İneğin Özellikleri - İneklerin Özellikleri

lkemiz süt sığırı işletmelerinin en önemli sorunlarından biri ahırların yapımıdır. Üreticilerimiz çoğu zaman pahalı damızlık hayvan almakta, beslemeye yeterince özen göstermekte, hastalıklara karşı duyarlı davranmakta, ancak sağlıklı ahır yapımına gerekli özeni göstermemektedir. Halbuki verimli ve sağlıklı hayvanların modern ahırlarda barınma zorunlulukları vardır. Hayvancılığa barınakların yapımı ile başlanır. Barınak sağlıklı olursa başarı şansı artar. Tersine ilkel ve yanlış yapılırsa sorun üreticinin baş belası olur. Hatalı barınakların sonradan düzeltilmesi çok zor yada imkansızdır. Dolayısıyla ahır, tekniğine uygun olarak inşa ettirilmeli ve uygun özelliklere sahip olmalıdır.
Gelişmiş ülkelerde planlı ve sağlıklı barınak, üreticinin altyapısı, üretimin sigortasıdır. Üretimin düzgün bir biçimde yapılmasının sağlanması ve ucuzlatılmasında ilk düşünülen konu modern barınak yapımıdır. Süt sığırları için planlı ve uygun ahır yapımı oldukça önemlidir. Çünkü işletmenin değerli ve hassas olan hayvanlarını belli bir disiplin altında uzun süreli barındırmak, gerekli olan bir çok işlemi belli bir düzen içerisinde gerçekleştirmek zorunluluğu vardır. Ahır, hayvanların sağlıklı ve yüksek süt verimi sağlayacağı, yem dağıtımı, gübre temizliği, sağım ve diğer bakım işlerinin kolaylıkla yürütülebileceği bir mekan olup, süt sığırı işletmelerinin can damarıdır. Bu nedenle, ahırların planlanmasına büyük özen gösterilmelidir. Ahır planlaması denilince sadece sağılır ineklerin barınacağı yapı düşünülmemelidir. İşletme bir bütün olarak ele alınmalı sağılır inek ahırı yanında, buzağı, dana, düve ve kuru ineklerin barınacağı ahırlar ile ot, silaj, katı-sıvı gübre depoları, çeşitli koruma yapıları işletme sahibi yada çalışacak işçinin barınacağı evin de birlikte düşünülmesi gerekir.
Ahırların yapımında aşağıdaki hususlar gözönüne alınmalıdır
1. Barınacak hayvanların temiz hava, sıcaklık ve nem gibi çevre isteklerinin en iyi biçimde karşılamasına,
2. Hayvanların yaşam tarzına ve davranışlarına uygun olmasına,
3. Ahır içerisinde esas olan yemleme sağım, gübre temizliği ile diğer bakım işlerine yönelik işlerin kolayca yapılmasına ve işgücü gereksinimin en aza indirilmesine,
4. Ahır ve elemanlarının yapım maliyetinin ucuz olmasına,
5. Ahır içerisinde sürü yönetiminin kolay yapılmasına,
6. Ahır tipinin mekanizasyon ve teknoloji uygulamasına yatkın olmasına özen gösterilmelidir.
Ahırlarda aşağıdaki şartlar sağlanmalıdır
1.Ahırlarda durakların uygun ölçülerde olması,
2.Ahır sistemlerine göre yemlik ve sulukların yeterli ve uygun ölçülerde olması,
3.Sığırlarda önemli problem olan solunum sistemi hastalıklarını azaltmak için ahırın havalandırmasının yeterli olması,
4.Metabolizma hastalıklarını önlemek için özellikle gebeliğin son dönemlerinde serbest gezinecekleri alanların olması,
5.Düşüp kaymalarını, çeşitli ayak hastalıklarını ve mastitisi önlemek için uygun zeminin seçilmesi ve bol altlık bulundurulması,
6.Doğum, buzağı ve karantina bölümlerinin bulunması,
7.Kapılarda eşik bulunmaması,
8.Kapı girişlerinde antiseptik içeren ayak banyolarının bulunması gereklidir.
İklim etmenleri, hayvan organizmasını çeşitli yönlerden etkilediğinden barınakların yapımında önemi büyük olmaktadır. Bu nedenle, bölge iklim koşulları iyice incelenerek hayvan sağlığı ve verimi üzerindeki olumsuz etkileri ekonomik sınırlar içerisinde giderebilecek barınak tipleri üzerinde durulmalıdır. Süt sığırı ahırları, bölgenin iklim koşulları ve işletmecilik anlayışına bağlı olarak 3 farklı tipte planlanabilmektedir:
1.Bağlı duraklı ahırlar
2.Serbest açık ahırlar
3.Serbest duraklı ahırlar
İşletmecilikte başarı iyi bir projelemeye ve kaliteli bir inşaata bağlıdır. Ahır ve ünitelerinin uzmanlarca planlanması ve projelenmesi gerekir. İnekler duraklı ahır tipinde, inek sayısına bağlı olarak düzenlenen duraklarda dinlenirler. Barınakta uygun şartlar sağlanmadan kârlı bir hayvancılık yapılamaz. Kapalı ve bağlı duraklı süt sığırı ahırlarında, yeteri kadar havalandırma ve aydınlatma sağlanamayıp, yem kısıtlı, yanlış ve besleme değeri yönünden yetersiz kalitede verildiğinde, hastalık riski artmakta, hayvanların verimi düşmekte ve yetiştirici kısa sürede zarar ederek, işletmesini tasfiye etmektedir. Bir hayvanın sağlıklı olabilmesi için öncelikle uygun çevre şartlarının sağlanması gereklidir. Çevre şartlarının uygun olmadığı ortamdaki sığırın verimi azalacağı gibi, hastalıklara yakalanma ihtimali artacaktır. Hayvan verimine etkili olan en önemli çevre koşulları; sıcaklık, bağıl nem, ortam havasının bileşimi, havalandırma kapasitesi, hava akım hızı ve aydınlatmadır.
Ahır havasının sıcaklığı ve nemi nasıl olmalıdır?
Sıcaklık, hayvanların fizyolojik etkinlikleri, sağlık ve verimleri ile barınakta çalışan işçilerin sağlığı yönünden en önemli çevre koşuludur. Süt sığırları için çevre sıcaklığı geniş sınırlar içerisinde değişmektedir. Bu sınır, sığırların barındıkları ahırların kapalı ve açık olmasına göre ayrıcalık gösterir. Kapalı ahırlarda 10-15°C arası en uygun sıcaklık değeridir. Zorunlu durumlarda bu değer 7°C’ye kadar inebilir. Daha düşük sıcaklıklar, ahır içerisinde nem yoğunlaşmasını artırması ve uygun olmayan bir çalışma ortamı yaratması nedeniyle istenmez. Sığırların açık ahırlarda barındırılmaları durumunda sıcaklığın 0°C’nin altına düşmesi büyük bir sorun yaratmaz. Ancak, dikkat edilmesi gereken nokta; ani sıcaklık değişimlerinin sığır sağlığı ve verimi üzerine yapacağı olumsuz etkilerle karşılaşılmasıdır. Alıştırmış olmak ve yeterli yem vermek şartıyla –25 dereceye kadar inen ısılarda bile süt sığırlarının verimlerinde önemli bir düşme olmaz, sağlıkları bozulmaz. 25 0C’yi, bilhassa 35 0C’yi geçen sıcaklıklar hayvanları rahatsız etmekte, süt verimi ve sütün yağ oranı düşmektedir.
Aşırı sıcaklarda hayvanları rahatlatıcı önlemler (gölgelik, fanlarla havanın sirkülasyonu, su püskürtme vb.) alınmalıdır. Çoğu yetiştiricinin ahırında olduğu gibi, havasız, pis kokulu, nemli ve aşırı sıcak ahırlarda hayvanları tutmak, onlara eziyet olup, sağlıklarını sürdürmelerine ve verimli olmalarına imkan yoktur.
Hayvanlar, soğuk ve düşük nemli ortamlara daha kolay uyum yapabilmelerine karşın, nemli sıcak ortamlarda önemli ölçüde rahatsız olurlar. Yeterince havalandırmanın yapılmadığı fazla nemli ahırlarda, yalıtım da iyi değilse yapı elemanları üzerinde yoğunlaşan nemin hayvanlar üzerine damlaması hayvanları çok rahatsız ederek hastalanmalarına ve verimlerinin düşmesine neden olur.
Yüksek sıcaklık ve bağıl nem hayvanlarda yem yeme isteğini azaltacağından hayvan veriminde büyük oranda düşüşler kaydedilecektir. İyi bir havalandırma sisteminin kurulması, gerektiğinde soğutma sistemiyle ortam sıcaklığının düşürülmesi ve iyi bir yapı yalıtımıyla bu sorun giderilebilir.
Ahırlarda uygun çevre koşulunun sağlanmasında, yapı elemanlarından kaybolan ısı miktarını azaltıcı önlemlerin yanında, yeterli havalandırma yapılması zorunludur. Havalandırma ile barınak içerisinde bulunan sıcak ve kirli hava dışarı atılmakta, hayvanların yaşam ve verimini sürdürebilmesi için gerekli oksijen sağlanmakta ve zararlı gazlar, istenmeyen kokular ve havada bulunan zararlılar uzaklaştırılabilmektedir. Ayrıca, nem düzeyi de ayarlanabilmektedir. Ahır havadar ve aydınlık olmalı, kesinlikle hava cereyanı olmamalıdır.
Ahırlarda aydınlatma
Ahırlarda sağlanması gereken iklim koşullarından bir diğeri de ışıklamalıdır. Aydınlatma doğal yada yapay yoldan gerçekleştirilebilir. Aydınlatma ile yemleme ve iş kolaylığının sağlanması amaçlanır. Doğal ışıktan yararlanmak için ahır duvarlarına eşit aralıklarla pencereler yerleştirilir. Doğal aydınlatmada pencere yüzeyinin hesabında bölgenin iklim koşulları dikkate alınmalıdır. Çoğunlukla ahır tabanının 1/15-1/20′si genişliğindeki pencere yüzeyi yeterli aydınlatmayı sağlar. Soğuk bölgelerde bu oran 1/25′e kadar düşürülebilir. Yapay aydınlatmada elektrik ampulleri ve flouresans lambalar kullanılmaktadır. Yapay aydınlatmada 100 lux’lük bir ışık şiddeti yeterli kabul edilir. Bunun için ahır tabanının 1 m2′sine 25-30 watt’lık ışık kaynağı önerilir.
Ahırlarda temizlik
Süt sığırcılığı işletmelerinde verimli ve sağlıklı bir üretim için gübrenin günlük olarak ahırdan uzaklaştırılması gerekir. Ahır tabanı mümkün olabildiğince temiz ve kuru olmalıdır. Gübre katı, sıvı yada karışık bir şekilde temizlenebilir. Bu, ahır sistemi ve taban düzenlemesi ve gübre işletim sistemiyle yakından ilgilidir. Aşırı yumuşak veya aşırı sert tabanlardan kaçınılmalıdır. Gübre temizliğinde 3 farklı sistem yaygın olarak kullanılmaktadır. Bunlar; traktör ve mekanik küreyicilerle, ızgara tabanlı zeminde ve basınçlı su uygulaması ile yapılan temizlemelerdir. Ahır, özellikle doğum yerleri ve buzağı bölmeleri sürekli temiz tutulmalıdır.


Facebookta Paylaş
Gebe ve Sağmal İneklerin Beslenmesi

Yazan admin 18 - Eylül - 2010

Irkları ne olursa olsun, hayvanlara iyi bakım besleme uygulamadıkça onlardan yüksek verim alınamaz. İyi bir bakım, besleme uygulandığında elde edilecek süt ve verim miktarı artar ve sürü daha sağlıklı olur. Doğum başlangıç alınarak süt ineklerinin beslenmesi 4 döneme ayrılarak yapılır.
Doğumdan sonra ilk 2-3 ay
Doğumdan sonra yapılacak iyi bir bakım ve besleme ile inekten bir sağım döneminde elde edilecek toplam süt verimini en yüksek düzeye çıkartır. Bu dönemde yüksek süt verimine ulaşmasına karşılık, ineklere yeterince yem verilmemesi önemli bir problemdir. Bu nedenle doğumdan sonra ineklerin beslenmesinde aşağıdaki noktalara dikkat edilmelidir;
1. Mutlaka iyi kaliteli kaba yemler kullanılmalıdır.
2.Hayvana yedirilen günlük toplam yemin mümkünse yarısı kaba yem olmalıdır.
3.İmkan varsa kaba ve kesif yemler karıştırılarak birlikte verilmelidir.
4.Kaba yemin en az yarısı 5 cm’den daha uzun doğranarak hayvanlara verilmelidir.
5.Günlük süt verimini takip ederek yem miktarını süt verimine göre ayarlanmalıdır.
6.Doğumu takiben kesif yem miktarı yavaş yavaş artırılarak 8-10 gün içinde günlük 5-6 kg’a miktarına çıkartılmalıdır.
7.Daha sonra süt verimindeki her 3 kg artışa karşılık, kesif yem 1 kg artırılmalıdır.
Doğumdan sonra 3-6 ay
Süt verimindeki artışın duraklayıp yavaş yavaş azalmaya başladığı dönemdir. Laktasyonun ikinci döneminde de hayvanlara olabildiğince kaliteli kaba yem verilmelidir. Bu dönemde hayvanlar birinci döneme göre daha kolay beslenirler. Çünkü bu dönemde süt verimi yüksek olsa da, hayvanın yem tüketimi de yükselmiştir. Yem tüketimi arttığı için ineklerin enerji ve besin maddeleri ihtiyaçları daha kolay karşılanabilir. Laktasyonun (süt sağılabilmenin) bu döneminde de ilk dönemdeki kurallara dikkat edilmelidir. Dikkat edilmediği takdirde hayvanda beslenme bozuklukları oluşabilir.
Doğumdan sonra 6. aydan kuruya çıkıncaya kadar
Bu dönem hayvanın bakım ve beslenmesini en kolay yürütüldüğü dönemdir. Çünkü hayvanın yem tüketimi artık belirli bir düzeyin üzerine çıkar ve süt verimi de hızla azalır. Bu dönemdeki problem, hayvanların besin maddesi ve enerji ihtiyaçlarını karşılayamamaktan çok, hayvanları aşırı besleme sonucu yağlandırma olabilir. Bu nedenle ineklerin süt verimi çok iyi takip edilerek, süt verimi azaldıkça verilen yem miktarı azaltılmalıdır.
Kurudaki ineklerin beslenmesi
İneklerin doğuma iki ay kala sağımdan kesilmesine kuruya çıkarma denir. Bunun amacı, bir sonraki sağım döneminde hem yüksek süt verimi, hem de daha sağlıklı olmalarını sağlamaktır. Hayvanlar kuruya çıkarılarak, meme dokularının dinlenmesi ve yenilenmesi, ayrıca ana karnındaki yavrunun daha iyi gelişmesi sağlanır. Buzağı ana karnındaki gelişmesinin % 70’ini gebeliğin son 2-3 aylık kısmına tekabül eden kuru dönemde tamamlar. Bu dönemde yapılan besleme hataları sonradan telafi edilemez.
Kuru dönemin birinci ayında yani doğuma bir ay kalana kadar ineklere yiyebileceği kadar iyi kaliteli kuru ot ve günlük 2-3 kg kesif yem verilebilir. Elimizde iyi kaliteli kuru ot yoksa ve kaba yem olarak sadece saman veriliyorsa bu durumda kesif yem miktarı 3-4 kg’a çıktılmalıdır.
Kuru dönemdeki ineklerin beslenmesinde nelere dikkat etmeliyiz?
1.Kuru dönemde vereceğimiz kaba yemler olabildiğince kaliteli olmalıdır. Çünkü ana karnındaki yavrunun gelişip büyümesinden dolayı, işkembenin hacmi, dolayısı ile yem alma kapasitesi azalmıştır. Saman gibi kalitesiz kaba yemler, işkembede boşa yer kaplayarak hayvanın doygunluk hissetmesine ama besin maddeleri bakımından eksik kalmasına neden olabilir. Yine kaba yemler patoza vurarak çok fazla küçültülerek hayvanlara yedirilmemelidir. Küçük ve ince yemler hayvanların geviş getirmelerini azaltarak, salgıladıkları tükürük miktarını düşürürler.
2.Bu dönemde silaj, pancar, domates ve elma posaları ile taze biçilmiş yeşil yemler gibi fazla sulu yemleri yedirmemelidir. Zaten bu dönemde işkembenin kapasitesi azalmıştır. Bu yemler fazla miktarda su kapsadığından hayvanlar beslenme eksikliğine uğrayabilirler.
3.Küflenmiş, kızışmış ve herhangi bir şekilde bozulmuş yemleri kullanılmamalıdır. Böyle yemlerin yavru atmalara sebep olacağı unutulmamalıdır.
4.Kurudaki inekleri mutlaka diğer ineklerden ayırarak, ayrı bir besleme ve bakım programı uygulanmalıdır.
5.Kurudaki ineklerin aşırı beslenmeleri ve yağlanmaları kesinlikle önlenmelidir.
Silaj
Mısır ve diğer kaba yemlerden yapacağımız silajlar, süt inekleri için çok iyi enerji kaynağıdırlar. Silajın protein ve kuru madde düzeyi düşük olmasından dolayı, mısır silajına erken biçilmiş baklagil otu veya üre katılarak protein düzeyi yükseltilmelidir. Mısır silajı veya diğer silajlar, süt ineklerinin kaba yem ihtiyaçlarını tek başına karşılayabilirler. Baklagil otlarıyla birlikte verilmeleri daha iyi olur. Bir süt ineğine günde 25-30 kg silaj yedirilebilir.
İneklerin tuz ihtiyacı
Tuz noksanlığında iştah azalması görülür. Tuz ihtiyacı vücut ağırlığı ve verilen rasyonun karakterine göre değişir. Canlı ağırlığı 500 kg olan bir süt ineğinin yaşama payı tuz ihtiyacı günde 20-25 g’dır. Buna, ineğin verdiği her 1 kg süt için ayrıca 2 g tuz eklemek gereklidir.
İneklerin su ihtiyacı
Süt sığırlarının su ihtiyacı, hayvanın vücut ağırlığına, süt verimine, verilen yemin cinsine ve çevre ısısına bağlı olarak değişir. Bir süt ineği 24 saatte ortalama 10 kez su içer. Bir süt ineğinin yaşama payı su ihtiyacı günlük 40-60 litre kadar olup, her litre süt verimi için 4 litre daha fazla su içer