+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 ve 2


  1. #1
    yalın isimli Üye şimdilik offline konumundadır Administrator
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Mesajlar
    39.890
    Standart
    SPONSORLU BAĞLANTILAR
    1)Mescid-i Aksa’nın Müslümanlar için önemi nedir?


    Kaynaklara göre Mescid-i Aksa’yı ilk inşa eden kişi Hz. Süleyman’dır (a.s.). Mescid-i Aksa, yeryüzünün ikinci mabedi, Müslümanların ilk kıblesi ve son peygamberin miraç durağı olan kutsal bir mekândır. “Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz o, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.” (İsra Suresi: 1) İsra suresinin ilk ayetine göre, “Mescid-i Aksa ve çevresi (Mısır, Suriye, Ürdün, Lübnan ve Filistin’in tamamı) bereketlendirilmiştir.”

    “Aksa” kelimesi “en uzak” anlamını taşıyor. Mescid-i Aksa ise Mekke’ye olan uzaklığından dolayı böyle adlandırılmış.

    Bazı tarihi kaynaklarda Kudüs`ün M.S. 70 yılında yıkıma uğratıldığı Beyti Makdis’in de bu olayda yıkıldığı ifade edilmektedir. Ancak bu mekân yine bir mabet olarak biliniyor ve Beyti Makdis’in kalıntıları da korunuyordu. Halen Yahudilerin “Ağlama Duvarı”, Müslümanların ise “Burak Duvarı” olarak adlandırdıkları duvar, eski mabedin bir kalıntısıdır. M.S. 638 yılında Hz. Ömer (r.a.) döneminde Kudüs fethedildikten sonra Beyti Makdis’in yerinde Mescid-i Aksa inşa edildi. Mescid-i Aksa daha sonra Emevi halifelerinden Abdülmelik bin Mervan zamanında genişletildi.

    2) Yahudiler için Mescid-i Aksa ne ifade ediyor? Ağlama Duvarı’nın sırrı ne?
    Yahudilerin iddiası, bugünkü Mescid-i Aksa’nın yerinde daha önce, ‘Süleyman Heykeli - Siyon Mabedi’ adını verdikleri bir mabedin bulunduğu yönünde. Hatta bu mabetten bugün geriye kalan tek şeyin Ağlama Duvarı adını verdikleri duvar olduğunu ileri sürüyorlar. Bu gerekçelere dayanan Yahudilerin niyeti, Mescid-i Aksa’yı yıkarak yerine Süleyman Heykeli’ni inşa etmek! Bu, gizli kapaklı bir bilgi değil. Zira Yahudi cemaatinin ileri gelenleri bunu zaman zaman dile getiriyorlar. Tıpkı hahambaşı Mordohay Elyahu’nun şu sözlerindeki gibi: “Biz bu camiyi yıkmak, onu buradan tamamen silmek ve yerine Süleyman Heykeli’ni inşa etmek istiyoruz.” Bir başka haham Meir Kahane ise İsrail parlamentosu üyeliğine seçildiğinde, “Mescid-i Aksa ile Kubbetü`s Sahra`nın yıkılması için mümkün olan her yola başvuracağıma yemin ederim.” demişti. Hatta “Diasporadaki Yahudilerin bir araya gelmelerinin en önemli sebebi siyon mabedinin yeniden inşasıdır.” vurgusu da sıkça yapılıyor.

    Ve işte Benyamin Netanyahu’nun da başbakan olmadan önce aşırı dinci bir lidere yazdığı mektuptan satırlar: “Yahudilere Süleyman Heykeli tepesinde ibadet imkânı sağlamak ve bu imkânı garantilemek için çalışmak gerekir... Bu konunun gerekli duyarlılıkla ele alınıp çözümlenmesi gerekir. Likud Partisi’nin yeniden iktidara geldikten sonra bu konuyu uygun bir şekilde sonuca bağlamak için çalışacağını da özellikle vurguluyorum... Yahudi halkının kutsal mekânıyla ilgili hakkı tartışma kabul etmez bir haktır.”

    3) Kubbetü’s Sahra ile Mescid-i Aksa neden karıştırılıyor?

    Uluslararası medyada Mescid-i Aksa yerine sıkça Abdülmelik bin Mervan tarafından inşa ettirilen Kubbetü’s Sahra’nın, bilinen diğer adıyla Hz. Ömer Camii’nin, fotoğrafının yayınlanması ve insanlara Mescid-i Aksa’nın yanlış tanıtılması, bir tevafuk gibi görünmüyor. Altın sarısı kubbesi olan Kubbetü’s Sahra’yı Mescid-i Aksa sanmanın bir bedeli var. O da Yahudilerin, Mescid-i Aksa’yı yıkma planlarının çerçevesi içinde. Çoğu kişiye göre, Yahudilerin Mescid-i Aksa’nın altında yürüttükleri inşaat, bu mescidin yıkılmasına sebep olacak nitelikte! Ve yıkılması halinde, dünyanın birçok yerinde yanlış bilindiği için, yıkılan Mescid-i Aksa değil, Kubbetü’s Sahra olacak(!). Bu karmaşaya düşenlerin sayısı ne yazık ki hiç de az değil. Öyle ki TRT televizyonu da, “ilk kez Mescid-i Aksa’da kandil programı düzenliyoruz” duyurusuyla başladığı yayınında, Mescid-i Aksa yerine Kubbetü’s Sahra’yı göstermiş ve büyük tepki toplamıştı. Fakat TRT’den daha sonra şöyle bir açıklama geldi: “Gerek yazı ile gerek söz ile hiçbir şekilde Kubbetü’s Sahra’ya Mescid-i Aksa camii denilmemiştir. Mescid-i Aksa kampüsünün dış çekimleri ile Mescid-i Aksa camisinin iç görüntüleri yaklaşık iki saatlik bir canlı yayın sırasında gösterilmiş olup, bu yayına ‘skandal’ diyenlerin asıl habercilik skandalı yaptığını kamuoyuna bildiririz.”

    4) “Kudüs’ün kadın muhafızı” kim ve bugüne dek neler yaşadı?
    40 yıl önce Mescid-i Aksa’nın yakılışına şahitlik eden ve bugün 52 yaşında olan Fevziye Cabir, o günden bugüne kadar, mescidin yanı başındaki evinden bir an bile olsun ayrılmayan bir kadın. Yaşlı ve hasta. Fakat hiçbir sıkıntı onun Mescid-i Aksa yanındaki evini terk etmesine sebep olmamış. Yıllardır İsrail yönetiminin baskı, aşağılama, iftira, zorlama ve tehditlerine karşı tek başına direnen Fevziye Cabir, bu duruşuyla tüm dünyada, “Kudüs’ün kadın muhafızı” olarak biliniyor. Fevziye Cabir, yaz kış demeden, kendi evi İsrail askerleri tarafından yıkıldığı için, çadırda yaşıyor.

    5) “Arkeolojik kazılar(!)” Mescid-i Aksa’nın sonunu mu hazırlıyor?
    İsrail’in “arkeolojik kazı” olarak lanse etmeye çalıştığı hareket, Mescid-i Aksa’nın sonunu hazırlar nitelikte. Güya, “eski Yahudi eserlerini (Süleyman Mabedi’ni) ortaya çıkarmak” için başlatılan kazı çalışmaları, tam da Mescid-i Aksa’nın temellerinin altında. Kazılar, mescidin altında bir boşluk oluşmasına ve belki küçük bir depremde yıkılmasına sebep olabilecek! Hatta “arkeolojik kazılar” bu hızla devam ederse, herhangi bir sarsıntıya bile gerek kalmayacak! Kudüs İslâmi Vakıflar Meclisi, bu konuyla ilgili olarak yaklaşık 15 yıl önce bir uyarıda bulunmuş, Yasir Arafat’ın liderliğindeki yönetimin işbaşına getirilmesinden sonra Mescid-i Aksa çevresindeki kazıların daha da yoğunlaştığını ifade etmişti. Aynı açıklama metninde Mescid-i Aksa’nın bitişiğindeki “Burak Duvarı” çevresinde yapılan kazıların mescidin bazı duvarlarını tehlikeye soktuğu vurgulanıyordu. Kazılarla ilgili bir başka çarpıcı bilgi de İslâmi Vakıflar Konseyi’nden… Bu bilgiye göre, gürültülerin dışarıdan duyulmaması için, Mescid-i Aksa’nın dayandığı kayaları parçalarken kazılarda kimyasal madde de kullanılıyor.

    6) Mescid-i Aksa ile Kubbetü’s Sahra (Hz. Ömer Camii) arasında inşa edilen tünelin sebeb-i hikmeti ne?

    Benyamin Netanyahu’nun Mescid-i Aksa’yı yıkma planlarının bir parçası da, mescit ile Hz. Ömer Camii’nin içinde bulunduğu Harem-i Şerif bölgesinin altından geçen tünelin açılışını yapmaktı. İsrail, tünelin “ulaşım” amacıyla kullanılacağında ısrarcı! Fakat istatistikler, 600 bin nüfuslu Kudüs’te böyle bir tünele ihtiyaç olmadığını ortaya koyuyor. “Arkeolojik kazılar”dan yeterince faydalanamayan(!) İsrail’in, “tünel bahanesi”, 20 milyon dolarlık bütçeyle de pekiştirildi. Filistinlilerin tepkisi üzerine tünel bir müddet kapatıldı ancak 29 Eylül 1996’da yeniden açıldı.

    7) Tayyip Erdoğan bu kazılarla ilgili olarak neden teknik heyet göndermişti?
    Mescid-i Aksa çevresindeki kazılara Türkiye’den de tepki gelmişti. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İsrail’in Mescid-i Aksa çevresinde başlattığı inşaatı incelemek üzere, 2007’de, teknik heyet gönderdi. Zira Başbakan Erdoğan, İsrail Başbakanı Ehud Olmert’in kendisine inşaata ilişkin gösterdiği fotoğraflarla yetinmek istememişti. Olmert’in, heyeti kabul etmesi, İsrail’de büyük yankı bulmuş ve Olmert eleştirilmişti.

    8) Teknik heyet, rapora neleri not düştü? Rapor neden 6 ay boyunca açıklanmadı?
    Tüm bu çalkantılı gelişmelere rağmen heyet bölgeye gitti ve “şok” tespitlerde bulundu. Bu rapor, Ankara forumu ve Annapolis süreci nedeniyle 6 ay boyunca açıklanmamıştı. Buna göre, Mescid-i Aksa’yı yıkıp yerine Süleyman Mabedi’ni inşa etmeyi hedefleyen İsrail’in, kazı çalışmaları yaptığı tünellerinde “Kutsalların en kutsalına en yakın nokta” diye yazan levhalar ile “yer altı sinagogları” vardı! Bu, İsrail’in, “siyonizmin üç temel hedefinden biri” olan Ağlama Duvarı’nın yanına Süleyman Mabedi’ni inşa etmesi projesini adım adım gerçekleştirdiği anlamına geliyor. Raporda, “Ağlama Duvarı boyunca, heyetimize gösterilen tünel ve kazı çalışmaları ve büyük boşaltmalar; Harem’üş-Şerif`e doğru yapılan bir kazı olmasa bile, müdahaledeki ölçek derinliği ile bilimsel kastını aşan müdahaleler yapıldığı intibaını vermektedir.” denildi. Raporda ayrıca, “İnsanlık için kara bir leke olan soykırıma maruz kalmış Yahudi cemaatinin, tarih içinde defalarca mağdur ve ibadetten men edilmesine rağmen, Yahudi cemaatine, Ağlama Duvarı’nda özgürce ibadet etme imkânı sağlayan Müslümanların, kendilerine ait kültür tabakalarının, Mağribi Mahallesi’nin yok edilerek adını buradan alan Mağribi Kapısı’nı kullanmalarının yasaklanması, her şeyden önce insaf ölçüleriyle birlikte insan haklarıyla bağdaşmamaktadır.” ifadelerine de yer verilmişti.

    9) Mescid-i Aksa’nın çevresindeki binalar, Türkiye’nin gündemine yeniden nasıl geldi?
    MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, geçtiğimiz günlerde, Başbakan Erdoğan’a, “Mescid -i Aksa etrafında oturan Filistinlilerin evlerinden çıkartılması ve evlerine el konulması konusunda İsrail nezdinde girişimde bulunup bulunmadığını” sordu. Vural, Meclis Başkanlığı`na sunduğu soru önergesinde İsrail`in Mescid-i Aksa çevresinde ikamet eden Filistinlileri bölgeden çıkarmak için evlerine el koymasını Meclis gündemine taşıdı. Evlerine el konulan Filistinlilerin çadırda ikamete zorlandığı yönündeki haberleri hatırlatan Vural’ın sorusu şöyle: “Mescid-i Aksa etrafında ikamet eden Filistinlerin evlerinden çıkartılması ve evlerine el konulması hususunda İsrail nezdinde bir girişimde bulunulmuş mudur? Filistinliler mahkemede haklarını arayabilmesi için Osmanlı tapu kayıtlarına ihtiyaç duyduklarını belirtmişlerdir. Bu tapu kayıtlarının temin edilmesi ve ilgililere tevdi edilmesi hususunda bir girişimde bulunulması düşünülmekte midir? Mescid-i Aksa çevresindeki inşaat çalışmaları hakkında hazırlanan rapor dağıtılmış mıdır? Dağıtıldıysa hangi kurum ve kişilere gönderilmiştir? Mescid-i Aksa çevresinde kazı çalışmalarını inceleyen raporda Filistinlilerin evlerinin bulunduğu yerlere yeni inşaatlarla yerleşimcilerin yerleştirileceği hususu yer almış mıdır? İsrail’in bu konuda politikası hususunda bir tespit yer almış mıdır?”

    10) Bugün Mescid-i Aksa’ya ziyarete gitmek kolay mı?
    Mescid-i Aksa’ya Müslümanların girmesi hiç de kolay değil. İsrail polisi Mescid-i Aksa’ya ibadet etmek için gelen Müslümanların çoğunu geri çeviriyor. İsrail’in verdiği kimliğe sahip olanların da sadece 45-50 yaş üstünde olanlarını kabul ediyor. İsrail yönetiminin bu keyfi uygulaması farklı hikâyelere de sahne oluyor. Filistinli olup da 15 yıl Mescid-i Aksa’ya giremeyenler, burada namaz kılamayanlar, hiç de az değil. İsrail, Müslümanların mescidi ziyaret etmemeleri için çıkarılabilecek tüm zorlukları çıkarıyor.


    SPONSORLU BAĞLANTILAR

  2. #2
    bobo123 isimli Üye şimdilik offline konumundadır Junior Member
    Üyelik tarihi
    Nov 2011
    Mesajlar
    2
    Standart
    yahudiler için mescid-i Aksanın onemi ağlama duwarı dedikleri şeyi yıkıp yerine SÜLEYMAN'ın heykelini dikeceki


    SPONSORLU BAĞLANTILAR

Benzer Konular

  1. Bilgisayarda Ne Nasıl Çalışır
    By yalın in forum Genel Kültür
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08-19-2009, 13:40
  2. bios resimli anlatım
    By yalın in forum Resimli Program Anlatım
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 06-04-2009, 19:42
  3. pratik bilgiler
    By ftm in forum Pratik Bilgiler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 06-04-2009, 11:23
  4. Acıkogretim 4.Sınıf Türk Dili Ders Notlari
    By yalın in forum Sınavlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 05-29-2009, 02:27
  5. Acıkogretim İŞLETME 3 Maliye Muhasebesi
    By yalın in forum Sınavlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 05-29-2009, 02:19