ÖĞRENME PSİKOLOJİSİ



*Taner DEMİR

*(Hacettepe Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Anabilim Dalı Yüksek Lisans Öğrencisi, Rehber Öğretmen)

 Öğrenme: Yaşantı sonucu kazanılan nispeten kalıcı izleri olanlar davranış değişikliğidir

 Öğrenme olması için davranış değişikliğinin kalıcı olması gerekir. İlaç alındığında, sarhoşken vb yapılan davranışlar öğrenme değildir.

 Öğrenmede davranışa dönüşebilme potansiyeli olmalı

 Öğrenip öğrenmediğini davranış ortaya çıkarma ile anlıyoruz.

 Psikolojide öğrenme çok önemlidir.

 Çevre + Kalıtım + Zaman faktörleri

 Öğrenme olabilmesi için yaşantı yolu ile olacak, kalıcı olacak, davranış değişikliği olacak.

 İyi davranışların yanında kötü davranışlarıda öğreniyoruz.

ÖĞRENMEYİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER


1- Öğrenenden Kaynaklanan Faktörler

a- Zekası

b- İlgi ve yetenekleri

c- Bireyin öğrenme halindeki durumu

d- İhtiyaçlar

e- Öğrenenin öğrenme sırasındaki kaygı düzeyi

f- Yaş

g- Öğrenin algılayış biçimi

h- Öğrenenin eski bildikleri


2- Öğretilen Materyalden Kaynaklanan Faktörler

a- Öğrenilen materyalin kişi için çekici olup olmadığı

b- Uzun veya kısa olması

c- Materyalin netliği, açıklığı, basitliği

d- Gereksinime uygun olması

e- Ders materyalinin anlatılış biçimi


3- Öğretenden Kaynaklanan Faktörler

a- Öğretenin ayrıntıya kaçmadan yalın net ve öz anlatılması

b- Öğrenenin düzeyine uygun olması

c- Öğreten yansız olmalı

d- Öğretenin konusuna hakim olması


4- Öğrenme Ortamından Kaynaklanan Faktörler

a- Sesli ortam

b- Havanın sıcak veya soğuk olması

c- Kalabalık

d- Işık

e- Öğretmenin hazırladığı psikolojik ortam

 Davranış: Çeşitli uyarıcılara tepki gösteririz. Bu tepkilerin eyleme dönüşmesi davranıştır.

 Davranışların hepsini gözleyemeyiz. Acıyı göremeyiz ama acı karşısında bireyin yaptığı davranışı gözleyebiliriz.

 Hayal kurmada bir davranıştır.

 Uyarıcı: Organizmayı harekete geçirebilecek olan her tür olay iç ve dış kaynaklı olabilir.Uyarıcıların anlamı kişiden kişiye değişebilir.

 Niçin davranışçı kuram deniyor? Çünkü sırf gözlenebilen davranışlarla ilgilendiği için



ÖĞRENMEYİ AÇIKLAYAN KURAMLAR


1-KLASİK KOŞULLANMA

 Klasik koşullanma ile öğrenme çok azdır. (insan davranışlarında)

 Koşulsuz Uyarıcı: Bireyde refleks tepki uyandırmak için hiçbir öğrenme yaşantısına gereksinimi olmayan uyarıcıdır. (refleks tepkiye yolaçan uyarıcıdır)

 Bu tip refleks tepkilerin sayısı azdır.

 Nötr Uyarıcı: Koşulsuz tepkiye yol açmayan uyarıcı

 Nötr uyarıcı koşulsuz tepkinin habercisi

 Bu tür öğrenmeler daha çok hayvanlarda görülür.

 Klasik koşullanma yoluyla öğrenmede, öğrenilmiş bir tepki, koşulsuz uyarıcı, koşulsuz tepki olacak.

 Nötr uyarıcı--------Koşulsuz uyarıcı-------Koşulsuz tepki

(bir zaman sonra çıkarılacak)

TEKRAR

 Sönme olayının gerçekleşmemesi için arada koşılsuz uyarıcı yine verilir.

 Nötr uyarıcı bir zaman sonra koşullu uyarıcı oluyor. Koşulsuz tepkide koşullu tepki oluyor.

 Bazı korkuların, kaygıların, fobilerin temelinde bu öğrenme olabilir.

 Korku koşullanmasına tek bir yaşantı yetiyor.

 Genelleme: Benzer uyarıcılara aynı tepki verme

 Klasik koşullanmada genelleme ve ayırt etme var.

 Ayırt edici uyarıcı: Nötr uyarıcıdan başka uyarıcıya tepki vermeme

 Kızgınlık, sevinç, üzüntü, korku---- 4 temel davranış

 Öğrenme yaşantısı ile koşullanma farklı


2-EDİMSEL ÖĞRENME


 Edim : En küçük davranış birimi

 Davranışlarımızın çok büyük bir kısmı edimsel öğrenme ile oluyor.

 Edimsel öğrenmede bir amaç hedef var

 Davranış-----Sonuç

 Sonuç yine davranışımızı etkiler. Sonuç davranışın tekrar yapılıp yapılmamasını etkiler.

 Edimsel koşullanma: Eğer yapılan bir davranış sonuçları tarafından kontrol ediliyorsa yani davranışın yeniden yapılıp yapılmamasını etkiliyorsa bu tip öğrenmelere edimsel koşullanma yolu ile öğrenme denir.

 Davranış sıklığını arttıram teknikler

a- Olumlu pekiştirme

b- Olumsuz pekiştirme

 Davranış sıklığını azaltan teknikler

c- Birinci tip ceza

d- İkinci tip ceza

 Davranış sıklığı

 ARTAR AZALIR



Ortama uyarıcı Olumlu Pekiştirme I. Tip Ceza

girer


Ortamdan uyarıcı Olumsuz Pekiştirme II. Tip Ceza

çıkar

 Olumlu pekiştirme: Eğer yapılan davranışın sonucu kişi için hoş ise o davranışın tekrarlanma olasılığı artar.

 Olumlu pekiştireç: Davranışı pekiştiren uyarıcıdır.

 Olumsuz pekiştireç: Olumsuz uyarıcıdan kurtaran pekiştireç Örneğin başımız ağrıdığında ilaç alırsak baş ağrımız geçerse başımız ağrıdığında tekrar ilaç alma ihtimalimiz artar.

 Olumsuz pekiştirme: Eğer yapılan davranıştan sonra ortamdan bizim için sevimsiz, hoş olmayan bir uyarıcı çıkıyorsa o davranışı tekrarlama olasılığımız artar.

 Olumsuz pekiştirmede 2 alt özellik

a- Kaçma: Olumsuz uyarıcıyla yüzyüze karşılaşıldığında olan normal kaçmadır.

b- Kaçınma: Olumsuz uyarıcıyla karşılaşacağınız farkedilirse ondan kaçırma, önlem alma

 CEZA

 Ceza istenmeyen davranışların baskı altında tutulmasına ve tamamen ortadan kaldırılmasına çalışır.

 Cezalar olumsuz davranışları tamamen ortadan kaldırmaz. Sadece bir süre gösterilmemesine neden olur.

 2 tür ceza vardır.

1- I. Tip Ceza: Davranıştan sonra, istenmeyen yada hoş olmayan bir durumla karşılaşırız.Yani ortama olumsuz bir uyarıcı girer. Trafik kazası, dayak

2- II: Tip Ceza: Davranıştan sonra iyi, zevk veren bir durumun yada ödülün ortamdan çekilmesiyle uygulanır. Sevgi esirgemesi, hapse girmesi ile kişinin özgürlüğünün elinden alınması

 NOT: Ceza bizim yorumumuza göre I. Tip veya II. Tip ceza olma niteliği kazanır.

 Ceza Verilmesi Gerekiyorsa:

1- Ceza geciktirilmemelidir. Ceza istenmeyen davranışın hemen ardından verilmelidir. Örneğin hafta içinde yapılan hatalar toplanarak hafta sonunda ceza işlemine geçilmemelidir.

2- Cezada kişinin tüm kişiliği değil, ceza konusu olan davranış odak noktası olmalıdır.

3- Ceza vermeye karar verince, ceza konusu üzerinde tartışılmamalıdır. Cezadan önce bir ikaz yerinde olur.

4- Ceza işlenen suçla doğru orantılı olmalıdır. Cezanın suça uygun olması gerekir.

5- Cezayı çok sık vermemek gerekir.

 Cezanın Olumsuz Özellikleri

1- Ceza kişilerde kaygı, nefret, kin ve saldırganlık gibi davranışların oluşmasına neden olabilir.

2- Ceza sık uygulanırsa kişi arsız olur.

3- Cezayı veren yaptığı işin iyi sonuçlar verdiği sanısına kapılırsa kendisini devamlı bir ceza verme girdabına kaptırılabilir.

4- Ceza gören kişi problemlerin cezayla çözüleceğini sanıp ceza verici olarak albilir.

5- Kişi cezasını çektikten sonra suçumun bedelini ödedim, başka düzeltilecek bir şey yok diye düşünebilir.


KLASİK ŞARTLANMAYLA EDİMSEL ÖĞRENME ARASINDAKİ FARKLAR


1- Uyarıcının Türü

 Klasik koşullanmada uyarıcı bir ışk bir ses gibi belirli bir olaydır.

 Edimsel öğrenmede ise uyarıcı uzun süreli ve birçok öğesi olan bir durumdur.

2- Öğrenilen Davranımın Türü

 Klasik koşullanmada davranım tıpkı uyarıcı gibi bellidir.

 Edimsel öğrenmede ise davranım uyarıcı türüne göre rastlantısaldır.

3- Davranımın Pekiştirmeyle Olan İlişkisi

 Klasik koşullanmada pekiştirme davranımdan bağımsızdır.

 Edimsel öğrenmede ise pekiştirme davranıma bağlıdır. Denek doğru davranışı yaparsa pekiştirilir.


PEKİŞTİRME TARİFELERİ


1- Davranış Sayısına Bağlı Olanlar

a- Sabit Oranlı: Burada davranışın pekiştirilmesi için yapılan davranışın sayısı önemlidir.

b- Değişken Oranlı: Burada pekiştirilmenin olması için ne kadar sayıda davranım yapılacağı belli değillidir. Kumar, milli piyango. Bunlar sönmeye karşı en dirençli olan pekiştirmelerdir.

2- Geçen Zamana Bağlı Olan

a- Sabit Zamanlı: Burada pekiştirilmenin olması için belli bir zamanın geçmesi gerekir. Her ay başında maaş alınması

b- Değişken Zamanlı: Burada ne zaman pekiştirileceği belli değil.



KADEMELİ OLARAK ÖĞRENME


 Hedef olarak kazandırmak istediğimiz davranışlara ulaşmak için önce bu davranışlara benzeyen ve yaklaşan davranışların pekiştirilmesi ve bu işleme hedef davranışa ulaşana dek devam edilmesine denir.


SÖNME

 Pekiştirilmeyen bir davranış zamanla yapılmasının azlmasına veya yapılmamasına sönme denir.

 Ama sönmeye uğramış davranış tekrar ortaya çıkmaz diye kesin bir hüküm yoktur.

 Değiken oranlı ve değişen zamanlı pekiştirmeler davranışın sönmesine karşı en dirençli olanlardır.



GESTALT TİPİ ÖĞRENME


 Psikolojik gerçek. Herkesin psikolojik gerçeği farklı

 Gestalt anlamlı bütün

 Gestalt tipi öğrenmede bazı şeyler öğreniliyor, eğer anlamlı tam, bütün, basit hale getirmediğimizde bir boşluk olur.

 Bu boşluk rahatsızlık yaratır.

 Bu tamamlanınca Gestalt öğrenme olur.

 Beynimizin tamamlama özelliği var. Herşeyi basit, tam ve anlamlı hale getirmekteyiz. Prognans İlkesi

 Gestalt algı ile ilgili

 Değişmezlik (Büyüklük, parlaklık, şekil), şekil zemin eğilimlerimiz var.

 Gestalt tipi öğrenme gerçekleştiğinde kavrama ile olur. Kalıcı olur. (çünkü biz tamamlıyoruz)

 Böyle bir öğrenme tam ve ani olur. Aha buldum!

 Kolaylıkla genellenebiliyor.

 Hoca anlattıklarını eksik bırakırsa, öğrenci bir eksiklik hisseder. Tamamlamak için düşünür, araştırır.

 Yaşam alanı

 Psikolojik gerçeklik: Tek ve biriciktir. İnsandan insana değişir.

 Fiziksel gerçeklik: Biz olayı yaşarken bir ortamda yaşıyoruz. Bu olayın geçtiği yer, hava bir coğrafi gerçekliktir. Öte yandan böyle bir gerçeklik içinde bulunanların psikolojik gerçekleri farklı farklıdır.


ÖĞRENMENİN FİZYOLOJİK TEMELLERİ


 Öğrenme beynimizde fizyolojik farklılıklar yaratıyor.

 Donald Hebb: Öğrenme kesinlikle fizyolojik değişiklere yol açar. Beyin basit değil, karmaşık bir organdır, sistemdir. İlk yaşantılar çok önemli diyor.

 Hücre birlikleri ve anlama alanları yada bağlantı kurma alanları bu 2 kavramla öğrenmeyi açıklıyor.

 Bazı kavramlar hücre grupları oluşturur

 Hücre gruplarının sayısı artabilir. Bağlantı alanı var.

 Hebb’e göre öğrenme bizim bağlantı gücümüzü arttırır. Bilişsel öğrenme ile ilgili öğrenmenin fizyolojik ve bilişsel boyutlarını vurgulayan ilk kişi