 m. ölçüsünde bir yapı eklenmiştir. Bu bölümde Sultan II.Murad’ın oğlu Sultan Alaaddin, Şehzade Ahmet, Şehzade Orhan ve kızı Şehzade Hatun’un sandukaları bulunmaktadır. Bu bölümün üzeri sekizgen kasnağın taşıdığı bir kubbe ile örtülmüştür. Bu türbe kapısı üzerine de 5.51x1.86 m. ölçüsünde üç satırlık nesih yazılı bir kitabe yerleştirilmiştir:

Besmele…. Eselî ve ebedî varlıkla muttasıf ve mimtaz olan Allah’a hamd ve sena olsun. Batıl dinlerden uzak, kolaylıklar gösteren İslâm Dinini beşeriyete lütf ettiği Peygamber Efendimize ve onun ehli beytine ve eshabına salât ve selâmlar olsun. İmdi; bu yokluğa mahkûm ve aldatıcı, yorgunluk ve sıkıntı âleminden sonu gelmeyen ve sevinçlilerle dolu olan, zenginlik ve fer3ah âlemine, zamanların sultanlarının sultanı, diyarların ve kara ve deniz memleketlerinin sahib gazi ve mücahitlerin padişahı, zaif ve biçarelerin sığınağı, Osman oğullarının mabihüliftiharı, lütufkâr Allahımızın iyaneti ile seçilmiş olan padişah oğlu padişah Beyazıd Han oğlu Mehmed oğlu Murad h.855 senesi muharreminin ilk Çarşamba günü kuşluk vakti göçtü. Allah onu cennetlerin cihannümalarına yerleştirsin ve rahmet taneleri de üzerinde olsun.

Türbe 1743, 1781, 1790 ve 1844 yıllarında onarılmıştır.


Şehzade Mustafa Türbesi (Osmangazi)

Şehzade Mustafa Türbesi, Bursa Muradiye’de, Sultan II.Murad ve Şehzade Alâaddin türbelerinin güneybatısındadır. Kanuni Sultan Süleyman’ın Konya Ovası’nda boğdurduğu oğlu Şehzade Mustafa’ya (1515-1553) ait olan türbenin kapısı üzerindeki kitabede, Kanuni Sultan Süleyman’ın oğlu Sultan II.Selim tarafından 1555’te yaptırıldığı yazılıdır.

Türbe sekiz köşeli plana sahip olup, üzeri sekizgen kasnağa oturan bir kubbe ile örtülüdür. Duvarları üç sıra tuğla, bir sıra kesme taştan örülmüştür. İçerisi son derece güzel çinilerle bezenmiştir. Yeşil, kırmızı, lacivert renklerde sümbül, lale, karanfil motiflerini içeren çiniler burasını adeta çiçek bahçesine çevirmiştir. Ayrıca bunların üzerinde de lacivert zemine beyaz sülüs yazı ile bir yazı frizi çepeçevre dolaşmaktadır. Çinilerin üzerinde kalan bölümler, kubbe ve mihrap da zengin kalem işleri ile dekore edilmiştir.

Türbe içerisinde Şehzade Mustafa’dan başka Kanuni Sultan Süleyman’ın oğlu Şehzade Orhan (1558-1562), Kanuni Sultan Süleyman’ın eşi, Şehzade Mustafa’nın annesi Mahi Devran Hatun (ölm.1580) ve kime ait olduğu bilinmeyen bir çocuk mezarı bulunmaktadır.


Gülşah Hatun Türbesi (Osmangazi)

Bursa Muradiye’de bahçe içerisindedir. Türbe, XV.yüzyılda yaptırılmıştır. Fatih Sultan Mehmet’in eşi, Şehzade Mustafa’nın annesi Gülşah Hatun’un (ölm.1486) türbesi, Muradiye bahçesindeki en küçük türbedir.

Türbe, dıştan dışa 6.55x6.50 m. ölçüsünde kare planlıdır. Girişte küçük bir eyvan olup, üzeri sekiz köşeli bir kasnağın taşıdığı kubbe ile örtülüdür. Bezeme olarak içeride yalnızca basit kalem işlerinin bulunduğu görülmektedir.

Türbede Gülşah Hatun’dan başka, Sultan II.Beyazıt’ın oğlu Şehzade Ali de gömülüdür.


Mükrime Hatun Türbesi (Osmangazi)

Bursa Muradiye Türbelerinin parkı yanındadır. Fatih Sultan Mehmet’in ilk eşi, Dulkadiroğlu’nun kızı Mükrime Hatun’un (ölm.1517) türbesi kare planlı olup, sekiz köşeli bir kasnak üzerine kubbe örtülüdür. Duvarlar üç sıra tuğla bir sıra kesme taştan örülmüştür. İçerisi basit bir mihrap ile XVI.yüzyıl kalem işleri ile dekore edilmiştir. Geç devirlerde bu bezemenin üzerine onların özelliğini bozacak şekilde bir bezeme daha yapılmıştır.

Türbe içerisinde Mükrime Hatun’dan başka Sultan II.Beyazıt’ın oğlu Şehzade Korkut, Şehzade Alemşah’ın kızı Fatma Sultan (1495-1522) gömülüdür.


Şehzade Mahmut Türbesi (Osmangazi)

Bursa Muradiye Türbeleri bahçesindedir. Sultan II.Beyazıt’ın oğlu Şehzade Mahmut (1475-1506) için annesi Bülbül Hatun tarafından yaptırılmıştır.

Mimar Yakup’un eseri olan türbenin sekiz köşeli bir planı olup, üzeri kubbe ile örtülüdür. Duvarları üç sıra tuğla, bir sıra kesme taştan örülmüştür. Giriş kapısı dıştan basık, içten Bursa tipi kemerlidir. Kapı üzerine nesih yazı ile 0.80x040 m. ölçüsünde bir satırlık bir kitabe yerleştirilmiştir:

Dar-ı fenadan etti çün Mehmet Han
Tarih geldi mevtine Hak rahmet eylesin h.912 (1506).

İçerisi pencere üstlerine kadar lacivert, turkuvaz renklerde altıgen çinilerle bezenmiştir. Ayrıca bunların dışında kalan alanlar ve kubbe çok renkli kalem işleri ile dekore edilmiştir. Türbe, altta sivri kemer alınlıklı, mermer söveli, üstte de sivri kemerli, alçı şebekeli on iki pencere ile aydınlatılmıştır. Türbe içerisindeki mihrap dört sıra stalaktitlidir. Kapı ve pencere kapakları orijinaldir.

Türbede Sultan II.Beyazıt’ın Bülbül Hatundan doğma oğlu, Saruhan valisi iken ölen şehzade Mahmud, Padişahın diğer oğlu Şehzade Musa (1490-1512), Şehzade Orhan (1494-1512) ve Şehzade Emir ve Bülbül Hatun gömülüdür.


Şehzade Mustafa ve Cem Sultan Türbesi (Osmangazi)

Bursa Muradiye Türbeler bahçesinde en büyük ve en güzel türbelerden birisidir.

Fatih Sultan Mehmet’in büyük oğlu Şehzade Mustafa, Konya civarındaki kalelerin fethinden dönerken 1474’te Niğde Bor civarında ölmüş, Bursa’ya getirilerek önce amcası Alâaddin Bey’in türbesine, sonra da 1479’da yapılan kendi türbesine gömülmüştür. Türbeye daha sonra Fatih’in oğullarından Sultan Abdullah, Cem Sultan (1499) ve Alem Şah da gömülmüştür.

Türbe altıgen planlı olup, üzeri altıgen kasnağın taşıdığı bir kubbe ile örtülmüştür. Duvarlar pencere üzerlerine kadar altıgen firuze çinilerle kaplanmıştır. Kubbe ve duvarlarda zengin kalem işleri görülmektedir. Kubbe eteğinde de Ayet-el Kürsi, Besmele, Esmâ-ı Hünsa ve Kur’an’dan alınma ayetler yazılmıştır. Ayrıca mihrap üzerinde de çiçekler, madalyonlar, selviler, besmeleler ve peygamberlerin isimlerini kapsayan yazılar vardır.


Abdülrezzak Türbesi (Osmangazi)

Bursa Karamazak Mahallesi’nde bulunan bu türbenin beş satırlık kitabesinden öğrenildiğine göre Ali isimli birisi tarafından 1730 tarihinde yapılmıştır.

Ahşap olan bu türbe, tamamen yıkılmış ve çevresinde yeni yapılan apartmanlar arasında yalnızca dört mezarı kalmıştır. Bunlar Yunus Emre, Aşık Yunus ve Abdülrezzak’a aittir. Diğer mezarın kime ait olduğu bilinmemektedir.


Ahmet Paşa Türbesi (Osmangazi)

Bursa Beşikçiler Yolu üzerinde Ahmet Paşa Medresesinin doğusunda bulunmaktadır. Türbe içerisinde Fatih Sultan Mehmet dönemi şairlerinden ve Bursa Valisi Veliyüddin’in oğlu Ahmet Paşa’nın mezarı bulunmaktadır. Kapı üzerindeki kitabesinden de Ahmet paşa’nın 1496-1497 yılında öldüğü yazılıdır. Buradaki üç satırlık kitabe:

“Bu türbe Allah’ın sevdiği bir şahsiyetin nur yatağıdır ki Mevlâsına aşık olduğu için bu alem-i
fenadan kaçtı”.

Türbe altıgen planlı, üzeri kubbe ile örtülüdür. İki sıra tuğla ve bir sıra kesme taşla örülmüş türbenin içerisine iki yanında küçük mihrapçıklar bulunan küçük eyvanlı bir kapıdan girilmektedir. Türbe duvarlarında beşi altta, altısı da üstte olmak üzere sivri kemerli pencereleri bulunmaktadır.


Çoban Bey Türbesi (Osmangazi)

Bursa Umur Bey Mahallesi’nde, Çoban Bey Türbe Sokağı’nda bulunan bu türbe, Osman Gazi’nin oğlu Çoban Bey’e aittir. Kitabesi bulunmamakla beraber vakıf kayıtlarından XIV.yüzyılın başlarında yapıldığı öğrenilmektedir.

Türbe 6.45x6.45 m. ölçüsünde olup, üzeri basık bir kubbe ile örtülüdür. Moloz taş ve tuğladan yapılan beden duvarlarından kubbeye geçiş, Türk üçgenleri ile sağlanmıştır. Giriş kapısı tuğladan yapılmış olup, sivri alınlıklıdır. Türbe güney ve doğu yönlerindeki altlı üstlü ikişer pencere ile aydınlatılmıştır.

Türbede Çoban Bey’in lahdi ile birlikte beş lahit daha bulunmaktadır. Türbenin batı yönünde Çoban Bey’in mescidinden yalnızca temel kalıntıları günümüze gelebilmiştir. Türbe 1971 yılında Bursa eski eserleri Sevenler derneği tarafından onarılmıştır.


Ebe Hatun Türbesi (Osmangazi)

Bursa Muradiye Camisi haziresinde yer alan bu türbe, Fatih Sultan Mehmet’in ebesine aittir. Kitabesi bulunmamaktadır.

Türbe 4.46x4.46 m. ölçüsünde, kare planlı olup, taş ve tuğla ile örülmüş ayakları birbirine bağlayan sivri kemerler üzerine oturmuş bir kubbe ile örtülüdür. Ancak, türbenin yanları açıktır. Osmanlı mimarisindeki açık türbeler grubundan olan bu türbenin içerisinde yerden bir metre yükseklikte mermerden Ebe hatun’un sandukası bulunmaktadır.


Gülruh Sultan Türbesi (Osmangazi)

Bursa Muradiye Cami haziresinin batısında bulunan bu türbe, 1502 yılında ölen Sultan II.Beyazıt’ın karısı ve Alem Şah’ın annesi Gülruh Sultan’a aittir.

Türbe kare planlı olup, bir sıra kesme taş ve üç sıra tuğla dizilerinden yapılmıştır. Üzeri sekizgen kasnaklı bir kubbe ile örtülüdür. Türbe girişi sivri kemerli küçük bir eyvan biçiminde, beş sıra stalaktitlidir. Kalem işleri ile bezeli olan duvarları sonradan badana ile örtülmüş ve dönemine uygun olmayan bezemelerle süslenmiştir. Türbenin kapı ve pencere kapakları XVI.yüzyıla ait orijinal örneklerdir.

Türbede Gülruh Sultan’dan başka kızı Kamer Sultan, Alem Şah’ın oğlu Osman Bey ve kızı Fatma Sultan’a ait sandukalar bulunmaktadır.


Hanım Kızlar Türbesi (Osmangazi)

Bursa Muradiye semtinde, Koca Naip Camisi bahçesinde bulunan bu türbenin kime ait olduğu ve ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Ancak mimari üslubundan XIV.yüzyıla ait olduğu anlaşılmaktadır.

Türbe 4.95x4.95 m. ölçüsünde olup, altı basamakla içeriyse girilmektedir. Üzerini örten kubbe dıştan bir çatının altında kalmıştır. Beden duvarlarından kubbeye geçiş Türk üçgenleri ile sağlanmıştır. Üç sıra tuğla, bir sıra köfeki taşından örülmüştür. Türbe alt sırada sivri kemerli yedi pencere, üst sırada da yuvarlak kemerli dört pencere ile aydınlatılmıştır.

Türbe içerisinde Hanım Sultanlara ait olduğu söylenen dört sanduka bulunmaktadır.


Okçu Baba Türbesi (Osmangazi)

Bursa Hisar Kapısı yakınındaki bu türbede Bursa’nın fethinde yararlıkları görülen Nasraddin Paşa’nın mezarı bulunmaktadır. Okçu baba denilmesinin nedeni bilinmemektedir.

Türbe 3.45x3.45 m. ölçüsünde kare planlı olup, içeriden kubbe, dışarıdan da çatı ile örtülüdür. Kubbeye geçiş 0.50 m. kalınlığındaki duvarlardan tromplarla sağlanmıştır. Türbeye kuzey yönündeki tuğladan, yuvarlak kemerli, dışa çıkıntılı bir kapıdan girilmektedir. İçerisi dikdörtgen çerçeveli üç pencere ile aydınlatılmıştır.


Pars Bey Türbesi (Osmangazi)

Bursa Ulu Cami yakınındaki Fevzi Çakmak Caddesi üzerinde bulunmaktadır. Türbe, Sultan II.Murad döneminde yaşamış olan ve Pars Bey olarak tanınan Abdullah oğlu Bedrüddin Mahmut Bey’e aittir.

XV.yüzyılda yapılmış olan bu türbe, 8.70x8.70 m. ölçüsünde kare planlı olup, üzeri kubbe ile örtülüdür. Kapı üzerinde dua kitabesi olmasına rağmen isim ve yapım tarihi bulunmamaktadır.


Pir Emir Türbesi (Yıldırım)

Bursa Pir Emir Mahallesi’nde, Pir Emir Camisi’nin yanında bulunmaktadır. Buhara’dan gelerek Bursa’ya yerleşmiş olan Emir Sultan Mehmet’e aittir.

XVI.yüzyılın mimari özelliğini taşıyan bu türbe sekizgen planlı olup, kubbe ile örtülüdür. Tuğla hatıllı taş malzeme ile yapılmıştır. Girişi doğu yönünde sivri kemer alınlıklı, yuvarlak mermer söveli bir kapıdandır. Türbeyi altta yedi, yukarıda da dört pencere aydınlatmaktadır. Türbe içerisindeki tek sandukanın üzerinde Pir Emir Sultan Mehmet’e ait olduğu yazılıdır. Bu türbe 1964 yılında Bursa eski eserleri sevenler Derneği tarafından onarılmıştır.


Sağrıcı Sungur Türbesi (Osmangazi)

Bursa İpek Hanın arkasında bulunan bu türbe dikdörtgen planlı, üzeri çatı ile örtülüdür. Girişi kuzey yönünde olan türbe tuğla ve taştan yapılmıştır. Türbenin içerisini sivri kemer alınlıklı iki pencere aydınlatmaktadır.

Sağrıcı Sungur’a ait olan mezar taşı Bursa İslam eserleri Müzesinde bulunmaktadır.


Seyit Ali Türbesi (Osmangazi)

Bursa Şeker Hoca Camisi yanında bulunan bu türbenin kitabesinden, Seyit Ali’ye ait olduğu ve oğlu Mehmet tarafından 1473 yılında yaptırıldığı anlaşılmaktadır.

Türbe 2.86x3.22 m. ölçüsünde olup, içeriden kubbe, dışarıdan çatı ile örtülüdür. Ana duvarlardan kubbeye geçiş tromplarla sağlanmıştır. Moloz taş ve tuğladan yapılan yapı, yapılan onarımlarla özelliğini kaybetmiş, giriş kapısı örülerek kapatılmış ve başka bir kapı açılmıştır.

Türbe içerisinde tek sanduka bulunmaktadır.


Şirin Hatun Türbesi (Osmangazi)

Bursa Muradiye Camisi yanında bulunan bahçede bulunan bu türbe, Sultan II.Beyazıt’ın eşi, Şehzade Abdullah’ın annesi Şirin Hatun’a aittir.

Türbe, kare planlı tek kubbelidir. Tuğla ve taştan yapılan türbenin üzerini örten kubbe sekizgen kasnak üzerine oturtulmuştur. Ana duvarlardan kubbeye geçiş stalaktitli tromplarla sağlanmıştır. Türbeye basık kemerli, mermer söveli bir kapıdan girilmektedir. Türbenin beden duvarlarında sivri kemerli ikişer pencere bulunmaktadır. Kapı ve pencere kanatları ahşap olup, orijinalliğini korumaktadır. İçerisi kalem işleri ile süslü olan türbedeki bu bezemeler badana ile kapatılmış ve sonraki dönemlerde de orijinal izleri ortaya çıkarılmıştır.

Türbe içerisinde Şirin Hatun’un sandukasından başka, Şehzade Abdullah’ın eşi Ferahşah ve kızı Ayinşah Sultanın mermer sandukaları bulunmaktadır.


Üç Kuzlar Türbesi (Osmangazi)

Bursa Üç Kuzlar Camisi’nin yanında, eğimli bir arazide moloz taştan yapılmış ve üzeri çatı ile örtülmüştür. Türbenin güney duvarı üzerinde talik yazı ile 1.20x0.60 m. ölçüsünde tamir kitabesi bulunmaktadır:

“Hazreti şahı cihan cem azamet Mahmut Han
Ki cihan (Mülkiyet) adli ile mesrur oldu
Sû besü kasrı cihan adille tamir olıcak,
Bendegâhı dahi hayır etmeğe mecbur oldu
Mustafa Ağa ki ol hâzin-i Nuri Paşa
Kim silahşörlük ile gayreti mevfur oldu
İşbu dergâhı ki görmüştü harap o müşkin
Çünkü endişesi tamirine mahsur oldu
Sarfı makdine himmet ile tecdid etti
Sakfı zibaları bu veçhile pür nur oldu
Olsa âvize bu tarih seza gerdüne
Dür gibi Üç Kuzlar Dergahı mâmur oldu.1235”

Türbe Nuri Paşa’nın hazinedarı Mustafa Ağa tarafından 1810 yılında onarılmıştır. Dikdörtgen planlı olan türbede yedi sanduka bulunmaktadır. Bunlardan üçü Buhara’dan gelen Safiyuddin, Açıkbaş Mehmet ve Ali’ye aittir.

Çandarlı Halil Paşa Türbesi (İznik)

İznik Kılıçaslan Caddesi üzerinde, İtfaiye ve Özel idare Müdürlüğü’nün karşısında Çandarlı Halil Paşa’nın Türbesi bulunmaktadır. Çandarlı Halil Paşa, Çandarlı İbrahim Paşa’nın büyük oğlu olup, Sultan II.Murad ve Fatih Sultan Mehmet döneminde sadrazamlık yapmıştır. Yeni bir Haçlı Seferine neden olacağından ötürü İstanbul’un fethine karşı çıkmıştır. Bununla beraber fetihe katılmış, Rumelihisarı’nda kendi adına bir de kule yaptırmıştır. Fetihten sonra idam edilmiş ve İznik’te kendisinden önce ölen oğullarının yanına gömülmüştür. Halil Paşa Osmanlı tarihinde idam edilen ilk Osmanlı sadrazamıdır.

Çandarlı Halil Paşa Türbesi, dikdörtgen planlı olup, 1455 yılında yapılmıştır. Yapının batı cephesi kesme taştan, diğer bölümleri de moloz taş ve kerpiçten örülmüştür. Türbenin güneyinde dikdörtgen bir kapısı olup, kuzey, güney yönlerinde birer penceresi bulunmaktadır. Türbe basit ve sade bir yapıdır. Türbe içerisinde ayrıca Halil Paşa’nın oğulları Yusuf Çelebi, Süleyman Çelebi, kızı Nefise, Siit ve Hatice hatun’un mezarları bulunmaktadır.


Çandarlı İbrahim Paşa Türbesi (İznik)

İznik, Kılıçaslan Caddesi üzerinde, Lefke Kapısı yakınında bulunan bu türbe, Çandarlı Halil Paşa’nın küçük oğlu İbrahim Paşa’ya aittir.

Türbe 1429 yılında yapılmıştır. Dikdörtgen planlı basit bir türbe olup, günümüzde çatısızdır.


Çandarlı Halil Hayrettin ve Ali Paşa Türbesi (İznik)

İznik’in doğusunda, Müslüman mezarlığı olarak nitelenen Abdülvahap Sancaktari'nin mezarına giden yolun üzerindeki mezarlık içerisinde yer almaktadır. Serez'de 1389’da ölen Paşa'nın cenazesi, İznik'e getirilerek bugünkü türbesine defnedilmiştir.

Türbe farklı zamanlarda yapılmış iki ayrı mekandan meydana gelmiştir. İlk defa batıda 6.75x6.75 m. ölçüsünde kare planlı bölümü yapılmıştır. Bu bölümün üzeri 12 kasnaklı bir kubbe ile örtülmüştür. Kubbenin kilit taşının olduğu yer açık bırakılmış ve içeriye yağmur damlalarının girmesi sağlanmıştır. Bu bölümün dört penceresi ve bir de giriş kapısı bulunmaktadır. Türbenin duvarları tek sıra moloz taş ve bazen tek, bazen de üç sıra tuğla ile örülmüştür. Kubbenin dışında kalan bölümler kiremitle örtülmüştür. Kapıdan girilince güneyde Ali Paşa’nın, kuzeyde de Halil Hayrettin Paşa’nın sandukaları bulunmaktadır. Bu sandukalar dikdörtgen prizma şeklinde olup, baş ve ayak uçlarına mezar taşları yerleştirilmiştir. Halil Hayrettin Paşa’nın mezarının ayak taşının iç yüzünde;

“Hayreddin Paşa yediyüz seksendokuz (h.789-M.1387) yılında Serez şehrinde yokluk evinden beka evine göç etti” yazılıdır. Mezar taşının dış yüzünde de;

“Ayın çarşamba günü Mehmed, Hazreti Mevlâ'ya kavuştu,ilk bahara müsadif rebülevvel ayında yer, gök ehli O'nun için kan ağladı. O'nun ruhu cennete gitti” yazılıdır.

Mezarın baş taşı ile iç ve dış yüzeylerinde, sandukada çeşitli dualar yazılıdır.

Ali Paşa'nın mezarına ait ayak taşının üzerinde;

“Vezirlerin efendisi ve halkın eşrafının sığınağı Hayreddin Paşa oğlu Ali Paşa, Allah her ikisinin de mekanını cennet etsin, hicri sekiz yüz dokuz (H.809 - M.1406)senesinin recep ayının yedinci günü cumartesi, yokluk evinden sonsuzluk evine göçtü” yazılıdır.

Aynı türbede, Halil Hayreddin Paşa 'nın (H.832-M.1430)'da ölen oğlu İbrahim Paşa'ya ait bir sanduka bulunmaktadır.

Bu türbeye daha sonra ilave edilen ikinci bölüm 7.40x7.60 m. ölçüsünde olup, her iki bölüm birbirleri ile bir kapı ve pencere ile bağlantılıdır. Gerçekte buradaki kapı ilk türbe mekanının da orijinal girişidir. Türbenin üzeri Türk üçgenlerinden oluşan bir kuşakla 12 köşeli türbe kasnağına geçilmektedir. Bu bölümün üzeri de kubbe ile örtülüdür. Her iki bölüm arasında yükseklik farkı belirgin biçimde görülmektedir. Küçük türbenin yüksekliği diğerinin kubbe kasnağına ulaşmaktadır.

Bazı kaynaklarda buradaki mezarların Halil Hayreddin paşa sülalesinden Fatma Hatun (1439), Davut Çelebi (1493), Sili Han (1561), Osman Bey (1785), Ali Bey (1789) ve Azime Hatun’a (1835) ait olduğu yazılıdır.


Abdülvahap Sancaktari Türbesi (İznik)

İznik’in doğusunda yüksek bir tepe üzerinde Abdülvahab Sancaktari Türbesi bulunmaktadır. Bu türbenin İznik’i kuşatan İslam ordularından Abdülvahab adlı bir kişiye ait olduğuna inanılmıştır. Osmanlılar İznik’i ele geçirdikten sonra, VIII.yüzyıldaki Arap kuşatmalarında yararlılıkları görülen ve sancaktarlık yapmış olan Abdülvahab isimli kişinin halk arasında inanılmış bir de efsanesi bulunmaktadır:

“Abdülvahap kuşatma sırasında gönlünü genç bir Rum kızına kaptırmıştır. Kızlar burcunu müdafaa eden sevgilisi her seferinde Abdülvahap'a Kaleyi alırsan beni de alırsın diye bağırırmış. Genç sancaktar sevgilisine kavuşmak için yaptığı hücumda bir düşman oku ile yaralanmış ve başı uçurulmuştur. Buna rağmen kılıç sallamaya devam eden sancak bir arkadaşının “bre Abdullah başını unuttun” demesi üzerine sancaktari geri dönmüş ve başını koltuğuna alarak yedi adımda bugün yattığı tepeye çıkarak kendini defnetmiştir”.

Bugün bu türbe halk arasında, sürekli bayrak asıldığından ötürü Bayraklı Dede olarak anılmaktadır.


Ahiveny Sultan Türbesi (İznik)

İznik’in doğusunda, Lefke kapısı yakınlarında, Beyler Mahallesi’nde bir parkın içindedir. Halk arasında “Ahiveyn Sultan” olarak da anılmaktadır. Ahiveyn Sultan'ın Osmanlı İmparatorluğu döneminde İznik Ahi örgütü temsilciliğini yaptığı bilinmektedir.

Türbe kerpiç bir duvarla sınırlanmıştır. XV.yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. Burada Ahiveyn Sultan’ın yanında Afyon dede denilen dede Sultan’ın da mezarı bulunmaktadır.


Alaaddin-i Mısri Türbesi (İznik)

İznik, Beyler Mahallesi Aladdin-i Mısri Sokağı’ndadır. Türbe ilk Osmanlı müderrislerinden olan Aladdin-i Mısri’ye aittir.

K.Otto-Dorn’a göre bu türbe orijinalinde ahşap çatılı olup, XVIII.yüzyılda yapılmıştır. Türbe, doğu-batı doğrultusunda dikdörtgen planlı, içerisinde kitabesiz üç mezar bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesi Alaaddin Mısri’ye ait olup, diğerleri bilinmemektedir.


Huysuzlar Türbesi (İznik)

İznik, İstanbul Kapısı yakınında, Atatürk Caddesi üzerindedir.

Kare planlı, briketten örülmüş duvarla çevrili üstü açık bir türbedir. Bu türbenin mimari yönden bir özelliği bulunmamaktadır. Türbe içerisinde kitabesi bulunmayan üç lahit bulunmaktadır.

Orta Çağ Şaman geleneğinde çocuklara yönelik tanrılar bulunuyordu. Bunların en tanınmışı da Uma idi. Eski Türkler çocuklarını Uma Tanrısı’nın makamı olarak kabul ettikleri yerlere götürü orada adakların yanı sıra çocuklarına psikolojik telkinlerde bulunurlardı. İznik’teki Huysuzlar Türbesi de bu geleneğin değişik bir şeklidir. Halk arasındaki yaygın bir inanışa göre; bu türbeye belirli bir süre bırakılan çocukların uslanacağına inanılmaktadır. Huysuzluk eden küçük çocuklar bir süre türbede kaldıktan sonra elbiseleri oraya bırakılır ve çıplak olarak geri dönerler.


Kırgızlar Türbesi (İznik)

İznik’in güneyinde, Yenişehir Kapısı yakınında bulunan bu türbenin kitabesi bulunmadığından yapım tarihi ve içerisinde yatanlar konusunda kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Söylentiye göre de İznik’in fethine katılan Osmanlı ordusunda şehit düşen Kırgızlı Türklere aittir. Bu türbeyi Y.Mimar Ali Saim Ülgen XIV.yüzyıla, Ekrem hakkı Ayverdi de mimari yapısına göre Orhan Gazi dönemine (1324-1360) tarihlemektedir. Onları izleyen sanat tarihçiler de XIV.yüzyıl üzerinde birleşmişlerdir.

Türbe günümüzde, Hacı Camadan, Camasa, Kırkkızlar, Reyhan ve Yedi Kardeşler isimleri ile de tanınmaktadır. Yapı peş peşe sıralanmış 4.25x4.25 m. ölçüsünde iki kare mekandan oluşmuştur. Kuzey yönünde üzeri tonozla örtülü 3.3 m.lik bir eyvandan türbe içerisine girilmektedir. Kare mekanlı türbeler 12 köşeli bir kasnağa oturan birer kubbe ile örtülüdür. Türbelerin doğu ve batısında yuvarlak kemerli altlı üstlü ikişer pencere, güneyinde de yalnızca bir üst pencere bulunmaktadır. İçerisinin kalem işi ile bezeli olduğu günümüze gelebilen pek az izden anlaşılmaktadır. Ayrıca pencere çevrelerinde hatayiler, kıvrık hatlar ve çiçek motifleri gibi bezemelere de rastlanmaktadır.

Türbelerin yapımında bir ile üç sıra kaba yontma taş, iki sıra tuğla kullanılmıştır. İşçilik ileri düzeyde değildir. Yer yer de ahşap hatıllardan yararlanılmıştır.

Türbe içerisine zaman zaman bazı mezarlar yerleştirilmiş ve bunlar için de duvarlarda nişler açılmıştır. Türbe uzun süre kendi yazgısı ile baş başa kalmış, harap olmuş, çeşitli dönemlerde kaçak define kazıları yapılmış ve bu da sandukaların zarar görmesine neden olmuştur. Yakın tarihlerde Vakıflar Genel Müdürlüğü türbeyi onarmışsa da onarımlarda bazı yanlışlıkların olduğu da dikkati çekmektedir.


Sarı Saltuk Türbesi (İznik)

İznik’in doğusunda, Lefke Kapısına yaklaşık 300 m. uzaklıktaki Çandarlı Halil Hayreddin Türbesi yakınında bir bağ içerisindedir. Türbe İznik’in alınmasından sonra 1331’de yapılmıştır.

Sarı Saltuk’un yaşamı ile ilgili bazı efsaneler bulunmaktadır. Bunlardan birine göre; asıl ismi Mehmet Buhari olan Sarı Saltuk, devrin ünlü hocalarından Hoca Ahmet Yesevi’den ders almış, Hacı Bektaşi Veli ile yakınlık kurmuş ve Orhan Gazi’nin sarayında bulunmuştur. Orhan Gazi tarafından 70 arkadaşı ile birlikte Balkanlar’a gönderilmiş ve orada bir çok yararlılıkları görülmüştür. Ölümünden sonra vasiyeti üzerine vücudu yedi ayrı parçaya bölünmüş ve yedi ayrı yere gömülmüştür. Bu nedenle Sarı Saltuk’un değişik yerlerde mezarları bulunmaktadır.Hıristiyan inanışına göre de Sarı Saltuk Aziz Nikalaos ile eşleştirilmiştir.

Türbe 6.45x6.45 m. ölçüsünde kare planlı olup, dört örme ayağın birbirlerine yuvarlak kemerlerle bağlanmasından meydana gelmiştir. Bu ayaklar bir sıra kesme taş, üç sıra tuğla ve aralarına da birer dikey tuğla konularak örülmüştür. Bunların üzerinde de bir kubbe bulunmaktadır. Kubbeye içeriden stalaktitlerle geçilmiş, kubbenin üzeri de dıştan oluklu, kiremitle kaplanmıştır. Etrafı açık türbe olarak isimlendirilen bu türbenin doğu ve batı uzantısına mezar yerleştirilmiştir. Mezarın ayak taşında bitki motifi ile Kuran’dan bir ayet yazılıdır.