Oksijenli ve oksijensiz solunumla ilgili geçmiş yıllarda öss de çıkmış sorular ve cevapları
Oksijenli ve oksijensiz solunum öss çıkmış sorular

2003 ÖSS BİYOLOJİ SORU VE ÇÖZÜMLERİ


S1: Bir hücrede oksijenli solunum, protein sentezi, fotosentez olaylarının tümünün gerçekleşebilmesi için, bu hücrede;

I. ribozom,

II. kloroplast,

III. mitokondri,

IV. sentrozom

organellerinden hangilerinin bulunması zorunludur?

A) I ve II

B) II ve III

C) I, II ve III

D) I, III ve IV

E) II, III ve IV



Ç1: Hücrelerde oksijenli solunum yapmakla görevli olan organeller mitokondrilerdir.

Bu nedenle, hüc*re solunumunu oksijenli olarak yapan ökaryot ya*pılı bütün hücrelerde mitokondri organeli bulunur.

Hücrede protein sentezini sağlayan organel ribozom ve fotosentez yapılmasını sağlayan organel ise kloroplasttır.

Bunun için, belirtilen olayları ger*çekleştiren bir hücrede bu iki organelin de bulun*ması gerekir.

Sentrozom ise sadece hayvan hücrelerinde bu*lunur.

Hücre bölünmesi sırasında, kromozom*ların kutuplara çekilmesini sağlayan iğ ipliklerine, tutunma yeri olarak görev yapar.

Bu nedenle, istenilen özelliklere bakarak, hücrenin sentrozomunun olduğu söylenemez.

Cevap: C







S2: Hücrede, enzimlerle gerçekleşen bir biyokimya*sal olay şematik olarak şöyle gösterilebilir:

Substrat + enzim → [ substrat-enzim kompleksi ] → Ürün → Enzim

Aşağıdaki grafikte, numaralanmış eğriler, hücrede gerçekleşen kimyasal olay sırasında, substrat, enzim, substrat - enzim kompleksi ve ürün konsantrasyonundaki değişmeleri göstermektedir.


Grafikte substrat, enzim, substrat-enzim komp*leksi ve ürün konsantrasyonlarını gösteren eğ*rilerin numaraları aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak verilmiştir?



Substrat-enzim

Substrat enzim kompleksi ürün

A) I III IV II
B) II III I IV
C) II IV III I
D) IV II I III
E) IV III II I



Ç2: Enzimatik bir reaksiyonda, ortamdaki substratlar ürünlere dönüştürülür.

Buna göre, reaksiyon sı*rasında ortamdaki substrat miktarı (II. eğri) azalır*ken, ürün miktarı (I. eğri) artacaktır.

Enzimler, reaksiyonlardan etkilenmeden açığa çı*kan biyolojik katalizörlerdir.

Bu nedenle, reaksi*yon başlangıcındaki enzim miktarı reaksiyon so*nunda aynen korunur.

Ancak, reaksiyon sırasında enzimlerin substratlarına bağlanması sonucu ortamdaki serbest en*zim miktarı (IV. eğri) azalırken, enzim-substrat kompleksi (III. eğri) artacaktır.

Reaksiyon sonun*da ise, enzim - substrat kompleksi ayrışacak, substrat ürüne dönüşecek ve tekrar serbest en*zim açığa çıkacaktır.

Cevap C







S3: Kurak bir ekosistemde bulunan, farklı türlere ait iki otsu bitkinin, aşağıdaki özelliklerden hangisi bakımından benzer uyum yapması beklenmez?

A) Çiçeğin anatomik yapısı

B) Yaprak yüzey genişliği

C) Stomaların konumu

D) Yaprakta kütikula tabakasının kalınlığı

E) Kök uzunluğu



Ç3: Hem kurak ortam bitkileri, hem de nemli ortam bitkileri yaşadıkları ortamlara uygun adaptasyon*lara sahiptirler.

Kurak ortamda yaşayan bitkilerde su kaybını azaltmak için, yapraklardaki stomalar hem yaprağın alt kısmında bulunmaktadırlar, hem de epidermis yüzeyinden daha derindedirler.

Bu*na benzer bir uyum yapraktaki kütikula tabakası için de geçerlidir.

Kurak ortam bitkilerinde bu ta*baka kalındır.

Bitkilerdeki yapraklar, fotosentezle besin üretimi*nin ve terlemeyle su kaybının en yoğun olarak yapıldığı yerlerdir.

Kurak ortam bitkilerinde yap*raklar su kaybını azaltmak için dar yüzeyli, nemli ortam bitkilerinde ise geniş yüzeylidir.

Kurak ortamlarda topraktaki su oranı da azdır.

Buralarda yaşayan bitkiler, topraktan daha çok su alabilmek için, derinlere doğru uzanan kazık köklere sahiptir.

Bitkilerdeki çiçek yapısı türler arasında farklılıklar gösterir.

Bu farklılıklar bitkilerin sınıflandırılmasın*da kullanılır.

Ancak, nemli veya kurak ortamlara uyum için oluşmuş özel çiçek yapılarından söz edilemez,

Ayrıca, aynı cins içerisinde yer alan türlerin, bazı*ları kurak ortamlara, bazıları ise nemli ortamlara adaptasyon sağladığı halde, çiçek yapıları aynı veya çok benzerdir.

Cevap A







S4: Eşeyli üremeyle oluşmuş ergin bir koyundan (1. birey), kopyalama (klonlama) yöntemiyle yavru (2. birey) elde edilmiştir.

Aşağıdaki şemada 2. bireyin eşeyli üremesi gösterilmiştir.


Bu bilgilere göre, aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır?

A) 2. bireyin hücrelerinin çekirdeğindeki kalıtsal bileşim, 1. bireyi oluşturan sperm ve yumurtadan kaynaklanır.

B) 1. ve 2. bireylerin fenotipleri arasındaki farklı*lıklarda, çevresel etkenlerin de rolü vardır.

C) 1., 3. ve 4. bireylerin genotipleri birbirinden farklıdır.

D) 1. bireyin 2. bireye genetik katkısıyla, 2. bireyin 4. bireye genetik katkısı aynıdır.

E) 1. ve 2. bireylerin, aynı erkek bireyden (3. birey), eşeyli üremeyle oluşacak yavrularının çekirdek genotipleri, iki kardeşinki kadar birbirine benzer.



Ç4: Genetik kopyalama yöntemiyle üretilen canlılar, kopyalandıkları canlıyla aynı kalıtsal yapıda olur*lar.

Çünkü kalıtsal bilgileri ana canlıyla tamamen aynıdır.

Kopya canlıyla ata canlı arasındaki fark*lılıklar sadece fenotipik olabilir ve ancak çevrenin etkisiyle oluşabilir.

Yani modifikasyondurlar.

Bu açıklamalara göre, 2. bireyin çekirdeğindeki kalıtsal bilgi 1. bireyle aynıdır. Bu iki bireyin fenotipleri arasındaki farklılıklar ancak çevrenin et*kisiyle oluşabilir.

Kopyalamada kullanılan (1. koyun) dişi, sperm kaynağı olarak kullanılan (3, birey) erkek koyun*la farklı genetik bilgilere sahiptir.

Kopya koyunun (2. koyun) erkek koyunla eşeyli üremesiyle olu*şan 4. koyun ise, eşeyli üreme sonucunda mey*dana geldiği için, hem 1. koyunla, hem de 3. ko*yunla faklı genetik özelliklere sahiptir.

1. ve 2. koyunla, 3. bireyin (erkeğin) eşleşmesi sonucunda oluşan yavrular, ancak kardeşler ka*dar birbirine benzerler.

Çükü oluşumları sırasın*da eşeyli üreme (mayoz bölünme ve döllenme) olayları ayrı ayrı gerçekleşmiştir.

2. birey 1. bireyin kopyasıdır.

Yani genetik bilgisi*nin tamamını ondan almıştır.

4. birey ise; 2. bire*yin yumurtasıyla 3. bireyin sperminden meydana gelmiştir.

Yani genetik bilgisinin yarısını annesin*den yarısını da babasından almıştır.

Cevap D







S5: Fotosenteze uygun bir ortamda bir saksı bitkisiyle şekildeki gibi bir düzenek hazırlanmıştır.


Düzenekte, a hunisi dışarıdan hava almayacak şekilde yaprağın üzerine konmuş; CO2 tutucu, düzeneğe şekildeki gibi yerleştirilmiş; b musluğu açılmış; sistemdeki hava emilerek c kabındaki boyalı suyun 1 numaralı düzeye kadar yükselmesi sağlandıktan sonra musluk kapatılmıştır. Bir süre sonra boyalı suyun 2 numaralı düzeye belirli bir hızla indiği gözlenmiştir.

Deney koşullarında,

I. deney ortamının karanlık hale getirilmesi,

II. ortam sıcaklığının fotosentez için en uygun (optimum) değere getirilmesi,

III. bitkinin sulanması

değişikliklerinden hangilerinin yapılması, boyalı suyun 2 numaralı düzeye daha büyük bir hızla inmesine neden olur?

A) Yalnız I

B) Yalnız II

C) Yalnız III

D) I ve III

E) II ve III



Ç5: Deney düzeneğindeki boyalı sıvının 2 yönünde ilerlemesi cam borudaki gaz miktarının artmasıy*la sağlanabilir.

Bunun için, bitkinin solunum, ter*leme veya fotosentezle ortama gaz vermesi ge*rekir.

Bitki solunum yaparsa tüpe CO2 verir.

Bu gaz ise, ortamdaki CO2 tutucusu tarafından tutu*lacağı için, boyalı sıvının ancak 1 yönünde ilerle*mesine neden olabilir.

Bunun için bitkinin fotosentez yapması sağlanır*sa, ortama O2 verilir ve tüpteki boyalı sıvı 2 yö*nünde ilerler.

Deney ortamı karanlık hale getirilir*se fotosentez duracağı için, boyalı sıvı ancak 1 yönünde ilerleyebilir.

Ortam sıcaklığı, ışık şiddeti gibi faktörler, fotosen*tez için en uygun hale getirilirse (optimum değer) veya bitki sulanırsa, fotosentez hızlanır ve buna bağlı olarak da tüpteki oksijen miktarı artar.

So*nuçta boyalı sıvının daha çabuk 2 yönünde ilerle*mesi sağlanır.

Cevap E







S6: Bir İnsanın, belirli bir süre içinde, vücuduna aldığı sıvıdan daha fazla miktarda idrar çıkarmasına;

I. böbrek atar damarında kan basıncının azalması,

II. böbrek kanallarından suyun geri emilimini sağlayan hormonun normalden az salgılanması,

III. böbreklerden geçen kan akım hızının azalması

durumlarından hangileri neden olabilir?

A) Yalnız I

B) Yalnız II

C) Yalnız III

D) I ve II

E) I ve III



Ç6: Sağlıklı bir insanda idrar miktarını artırmak için, böbrekten süzülen sıvı miktarının artırılması gere*kir.

Böbreğe gelen kan akım hızının azalması veya böbrek atar damarındaki kan basıncının düşmesi, böbrekteki süzülme miktarını azaltaca*ğından oluşan idrar miktarı da azalacaktır.

Böbrekteki boşaltım kanalcıklarından, suyun kana emilimini sağlayan ADH (vazopresstn) hor*monudur.

Bu hormonun kandaki miktarının azal*ması, boşaltım kanalcıklarından geri emilen su oranını azaltır.

Bu durumda geri emilemeyen su, idrarla atılmak zorunda kalınır.

Bu da oluşan idrar miktarını artırır.

Cevap B







S7: Işıklı bir kültür ortamında, glikoz ve oksijenin varlığına ya da yokluğuna göre, bir bakteri türünün gelişimi incelenmiştir. Değiştirilen koşullarda, bakterinin üremesiyle ilgili sonuçlar aşağıdaki tablo*da verilmiştir.

Oksijen
Glikoz
Bakteri üremesi

Var
Var
Var

Yok
Var
Var

Var
Yok
Yok




Tablodaki bilgilere göre, bu bakteri türü ile ilgili olarak;

I. Heterotrof beslenir.

II. Ototrof beslenir.

III. Oksijenli solunum yapar.

IV. Oksijene gereksinimi yoktur.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

A) Yalnız II

B) Yalnız III

C) I ve III

D) I ve IV

E) II ve IV



Ç7: Tablodaki bilgilere göre, belirtilen bakteri türü gli*koz bulunmayan ortamda üremesini gerçekleştirememektedir.

Bu durum, belirtilen bakteri türü*nün hazır besin alan, yani heterotrof bir tür oldu*ğunu ispatlar.

Bakteri türü hem oksijenli hem de oksijensiz or*tamda üreyebilmektedir.

Buna göre, oksijenden zarar görmeyen, ancak oksijene gereksinimi ol*mayan bir tür olduğu söylenebilir.

Cevap D







S8: İki buğday tanesinden, birincisi olduğu gibi, ikincisi ise embriyosu çıkarılarak iki ayrı petri kabındaki nişastalı agardan oluşan besi ortamına yerleştirilmiş ve buğday tanesindeki enzimlerin aktive olması için üzerlerine ıslak pamuk konmuştur.



Belirli bir süre sonra, petri kaplarının her birine lugol çözeltisi (nişastayla mavi renk veren ayıraç) konarak izlenmiş; birinci petri kabındaki besi ortamında, buğday tanesinde ve çevresindeki halka şeklinde bir alanda renk değişimi olmadığı, geri kalan alanın mavi renk aldığı; ikinci petri kabında ise, besi ortamının tamamının ve buğday tanesinin mavi renk aldığı gözlenmiştir.

Bu sonuçlarla ilgili,

I. Embriyo, sadece buğday tanesinde depolanmış olan nişastayı kullanabilir.

II. Enzimler canlının dışında da etkindir.

III. Nişastayı sindiren enzimler tohumdaki embriyoda bulunur.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

A) Yalnız I

B) Yalnız II

C) I ve II

D) I ve III

E) II ve III



Ç8: Deney düzeneklerinden olan I. petri kabında, emb*riyonun bulunduğu kısmın boyanmaması, embri*yonun nişastayı sindirdiğini gösterir (III. öncül).

Çünkü, Lugol çözeltisi ancak nişastanın varlığın*da mavi renk almaktadır.

Yine I. düzenekte, embriyonun etrafındaki bir ala*nın da boyanmadığı gözlenmiştir.

Bu durum, em*briyonun deney kabındaki nişastanın bir kısmını sindirmesiyle mümkün olabilir.

Bu ikinci durum, embriyodaki enzimlerin hücre dışında da aktivite gösterebildiklerini ispatlamak*tadır.

Cevap E







S9: Memeli hayvanlarda, mide özsuyu salgılanması konusunda, aşağıdaki deneyler yapılmış ve belirtilen sonuçlar alınmıştır.

1. Deney: Aynı türe ait iki memeli hayvanın uygun iki damarı arasına konan özel bir boruyla dolaşım sistemleri birbirine bağlanmıştır.

Birbirini görmesi engellenen bu iki hayvandan, birincisine ağızdan besin verildikten sonra midesinde mide özsuyu salgılandığı; ikinci hayvana besin verilmediği halde onun midesinde de mide özsuyu salgılandığı saptanmıştır.

2. Deney: Birinci deneydekiyle aynı türe ait başka bir memeli hayvanın yemek borusu enine kesilmiş ve kesik uçlar dışarıda olacak şekilde boyun bölgesine tutturulmuştur.

Bu deney hayvanına ağızdan besin verildiğinde, besinin kesik uçtan dışarı çıkmasına ve hayvanın midesine ulaşmamasına karşın, midesinde mide özsuyu salgılandığı saptanmıştır.

Bu iki deneyden alınan sonuçlar, bu memeli hayvanlarda mide özsuyu salgılanmasının;

I. sinirsel,

II. hormonal,

III. mekanik

şeklindeki yollardan hangileriyle uyarıldığını destekler?



A) Yalnız I

B) Yalnız III

C) I ve II

D) I ve III

E) II ve III



Ç9: I. deneyde, kullanılan hayvanlardan birincisine besin verildiğinde, midesinin enzim salgılaması hem hormonal hem de sinirsel etkiyle sağlanabilir.

Çünkü, hayvan besini hem görmüş, hem de ağzındaki almaçlarla tadını algılamıştır.

Bu deneyde, dolaşım sistemi bağlanan ikinci hayvandaki tepki ise sadece hormonlarla sağlanabilir.

Çünkü, ikinci hayvan besini görmemiş, sadece birinci hayvandan kan yoluyla gelen hormonlardan dolayı mide özsuyu salgılamıştır.

II. deneydeki tepki ise yine sinirlerle sağlanabilir.

Çünkü hayvan besini görmüş, tatmış, ancak yemek borusu kesik olduğu için midesine ulaşamayan besine hormonal tepki gösterememiştir.

İki deneyde de mekanik etkiden söz edilemez.

Belki hayvanın midesine bir delik açılıp, besin hiç görmeden midesine konulsaydı ve tepki oluşsaydı o zaman mekanik etkiden söz edilebilirdi.

Cevap C







S10: Bir türün evrimleşebilmesi için aşağıdakilerin hangisi zorunludur?

A) Yüksek enerjili ışınımlar

B) Tür içi kalıtsal çeşitlilik

C) Populasyonun bireyleri arasında farklı beslenme biçimlerinin gelişmesi

D) Coğrafik engel oluşması

E) Yeni bir hastalık etkeninin ortaya çıkması



Ç10: Evrim teorisine göre, bir türe ait canlıların evrimleşerek başka bir türe dönüşmesi, türün yaşadığı ortamın değişmesi ve bu değişikliklere uygun adaptasyonlara sahip olanların farklılaşmasıyla sağlanır.

Bu durumda, bir türde evrimleşmenin olabilmesi için, türü oluşturan bireyler arasında kalıtsal çe*şitliliğin olması temel şart olarak kabul edilir.

Kalıtsal çeşitlilik sayesinde evrim mekanizması*nın diğer faktörleri devreye girerek farklılaşmayı sağlayabilir.

Kalıtsal çeşitlilik olmazsa, çevre şart*larının etkisiyle tür ya tamamen yok olur, ya da evrimleşme olmaz.

Cevap B







S11: İnsanlarda kan gruplarını, alyuvarlarda bulunan özel proteinler belirler. Kan gruplarının plazmalarında ise alyuvarlarındaki proteinlerle ilgili anti maddeler bulunabilir. A kan grubunun plazmasında Anti B, B kan grubunun plazmasında Anti A bulunur.

AB kan grubunun plazmasında bu anti maddelerin hiçbiri bulunmazken, 0 kan grubunun plazmasında her iki anti madde de bulunur. Bu anti maddeler, karşı oldukları proteinleri içeren kan grubundaki alyuvarların çökelmesine neden olur.

Bir deneyde hangisinin Anti A, hangisinin Anti B olduğu bilinmediği için, Anti X ve Anti Y olarak adlandırılan bu maddeler, I, II, III ve IV numaralı kan örneklerine ayn ayrı uygulanmış ve aşağıdaki tab*loda belirtilen çökelme reaksiyonları alınmıştır.

Kan örneği numarası
Çökelme reaksiyonları

Anti X
Anti Y

I
Çökelme var
Çökelme yok

II
Çökelme yok
Çökelme var

III
Çökelme var
Çökelme var

IV
Çökelme yok
Çökelme yok


Bu bilgilere dayanarak, kaç numaralı kan örneklerinin, hangi kan grubundan olduğu belirlenemez?

A) I ve II

B) II ve III

C) III ve IV

D) I, II ve III

E) I, II ve IV



Ç11: Kan grupları alyuvarlar üzerinde bulunan antijen*lerle belirlenir.

Buna göre A, B, 0 ve AB olmak üzere dört farklı kan grubu bulunur.

Bunlardan AB kan grubunda, hem A hem de B antijeni bu*lunurken, 0 kan grubunda hiç antijen bulunmaz.

A, B ve 0 kan gruplarına sahip olan her insanın kan plazmasında, diğer bir kan grubunun çökel*ticisi, yani antikoru vardır.

Bu antikorlar, farklı in*sanlardan alınan kan örneklerine damlatılır.

Çö*kelme durumlarına bakılarak, kişinin kan gurubu belirlenir.

Örneğin, Anti A damlatılınca çökelen ve Anti B damlatılınca çökelmeyen kan örneği A kan gurubundandır.

Soruda kullanılan antikorların ne olduğu bilinme*diğinden, sadece birine bağlı olarak çökelen ka*nın gurubu belirlenemez.

Çünkü ilgili kan ya A ya da B kan gurubundan olur (I. ve II. öncüller).

İki antikor damlatıldığında çökelen kan gurubu*nun AB olduğu kesindir.

Çünkü bu guruptaki in*sanlarda hem A hem de B antijeni vardır.

Bunun tersine olarak, iki antikorla da çökelme*yen kan gurubu sıfır (0) olur.

Bu gruptaki insan*larda antijen olmadığı için, antikor damlatılması*na bağlı olarak çökelme oluşmaz

Cevap A







S12: x ve y mikroorganizma türleri, içeriği aynı olan iki besi ortamına ayrı ayrı konmuş ve birey sayıları 1. ve 2, grafikteki gibi değişmiştir.

x ve y türleri, içeriği öncekilerin aynı olan bîr besi ortamına birlikte konduklarında ise, birey sayılarında 3. grafikteki gibi değişme olmuştur.


Birey sayılarındaki değişmenin 3. grafikteki gibi olmasına,

I. iki türün aynı besin için rekabet etmesi,

II. iki türün ortamdaki yadımlama ürünlerinden farklı etkilenmesi,

III. x İn, y nin paraziti olması

durumlarından hangileri neden olabilir?

A) Yalnız I

B) Yalnız II

C) Yalnız III

D) I ve II

E) II ve III



Ç12: İki türün birlikte yaşaması durumunda, birinin bi*rey sayısı artarken, diğerinin bir süre sonra hızla azaldığı grafikte gösterilmiştir.

Başlangıçta aynı oranda artan birey sayıları, zamanla zıt yönlerde değişme göstermiştir.

Bu durum X türünün, Y türünden daha hızlı üre*mesi ve ortamdaki besini daha çok tüketmesin*den kaynaklanabilir.

Yani, bu iki tür arasında aynı besin kaynağı yönüyle rekabet vardır ve bu reka*bette X türü üstündür denilebilir.

Tek hücreli canlılar; metabolizmaları sonucunda bulundukları ortama artık maddeler verirler.

Bu maddeler ortamda birikerek organizmanın kendi*sine zarar verebilir.

Bu durumda, canlı ortam de*ğiştirerek belirtilen zarardan kendisini koruyabilir.

Ancak soruda olduğu gibi sınırlı bir alanda ço*ğalan ve bu alandan uzaklaşma şansı olmayan canlılarda, metabolizma artıkları ölüme neden olabilir.

İki türden, metabolizma artıklarına daha dayanıklı olan ortamda çoğalırken, diğeri azalır.

Bu türler arasında parazitlikten söz edilemez.

Çün*kü, başlangıçta iki organizma da, bir süre aynı oranda bir artış sağlamıştır.

Eğer parazitlik olsay*dı, X türünün artmasına bağlı olarak, Y türü he*men azalmalıydı.

Ayrıca, genellikle küçük bir canlı daha büyük bir canlı üzerinde parazit olarak yaşayabilir.

Bura*dakiler yaklaşık aynı büyüklükte olan tek hücreli türleridir.

Cevap D






2004 ÖSS BİYOLOJİ SORU VE ÇÖZÜMLERİ



S1: Bir osmoz deneyinde,bir patates yumrusundan alınan eşit ağırlıktaki dört parça, ayrı ayrı olarak,içinde eşit hacimde, ancak farklı derişimde tuz çözeltileri bulunan, I, II,III, IV numaralı ölçekli kaplara konmuş ve kapların ağzı kapatılmıştır.

Bu dört ortamda bulunan patates parçalarının ağırlıklarında, t süresince saptanan değişmeler aşağıdaki grafiklerde gösterilmiştir.


Bu grafiklere göre, deneyde kullanılan ortamların, derişimi en az olandan en çok olana doğru sıralanışı aşağıdakilerden hangisidir?

A) I, III, II, IV

B) II, I, IV, III

C) III, I, IV, II

D) III, İV, II, I

E) IV, II, III, I



Ç1: Hücreler, az yoğun ortamlarda su alırken, kendile*rinden daha yoğun ortamlarda su kaybederler.

Bu*na göre, az yoğun ortama konulan patatesler, dış ortamdan su alacakları için ağırlıkları artacaktır.

Deneyde kullanılan ortamlardan, I ve III teki pata*teslerde ağırlık artışı meydana geldiğine göre, bu iki patatesin hücreleri dış ortamdan su almıştır, yani az yoğun ortamlara konulmuştur.

En çok ağır*lık artışı III. ortamda olduğu için de, en az yoğun olan ortamın II! olduğu anlaşılır.

II. ortamdaki patateste ağırlık azalmasının meydan gelmesi, bunun su kaybettiğini gösterir.

Buna gö*re ise, en yoğun ortam II olmalıdır.

IV. ortam ise, patates hücreleri ile aynı yoğunluk*ta (izotonik) olduğundan, herhangi bir ağırlık artı*şına neden olmamıştır.

Cevap C







S2: Biri böcekçil beslenen, diğeri böcekçil olmayan iki bitkide;

I. hücre dışı protein sindiriminin gerçekleştirilmesi,

II. fotosentez için, karbonu işaretlenmiş CO2 verildiğinde, işaretli karbonun hücrede sentezlenen proteinlerdeki amino asitlerin hepsinde bulunması,

III. hücrelerinde, proteinlerin amino asitlere parçalanması

özelliklerinden hangileri ortaktır?

A) Yalnız I

B) Yalnız II

C) Yalnız III

D) I ve II

E) II ve III



Ç2: Böcekçil bitkiler, yaşadıkları ortamda yeterli azot bulunmadığından, azot gereksinimlerinin çoğu*nu, böcekleri sindirerek aldıkları amino asitlerden karşılarlar.

Bu olayı vücut dışında gerçekleştirdik*leri için, hücre dışı sindirim yaparlar.

Diğer yeşil bitkiler ise, gerek duydukları bütün or*ganik besinleri kendileri sentezlerler.

Bunu için hücre dışı sindirim yapmazlar.

Fotosentezle besin üretimi sırasında, glikozdan başka; amino asit, yağ asiti ve vitamin gibi monomerler de sentezlenir.

Bütün bu yapıtaşlarının sen-tezlenmesi için gerekli olan karbon, CO2 olarak alındığı için, sentezlenen bütün moleküllerin ya*pısında işaretli karbona rastlanır.

Ancak, böcekçil bitkiler amino asitlerin çoğunu bö*ceklerden karşıladıkları için, onların bütün amino asitlerinde işaretti karbonun bulunduğu söylene*mez.

Her canlı hücre, kendine gerekli olan proteinleri ribozomlarını kullanarak sentezleyebilir.

Aynı pro*teinleri gerekli olmadığı zamanlarda ise, başka bir proteini sentezlemek için veya yadımlamada kullanmak için, amino asitlerine parçalayabilir.

Cevap C







S3: Aşağıdakilerden hangisi, insanda, hücre zarında yer atan protein moleküllerinin işlevlerin*den biri değildir?

A) Hücre için özgül olan hormonlara cevap verme

B) ATP sentezleme

C) Hücre içine alınacak maddeleri seçme

D) Diğer hücrelerle ilişki kurma

E) Komşu hücreleri tanıma



Ç3: Hücre zarında bulunan proteinler, glikozlara bağ*lanarak glikoproteinleri oluştururlar.

Bu yapılar ve glikolipitler ise, hücrelerin özgüllüğünün sağlan*masında etkilidirler.

Hücrelerin birbirini tanıması, kanla taşınan hormonların uygun hücreleri bul*ması gibi özellikler, hep hücre zarındaki glikoprotein ve glikolipitler tarafından gerçekleştirilir.

Hücre zarından madde alışverişini sağlayan porlar da, proteinlerin arasında bulunur.

Bu nedenle zardaki proteinlerin, hücre içine alınacak mad*deleri de seçmeyi sağladığı söylenebilir.

Hücredeki ATP üretimi, solunumla, fotosentezle veya kemosentezle yapılabilir.

Hücre solunumuyla ATP sentezi; sitoplazmada (glikoliz reaksiyon*ları) ve mitokondride (oksijenli solunum) gerçek*leştirilir.

Fotosentezle ATP üretimi ise, kloroplastın içinde veya prokaryot canlılarda klorofiller kullanılarak yapılır.

Cevap B







S4: Bir bakteri kültürünün bir damlası lam üzerine damlatılıp mikroskopta incelendiğinde, bakterilerin damlanın her yerine dağılmış olarak bulunduğu gözleniyor (Şekil 1).

Bu damla lamelle kapatıldıktan sonra ise, bakterilerin lamelin kenarlarında toplandığı gözleniyor (Şekil 2).

Lamel kaldırılarak damlanın içine bir yeşil alg konulup lamel tekrar kapatıldıktan bir süre sonra, bakterilerin bir kısmının algin çevresinde toplanmaya başladığı gözleniyor (Şekil 3).


Bakterilerin dağılımında gözlenen bu değişikliklere,

I. bakterilerin fermentasyon yapması,

II. algin fotosentez yapması,

III. bakterilerin oksijenli solunum yapması

olaylarından hangileri neden olabilir?

A) Yalnız I

B) Yalnız II

C) I ve II

D) I ve III

E) II ve İli



Ç4: Bakterilerin, lamelin kenarında toplanması, oksi*jene olan gereksinimlerinden kaynaklanır.

Çünkü lamelin bu kısmına hava girişi, orta kısımlarına oranla çok daha fazla olur.

Bunun sonucu olarak da, bakterilerin oksijenli solunum yaptıkları söy*lenebilir.

Zaten şekil 3 de verilen durum, bakterilerin oksi*jenli solunum yaptıklarını ispatlar.

Çünkü, bakte*riler, algin fotosentezle ürettiği oksijenden dolayı, algin etrafında toplanmıştır.

Buna göre, bakteri dağılımında görülen değişikliklere, algin fotosen*tez yapması ve bakterilerin oksijenli solunum yap*ması neden olur denebilir.

Bakterilerin fermantasyon yapmasından söz edi*lemez. Çünkü, bakteriler hep oksijenli ortamlarda çoğalmışlardır.

Cevap E







S5: İnsan embriyosunun normal gelişiminde,

I. mitoz

II. mayoz -I ve mayoz - II

III. farklılaşma

olaylarından hangileri görülür?

A) Yalnız I

B) Yalnız II

C) Yalnız III

D) I ve III

E) II ve III



Ç5: İnsan embriyosu, döllenme sonucu oluşmuş olan zigot hücresinin mitoz bölünmeler geçirmesiyle meydana gelir.

Mitoz bölünmenin kuralı olarak, her zaman aynı özellikte hücrelerin oluşması ge*rekir.

Ancak embriyoda, çok farklı görevleri üstlenmiş hücre grupları, dokular ve organlar vardır.

Bu du*rum ise, mitoz bölünmeyle çoğalan hücrelerin farklılaşmasıyla sağlanır.

İnsanda mayoz bölünme, ergenliğini tamamla*mış bireylerde, üreme ana hücrelerinden üreme hücreleri (sperm ve yumurtalar) oluşurken ger*çekleştirilir.

Cevap D







S6: Bir göle endüstriyel atık, tarımsal gübre ve evsel atıklarla taşınan fosfor ve azot tuzlarının artması, bu ekosistemde ötrofikasyona neden olur.

Ötrofikasyon, bu gölde aşağıdakilerden han*gisine yol açmaz?

A) Derinlere doğru, göl suyunun oksijen derişiminde azalma

B) Besin piramidindeki basamak sayısında artma

C) Çökelmede (sedimantasyonda) artma

D) Derinlere doğru, göl suyunun ışık geçirgenliğinde azalma

E) Kokuşmada artma



Ç6: Ötrofikasyon; tatlı su ortamına organik artıkların fazla miktarda karışmasına bağlı olarak, fotosen*tez yapan bazı alg türlerinin anormal şekilde ço*ğalması ve bir çeşit kirlilik oluşturması olayıdır.

Bu çoğalmaya bağlı olarak, suyun yüzeyini nere*deyse tamamen kaplayan bir canlı tabakası oluşur.

Bu durum ise, oksijenin ve ışığın alt katman*lara geçme oranını azaltır.

Ekosistemin dengesi bozulduğu için, besin piramidindeki katlarda art*ma değil, belki azalma meydana gelir.

Hızla çoğalan alg türleri, belli bir süre sonra mad*de yetersizliğinden dolayı ölmeye başlar.

Ölen bu organik artıklar suyun dip kısımlarında birikir (se*dimantasyon) ve bunların çürümesiyle de kokuş*ma başlar.

Cevap B







S7: I. Vücut sıvısı derişiminin, dış ortamın derişimiyle eşit olmasını sağlama

II. Enerji kullanarak tuzu dışarıdan alma

III. Seyreltik idrar oluşturma

IV. Su içmeme

Yukarıdakilerden hangileri, tatlı sularda yaşayan balıkların özellikleridir?

A) I ve II

B) II ve IV

C) I, II ve III

D) I, III ve IV

E) II, III ve IV



Ç7: Bir canlı hangi ortamda yaşarsa yaşasın, vücut içi sıvıları ile dış ortamın derişimi hiç bir zaman eşit olamaz.

Zaten dış ortamın sürekli değişken*liği böyle bir durumu imkansız kılar.

Canlılık için böyle bir olayın gerekliliği de yoktur.

Çünkü canlı sistemler, çevrelerindeki değişikliklere göre iç ortamlarını düzenleyebilirler.

Tatlı su balıklarının yaşadıkları ortam, kendi yo*ğunluklarından daha seyrettiktir.

Bu nedenle, ge*rek solungaç kılcallarından, gerek ağız İçi epitelinden vücuda sürekli su girişi olur.

Bu fazla suyu atmak isteyen hayvan, seyrettik (az yoğun) idrar atar.

Ayrıca zaten fâzla olan su giri*şinden dolayı su içmesine gerek kalmaz.

Tatlı sudaki tuz yoğunluğu çok azdır.

Hayvanın vü*cudunda daha fazla oranda tuz bulunduğu için, tuzun alınması aktif taşımayla sağlanır.

Bu du*rum ise enerji harcanmasını gerektirir.

Cevap E







S8: Sinir sisteminin İşlevlerini incelemek için düzenlenen bir deney sırasında, beyni tahrip edilmiş bir kurbağada, aşağıdakilerden hangisi gerçekleşmez?

A) Kalbinin çalışması

B) Solunum yapması

C) Parmak arası perdesindeki kılcal damarlarda kanın akması

D) Asit damlatılan bacağını çekmesi

E) Besini yakalamak için dilini uzatması



Ç8: Bu soruda beyinden kastedilen kısım, beyin ka*buğudur.

Bu kısımdaki merkezler canlılardaki is*temli hareketlerin ve duyu merkezlerinin denet*lenmesini sağlar.

Bu nedenle, beyin kabuğu çı*karılan bir kurbağanın, besini yakalamak için dili*ni uzatması beklenmez.

Çünkü, öncelikle besini algılaması (duyu fonksiyonu) ve daha sonrada is*temli olarak dilini uzatması gerekir.

Kalbin çalışması, kılcal damarlarda kanın akması ve solunum (soluk alıp - verme) istemsiz davra*nışlardır ve omurilik soğanından idare edilirler.

Asit damlatılan ayağın çekilmesi ise, bir refleks olayıdır ve omurilik tarafından yönetilir.

Cevap E







S9: Bir insanda, atar damar, kılcal damar ve toplar damardan geçmekte olan kanın, normal akış hızını gösteren grafik aşağıdakilerden hangi*sidir?






Ç9: Kapalı kan dolaşım sisteminde, kan, en hızlı olarak atar damarlarda akar.

Çünkü, kanın akmasını sağ*layan kan basıncı en yüksek bu damarlardadır.

Kılcal damarların kan basıncı, toplar damarlardan daha yüksek olduğu halde, kanın akış hızı en ya*vaş olan damarlardır.

Bu damarlardan; kan ile do*ku sıvısı arasında madde alışverişi yapıldığı için ve toplam damar çapı arttığı için, kan akış hızı en yavaş hale gelir.

Toplar damarlarda ise kan akış hızı kılcal damar*lardan daha hızlı olur.

Çünkü, toplam damar çapı azalmıştır. Ancak, atar damarlardan daha yavaştır.

Cevap A







S10: Bir canlı grubunun, örneğin böceklerin, jeolojik devirlerden günümüze kadar, çok sayıda farklı türle devamlılığını sürdürmesini ve çok farklı yaşam ortalarına evrimsel olarak uyum göstermesini;

I. populasyonun gen havuzundaki alel frekanslarının (rastlanma sıklığının), nesiller bo*yunca aynı kalması,

II. bir yılda oluşan döl (nesil) sayısının fazla olması,

III. kalıtsal varyasyonlarının çok olması,

IV. her dölde (nesilde) çok sayıda yavru oluşması

özelliklerinden hangileri sağlamaz?

A) Yalnız I

B) Yalnız II

C) I ve III

D) II ve IV

E) III ve IV



Ç10: Evrimsel olarak çevreye uyum, değişen koşullara göre çeşitlilik sağlama ile mümkün olur.

Bu du*rumda, canlı türlerinde sürekli bir değişkenlik ol*ması ve yeni varyasyonların oluşması, evrimsel değişimi hızlandıran etkenlerdir.

Bir yılda oluşan döl sayısının fazla olması ve her dölde çok sayıda birey meydana getirilmesi, olu*şan bireylerde çeşitlilik ihtimalini artırdığı için, ev*rimsel açıdan iyi uyum kabul edilir.

Alel frekanslarının nesiller boyunca sabit kalma*sı, genlerde çeşitliliğin olmadığını (populasyonun kararlı olduğunu) gösterir.

Bu durum ise, değişen çevre saltalarına uyumu sağlayamayacağı için, evrimleşme adına kötü bir uyum olur.

Cevap A







S11: Bazı bireyleri numaralanmış olan aşağıdaki soy ağacı, bir ailedeki bireylerin, X kromozomunda, çekinik bir alelle taşınan bir özettikle ilgili fenotiplerini göstermektedir.


Buna göre, bu bireylerin genotipleriyle ilgili;

I. 2. bireyde, özellikle ilgili alellerden biri baskındır.

II. 3. bireye, özellikle ilgili alel 1. bireyden geçer.

III. 4. bireye, 1. ve 2. bireylerden özellikle ilgili farklı aleller geçmiştir.

yargılarından hangileri doğrudur?

A) Yalnız I

B) Yalnız II

C) Yalnız III

D) I ve III

E) II ve III



Ç11: Anlatılan karakter örneği renk körlüğü ve hemo*filiye uygundur.

Renk körlüğü X kromozomu üze*rinde taşınan çekinik (r) geni ile belirlenir.

Buna göre dişi bireyin hasta olabilmesi için XrXr genotipinde, erkeğin hasta olabilmesi için ise X*Y genotipinde olması gerekir.

Erkekler (44 + XY); X kromozomlarını anneden, Y kromozomlarını ise babadan alırlar.

Buna göre, normal görüşlü olan 2. bireyin renk körü erkek çocuklarının olması, bu dişinin XRXr genotipinde olmasıyla sağlanabilir.

3. bireye, hastalıkla ilgili gen babasından değil (1. birey) annesinden geçebilir (2. birey).

Çünkü yukarıda da belirttiğimiz gibi, erkekler X kromo*zomlarını annelerinden alırlar.

4. birey bir dişidir (44 + XX).

Bu durumda anne ve babasından birer tane X kromozomu almalıdır.

Babası renk körü pCY) olduğu için, normal (renk*li) görmesini sağlayan geni (XR) annesinden al*mış olmalıdır.

Cevap D







S12: Aşağıdaki grafikte, bir gölde; ışık, sıcaklık, besin tuzları miktarı ve fitoplankton yoğunluğunda mevsimlere göre gerçekleşen değişmeler gösterilmektedir.


Bu grafikteki bilgilere dayanarak aşağıdaki yargılardan hangisine varılamaz?

(Grafikte verilenler dışındaki etkenler dikkate alınmayacaktır.)

A) Fitoplankton yoğunluğunun L - R arasındaki değişimi, besin tuzlarının miktarıyla ilişkilidir.

B) Fitoplankton yoğunluğunun S - V arasındaki azalması, sıcaklıkla ilişkilidir.

C) Işık ve sıcaklık, fitoplankton yoğunluğu için her mevsimde sınırlayıcı olmuştur.

D) ilkbaharda besin rekabeti, fitoplankton yoğunluğunda L - M arasındaki azalmaya neden ol*muştur.

E) Sonbaharda besin tuzlan miktarının artması, fitoplankton yoğunluğunun R - S arasındaki artışında etkili olmuştur.



Ç12: Bu ekosistemde, fitoplankton sayısının değişimi üzerinde, besin tuzlan, sıcaklık ve ışık miktarı ol*mak üzere üç farlı faktör etkili olmaktadır.

Bunun için, sorunun çözümünde her seçeneği tek tek incelemek daha anlaşılır olacaktır:

A şıkkı: Burada L - R arasında besin tuzlarının azalmasına bağlı olarak, fitoplankton sayısının da azaldığı gözlenebilir.

Çünkü, gelişmede etkili olan diğer faktörler bu aralıkta artış göstermiştir.

B şıkkı: S -V arasında ise, ışık ve besin tuzları ye*terli olduğu halde, birey sayısı azalmıştır.

Buna ise ortam sıcaklığının azalması neden olmuştur denilebilir.

C şıkkı: Işık ve sıcaklığın, populasyon yoğunlu*ğu için her mevsimde sınırlayıcı olduğu söylene*mez.

Çünkü, başlangıçta sıcaklık ve ışık arttığı hal*de, fitoplankton sayısında bir miktar azalma mey*dana gelmiştir.

D şıkkı: L-M arasındaki azalmada, ortamdaki be*sin tuzları miktarının azalması etkili olmuş olabilir.

Soruda besin rekabeti denirken bu kastedilmiş olmalıdır.

Yoksa, kendileri fotosentez yapabilen fitoplanktonlar organik besin için rekabet etmezler.

E şıkkı: Sonbaharda ışık ve sıcaklık çok değiş*ken olmadığı halde, populasyon yoğunluğu art*mıştır.

Bu artışı ise, besin tuzları miktarının artma*sı sağlamış olabilir.

Cevap C