Osmanlılarda eğitim sistemi :

Osmanlı Devletinin askerî ve siyasî yönden gelişmesine paralel olarak, teşkilatında, bürokrasisinde ve kurumlarında da yeni yapılanmalar ve büyümeler olmuştur.

Her devlet, gücü, felsefesi, hedefleri ve ihtiyaçlarına göre sistemler oluşturur. Osmanlı Devletinde de bürokrasisinden, ordusundan, cemiyetine kadar, belli bir dünya görüşüne dayanan bir sistem vardır. Osmanlı kurumlarının, müslüman olmak kaydıyla, zekâ, kaabiliyet, çalışma ve liyakat vb. şartlarını taşıyan herkese açık olması ana kaidedendir. Biz bu yazımızda, Osmanlı örgün eğitim kurumlarını modernleşme (II. Mahmut 1808-1839) dönemine kadar ele almaya çalışacağız.

Osmanlı örgün eğitim kurumlarını Resmi Öğretim Kurumları ve Sivil Öğretim Kurumları olarak iki ana başlık altında inceleyebiliriz:

Osmanlılarda Eğitim

Osmanlı döneminin başlıca eğitim kurumları sıbyan mektepleri ile medreselerdir. Vakıflar eliyle kurulan bu okulların dışında kalan, sa*raydaki enderun mektebi ile askeri alanda eğitim veren acemi oğlanlar mektepleri özel amaçlı eğitim kurumlarıdır.

En yaygın eğitim kurumları olan sıbyan mektepleri günümüzdeki ilkokulların karşılığı sayılabilir. Ama bu okulların öğretim prog*ramları alfabe. Kuran, Türkçe, çeşitli dinsel bilgiler ve güzel yazı gibi sınırlı sayıdaki ders*ten oluşuyordu. Sonraları mahalle mektebi olarak da nitelenen bu okullar, halkın temel okuma yazma gereksinimine bir ölçüde de ol*sa cevap veren kurumlar olduklarından, daha çağdaş okulların açıldığı Tanzimat döneminde bile varlıklarını korumuşlardır.

Osmanlı döneminde, eğitimin bundan son*raki aşamasını oluşturan medreseler dinsel te*mele dayalı öğretim kurumlarıydı. Medrese*lerin çeşitli basamakları vardı. Anadolu ve Rumeli'nin hemen hemen her kentinde ve ka*sabasında bulunan medreselerin çoğu orta*okul ya da lise düzeyinde öğretim yapan kuru*luşlardı. Buraları bitiren öğrenciler yükseköğ*renim için Edirne, Bursa, İstanbul gibi büyük merkezlerdeki medreselere giderlerdi. En üst düzeyde öğretim yapan kurumlar İstanbul'da*ki Fatih ve Süleymaniye medreseleriydi. Süley-maniye'de tıp eğitimi veren bir Tıp Medrese*si de vardı. Ortaokul ve lise düzeyindeki med*reseleri bitirenler genellikle imam. hatip, müftü ve sıbyan mektebi öğretmenliği gibi gö*revlere atanırlardı. Daha yüksek medreseleri bitirenler ise mahkemelerde her türlü davaya bakmak üzere kadı ya da medrese öğretmeni yani müderris olurlardı. Çeşitli devlet dairele*rinin memur gereksinimi de gene medreseler*den karşılanırdı.

Ekonomik ve toplumsal yapıdaki bozulmaya bağlı olarak vakıf gelirlerinin azalması, öğrenci sayısındaki hızlı artış sonucu eğitim düzeyinin düşmesi gibi nedenlerle medreseler 17. vüzvıl-dan sonra gerilemiş ama geleneksel eğitim ku*rumları olarak varlıklarını Cumhuriyet döne*mine kadar sürdürmüşlerdir.

Osmanlı Devleti 18. yüzyılda Avrupa dev*letlerinin üstünlüğünü hemen hemen her alanda görmeye başlayınca iç düzeninde deği*şiklikler yapma gereksinimi duydu. Batının üstünlüğü önce askeri alanda kendini göster*diği için ilk değişiklikler de bu yönde oldu. I. Mahmud döneminde (1730-54) 1734'te İs*tanbul'da fen bilimleri öğretimi temeline dayalı Humbarahane (Topçu Mühendisliği Okulu) kurma girişiminin yeniçerilerin karşı çıkmaları sonucunda başarısızlığa uğramasına karşın yenileşme çabaları sürdü.

1773'te De*niz Mühendishanesi'nin. 1793'te de Kara Mü-hendishanesi'nin kurulması bu yoldaki müca*delenin sonucudur. Daha kapsamlı yenilikle*rin yapıldığı II. Mahmud dönemi (1808-39) eğitim düzenindeki değişmeler bakımından da önemlidir. II. Mahmud 1824'te ilköğretimi herkes için zorunlu kılan bir ferman çıkardık*tan sonra, 1826'da çağdaş tıp öğrenimi için Tıphane'yi, 1834'te de yeni ordunun subay gereksinimini karşılamak amacıyla Harp Okulu'nu kurdurdu. Mesleki ve askeri eğiti*min yanı sıra sivil eğitime de devlet eli gene onun döneminde uzandı. İlki 1838'de açılan rüştiyeler, sıbyan mekteplerinin yetersiz gö rülen eğitimine karşı daha düzeyli bir eğitim vermeyi amaçlıyordu.

İlk ve ortaokul öğreti*mini kapsayan temel eğitim kurumları olarak düşünülen rüştiyeler, Tanzimat döneminde ilköğretimin ayrıca örgütlenmesinden sonra, ortaöğretimin ilk basamağını oluşturan okulla*ra dönüştüler. Tanzimat döneminde eğitim alanında da birçok köklü değişiklik gerçekleştirildi. En baş*ta, II. Mahmud döneminde başlayan, eğitimin devlet eliyle örgütlenmesi kurumlaştınldı. 1845'te Maarif Meclisi'nin oluşturulmasıyla başlayan bu gelişme 1857'de Maarif-i Umumiye Neza-reti'nin (Genel Eğitim Bakanlığı) kurulmasıy*la sonuçlandı. 1869'da yayımlanan Maarif-i Umumiye Nizamnamesi'yle (Genel Eğitim Tüzüğü) eğitim örgütünün iç işleyişi kesin ku*rallara bağlandı; her düzeydeki okulun uygu*layacağı öğretim programı belirlendi. Öğre*tim kademeleri batıdaki örnekleri gibi ilk, or*ta ve yüksek olarak üçe ayrıldı.

İlkokullar yaygınlaşıncaya kadar sıbyan mektepleri öğ*retimin birinci basamağı olarak düşünüldü ve öğretim programlarında yeni düzenlemelere gidildi. Rüştiye (ortaokul) ve idadi (lise) ol*mak üzere iki basamaklı ortaöğretim kurum*ları İstanbul'dan başlanarak, Osmanlı ülkesi*nin her yanında yaygınlaştırılmaya çalışıldı. Bu yeni kurumların öğretim programlarını uygulayacak öğretmenlerin yetiştirilmesi amacıyla da her basamak için ayrı öğretmen okulları açıldı. Ayrıca çeşitli alanlardaki mes*leki ve teknik öğretmen gereksinimini karşıla*yacak orta ve yüksek düzeyde birçok okul ku*ruldu.

Kız çocuklarının eğitimi de ilk kez Tan*zimat döneminde gündeme gelmiş, daha çok ortaöğretim düzeyinde ayrı kız okulları, öğ*retmen ve meslek okulları açılmıştır. Tanzimat döneminde gerçekleştirilen önemli bir yenilik de çağdaş bir yükseköğretim kurumu olan üni*versitenin kurulmasıdır. 1845'te açılmasına karar verilen Darülfünun (üniversite) an*cak 1863'te İstanbul'da öğretime başlayabildi; ama medreselerin tepkisi yüzünden fazla ya-şayamadı. 1870'te ikinci kez açılan üniversite*nin de ömrü kısa oldu; en sonunda 190ü'de kurulan üniversite bir daha kapanmadı.

Tan*zimat döneminde görülen yeniliklerden biri de, gereksinim duyulan alanlarda teknik ve öğretici eleman yetiştirmek amacıyla üniversi*teye ilk kez batıdan öğretim üyesi getirtilme-sidir. Gene bu yıllarda medreselerde Arapça' nin yanı sıra Türkçe ve Farsça okutulmaya başlandı. II. Meşrutiyet ayrıca eğitim sorunla*rının geniş biçimde tartışıldığı, eğitimle ilgili birçok kitap ve derginin yayımlandığı bir dö*nem oldu. Mütareke ve Kurtuluş Savaşı döneminde (1918-23), her alanda olduğu gibi eğitim ala*nında da çeşitli zorluklar yaşanmıştır. Musta*fa Kemal bu zorlu savaş sırasında bile, eğiti*me verdiği önemin bir göstergesi olarak Ankara'da I. Maarif Kongresi'ni top*lamış, kongreye katılan öğretmenlerden "mil*li bir eğitim sistemi" yaratmalarını istemiştir.