+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 ve 2

Bu Konudaki Etiketler

epilepsi

  1. #1
    yalın isimli Üye şimdilik offline konumundadır Administrator
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Mesajlar
    39.890
    Standart
    SPONSORLU BAĞLANTILAR



    SPONSORLU BAĞLANTILAR

  2. #2
    yalın isimli Üye şimdilik offline konumundadır Administrator
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Mesajlar
    39.890
    Standart
    EPİLEPSİ HASTALARININ YAKINLARI İÇİN BAZI ÖNERİLER

    Epilepsi nöbeti; normalde vücudumuzu hareket ettiren ve duygularımızı sağlayan beyin bölgelerinin zaman zaman aktif hale gelmesiyle oluşan, beynin anormal bir reaksiyonudur.

    · Hastanızın ilaçlarını düzenli almasını sağlayın.

    · Hastanız nöbet geçirdiği takdirde tehlikede kalabileceği muhtemel yerlerde yalnız olmamasını sağlamaya özen gösterin (trafik, deniz, havuz, balkon gibi..)

    · Nöbet esnasında yapacağınız şeyler, vücut şekli uygunsuz bir durumda ise, hastayı sırt üstü yatar pozisyona getirmek, ağzından tükrük geliyorsa onu yan çevirmektir. Birşeyler koklatma, su dökme, dişlerini açmaya çalışma gibi çabalar hastanıza yarardan çok zarar getirecektir.

    · Eğer sık nöbet geçiren bir hastanız varsa, her zamankinden farklı şekilde gelişen bir nöbet geçirdiğini veya süresinin uzun olduğunu düşünüyorsanız en yakın sağlık kuruluşuna ivedilikle başvurmalısınız.

    · Hastanızın takip edildiği merkez ya da doktor ile bağlantınız düzenli olmalı. İistenilenleri titizlikle uygulamanız sizin ve hastanızın yararına olacaktır.

    TEDAVİ

    İlk defa nöbet geçiren bir kişi hastanede gerekli incelemeleri yapılmalı ve altta yatan herhangi bir neden bulunursa (beyin tümörü, beyin damar tıkanması vb.) tedavi edilir. Büyük bir çoğunlukla altta yatan neden bulunmaz. Böyle bir durumda hastaya ilaç başlamayız. Ayrıca her nöbet geçiren kişi ilaç tedavisi alır diye bir koşul yoktur. Epileptik kişilerin kullandığı ilaçlara antiepileptik ilaç diyoruz. Antiepileptik ilaçlarda diğer ilaçlar gibi doktor kontrolünde başlanmalı ve bırakılmalıdır.

    PSİKİYATRİK SORUNLAR

    İlk defa nöbet geçiren bir kişi hastanede gerekli incelemeleri yapılmalı ve altta yatan herhangi bir neden bulunursa (beyin tümörü, beyin damar tıkanması vb.) tedavi edilir. Büyük bir çoğunlukla altta yatan neden bulunmaz. Böyle bir durumda hastaya ilaç başlamayız. Ayrıca her nöbet geçiren kişi ilaç tedavisi alır diye bir koşul yoktur. Epileptik kişilerin kullandığı ilaçlara antiepileptik ilaç diyoruz. Antiepileptik ilaçlarda diğer ilaçlar gibi doktor kontrolünde başlanmalı ve bırakılmalıdır.

    BESLENME-UYKU

    Tüm epileptiklere önerilenler öğün atlamamaları ve uzun süreli açlık döneminde kalmamalarıdır. Beslenme ile ilgili (Cola ve diğer gazlı içecekler dahil) bir kısıtlama yoktur. Kahve ve çay uykuyu kaçırdığı için uyku saatlerine yakın bu gibi uyku kaçırıcı içeceklerin tüketimini kısıtlamada yarar vardır. Çünkü biliyoruz ki uykusuzluk nöbeti tetikleyici en önemli faktörlerden biridir. Alkol alımı konusunda özellikle ergenlerde bazı sorunlar yaşanabilmektedir. Arkadaşlar arasında bira ve benzeri alkollü içkilerin içilmesi konusunda özendirme ve teşvik sözkonusu olabilmektedir. Alkol alımına nöbetin ortaya çıkışını kolaylaştırıcı bir etkisi vardır. Uyku düzeninin alınan içecekler veya ilaçlarla bozulmasıda nöbeti tetiklemektedir.

    İŞ BULMA

    Yapılan bir çalışmada çalışabilir durumdaki işsiz olan normal populasyondaki kişilerin sayısı %19 iken işsiz epileptiklerin ise %46 olduğu ve özellikle dirençli epilepsisi olan kişilerin %59′nun işsiz olduğu tespit edilmiştir. Bu sayıları oranlarsak epileptiklerde işsizlik oranı yaklaşık üç kat daha fazladır. İşsiz epileptiklerin, genelde kalifiye olmayan işçiler olduğu, eğitimli olanlarının da meslek okulu çıkışlı oldukları belirlenmiştir.

    İşverenlerin kişinin epileptik olduğunu öğrendiklerinde genel tavırlarının değiştiği görülmüştür. İş bulma koşullarının zor olduğu bir yerde epileptik olmakla şanslarını baştan kaybettikleri izlenmiştir. İş ortamında yaralanma oranı, işe gitmeme, hastalığa bağlı iş kaybı ve iş üretimi açısından bakıldığında epileptik ile normal populasyon arasında fark olmadığı tekrarlanan çalışmalarda gösterilmiştir. Fakat toplumun epilepsiye bakışı ve epilepsi hakkındaki bilgisizlikleri devam ettiği sürece bu yüksek işsizlik oranının devam edeceği düşünülmektedir. Epileptiklerin meslek seçimi yaparken tehlikeli mesleklerden uzak durmalıdır.Özellikle kesici aletlerle uğraşmak, inşaatlarda çalışmak, her türlü araç kullanımı (araba, uçak vs..), itfaiyede çalışmak gibi. Ayrıca her ne nedenle olursa olsun epileptiklerin silah taşımaması gereklidir.

    SOSYAL UĞRAŞLAR:

    Tüm kronik hastalığı olanlara çevresinin uyguladığı aşırı kollamacılık, bu kişileri toplumdan izole edip yalnızlığa ve fiziksel atalete itmektedir. Epileptik insanlara güvenli bir yerde bulunması öncelikli olarak devamlı hatırlatıldığı için bu kişiler evlerinden dışarı çıkmak istemezler. Hatta evdeki iş bölümüne bile katılmadıkları ve mazeret olarak hastalıklarını öne sürdükleri görülmektedir. Norveçte yapılan bir çalışmada epileptiklerin boş zamanlarındaki sosyal aktiviteleri incelenmiştir. Birçok hastanın ailesi ile aynı mahallede oturmasına karşın en fazla haftada bir aile ve arkadaşları ile görüştükleri, evde TV izlemek, radyo dinlemek ve kitap okumayı tercih ettikleri görülmüştür. Sosyal olanakların en iyi olduğu ülkelerden birisi olması, parasal sorunların olmamasına karşın epileptiklerin her türlü sosyal faaliyetlerden kaçındıkları görülmüştür. Neden olarak o aktiviteye karşı ilgilerinin olmaması, aldığı antiepileptik ilaçların yarattığı yorgunluk , nöbet geçirme korkusu, öğreneceği yeni bir aktivite sırasında kendine eşlik edecek kimsenin olmayışı vb. ileri sürülmüştür. Grubun büyük kısmı, inaktif yaşamı sevmediklerini daha aktif olmak istediklerinin belirtmişlerdir.

    Sosyal aktiviteler arasında ışığa duyarlı nöbeti olanlar TVyi uzaktan seyretmeli. Güneşli havalarda şapka ve koyu renkli güneş gözlüğü ile dışarı çıkmalıdır.

    Hastalarımız ve ailelerinin en çok sordukları soru ‘Spor yapabilir mi?’ dir. Epileptik kişinin hiperventilasyon ile ortaya çıkan dalma nöbetleri yoksa spor yapabilir. Atletizm, basketbol, voleybol, futbol vb. sporları yapabilirler. Yüzme konusunda, sahilden fazla uzaklaşmamak ve yanında yüzmeyi bilen bir yakını ile beraberse izin verilebilir. Pilotluk, dalgıçlık, tüple dalma, dağcılık gibi tehlikeli sporları yapmamalıdır. Bisiklete kask ile binmelidir. Genelde (kişisel gözlem) epileptik hastaların çoğunluğunun spora istekli gibi görünüp, sporu hiç denemediği veya başlasa da çabuk bıraktığı görülmüştür.

    DOĞURGANLIK:

    Doğurganlık oranı normale göre daha düşük olduğu bildirilmektedir. Epileptik kişinin doğurganlığının düşmesine neden olan faktörler, çocuk yapmama kararı alınması, azalmış cinsel istek, ve endokrin bozukluklar olabilir. Epileptik kadınlarda, düşük yapma oranı normal populasyondan farklı değildir, fakat adet bozuklukları sıktır. Doğum kontrol ilaçları, epilepsi nöbetlerini arttırmaz. Bazı antiepileptik ilaçlar, doğum kontrol ilaçların etkinliğini azaltırlar, istenmeyen gebeliğe ve ara kanamalara neden olurlar. Örnek olarak Doğum kontrol ilaçların, epileptik olmayanlardaki istenmeyen gebelik sayısı 0.7/100kadın/yıl iken bazı antiepileptik ilaçları alanlarda 3.1/100kadın/yıl olarak bulunmuştur. Bu nedenle antiepileptik ilaç seçimine göre doğum kontrol yöntemleri planlanmalıdır.

    GEBELİK:

    Normal toplumda %1 doğum anomalisi olurken, epileptik anneden doğan çocukların %4-6 sında majör doğumsal anomaliler görülmüştür. Majör doğumsal anomaliler, yüz anomalileri, doğumsal kalp hastalıkları, omuriliğin etrafının kemik ile kapanmamasına bağlı problemlerdir.

    Gebeliğin ilk üç ayı içinde ultrasonografi ve kan tetkikleri ile %95 oranında majör malformasyon saptanır.

    1986 yılında yapılan bir çalışmada gebeliklerin %40′nın plansız, %50’sinin planlı ancak doktorunun haberi olmadan meydana geldiği belirlenmiştir. Böylece oluşacak anomalileri önceden önleme şansı azalmaktadır. Bu nedenle epileptik hastaların hamile kalmadan önce doktorları ile konuşmalıdır.

    ARABA KULLANIMI ve EHLİYET ALMA

    Tüm gelişmiş ülkelerde epileptiklerin araba kullanımı için uymaları gereken şartlar vardır. Nöbetlerin sıklığı ve geliş zamanına göre araba kullanımına kısmi veya tam kısıtlama getirilmektedir. İngiltere’de nöbetsiz geçen 1 yıl ardından ve 3 yıl takip sonrası sadece gece nöbetleri olanlar ehliyet alıp araba kullanabilirler. Amerika Birleşik Devletlerinde eyaletlere göre değişmekle birlikte 2 yıl nöbetsiz geçen bir dönem sonrası araba kullanımına izin verilmektedir. Kanada’da 1 yıl, İtalya ve Almanya’da 2′şer yıl nöbetsiz dönem olarak belirlenmiştir. Fransa’da ise sağlık komisyonlarının takdirine göre 6 ay ile 5 yıl arasında değişen nöbetsiz dönemin olması gerekmektedir. Tüm ülkelerde, ABD hariç, yasalara karşı sorumlu olan hastalardır. Sadece ABD’de doktorlar sorumlu tutulmuştur. İlacın alınmaması, unutulması veya doz değişimine bağlı geçirilen nöbetler içinde kurallar geçerlidir ve hemen kişinin ehliyeti iptal edilmektedir. Kişi bu durumunu bildirmezse yasal yaptırım vardır. Ancak ülkemizde daha ehliyet alımı sırasında bir yaptırım yokken, ehliyetli epileptikleri yollardan uzak tutmak mümkün değildir. Ne yazık ki, özellikle eğitimli epileptik hastaların bile, ısrarla araba kullandıkları izlenmektedir. Acil olarak bu konuda yasal yaptırımların uygulanması gerekmektedir.

    Türkiye’de yasanın olmaması ve araba kullanımının hasta kararına bağlı olması ne yazık ki çok üzücüdür. Şimdi sadece araba kullanan epileptik gördüğümüzde onu ikna ederek araba kullanmamasını önleyebiliriz.

    EPİLEPTİKLERE KARŞI TOPLUMUN TUTUMU

    Eğitimli veya eğitimsiz her düzeyde kişiden aldığımız hikayelerde çoğu defa hastaya bilimsel olmayan ilk yardımlar yapıldığı ve kronik tedavi için çeşitli ilaç dışı maddelerin denendiğini hayretler içinde öğrenmekteyiz. Finlandiya’da 2272 kişi üzerinde yapılan anket doldurma şeklindeki bir çalışmada, %95′nin epilepsiyi duyduklarını, %49′nun epileptik bir kişiyi tanıdıklarını, %45′nin bir nöbet gördüklerini, %15′nin epilepsi nedenlerine aşina oldukları, %12’sinin nöbet geçirene nasıl yardım edebileceğini bildiğini ancak %1′nin eğer bir epileptik kişi ile aynı işyerinde çalışıyorsa o işten ayrılacağını belirttikleri saptanmıştır. Bu çalışmanın sonucu olarak eğitim ve yaş ile ilgili olarak epilepsi konusunda bilgi ve ilginin doğru orantılı arttığı belirlenmiştir. Topluma epilepsinin daha iyi tanıtmının yapılmasının, bilgilendirilmesi, epilepsiye karşı toplum tutumunu belirlemede önemli olduğunu koymaktadır.

    EPİLEPTİKLERİN AİLELERİ

    Sadece epileptik çocuk ve gençlerin psikiyatrik sorunları olmadığı, ailelerinde de önemli oranda psikiyatrik sorunların olduğu görülmüştür. Ailede epileptik kişiye karşı tutum, annenin tavrı, epileptik çocuk veya ergen sahibi ailenin sosyal yaşantılarına getirdikleri yeni biçim vb etkileyen faktörler arasında sayılmaktadır. Bu da sadece epileptik ergenin değil, ailenin de bu konuda eğitilmesi, bilgilendirilmesinin psikososyal açıdan faydalı olacağını göstermektedir.

    Bizim toplumumuzda diğerlerinde farklı ve yapıcı bir özellik vardır: SEVGİ. Hangi hastalık olursa olsun, sevgiyi hisseden kişi kendini daha emin ve güvenilir bir mekanda olduğunu farkeder. Bu pozitif desteği hiç unutmamak gerekir.

    Türkiye’de epilepsi ile uğraşan hekim, Psikolog ve diğer yardımcı personel sayısı giderek artmaktadır. Bu konuya ilgi büyüktür. Bizim ülkemizde tahminen 600-700.000 kişide sara veya epilepsi var. 1973 yılından beri Türk Epilepsi ile Savaş Derneği faaliyetlerini sürdürmekte, 1994 yılından beri Epilepsi dergisini çıkarmaktadır. Epilepsi dergisi bilimsel yazıların yayınlandığı hakemli bir dergidir.

    Haziran 97 yılında Uluslararası Epilepsi Ligi ve Dünya Sağlık Örgütü kampanya başlatmışlardır. Bu bağlamda Sağlık Bakanlığı ile yapılan görüşmeler sonucunda 8-14 Haziran Epilepsi ile Savaş Haftası olarak belirlenmiştir. Bu hafta her yıl Türkiye’de de çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır.

    Epilepsi konusunda eğitilmiş kişi sayısı ne kadar artarsa, bu hastalara karşı ön yargılarımız azalacak ve acil müdahele sırasında yapılan yanlışlara rastlanmayacaktır.


    SPONSORLU BAĞLANTILAR

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 07-10-2009, 12:40
  2. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 06-29-2009, 00:54
  3. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 06-25-2009, 19:25
  4. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 06-17-2009, 13:59
  5. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 06-01-2009, 01:03